Yemen'deki "Kararlılık Fırtınası" Operasyonu

Son Güncelleme:

Eski Lübnan Başbakanı Saad el-Hariri, Suudi Arabistan'ın öncülüğündeki Arap ülkelerinin Yemen'deki Husilere yönelik başlattığı "Kararlılık fırtınası" operasyonunu destekledi.

Eski Lübnan Başbakanı Saad el-Hariri, Suudi Arabistan'ın öncülüğündeki Arap ülkelerinin Yemen'deki Husilere yönelik başlattığı "Kararlılık fırtınası" operasyonunu destekledi.


Hariri, sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz Al Suud'un Yemen'e müdahale kararını "akıllıca ve cesurca" şeklinde nitelendirerek, "Yemen'deki İran müdahalesinin, Arapların tepki göstermesini gerektirdiğini" savundu.


Hariri, Yemen halkının Suudi Arabistan ve Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) önderliğinde Husilere karşı başlatılan operasyonların yanında yer alacağını kaydetti.


Sosyalist Parti'nin Dürzi lideri Velid Canbolat da söz konusu operasyonda Suudi Arabistan'ın yanında yer aldıklarını belirterek, "Yemen'deki olaylar, ulusal güvenlik, Körfez ülkelerinin güvenliği ve uzun süredir ülkede çalışan Lübnanlıların çıkarları konusunda tehlike teşkil ediyor. Makul olan çözüm, Yemen ve çevresinin güvenliği için (2011'de Riyad'da imzalanan) KİK girişimine geri dönmektir" ifadelerini kullandı.


"En zor zamanlarda Lübnan ve halkını kucaklayan Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin yanında yer almanın Lübnan ve halkının maslahatına olduğunu" vurgulayan Canbolat, şunları kaydetti:


"Bölgedeki gelişmeler, korkunç bir şekilde hızlanıyor. Husiler ve devrik lider Ali Abdullah Salih'in yanında yer alanlar ve İran müttefikleri, Yemen'deki çözüm için sunulan KİK girişimini başarısızlığa uğrattı."


"Arap Baharı" adı verilen değişim sürecinin etkisiyle, aylarca devam eden kitlesel gösterilerin ardından Yemen'de 30 yılı aşkın süredir iktidarda bulunan Ali Abdullah Salih, 13 Kasım 2011'de, yetkilerini yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadi'ye devrederek iktidardan ayrılmıştı. Ancak bu süreçte oluşan otorite boşluğundan yararlanan Yemen El-Kaidesi'nin saldırılarını artırması, öte yandan siyasi süreçlere daha fazla katılım talep eden Şii Ensarullah Hareketinin (Husiler) gösterileri ve bölgedeki aşiretlerle çatışarak nüfuz alanlarını genişletmesi, ülke genelinde istikrarsızlığa yol açmıştı. Merkezi yönetimle yapılan uzlaşma görüşmelerinin sonuç vermemesi üzerine başkent Sana'da bazı stratejik yerleri kontrol altına alan Husiler, Ocak 2015'te başkanlık sarayına girmiş, Cumhurbaşkanı Hadi de ev hapsine alınmıştı. Ülkedeki güvenlik durumunun kötüleşmesi nedeniyle birçok ülke büyükelçiliklerini tahliye etmiş, Hadi de daha sonra başkent Sana'dan, Aden'e geçerek ülkenin halen meşru lideri olduğunu duyurmuş, bu süreçte Husiler tarafından alınan bütün siyasi kararların da geçersiz olduğunu ilan etmişti. Hadi'nin bu açıklamasına, Husilerin ilerleyişini İran'ın bölgedeki nüfuz alanını genişletme çabası olarak gören başta Suudi Arabistan olmak üzere birçok Arap ülkesi ve BMGK da destek vermişti.


Hadi'nin Aden'i "geçici merkez" ilan etmesi ve bazı ülkelerin diplomatik temsilciliklerini burada sürdüreceği yönündeki açıklamalarının ardından Husiler, "karşı direnişin merkezi" haline gelen Aden'e doğru harekete geçerek, kentteki bazı stratejik noktaların denetimini ele geçirmişti. Hadi yönetiminin üst düzey yetkililerinin Arap Birliği ve uluslararası topluma, acil askeri müdahale çağrısının ardından Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Husilere yönelik geniş çaplı operasyon başlatmıştı.

Kaynak: AA