'Arda'nın O Şımarık Hallerini...'
Çocukluğundan belliymiş bir gün gol kralı olacağı Tanju Çolak'ın.
Çocukluğundan belliymiş bir gün gol kralı olacağı Tanju Çolak'ın. Mahallede herkes onun iyi bir topçu olacağını söylüyor, babasına 'Gelecek var bu çocukta' deniyormuş. O da çok seviyormuş top peşinde koşturmayı. Okuldan gelir gelmez atıyormuş kendini sokağa. Aradan yıllar geçtikçe şöhret de peşi sıra gelmeye başlamış. Şöhret geldikçe çevresindeki kötü insanların da sayısının arttığını anlatıyor Tanju Çolak. 'Yanıma gelen herkes benden faydalanmak için geliyordu' diyor.
İşte Tanju Çolak'ın Akşam Gazetesi'ne verdiği röportaj...
'GÖZLER ÜZERİMDEYDİ'
-O zamanlardan herkesin tanıyacağı, bu kadar başarılı biri olacağınızı hayal eder miydiniz?
Tahmin etmezdim. Ama şu bir gerçek ki herkesin gözü bendeydi. Yıl 1976, 13 yaşındayım, Türkiye penaltı şampiyonasına katıldım. Önce Samsun sonra Ankara elemelerinde birinci oldum. Sıra İstanbul'a geldi, orada da ikinci oldum. 14 yaşımda yıldız takıma, 16 yaşımda ilk lisanslı kulübüm Yolspor'a geçtim. Bir yaş pasta, bir gazoza Samsun Yolspor'lu olmuştuk. Sonra genç milli takıma gittim. Goller atıyorum, çok iyi oynuyorum... Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzon, Galatasaray beni istiyor. Ama çok küçüğüm, nasıl gideyim?
-Sonra en büyük hayaliniz olan Galatasaray'a transfer oldunuz...
Galatasaray'a transfer olurken de çok ağlamıştım. Kulüp başkanına gitmemek için çok yalvardım, 'Sen burayı aştın' dedi. İkinci kez gidip istemediğimi söyledim, 'Hayır, asla' dedi. Üçüncü gidişimde de 'Defol git oğlum artık burada kalamazsın' dedi. Ağlaya ağlaya döndüm ama beni Galatasaray'a verdiler. 24 yaşlarındasın. İstanbul'u bilmiyorsun. Yeni çocuğun olmuş. Zor... Geldim, beş altı ay ağladım. Çok yalnızlık çektim. Derken İstanbul'u tanımaya başladık. Sonra goller atmaya başlıyorsun, şöhretin doruklarına çıkıyorsun. Altın, gümüş, bronz ayakkabıyı alıyorsun. Avrupa'da hiç kimsede olmayan altın ayakkabıya sahip oluyorsun. İşte bunlar da futbolculuk hayatımdaki apoletlerim.
-Şöhret gelmeye başladıkça şımarmaya başladınız mı?
Şımarmadım. Sadece etrafındaki birçok insanın dost olmadığını gördüm. Şöhret geldikçe çevrendeki insanların sayısı artıyor. ve bu dostluklar çok kısa sürede gelişiyor. Hemen tanıyamıyorsun ki. Al başına belayı! Birçok futbolcu da şu an bunları yaşıyordur. Yanına gelenlerin hiçbiri gerçekten sevdiği ya da sana çok inandığı için gelmiyor ki. Hepsi şöhretinden faydalanmak ve yaranmak için geliyor.
'RIDVAN, KISKANIYOR'
- Rıdvan Dilmen'le aranız nasıl, barıştınız mı?
Bozuk.
-Aranızda kıskançlık olduğu yazılıp çiziliyor, öyle mi?
Evet, beni kıskanıyor.
-Sizin onu kıskandığınız söyleniyor...
Ben onun neyini kıskanayım! Futbolda bir başarısı mı var? Nerede başarısı var? Sadece yorumculuğu güzel yapıyor. Bendeki apoletler bugün Türkiye'de kimsede yok. Onlar beni kıskansın. Benim bir sürü işim var, bir adamlığım var. Futbolu bırakalı kaç yıl oldu, bu halk beni niye hala seviyor? Hala insanların sevip saygı duyduğu biriyim. Üstelik o kadar da az televizyona çıkmama rağmen...
-Telefonunuzu dinletme olayı nasıl olmuştu?
Sabah sekiz, yatıyorum, eşim yanımda. Sabahın köründe telefonla uyanıyoruz, 'Organize Şube'den arıyoruz' diyorlar. Polislere nedenini soruyorum, 'Gelmeniz lazım, müştekisiniz' diyorlar başka da bir şey demiyorlar. Müştekinin ne olduğunu da bilmiyorum. Hemen avukatımı arayıp 'Olayı anlatıp müştekisin dediler, ne demek bu' diye sorunca o da 'Tamam sen mağdursun' demişti. Mağdurmuşum meğer. Hemen Organize İşler'e gittim. Kapıda karşılayan görevlinin odasına çıktık. Memur 'Size bir şey söyleyeceğim ama sakın gülmeyin' diyor. İyice merak ediyorum, bunu söylerken memurun da yüzünde gülümseme var ve 'Rıdvan Dilmen telefonlarınızı dinletmiş' diyor. O an duyduklarıma inanamamıştım. Şikayetçi olup olmadığımı sordular ben de, 'O benim kardeşim, boşluğuna gelmiştir' deyip şikayetçi olmadım. Sonra da Rıdvan bize küstü.
ARDA TURAN'IN O ŞIMARIK HALİNİ AVRUPA'DA YEMEZLER
- Arda Turan'ı beğenmediğinizi biliyoruz, onun için Avrupa takımlarında oynayamaz demiştiniz...
Valla o haliyle oynayamazdı. Çünkü Arda buradayken 4-5 kilo fazlası vardı. Şimdi daha çok koşuyor, daha çok çalışıyor. Artık futbola döndü. Ben o zamanki halini söylemiştim. Aslında Arda çok yetenekli ama bir dönem futbol dışı olaylarla gündeme geliyordu. Aşk hayatıydı, sinema kapatmaydı ki buna saygı duyarım, kapatsın ama futbolun dışında özel hayatınla gündeme geliyorsan futbolun dışına çıkıyor ve sahada başarılı olamıyorsun. Ama artık Arda değişti, kendine bakıyor, dikkat ediyor, oynaması gerektiğini biliyor. Kilo da verdi. Daha çok mücadele ediyor. Formayı çok kolay giyemeyeceğini biliyor, o hırsıyla hayatına devam ediyor. Buradan gittiği zamanki o şımarık, o hava, o tarz Avrupa'da geçer mi! Yemezler...
Röportaj: Sibel Ateş Yengi