Aile İçi Şiddetin Bahanesi: Cinsel İlişki
Şefkat -Der Kadın Hayata Tutunma Evleri'ne 1995 Yılından Bugüne Kadar Sığınan 9 Bin Kadın ve Genç Kızın Maruz Kaldığı Şiddet Olayları Araştırılarak, Bir Rapor Haline Getirildi.
Şefkat-Der Kadın Hayata Tutunma Evleri'ne 1995 yılından bugüne kadar sığınan 9 bin kadın ve genç kızın maruz kaldığı şiddet olayları araştırılarak, bir rapor haline getirildi.
Rapora göre, aile içi şiddetin en önemli bahanesi, kadının "cinsel ilişkiye girmek istememesi" olarak belirlendi.
Şefkat-Der, "25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü" etkinlikleri kapsamında düzenlenen " Türkiye'de Aile İçi Şiddetin Bahaneleri ve Şiddetin Engellenmesine Yönelik Şiddet Gören Kadınların Kendi Çözüm Önerileri" adlı bir raporda, aile içi şiddetin bahaneleri şöyle sıralandı:
"Kadının cinsel ilişkiye girmek istememesi, fazla kilo aldığı iddiası, çocuk doğuramaması veya erkek çocuk doğuramaması, yemeğin tuzlu, yanmış, soğuk ya da güzel olmaması, erkeğin giyeceğinin iyi ütülenmemesi, kapının geç açılması, kadının hasta olması ve iyileşememesi, izinsiz dışarı çıkılması, çocuğun başarısızlığı, sobanın yanmaması, çocuğun babaya benzememesi, kadının boşanmak istemesi, erkeğin başka kadınlarla olan ilişkisine karışılması, çalışan kadının maaşının tamamını erkeğe vermemesi, berdel evliliği ret etmesi, kadının çalışmak istemesi, erkeğin işsiz kalması, ailenin ekonomik sıkıntı çekmesi, erkeğin tuttuğu takımın yenilmesi, alkol ve kumar alışkanlığı olan eşin kadın tarafından uyarılması, erkeklerin kendi arasındaki maço erkek tartışması."
Raporda, erkeğin uyguladığı fiziksel bazı şiddet yöntemlerine örnek olarak da ''Yumruk, tekme, sopa, kemer kullanılarak, yüze, göze, kafaya, göğse, sırta ve dize vurulması", "Yüze, göze, asit, kezzap gibi yanıcı maddeler atılması", "Kaynar su, çay suyu, kahve suyu fırlatılması", "Yanan sigaranın çıplak vücutta söndürülmesi", "Bıçakla ve silahla yaralama" gösterildi.
Gördüğü şiddetten dolayı büyük bölümü suç duyurusunda bulunmayan kadının en çok, "Çocuklarının, evde bulunan misafir ya da akrabalarının, sokakta yabancıların önünde" şiddet görmekten üzüldüğü vurgulanan raporda, kadının, gördüğü şiddetin vücudunda gözle görünür bir iz bırakması halinde üzüntüsünün arttığına işaret edildi.
Raporda, kadınların, şiddetin önlenmesi yönünde geliştirdikleri önerilere de yer verildi. Kadınların bazıları, maruz kaldıkları şiddet türünün aynısının erkeğe de uygulanmasını talep ederken, "Şiddetin yüz kızartıcı suçlar kapsamına alınması, şiddet gösteren erkeklerin akıl ve ruh sağlığı yönünden tedavi edilmesi ya da televizyon, gazete, internet ve belediyelerin reklam panolarında teşhir edilmesi" önerildi.
Kadınların bir kısmı da şiddetten korunmak için kimlik değişikliği veya estetik ameliyat dahil 24 saat korumalı tedbir istedi.