Metin Feyzioğlu: Özgürlük Daima Kazanmıştır
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, özgürlükler ve demokrasi için hakim, savcı ve avukatların omuz omuza mücadele etmesini gerektiğini ifade etti.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, özgürlükler ve demokrasi için hakim, savcı ve avukatların omuz omuza mücadele etmesini isteyerek, "Rejimi ne olursa olsun, bütün devletlerde uyuşmazlıkları çözmek üzere kurulmuş mahkemeler vardır. Ancak sadece demokratik hukuk devletlerinde etkin ve yargının kurucu unsuru niteliğini taşıyan bağımsız savunmadan söz edilebilir" dedi.
Adlı Yıl Açılış Töreni'nde Yargıtay Başkanı Alkan'dan sonra konuşma yapmak için kürsüye gelen Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, Yargıtay yönetiminin konuşması için kendisine verdiği 20 dakikalık süreye sadık kaldı. 1 Eylül günün aynı zamanda "1 Eylül Dünya Barış günü" olduğunu anımsatan Feyzioğlu, dünyanın gözü önünde mezhebi, dini ya da ırkı gerekçe gösterilerek insanların katledildiği, ırzına geçildiği, köle yapıldığı, açlığa, susuzluğa, kavurucu sıcağa terk edildiği bir durumda barıştan söz edilemeyeceğini ifade etti. Barış için mücadele edilmeye devam edilmesi gerektiğini belirten Feyzioğlu, mezhepçiliği reddeden, özgürlükçü laiklik ve eşit yurttaşlık olmak üzere sahip olunan Cumhuriyet değerlerinin kıymetinin bilinmesini istedi. Toplumsal barışa ulaşılması için konuşulması ve tartışılması gerektiğini kaydeden Feyzioğlu, "Ortak geçmişimizin ve geleceği birlikte yaşama ülkümüzün altını çizecek, ayrışmak yerine birbirimizi nasıl tamamladığımızı ortaya koyacağız. Bütün bunları, yargının güven altına aldığı temel haklarımızı kullanarak yapacağız. Bugün burada, bu çatı altında buluştuğumuz veya buluşamadığımız herkesle, aynı şanlı bayrağın altında, aynı vatan topraklarında birlikte yaşıyoruz. O yüzden, birbirimizi dinleyeceğiz, birbirimizden öğreneceğiz. Önerilerden ve eleştirilerden yararlanıp, ülkemiz adına el ele daha güzel işler yapacağız" dedi.
-KEYFİLİK-
Adaletin, mülkün yani ülkenin temeli olduğunu belirten Feyzioğlu, yargının kurucu unsuru olan avukatların, hâkim ve savcıların Türkiye'nin temel taşları arasında olduğunu kaydetti. TBB Başkanı Feyzioğlu, sözlerine şöyle devam etti:
"Adalet ülkenin temeli olduğuna göre; yargı camiasını, avukatları, hâkimleri, savcıları düşman ilan etmek, yargıyı itibarsızlaştırmak, devleti temellerinden sarsmaktır. Bu güzel ülkenin kahraman, fedakâr, asil, namuslu, vicdanlı avukatları, hâkimleri, savcıları; düşmanımız kin ve keyfiliktir bizim. Biz ise kin tutmayız, keyfilik yapmayız. Biz biliriz ki ilim ve sanat, takdir edilmediği yerden göç eder. Oysa ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Sanat olmazsa, hepimiz tek renge, tek sese mahkûm oluruz. Aydınlık bir gelecek ancak bilimle, fenle ve sanatla mümkündür. Adalet ise bütün bunların, öyleyse geleceğimizin güvencesidir. Yargıya, dolayısıyla adalete, dolayısıyla ülkenin temellerine ve geleceğine yönelmiş açık ve yakın en büyük tehlike keyfiliktir. "Devlet benim' keyfiliğidir. "Ben ne dersem o olur' keyfiliğidir. "Sadece benim istediğimi düşünebilirsin, söyleyebilirsin, yazabilirsin' keyfiliğidir. "Benim istediğim gibi karar vermez, benim işime geldiği gibi düşünmez, benim dediğimi yapmazsan seni hain ilan ederim, hedef gösteririm' keyfiliğidir. "Benim adamımsan idarenin her düzeyinde işin istediğin gibi yürür, benden değilsen insanca yaşama hakkın dahi yoktur' keyfiliğidir. "Anayasa'yı tanımam, kanunu hiç tanımam' keyfiliğidir. "Yasama da, yürütme de, yargı da benim olsun, benim değilse hain olsun' keyfiliğidir."
