Alev Erkilet, Gandhi'den önce ekonomik boykotları Bediüzzaman'ın uyguladığını söyledi
İİKV tarafından Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler temasıyla düzenlenen sempozyum, ikinci gününde oturum, panel ve forumlarla devam ediyor. Prof. Dr. Alev Erkilet, ekonomik boykotların Gandhi'den önce ilk uygulayıcısının Bediüzzaman olduğunu ifade etti.
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı (İİKV) tarafından "Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler" ana temasıyla düzenlenen "13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu" ikinci gününde çeşitli oturum, panel ve forumlarla devam ediyor.
Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu, Bahçelievler'deki bir otelde yapılan sempozyum, dünyanın farklı coğrafyalarından akademisyen, alim, araştırmacı ve fikir insanlarını İstanbul'da bir araya getirdi.
Sempozyumdaki "Bir Müslüman Düşünür Olarak Said Nursi" başlıklı oturum, İbn Haldun Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe ve Yapay Zeka Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç'in başkanlığında yapıldı.
"Bilginin İslamileştirilmesi Bağlamında Said Nursi" başlıklı konuşma yapan İbn Haldun Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Alev Erkilet, küresel krizlerin önemli nedenlerinden birinin sömürgecilik olduğunu belirterek, küresel kapitalizmin sömürgeci pratikleriyle varlığını sürdürdüğünü söyledi.
Said Nursi'nin sömürgeciliğe karşı mücadelesinin askeri, ekonomik ve epistemik olmak üzere üç boyutta ele alınabileceğini ifade eden Erkilet, "Ben bu açıdan Bediüzzaman'ın aslında üç boyutlu bir mücadeleyi ilk günden son güne kadar son derece sistematik bir şekilde sürdürdüğüne inanıyorum. Tabii ki bu antikolonyal bir mücadeledir ve tabii ki tüm rengi İslam tarafından belirlenmiş olan bir mücadeledir." dedi.
Prof. Dr. Erkilet, bu mücadelenin ilk boyutunu askeri sömürgeciliğe ve işgale karşı, ikincisini ekonomik sömürgeciliğe karşı, üçüncüsünü ise "zihinleri sömürgeciliğin etkisinden kurtarma mücadelesi" olarak tanımladığı "epistemik dekolonizasyon" şeklinde açıkladı.
Said Nursi'nin askeri sömürgeciliğe karşı tavrını İslami düşünce çerçevesinde değerlendiren Erkilet, "Bu antikolonyal mücadelenin askeri boyutu bizim dünyamızda cihattır. İslam adına kölelikten kurtulma mecburiyetimizin fiziksel ifadesi olan mücadele biçimidir ki Bediüzzaman bunu özellikle uluslararası güçlere karşı her zaman pratik olarak sürdürmüştür. Asla kolonyal güçlere karşı boyun eğmeyeceğinin altını çok güçlü bir şekilde çizmiştir. Yani ona göre bir Müslümanın bu tür baskılar karşısında sessiz kalması ve uzlaşmacı olması kesinlikle kabul edilemez. Bunun çok sürekli olarak altını çizdiği bir husus." diye konuştu.
" Gandhi'den önce ilk uygulayıcısı Bediüzzaman olmuştur"
Prof. Dr. Erkilet, ekonomik sömürgeciliğin askeri sömürcülük kadar önemli olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Bediüzzaman buna da çok net bir şekilde karşı çıkmıştır. Aslında şu an küçümsenen ve her zaman yapılamayan boykotların, ekonomik boykotların Gandhi'den önce ilk uygulayıcısı Bediüzzaman olmuştur. Bunun altını çizmek istiyorum. Kendisi Osmanlı toplumunun ve Türkiye'nin bir ekonomik sömürü altında olduğunu gördüğü için daha spesifik olarak Avusturya mallarını, daha sonra bütün Avrupa mallarını boykot ettiğini ve yerli olana yönelmemiz gerektiğini çok güçlü bir şekilde antiemperyal bir vurguyla bize hatırlatmıştır. Hatırlatmakla kalmamış, aynı zamanda uygulamıştır."
Sömürgeciliğin üçüncü boyutu epistemik kolonizmin toplumların kendi bilgi, değer ve kavram dünyalarından uzaklaşmasıyla ilişkili olduğunu vurgulayan Erkilet, Said Nursi'nin bu alandaki yaklaşımının "bilginin İslamileştirilmesi" çerçevesinde değerlendirilebileceğinin altını çizdi.
Prof. Dr. Erkilet, "Bediüzzaman bilginin elde edilme yolları ve metodolojisi hakkında pozitivist bilgi teorisini reddetmiştir. Sadece gözleme dayalı, ölçmeye dayalı, analize dayalı yöntemlerle bilgi sahibi olmamız değil. Bir kere her şeyden önce vahye dayanmamız, bilginin kaynağı olarak önce vahye dönmemiz gerektiğini bize hatırlatmıştı. Bu ne demek? Kur'an merkezli, sünnet merkezli bilgi bizim kendisinden hareket etmemiz gereken epistemolojik çerçevenin ayrılmaz parçasıdır." ifadelerini kullandı.
"Bediüzzaman için ilmin nihai amacı bu dünyayı kontrol etmek değil"
Batılı bilgi anlayışı ile İslami epistemoloji arasında etik ve ahlaki temeller bakımından farklılıklar bulunduğuna işaret eden Erkilet, "Bediüzzaman için ilmin nihai amacı bu dünyayı kontrol etmek değil, Allah'ın rızasını kazanmaktır. Bilgi amaçsal olmalı, Allah'ın rızasını elde etmek için edinilmeli ve kazanılmalı. Bu, onun metodolojisinde İslami epistemolojiyi diğerlerinden ayıran önemli faktörlerden biridir." diye konuştu.
Prof. Dr. Erkilet, Müslümanların antiemperyal ve antikolonyal bir mücadeleyi kazanmaları için akademide alternatif bilgi üretme yolları ve mekanizmaları üzerine hep birlikte düşünmek gerektiğini sözlerine ekledi.
Türkçe, Arapça, İngilizce ve Rusça sunumların yapıldığı sempozyumda, 11 salonda eş zamanlı gerçekleştirilmesi planlanan, 58 yüz yüze ve 10 çevrim içi toplam 68 akademik oturum yer alıyor.
Sempozyum 7 Ekim'e kadar devam edecek.