Anayasa Mahkemesinin 51. Kuruluş Yıl Dönümü Töreni

Son Güncelleme:

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, "Anayasa yapım sürecinde rol alan sosyal ve siyasal kurumların, değişmemesi gereken tek kırmızı çizgilerinin 'insanlık onuru' olması ve bunu anayasaya yansıtarak gelecek kuşaklara değerli bir miras"...

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, "Anayasa yapım sürecinde rol alan sosyal ve siyasal kurumların, değişmemesi gereken tek kırmızı çizgilerinin 'insanlık onuru' olması ve bunu anayasaya yansıtarak gelecek kuşaklara değerli bir miras bırakmaları beklenmektedir" dedi.


Kılıç, Yüksek Mahkemenin kuruluşunun 51. yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu'nda düzenlenen törende, yeni anayasa arayışının bütün ağırlığıyla gündemdeki yerini korumaya devam ettiğini söyledi. Bu arayışın aslında 150 yıldır güncelliğini hiç kaybetmediğini belirten Kılıç, "Anayasalar meşru temellere oturmadığı, değişime açık tutulmadığı sürece, bu arayışın devam etmesi kaçınılmazdır" değerlendirmesinde bulundu.


Son genel seçimlerle birlikte yeni bir anayasa yapılması ihtiyacının tüm siyasi partiler tarafından kabul görerek dillendirildiğini anımsatan Kılıç, bu konudaki çalışmaları hatırlattı.


Kılıç, TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonunun ileri düzeyde radikal önerilere muhatap olmalarına rağmen çalışmalarını büyük bir sabır ve olgunluk içinde sürdürmelerinin demokrasi adına ciddi bir kazanım olduğunu ifade ederek, "Ancak dört siyasi partimizin önerilerini sunduktan sonra müzakere imkanlarını zorlamamaları, ortak bir paydada buluşmak için tıkanan noktada yeni öneriler ortaya koymamış olmaları sürecin yavaşlamasına yol açmıştır" diye konuştu.


Siyasi partilerin gayretleriyle yeni öneri ve çözüm yollarının devreye girmesi halinde, umutların tükenmeyeceğini belirten Kılıç, "Toplumun sarf ettiği bunca emeğin siyaset kurumlarınca anayasa metnine dönüştürülmesi, ülke sevdası taşıyan her yüreğin dileğidir, temennisidir, umududur" dedi.


-"Beklentilerin farklı olması anlayışla ve doğal karşılanmalı"-


Toplumdaki her kesimin yeni anayasadan beklentisinin farklı olmasının, kendi önceliklerine göre anlam yüklemesinin anlayışla ve doğal karşılanması gerektiğini dile getiren Kılıç, toplumun, sorunlarıyla demokratik bir ortamda ilk defa yüzleştiğini söyledi.


Kılıç, bugüne kadar yapılan anayasaların, devlet yöneticileri tarafından hazırlanarak halkın onayına sunulması nedeniyle, yönetilenlerin de ilk kez iradelerini ortaya koyarak kendi yaptıkları sözleşmenin sahibi onurunu yaşamak istediklerini kaydetti.


Bu güçlü iradenin karşılıksız kalması halinde, toplumun, yaşadığı anayasal sorunlara karşı ilgisiz ve tepkisiz kalabileceğini belirten Kılıç, şöyle konuştu:


"Bu sonuçtan başta siyaset kurumlarımız olmak üzere herkesin zarar göreceği açıktır. Korkmadan konuşabilme, öfkelenmeden tartışma ortamı sağlanarak farklı görüşler ve öneriler arasında müzakere yolları usanmadan denenmelidir. Anlamları ve tanımları derin ayrılıklar yaratan soyut kavramların ön plana çıkarılması sorun üretmekte ve uzlaşma yollarını zorlaştırmaktadır. Evrensel doğruluğu kanıtlanmış açık, net anlaşılabilir ortak değerlerin referans alınması uzlaşma şansını güçlendirecektir.


