600. Yılında Türkiye-Polonya İlişkileri Sempozyumu
Varşova Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Kolodziejczyk: "1533'te Kanuni Sultan Süleyman ve Polonya Kralı arasında hayatlarının sonuna kadar ebedi anlaşma imzalanması da Türkiye ile Polonya arasındaki sıcak ilişkilere güzel bir örnektir"
Varşova Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dariusz Kolodziejczyk, 1533'te Kanuni Sultan Süleyman ve Polonya Kralı arasında hayatlarının sonuna kadar ebedi anlaşma imzalanmasının, 600 yıllık Türkiye ile Polonya arasındaki sıcak ilişkilere güzel bir örnek olduğunu söyledi.
Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen "600. Yılında Türkiye-Polonya İlişkileri Sempozyumu" Sheraton Hotel'de düzenlendi.
Programa Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya, tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık ve diğer davetliler katıldı.
Sempozyumun birinci oturumunun açılışında, Polonya ve Türkiye'nin tarihi ilişkilerinin değişik safhaları anlatıldı.
Programda konuşan Varşova Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dariusz Kolodziejczyk, iki ülke ilişkilerinin geride bıraktığı 600 yılı içindeki birkaç tarihi örnekten bahsetti.
Dönemin Polonya Kralının 1414'te Osmanlı Sultanı Birinci Mehmet'e elçi göndererek, Macaristan ile Osmanlı arasında arabuluculuk yaptığına ve böylece Macaristan ile Osmanlı arasında dostluk anlaşması imzalanmasını sağlandığına değinen Kolodziejczyk, "1533'te Kanuni Sultan Süleyman ve Polonya Kralı arasında hayatlarının sonuna kadar ebedi anlaşma imzalanması da Türkiye ile Polonya arasındaki sıcak ilişkilere güzel bir örnektir" dedi.
Kolodziejczyk, Türkiye'nin 1936-1945 yılları arasında Polonya'nın altın rezervlerinin nakledilmesini sağladığını ve hatta önce hapsedilip sonra katledilen Polonyalı subaylar için Moskova'da girişimlerde bulunduğunu hatırlatarak, bunun da iki ülke arasındaki sıcak ilişkilerin bir başka örneği olduğunu kaydetti.
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hacer Topaktaş ise 18. yüzyılda Osmanlı Devleti ve Polonya'nın reel politiğinde sınırların güvenliğinin barış yoluyla sağlanmasının temel husus olduğunu belirterek, Karlofça Anlaşması sonrasında iki devletin daha ılımlı bir siyaset benimsediği değerlendirmesinde bulundu. - Ankara