2026 Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda.

Son Güncelleme:

Adalet Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde konuşan CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, "Sayın Bakan, bu bütçenin ruhu yok. 2026 bütçesiyle işleyen mekanizmaların ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin çabalara tek bir kuruş dahi ayrılmamış. Eğer bu sorun devlet politikası olarak çözülecekse, Adalet Bakanlığı'nın bütçesi yapılıyorsa nerede onarıcı adalet mekanizmaları için ayrılacak bütçeniz?" dedi.

Haber: Esra TOKAT - Erva GÜN

(TBMM) - Adalet Bakanlığı'nın bütçe görüşmelerinde konuşan CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, "Sayın Bakan, bu bütçenin ruhu yok. 2026 bütçesiyle işleyen mekanizmaların ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin çabalara tek bir kuruş dahi ayrılmamış. Eğer bu sorun devlet politikası olarak çözülecekse, Adalet Bakanlığı'nın bütçesi yapılıyorsa nerede onarıcı adalet mekanizmaları için ayrılacak bütçeniz?" dedi.

AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş'un başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Adalet Bakanlığı'nın 2026 yılı bütçesi ve kesin hesabının görüşmeleri devam ediyor.

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, HSK Adayı İsmail Ergüneş'in Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı yapılmasına değinerek, yargı ile siyasetin iç içe geçtiğini dile getirdi. Kılıç, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un bir röportajında Ergüneş'in İlçe Başkanı yapılmasıyla ilgili olarak, "Çok sayıda avukat HSK için başvurdu. CHP üyeleri de vardı, bunu yargının siyasallaşması olarak görmek doğru değil. Mevzuata, kanuna aykırı bir durum söz konusu değil" sözlerini hatırlatarak, "İsmail Ergüneş HSK adayı seçilemeyince hemen ardından AKP ilçe başkanı yapılmasını 'mevzuata aykırılık yok' diyerek savunmak, meseleyi bilerek daraltmaktır" dedi.

Kılıç, HSK'nın yargının kalbi olduğunu vurgulayarak, "O kalbin içine girmek isteyen bir ismin ertesi gün bir siyasi partinin ilçe başkanı yapılması, yargı-siyaset hattının nasıl iç içe geçtiğinin en somut göstergesidir" ifadesini kullandı.

CHP'li Alp:  Kürt sorununun çözümüne ilişkin çabalara tek bir kuruş dahi ayrılmamış

CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, yargı sisteminde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığına dikkat çekerek, "Yerel mahkemeler üst derece mahkemelerin kararlarına uymuyor, idare organları mahkeme kararlarını uygulamıyor. Bu nedenle Adalet Bakanı olarak geldiğiniz dönemde adaletin durumu her ne kadar iktidar tarafından inkar edilse de somut veriler bunun böyle olduğunu gösteriyor" dedi.

Bakanlığın 2026 yılı bütçesine ilişkin de konuşan Alp, "Sayın Bakan, bu bütçenin ruhu yok. 2026 bütçesiyle işleyen mekanizmaların ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin çabalara tek bir kuruş dahi ayrılmamış. Eğer bu sorun devlet politikası olarak çözülecekse, Adalet Bakanlığı'nın bütçesi yapılıyorsa nerede onarıcı adalet mekanizmaları için ayrılacak bütçeniz? Sayın Bakan, bu konularda bütçede kaynak ayrılmaması sizin ve diğer bakanlıkların bu konuya yeterince hazırlıklı olmadığınız ve yeterince ciddiyette yaklaşılmadığı gerçeğini göstermiştir" ifadelerini kullandı.

CHP'li Emre: İnsanların yargıya güveninin kalmadığı bir çöküş dönemine doğru gidiyoruz

CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre de 2024 yılında Adalet Bakanlığı'nın giderlerine değindi ve "2024 kesin hesap ve Sayıştay raporuna detaylı bakarsak Adalet Bakanlığı harcaması yaklaşık 200 milyar TL olmuş, bu harcamanın yüzde 70'i personel ve Sosyal Güvenlik Kurumu giderleri. Mal ve hizmet alım giderleri ise neredeyse her 5 liradan birini oluşturuyor. Sermaye giderleri ise toplam yüzde dördünü denk geliyor. İnsanlar cezaevinde nöbetleşe yatıyorlar özellikle kırsaldaki adliyelerin durumu çok kötü" eleştirisinde bulundu.

Yargıya güvenin her geçen gün çok daha geriye gittiğinin altını çizen Emre, "İnsanların yargıya güveninin kalmadığı bir çöküş dönemine doğru gidiyoruz. Özellikle 19 Mart'tan sonra yaşananlarla birlikte AYM kararlarının yok sayılması, AİHM kararlarına uyulmaması, seçilmiş belediye başkanlarının soruşturmalar ve tutuklamalarla görev yapılamaz hale getirilmesi, parti kapatma ve bu gibi siyasi mühendislik aracı olarak yargının araçsalaştırıldığı bu söylemlerin yaygınlaştığı bir durumda adalet artık nefes alabiliyor mu yaşıyor mu bundan emin değiliz" dedi.