Siyaset kurumlarımızın tam bir uzlaşma sağlaması zaten düşünülemez. Herkesin isteklerinin anayasada yer alması gibi bir ütopyanın gerçeklerle örtüşmeyeceği açıktır. Önemli olan referanduma sunulacak anayasanın, yüksek bir katılımla kabulünü sağlayacak ortak projelerin ortaya çıkarılmasıdır. Toplumu, çoğunluğun ya da azınlığın dayatmasıyla karşı karşıya bırakmak, sorunların derinleşmesine ve birlikte yaşama arzusunun zayıflamasına neden olacaktır."


-"Samimiyetlerini sorgulama hakkını doğurur"-


Sivil toplum ile kurum ve kuruluşlardan gelen hazırlıklarda uzlaşma imkanını kolaylaştıracak yeteri kadar öneri ve alternatifin varlığının, siyasetin işini kolaylaştırdığını ifade eden Kılıç, şu değerlendirmede bulundu:


"Kendi doğruları dışında öteki önerilere kapıları kapatmak, siyaset kurumlarının anayasayı değiştirme konusundaki samimiyetlerini sorgulama hakkını doğurur. Hızla değişen dünyada çözümsüzlükte direnmenin getireceği hiçbir kazanım olamaz. Çoğulculuğa dayalı geniş tabanlı bir uzlaşma süreci, ortaya çıkan sorunlar nedeniyle çoğunlukçu anlayışla da anayasa yapılabilir düşüncesine, haklılık kazandıran bir sürece dönüşmek üzeredir. Bu yöntem de demokratik bir çaredir ancak meşruiyet sorununa ilişkin tartışmaları ortadan kaldırmayacaktır. Olumsuz sona erecek bir sürecin, yeni anayasa yapımının ancak demokrasi dışı müdahaleler sonucu gerçekleşebileceği yönündeki temelsiz ve yersiz düşüncelere haklılık kazandıracağı unutulmamalıdır."


Haşim Kılıç, anayasaların dayanıklı ve uzun ömürlü olmasının üç temel değerin üzerine oturması koşuluyla gerçekleşebileceğini vurguladı. Bunlardan birincisinin anayasanın temel dinamiklerinin, felsefesinin ve ruhunun merkezine insanlık onurunu yerleştirilmesi olduğunu kaydeden Kılıç, bu mutlak varlığın esas alınmasının, bütün anayasal ilkelerin yorumlanmasında, devletin temel amaç ve görevlerinin belirlenmesinde ölçü olarak böylece özgür birey ve demokratik devlet kavramlarının somutlaştırılmasının kolaylaşacağını ifade etti.


Kılıç, "İnsanlığın bu ortak değeri, anayasanın meşruiyet sorununu çözebileceği gibi, değişimler karşısında kolay üretilecek çözüm yollarına da sağlam bir kaynak olacaktır" diye konuştu.


İnsan onuru anlayışının, bazılarına imtiyazlı bir hayat tarzı sunulmasına engel olacağını belirten Kılıç, şöyle devam etti:


"Ona göre, bazı insanların diğerlerine nispetle daha değerli olduğu düşüncesi geçerli değildir. Zira, yaratılışla birlikte her insanın onur değeri eşittir. Belirtilen eşitliğe din, mezhep, ırk ve renk etkili değildir. Bu eşitlik ancak bireylerin seçtikleri hayat tarzına göre yaşanan süreç içinde değişebilmektedir."


Tarih gerçeklerinden süzülerek kural haline gelen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin ilk maddesinde de "tüm insanların özgür, onur ve haklar bakımından eşit olduğu" kabul edilerek, insanlık onurunun evrensel bir değer olarak tanımlandığını vurgulayan Kılıç, şunları kaydetti:


"Devletin görevi bu değerin yüceltilmesi için gerekli ortamı sağlamak, olumsuz etkilerden korumak için gerekli önlemleri almaktır.


Anayasa yapım sürecinde rol alan sosyal ve siyasal kurumların, değişmemesi gereken tek kırmızı çizgilerinin 'insanlık onuru' olması ve bunu anayasaya yansıtarak gelecek kuşaklara değerli bir miras bırakmaları beklenmektedir.


Anayasal düzenlemelerde ikinci temel değer, insan hak ve özgürlüklerinin teminat altına alınmasıdır. Anayasaların yapılmasındaki asıl amaç da bunu gerçekleştirmektir. Devletin var olmadığı dönemlerde de insanların hak ve özgürlükleri mevcuttu."


(Sürecek) - ANKARA

Kaynak: AA