-YARGININ İÇİNDEKİ KEYFİLİKLERİN HESABINI, YARGI BAĞIMSIZLIĞI ÇERÇEVESİNDE VEREBİLMELİ-
Dünyada sınavsız avukatlığın neredeyse hiçbir ülkede kalmadığını, hukuk devleti açısından zorunlu olan avukatlık sınavının, Anayasa Mahkemesi'nin kararına rağmen yeniden düzenlememenin keyfilik olduğunu vurgulayan Feyzioğlu, avukatların, yargının kurucu unsuru olduğunu bir türlü içe sindirememeyi de keyfilik olarak nitelendirdi. Keyfiliklere karşı Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumlarının, yüksek yargısından ilk derece yargısına kadar, buralarda görev yapan binlerce vicdanlı ve namuslu avukat, hâkim ve savcıların dik duracağını ifade eden Feyzioğlu, binlerce cesur avukatın, hâkim ve savcının, hukuk dışı her müdahaleye hayır diyeceğini belirtti. Hâkim bağımsızlığının ve tarafsızlığının, savcı teminatının, avukatların mesleklerini Adalet Bakanlığı baskısı olmaksızın icra edebilmelerinin sağlanmasının önemine dikkat çeken Feyzioğlu, "Yargının kurucu unsurlarının birlikte çalışmalarını sağlayarak, adil yargılama yapmalarını, böylece gerçeği gerçek olmayandan, suçluyu suçsuzdan, haklıyı haksızdan ayırt etmelerini mümkün kılacağız. Yargının kendi içindeki keyfiliklerin hesabını, yargı bağımsızlığı ilkeleri çerçevesinde verebilir hale gelmesini temin edecek bir düzeni kuracağız. Kişilere göre şekillenmeyen, çağdaş dünyanın ihtiyaçlarına çözüm üreten bir yargı sisteminin zorunlu olduğunu, tüm topluma ve siyasi partilere anlatacağız. İşte bunu başardığımız gün, yargı mensuplarının ve kamu görevlilerinin cesaretine bel bağlayan bir toplum olmaktan çıkıp, her bireyin sisteme güvendiği, sistem içindeki kişilerin ne yapacağını bildiği ve böylece hukuki güvenliğe sahip olacağı çağdaş, demokratik bir toplum haline geleceğiz. İşte o gün, Cumhuriyet'in kuruluş idealini el birliğiyle gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşayacağız" dedi.
