Asylum: Duygusal Bir Müzik Yolculuğu

Son Güncelleme:

Ramiz Bayraktar, 'Asylum' dizisinin müziklerini yaparken yaşadığı duygusal süreçleri paylaştı.

tabii'nin yeni dizisi "Asylum"un müziklerini besteleyen besteci, müzik yapımcısı ve rap sanatçısı Ramiz Bayraktar, "Dizinin başında, 'Umarız bu dizide geçen kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür.' diyor. Ben hayatımda çok nadir olarak kendim içinde olduğum bir işi hala gözyaşlarıyla izliyorum." dedi.

Savaş, göç ve sömürgecilik temalarını distopik evren üzerinden ele alan, modern dünyanın karanlık yüzüne sert eleştiriler getiren dizi, tüm bölümleriyle TRT'nin uluslararası dijital platformu tabii'de izlenebiliyor.

Bayraktar, AA muhabirine, ortağı Yunus Yılmaz ile Aylan bebeğin ölümü ve ardından yaşanan göçmen trajedisinden etkilenmeleri sonucu dizinin fikir aşamasının ortaya çıktığını anlattı.

"Mültecilerin yaşadığı en büyük sorun kimliksizleşme"

Kendisinin de göçmen bir aileden geldiğini belirten Bayraktar, 1982'de Bulgaristan'da doğduğunu ve çocukluğunda asimilasyon politikalarına tanıklık ettiğini söyledi.

Bayraktar, projeye yalnızca besteci olarak değil, aynı zamanda fikir aşamasından itibaren dahil olduğunu aktardı.

Hikayenin gerçek hayattan ilham aldığının altını çizen Bayraktar, şu bilgileri verdi:

"Yaşadıklarımız açıkçası bu dönemdeki mültecilerle çok benzer şeylerdi. Dolayısıyla onlarla çok rahat empati kuran bir adamım. Neler yaşadıklarını çok iyi anlayabiliyorum çünkü hiç kimse hazır kurulu düzenini bozmak istemez. Ben bunu yaşayan bir adam olarak Asylum'un hem fikirsel bir sürecinde hem müzik tarafında var oldum. Dizinin başında, 'Umarız bu dizide geçen kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür.' diyor. Ben hayatımda çok nadir olarak kendim içinde olduğum bir işi hala gözyaşlarıyla izliyorum."

Ramiz Bayraktar, ekip olarak dünyada giderek yaygınlaşan "gamification" yani oyun temelli dizi anlatımından ilham aldıklarını kaydetti.

Türkiye'de bu türde bir dizi yapılmadığına işaret eden Bayraktar, "Biz de 'Neden bunu mülteci hikayesiyle birleştirmiyoruz?' diye düşündük çünkü mültecilerin yaşadığı en büyük sorun kimliksizleşme. Devletlerinden çıktıkları anda kimliklerini kaybediyorlar. Müzikal anlamda da çok enteresan bir süreç oldu. Onun duygusunu, gerilimini yaşamak... Geriliyorsunuz, bir bakıyorsunuz ağlamaya başlıyorsunuz. O duygular arasındaki geçişler enteresan bir süreç oldu." diye konuştu.

Küçük yaşta resimle ilgilenmeye başladığını ve güzel sanatlar eğitimi aldığını anlatan Bayraktar, 1990'lı yıllarda müzikle tanıştığını söyledi.

"Müzik yaparken hala o heyecanı taşıyorum"

Bayraktar, rap müzisyeni Sagopa Kajmer ile tanışmasının kariyerinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, şunları aktardı:

"O da İstanbul'a yeni gelmişti. Sagopa benim için çok değerli bir abi, çok değerli bir insan. İstanbul'daki ilk arkadaşlarından biriyim. Liseden çıkar, sürekli onun evine giderdim. O müzik yapardı, izlerdim. Bir gün döndü ve 'Sen niye yapmıyorsun?' dedi. Diskete programı yazdı, verdi bana. Lise ceketinin iç cebine o disketi koydum ve otobüse bindiğimde bile düşer diye elimi çıkarmadım. Disketi bilgisayarıma takıp o programı kurduğumdaki heyecan neyse hala müzik yaparken o heyecanı taşıyorum ve koruyorum. Dolayısıyla benim müzikal hayatım aslında Sagopa Kajmer'in bana elini uzatmasıyla başladı. Müziği o kadar seviyordum ki kopamadım. En eğlenceli vakitlerim diyebilirim çünkü rap müzik, dizi müzik kariyerim var. Şimdi Asylum ile bambaşka bir kariyer açıldı önümde çünkü hem müziklerinde hem fikirsel tarafında varım."

Hayata bakışını da anlatan Bayraktar, "Aldığınız her nefesin hakkını verin. ya nefesi verirken ağzınızdan kelimeler dökülsün. Birilerine ilham olsun. Hiçbir şey yapamıyorsanız ıslık çalın ki o nefes boşuna gitmesin diye düşünüyorum. Hayatımı da bu şekilde geçirmeye çalışıyorum açıkçası." ifadelerini kullandı.

Besteci Bayraktar, Asylum dizisinin de yaşamındaki kilometre taşlarından biri olduğuna işaret ederek, sanat üretiminin yalnızca müzik yapmakla sınırlı olmadığını, insanlara ilham verecek ve bir amaca hizmet edecek işler ortaya koymanın her zaman nasip olmadığını vurguladı.

Dizide geniş bir ekiple çalıştıklarına dikkati çeken Bayraktar, "Yunus Yılmaz ve Cenk Şener ortağımız. Bu kadar değişik, enteresan ve riskli bir projeye tabii ekibinin yöneticileri de inandı, bizim arkamızda durarak, 'Yapın çocuklar. Siz bunu başarırsınız.' dedi. Ortaklarım bir sürü dizi işi yaptı ama ben ilk defa bir projenin içinde yer aldım. Bize güvenmeleri ve güvene layık olmak çok önemli bir şey." değerlendirmesinde bulundu.

"İnsanlar bu işin elçisi olmuş"

Bayraktar, dizinin izleyiciden aldığı geri dönüşlerin kendileri için çok değerli olduğunun altını çizerek, "Hayatımda ilk defa izlenip, dinlenip bu kadar pozitif yorum aldığımız bir iş oldu. YouTube ve sosyal medya yorumlarına bakın, orada bile insanlar işin elçisi olmuş." dedi.

Diziyle ilgili en dikkatini çeken yorumlara da değinen Bayraktar, "Biz en çok, 'Bir şeyin çakması.' yorumu duyacağız diye beklerken, 'Etkisinden çıkamadım.' yorumu çok büyük. Hatta, 'Ya ben dizinin etkisinden çıkamadım. Etkisinden çıkmamak için galiba bir süre dizi izlemeyeceğim.' gibi yorumlar aldık." diye konuştu.

Ramiz Bayraktar, gala sonrası oyuncuların tepkilerine de değinerek, "Uğur Aslan beni aradı. Gala sonrası eve gidip diziyi bitirmiş. Bana 'Oğlum biz ne yapmışız? İlk iki bölümü izlerken tutamadım, ağlamaya başladım.' diye anlattı." ifadelerine yer verdi.

Uzun bir aradan sonra yeni albüm üzerinde çalıştığını söyleyen Bayraktar, şarkıları single olarak yayınlamaya başladıklarını dile getirdi.

Kaynak: AA