153 Sayfalık Savunmasına Başladı

Son Güncelleme:

12.

12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Poyrazköy davasının ilk oturumu geçtiğimiz Cuma günü başlamıştı. Bütün sanıkların hazır bulunduğu ilk oturumda kimlik tespiti yapılmış ve iddianame okunmuştu. Talepleri de dinleyen mahkeme oturumu bugüne bırakmıştı.


TUTUKLU VE TUTUKSUZ SANIKLAR HAZIR


Davanın ikinci celsesine tutuklu sanıklar Emekli Binbaşı Levent Bektaş, Deniz Yarbay Ercan Kireçtepe, Deniz Binbaşı Erme Onat, Deniz Binbaşı Eren Günay ve emekli SAT komandosu Ergin Geldikkaya ile Tuğamiral Levent Görgeç'in de aralarında bulunduğu 12 tutuksuz sanık da katıldı.


KUBAN YİNE HEYETTE YOK


Mahkeme başkanı ve iki üyeden oluşan heyette 'Kafes' şoruşturması sanıkları askeri mahkemede yargılansın diyerek şerh koyan ve Balyoz soruşturmasında çetin Doğan dahil 19 şüpheliyi tahliye eden üye hakim Oktay Kuban yine yer almadı. Kuban ilk celsede de heyette yoktu.


BEKTAŞ'IN EŞİNDEN DUA


Bektaş'ın barkovizyon ile yapacağı savunma öncesi eşinin dua ettiği görüldü. Duruşmaya izleyici olarak katılan eşi bir süre ayakta gülümseyerek Bektaş'ı izledi. Eşinin bu sırada dua ettiği görüldü.


153 SAYFALIK SAVUNMASINA BAŞLADI


8 ana başlıkta topladığı 153 sayfalık ifadesine saat 10.30 civarında başlayan Bektaş, çok heyecanlı olduğunu belirtti. 43 yaşında olduğunu ve ilk kez hakim karşısına çıktığını ifade eden Bektaş, "Bana ve aileme yapılan haksız suçlamalar ile karşınızdayım.12 ay boyunca beni ve ailemi linç edilmek istenircesine hemen hemen tüm basın kuruluşlarında haberler yapıldı."dedi.


"EVİMİ HüCRE EVİ GİBİ BASTILAR"


Savunmasında SAT komandosunun özelliklerini sıralayan ve yurt içi ve yurt dışında gördüğü kurslara ilişkin belgeleri gösteren Bektaş, operasyon sırasında evinin aranmasına ilişkin detayları anlattı.Geçen yıl evinin arandığını ifade eden Levent Bektaş, "Evim hücre evi gibi basıldı. Kapıyı açmamla birlikte ekipler süratle içeri girdiler. Benim direnmemi bekliyorlardı herhalde ama bir direniş göstermedim. Polisin evimdeki yaptığı arama kısa sürede bitti.


"AV. ÖZTüRK DİJİTALLERİN KOPYALARINI AL DEDİ"


Evdeki ruhsatlı silahlarımı kendim teslim ettim. Daha sonra ofisimi aradılar. Laptopum ofiste olmamasına rağmen kendim getirip teslim ettim. Aramalar yapılırken Avukat Serdar Öztürk beni aradı. Aramalarda el koyulan dijitallerin kopyalarını kesinlikle al dedi. Polisler teknik yetersizlikler nedeniyle bunu yapamayacaklarını söylediler."diye savunmasını yaptı.


"BÖYLE BİR EYLEMİ ANCAK HASTALIKLI İNSANLAR YAPAR"


Emniyette ve savcılıkta geçirdiği zamana ilişkin açıklamalarda bulunan Bektaş, Ergenekon diye adlandırılan örgüte ilişkin davanın halen Silivri'de görülmeye devam edildiğini belirterek,"Sanki dava sonuçlanmış gibi iddianamede ve eklerinde savcılar bizimle ilgili ısrarla Ergenekon vurgusu yapmış. Bu konularla hiçbir alakam yoktur. Koç Müzesindeki denizaltında bulunan patlayıcılarla öğrencilere suikast yapılacağı iddia ediliyor. Böyle bir eylem ancak hastalıklı insanlar yapabilir.


"BİLGİLER DVD'YE SONRADAN YüKLENMİŞ"


Öte yandan böyle bir eylemi yapmak isteyenler niye eyleme ilişkin belge ve bilgileri saklasın ki...Bu ifadeler DVD'ye sonradan yüklenmiştir. Ben hayatım boyunca Koç Müzesi'ne hiç gitmedim. DVD'de bu patlayıcılar ile ilgili bölümler 'Cihan beyden' diye adlandırılmış. Benim böyle bir tanıdığım yok.


Gönderilen ihbar mektubunda da DVD var. DVD'nin içinde mühimmatın resimleri var. Bu resimlerde 't: cihandan' diye adlandırılmış. Bu komployu yapanlar Cihan diye bir şahıs üretip, bu isimle ürettikleri bilgileri çeşitli zamanlarda yüklemişlerdir.