-REJİM NE OLURSA OLSUN UYUŞMAZLIKLARI ÇÖZMEK İÇİN MAHKEMELER KURULMUŞTUR-
Savunmanın baskı altında olduğunu ifade eden Feyzioğlu, avukatların, mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturulduğunu ve kovuşturulduğunu kaydetti. Avukatların toplum içinde yaşayan insanı birey yapan meslek mensubu olduğunu belirten Feyzioğlu, avukatın hak ve yetkilerine veya avukatın doğrudan doğruya yaşamına ya da vücut bütünlüğüne yönelen her saldırının, aslında Türkiye'de yaşayan herkesin temel haklarına yöneldiğini söyledi. Feyzioğlu, "Rejimi ne olursa olsun, bütün devletlerde uyuşmazlıkları çözmek üzere kurulmuş mahkemeler vardır. Ancak sadece demokratik hukuk devletlerinde etkin ve yargının kurucu unsuru niteliğini taşıyan bağımsız savunmadan söz edilebilir" dedi. Avukatların meslek alanı sürekli olarak daraltıldığını, münhasıran avukatlar tarafından yerine getirilebilecek faaliyetlerin sayısının giderek azaltıldığını vurgulayan Feyzioğlu, etkili bir sosyal güvencelerinin halen bulunmadığını ifade etti. Hukuk fakültelerinden yeterli eğitimi almamış hukuk fakültesi mezunlarının, sınavsız bir şekilde avukatlık stajına başlayıp kolaylıkla avukat olduğunun altını çizen Feyzioğlu, bu durumun da hizmetin kalitesi düşürerek avukatları ekonomik zorluklara sürüklediğini belirtti. Hukuk fakültelerinin açılması ve müfredatlarının belirlenmesi konusunda Yüksek Öğretim Kurulu'na işbirliği çağrısında bulunan Feyzioğlu, "TBB olarak geçtiğimiz dönemde, bütün baroların ve ilgilenen avukatların katkısını sağlayarak çağdaş bir kanun taslağı ortaya koyduk. Bu taslak, yapılacak değişikliklerde esas alınmalıdır. TBMM'de katılımcı süreç işletilmeden, "ben yaptım oldu' zihniyeti ile karşımıza getirilecek kanun tasarısı veya gece yarısı teklifleriyle Avukatlık Kanunu'nun değiştirilmesinin, hukuk devletine ve huzurlu bir toplumsal yaşama ağır darbe vuracağını ifade etmek istiyorum. Avukatlık Kanunu'nun 46/2. maddesinin açık hükmüne rağmen, avukatın Yargıtay'da dosya görmesini vekâletname ibrazına bağlayan Yargıtay Başkanlar Kurulu'nun hukuka aykırı idari işleminin geri alınmasını geçen yıl bu kürsüden talep etmiştik. Herhangi bir gelişme olmamasını üzüntüyle karşılıyorum" dedi.
-CUMHURİYET DEVRİMİNİN IŞIKLI YOLUNDA DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER İÇİN MÜCADELE ETME GÜNÜ-
Keyfilikten kaynaklanan sistemsizlik sorununun, avukatların en önemli meslek sorunu olduğunu ifade eden Feyzioğlu, bütün meslek sorunlarının özünde, hukukun üstünlüğünü tanımayanların, üstünlerin hukuku peşinde koşanların sebep olduğu keyfilik bulunduğunu dile getirdi. Mesleğin itibarının, devletin tüm erklerinin ve kurumlarının hukuka saygılı olmanın gereğine inanmış olmasına bağlı olduğunu vurgulayan Feyzioğlu, alın terinin değeriısı, hukuk devleti olunmasına bağlı olduğunun altını çizdi. Feyzioğlu, sözlerine şöyle devam etti:
"Devletleri, keyfilik yapan idareciler yok eder. Milletleri, keyfilik yapan idareciler felakete sürükler. Devlet idarecilerini tarihe altın harflerle geçiren; dönemlerinde yapılan yollar, köprüler, binalar değil, keyfilik yapıp yapmadıkları, adaleti hakim kılıp kılmadıklarıdır. Keyfiliğin panzehiri, hukukun üstünlüğünü savunmaktır. Haksızlıklara karşı, haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yapılırsa yapılsın birlikte tavır almaktır. Gün, bugündür. Gün, hukukun üstünlüğü için avukat, hâkim ve savcıların kenetlenmesi günüdür. Gün, Cumhuriyet devriminin ışıklı yolunda demokrasi ve özgürlükler için omuz omuza mücadele etme günüdür. Bu mücadele elbette kazanılacaktır. Çünkü özgürlük daima kazanmıştır."
Feyzioğlu'nun Danıştay'ın kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmanın uzun sürmesi tartışmalara neden olmuştu. TBB Başkanı'nın Adli Yıl Açılış Konuşması'nı 20 dakikada bitirmesi dikkat çekti.