Turan; Bilecik Pomem'de Konferans Verdi

Son Güncelleme:

Mustafa Turan; 'POMEM personeli ve öğrencilerine' "Tarihimizden Altın Sayfalar" konulu konferans verdi.

Kişisel Gelişim Uzmanı ve Tarihçi-Yazar Mustafa Turan; Bilecik Polis Mesleki Eğitim Merkezi'nin (POMEM) eğitim amaçlı düzenlenen konferansları çerçevesinde, 'POMEM personeli ve öğrencilerine' "Tarihimizden Altın Sayfalar" konulu konferans verdi.


"Tarihimizden Altın Sayfalar"


POMEM personeli ve öğrencilerine verdiği "Tarihimizden Altın Sayfalar" konulu konferansında tarihini bilmeyen milletlerin coğrafyasını başkalarının çizeceğini söyleyen ve Tarihte belgelerin konuştuğunu, belge olmadığında bilgilerin masal ve efsaneden ibaret olduğunu belirten Kişisel Gelişim Uzmanı ve Tarihçi-Yazar Mustafa Turan; konuşmasında şunları aktardı: ""Tarih yazmak tarih yapmak kadar önemlidir. "Biz ne tarihimizdeki kahramanları anlatmakla, ne de zaferlerimizi saymakla bitirebiliriz. Adeta sıra dağlar gibi geçit yaparlar. Fakat maalesef tarihi yaptığımız kadar yazdığımızı söyleyemeyiz. Atatürk, 'Tarih yazmak tarih yapmak kadar önemlidir.' diyordu.


Hakikaten, tarih yazmak tarih yapmak kadar önemlidir. Fakat ecdadımız tarih yapmaktan tarih yazmaya fırsat bulamamış. Ama gelin görün ki üzülmemek elde değil. Muazzam ecdadımızın yapmış olduğu o muhteşem tarihi, kazanmış olduğu o zaferleri ve o tarihi bugünkü nesille, çocukla, gençle okumaktan dahi acizdir. Bu işin birde vebal yönü vardır. Biz tarihimizi çok iyi öğretmek zorundayız. 'Tarihini bilmeyen milletlerin coğrafyasını başkaları çizer' Tarihi iyi bilirsek, tarihten hız alırsak istikbale daha iyi hazırlanırız. Tarihini bilmeyen milletlerin coğrafyasını başkaları çizer. Başkaları sığ, kısa ve kısır olan tarihlerini nesillerine bir destan gibi okutuyor. Oysa bizim destanlarımız var ama maalesef onları veremiyoruz. 'Tarihimizi geleceğimize emin adımlarla yürümek için öğreniyoruz' Biz tarihimizi, geleceğimize emin adımlarla yürümek, geçmişimizden güç almak için öğreniyoruz. Tarihte eğer biz hoşgörü göstermeseydik şimdi Viyana'ya kadar tamamı Türkçe konuşacaktı, asimile olmuş olacaktı. 'Keşke olsaydı.' diyenler olabilir. Eğer öyle olsaydı, Osmanlı bugünkü Osmanlı olmazdı. O emperyalist bir güç olurdu ve adaletimizden, hoşgörümüzden söz edilemezdi. Kendisine güveni olan bir insan veya devlet asimile olma politikasına tenezzül bile etmez.


Güzellik o dur ki, onu başkaları alkışlar. Kahramanlık o dur ki onu başkaları beğenir. Ben tarihi Lamartine'den öğreniyorum. Bana Lamartin'nin takdir dolu bakışlarından tarihimin bağrına damlayan gözyaşları, Türk Tarihçisi Peçevi'nin üsturelerinden daha çekici gelir. Pierre Loti'nin bizim mezarlarımızdaki servilerin altında yatma arzusu, bana Aşık Paşazade'nin tarihinde anlattığı değerlerden daha hoş ve uygun gelir. O yüzden başkalarının kaleminden ve dilinden kendimi öğrenmeyi tercih ederim. 'Tarihte iki kere iki dört etmez' Tarihçilerin bir hastalığı var. Bu batıda da şarkta da vardır.Tarihte belgeler konuşur. Belge yoksa bilgiler masal ve efsaneden ibaret kalır. Tarihte iki kere İki dört etmez, beş eder, üç eder. Eğer elde belge yoksa tarihçi o olayı anlatırken yorum katar. Yorumda da kendi görüşünü resmeder.


O yüzden batılı bizi anlatırken mutlaka tarihteki kinini, hıncını o satırların arasına bir şekilde geçirir ve objektif olarak bakamaz. O yüzden bizim düşmanlarımız, en sağduyulu olanlar dahi bizi anlatırken mutlaka Osmanlıyla ilgili art niyetini de kaydeder. Aslında onların Osmanlıyla fazla bir problemi yoktur, onlar Osmanlının İslam'ına düşmandır. Bazı art niyetli çevrelerin dediği gibi Türkler İslamiyet'i kılıç zoruyla kabul etmemiştir.Tam iki asır boyunca İslamiyet'i incelemiştir. İslamiyet'i inceledikten sonra iman etmişlerdir.Türkler, iman edince Türkmen adını almışlardır. Türkmen, Türk+iman kelimelerinden oluşur, iman eden Türk demektir. Anadolu'nun bazı yerlerinde Türkmenlere Yörük de deniliyor. Yörük de, yürümek fiilinden geliyor. Biz hareketli bir toplumuz. Eğer hareketli bir toplum olmasaydık, bugün uzak doğuda Çinliler, Japonlar, Kırgızlar gibi çekik gözlü bir millet olarak kalacaktık. İşte bu hareketli olma neticesinde Viyanalara kadar gelmişiz ve bu coğrafyayı yurt edinmişiz" Yoğun bir ilgiyle izlenen konferansta, Tarihimizin altın sayfalarından örnekler sunan Tarihçi Turan, Bilecik yöresinin fethine ve bu bağlamda kuruluş ve kurtuluş destanlarına işaret etti.


Muhteşem Yüzyıl dizisini de eleştiren Yazar, Kanuni'nin gerçek portresini izleyenlere örneklerle bir bir aktardıktan sonra, Bilecik'le Sultan II. Abdülhamid Han arasında da bağ kurarak, Padişah'ın Bilecikli Türkmenlere "özhemşehrilerim" dediğini anlattı. Konferansın sonunda Pomem Müdürü tarafından Yazar Mustafa Turan'a bir şilt de takdim edildi.

Kaynak: Bültenler