"İddia eden serbest kalıyor, iftira diyen içeride yatıyor"

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un "Yargı bağımsızdır" açıklamalarına da değinen Emre, şunları kaydetti:

"Bu açıklamalarınızın pratikte bir karşılığı yoktur. Bugün Türkiye'de iki ipotek aynı anda vatandaşın omuzundadır. Birincisi yargı eliyle siyaset alanı daraltılıyor. İkincisi de köprülerden şehir arazisine,  özelleştirmelere kadar ülkenin geleceği rant sözleşmelerine veriliyor. Bu çifte ipotek rejimidir.

Eğer yargı kararları sarayın ajandasına göre verilirse orada hakim cübbesini ağırdır yoksa talimat kağıdını ağırdır sorusu akıllara geliyor. Biz CHP olarak ahlaki üstünlüğü kaybetmeden, hukukun dışına sapmadan hukuku savunuyoruz çünkü biliyoruz ki muhalefet de hukuk dışına çıkarsa çürüme herkesi yutar. Bir başsavcının dava açtıktan sonra basını toplayıp da ikna edici propaganda anlamına gelecek açıklamalar yapması görülmüş şey değildir. Hukukumuzda gizli tanık uygulaması terör kaynaklı dosyalar nedeniyle getirilmiştir ki kişilerin can güvenliğini korumak amacıyla. Gelişi güzel her dosyada kullanılamaz. Bizim hukukumuza göre iddia edilen 'rüşvet ve ihaleye fesat' suçlarında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak söz konusu değildir. Burada çok garabet bir durum var. İddia eden serbest kalıyor, iftira diyen içeride yatıyor. Ben bu hususun özellikle Bakanlığınız tarafından dikkatle incelenmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü toplumsal barış, huzur ve kardeşlik diyorsak bunun en büyük düşmanlığını bu olaylar yapmaktadır."

CHP'li Tanal:  Savcı ve hakim başına düşen dosya sayısı Türkiye ortalamasının çok üzerindedir

CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, "Şanlıurfa denilince akla gerçekten mağduriyet geliyor" diyerek kentteki adli duruma ilişkin eksiklikleri sıraladı. Bunların arasında aşırı dava yükünün, tercüman eksikliğinin, kolluk birimlerinin uzmanlaşma eksikliğinin olduğunu ifade eden Tanal, "Bu anlamda adalete iletişim engelleniyor. Şanlıurfa'nın yargı yapısı herkes zeki hem de kurumsal olarak ağır aksaklıklarla mücadele etmektedir. Savcı ve hakim başına düşen dosya sayısı Türkiye ortalamasının çok üzerindedir. Uzayan yargılama süreleri yıllara uzanmaktadır. Bazı illerde vatandaş en basit işlemler için il merkezine gitmek zorundadır. Mahkeme salonları küçüktür. Adli ve idari istinaf yok" diye konuştu.

CHP'li Suiçmez: Hukuk devleti ilkesi işlevsiz bırakılmıştır

Bütçe komisyonunda söz alan CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, "Meclisin bile Anayasa'yı açıkça ihlal ettiği, toplumun yargıya güveninin ciddi zedelendiği, yargılama sürelerinin ve yargılama giderlerinin artmasıyla adalete erişimin zayıfladığı, soruşturma ve kovuşturmaların hukuk çiğnenerek yapıldığı gerçeği karşısında bütçe sunum konuşmasında gururla verdiğiniz hakim, savcı ve adalet binaları sayısındaki artışların hiçbir anlamı yoktur. Bürokratlarınız söylemiyor. İktidar partisi milletvekilleri söylemiyor. Ben söyleyeyim. Kral çıplak" dedi.

AKP iktidarında Anayasasızlaştırma sürecine geçiş yapıldığını ifade eden Suiçmez, "AKP iktidarında, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları tanınmayarak, yüksek yargı kararları uygulanmayarak yargı bağımsızlığına müdahale sistematik hale getirilerek, hukuk devleti ilkesi işlevsiz bırakılmıştır. Nitekim Hatay Milletvekili Can Atalay ve Tayfun Kahraman, haklarında verilmiş AYM kararlarına rağmen halen cezaevindedirler. 19 Mart sürecinde, yargının araçsallaştırılmasıyla siyasi rakiplerin tasfiyesine dönen bir sistem kurulmuştur. Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında en temel haklar ihlal edilmiştir" diye konuştu.

"İmamoğlu ve seçilmiş Belediye Başkanlarımıza uygulanan zulüm hukukla açıklanamaz"

Suiçmez şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanı adayımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu, seçilmiş Belediye Başkanlarımız ve bürokratlarımıza uygulanan zulüm hukukla açıklanamaz. Bugün, iddianamenin kabulü ile gördük ki, bu dosya siyasi iradenin beklentileri için kurgulanmış bir operasyon olup, halkın iradesine ve hukuk devletine karşı yapılan açık bir saldırı niteliğindedir. Milletin oylarıyla göreve gelmiş belediye başkanlarımızın, hukuki dayanaktan yoksun operasyonlar, soruşturmalar, kovuşturmalar ve kararlarla etkisizleştirilmesi, Anayasamızdaki hukuk devleti ilkesine, ceza sorumluluğunun şahsiliği kuralına ve yerel yönetimlerin bağımsızlığına açıkça aykırıdır."

Kaynak: ANKA