TKP'den Sol Siyasete Çağrı
TKP, sosyalist hareketin CHP ve DEM Parti'nin etkisinde gelişemeyeceğini belirterek bağımsızlık vurgusu yaptı.
(ANKARA)- Türkiye Komünist Partisi (TKP), sosyalist hareketin CHP ve DEM Parti'nin gölgesinde gelişemeyeceğini savunarak, "Bu koşullarda bir kez daha bütün samimiyetimizle çağrımızı yineliyoruz: ?Düzen siyasetinden bağımsız; devrimci, yurtsever, sermaye karşıtı, emperyalizmin bütün biçim ve kurumlarından kopmuş, aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bir solun toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur" dedi.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Merkez Komitesi, Türkiye'de sol siyasetin yönelimi ve güncel siyasi tartışmalara ilişkin yazılı açıklama yaptı. değerlendirildi. Sosyalist hareketin uzun yıllardır kimlik siyaseti ekseninde şekillenen yaklaşımlar nedeniyle bağımsızlığının zayıflattığı savunulan açıklamada, şu ifadelere yer verdi:
"Sol kimlikçi bir tartışmanın parçası olamaz. Yurttaşlarımızın etnik ya da mezhepsel kökeni Türkiye'yi aydınlığa, eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, refaha taşıyacak bir mücadelenin doğrultusunu değiştiremez. Şu ya da bu makama gelecek kişinin dünya görüşü, çalışkanlığı, halka adanmışlığı, yurtseverliği, bilgi ve becerisi, dürüstlüğü dışında hiçbir kriterin önemi yoktur. Bu ülkede etnik ve mezhepsel eşitsizliklerin, ayrımcılığın olduğu açık bir gerçektir. Önemli olan, bu gerçeğe nasıl yaklaşılacağı ve nasıl çözümler üretileceğidir. Kimliklerin birbirinin karşısına konduğu bir taraflaşmanın herhangi bir çözüme yardımcı olması mümkün değildir. Çözüm, bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu derin sömürü, ağır yoksulluk ve adaletsizliğin kaynaklarını kuruturken bu eşitsizlik ve ayrımcılığı da birleştirici bir perspektifle ortadan kaldırmaktadır. Türkiye solu bu çok basit gerçeği unutmuş ve emekçi halkımızı bölen kimlikçi politikaların peşinden gitmiştir. 'Alevi Cumhurbaşkanı seçilemez', 'anadili Kürtçe olan bir Cumhurbaşkanı adayını desteklemeyiz' gibi siyasal ve kamusal alanda hiçbir yeri olmaması gereken açıklamalara yol açan da solun kimlikçi siyasetin yarattığı sıkışmadan kurtulamamasıdır."
İşte bu koşullarda bir kez daha bütün samimiyetimizle çağrımızı yineliyoruz: ?Düzen siyasetinden bağımsız; devrimci, yurtsever, sermaye karşıtı, emperyalizmin bütün biçim ve kurumlarından kopmuş, Aydınlanmacı ve Cumhuriyetçi bir solun toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. 'Amalar' ve 'fakatlar' bir köşeye bırakılabilirse, sol gerçek bir kimlik kazanacak ve başlı başına bir siyasal güç merkezi haline gelecektir. Solu ilkelerinden uzaklaştıran 'en geniş güçlerin birliği' yaklaşımı derhal terk edilmelidir. AKP iktidarıyla mücadele o iktidarın kaynakları iyi teşhis edilerek başarıya ulaşabilir. Tarikatlarla, holdinglerle, NATO'yla, Avrupa Birliği ile hesaplaşmayı erteleyen bir solun 'en geniş güçlerin birliği'ni kime ve neye karşı oluşturmak istediği emekçi halk açısından kocaman bir belirsizlik içermektedir. Oysa sol ancak açık, yalın ve tutarlı bir siyasal-ideolojik kimlikle çaresizlik içindeki yoksul halk kesimlerine umut verebilir, seçenek oluşturabilir.