İMAJI ALINANLARDA SUç UNSURU YOK


Bulunan patlayıcılar ile suçlanan kişiler arasında hiçbir bulgu yok. Şüpheliler arasındaki irtibatlarda sadece sanal ortamdaki belgelerdir. Polis tarafından arama yapıldığında el koyulan dijital verilerden imajı alınanlardan hiçbirinde suç unsuruna rastlanmamıştır."diye konuştu.


"MüHİMMATLAR SANKİ BULUNSUN DİYE GÖMüLMüŞ"


Beykoz'da gömülen mühimmatın gömülüş şekli ile adeta bulunsun diye gömüldüğünü ifade eden Bektaş, ihbar mektubunu yazanın, mektubunda yazdığı isimleri ancak tanık ifadelerini görerek bilebileceğine dikkat çekti. Bektaş, "Benim kanaatime göre tanık ifadelerinin bilgisi verilmiş. Gömülme işleminin yapıldığı yerde baz istasyonu çalışmaları yapılmış. Orada bulunmadığımın en büyük delili baz istasyonudur. Benim lehime olabilecek deliller ne iddianamede ne de ek klasörlerde yok. Aynı kişiden daha sonra ikinci ihbar mektubu geliyor. Poyrazköy'de bulunan mühimmat bence ilk ve ikinci mektup arasında gömülmüş. Eğer öyle olmasaydı ilk ihbar mektubunda yer alırdı.


"BU ŞEKİLDEKİ GÖMME İŞLEMİ BANA HAKARETTİR"


Benim vasıflarımdaki bir adamın bir karış suya hem de dere kenarının yanına bu mühimmatı gömdüğümün söylenmesi hakarettir. Gömülen mühimmatın elektrikli sistemi varsa böyle gömülmez. Bu malzemeyi daha sonra kullanmak isteyen kişiler böyle gömmez. Bunu sadece suç yaratmak isteyen kişiler yapar."


"BULUNSUN DİYE GÖMüLMüŞ"


Bedrettin Dalan'a ait arazide yapılan aramaya da savunmasında yer veren Bektaş, arama yapmak için gelen ekiplerin direkt mühimmatın bulunduğu bölgeye gitmesinin dikkat çekici olduğunu belirtti. Bölgenin resmini barkovizyodan gösteren Bektaş, "İhbar mektubunda mühimmatın yeri oldukça genel gösterilmiş. Polisler direkt 'lastik ev nerede?' diye sormuşlardır. Doğrudan mühimmatın bulunduğu bölge gidilip kazılmış.Kısa sürede bulunmuştur böyle bir geniş alanda. Mühimmat buraya gömülerek Bedrettin Dalan'da bu soruşturmaya dahil edildi. Bir taşla iki kuş vuruldu yani. Ben Bedrettin Dalan'ı hiç görmedim ve tanımam. Ayrıca bir mühimmat toprağın 15 cm altına gömülmez. Eğer böyle gömüyorsanız bulunmasını istiyorsunuz demektir" diye konuştu.


"TEK BAŞINA GÖMüLEMEZ"


Mühimmatın bulunduğu Keçilik mevkiine sivillerinde rahatlıkla gidebileceğini ifade eden Bektaş, "Bölge askeri bölge olarak gözükse de eğitim alanının bulunduğu alanın dışındaki dağlık bölgeye siviller çok rahatlıkla girebilir. Ancak sivilin tek başına buraya girip mühimmat gömmesi mümkün değil. çünkü nöbetçiler bunu fark edebilir. üzülerek söylüyorum, çocukluğumuzu ve gençliğimizi geçirdiğimiz bölgede, o bölükten yani SAT Grup Komutanlığı'ndan birinin desteği var. Bu benim şahsi görüşüm. Beni en çok üzen SAT Komandosu içinde böyle bir hainin çıkabilme ihtimalinin olmasıdır" dedi.


"BİR AMİRAL YARBAYDAN, BİNBAŞIDAN EMİR ALMAZ"


"Kafes Eylem Planı" adlı belgeyi basından öğrendiğini ifade eden Bektaş, plandaki görev dağılımında tutarsızlıklar olduğunu kaydetti. Planda, kendisinin "hücre lideri" olarak gösterildiğini anlatan Bektaş, "TSK'da hiçbir amiral, bir yarbaydan bir binbaşıdan emir almaz. TSK'da böyle bir şey olmamıştır ve olmaz. Burada hiyerarşi yok. Planda en üst düzeyde komutanın imzası olması gerekir ki, plan içinde bulunanları bağlasın. Böyle bir şey yok. Birkaç yerde imza taklitleri var" diye konuştu.


Selahattin GüNDAY - ümit TüRK - Özgür ARSLAN - İSTANBUL - DHA

Kaynak: DHA