Bakan Bağış: Tek Çiçekle Bahar Olmaz

Son Güncelleme:

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, 3 yıl aradan sonra Türkiye ile yeni müzakere başlığı açılmasına onay vermesini "gecikmiş bir olumlu gelişme" olarak değerlendirirken, "Yeni faslın açılması önemli ama tek çiçekle bahar olmaz"...

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, 3 yıl aradan sonra Türkiye ile yeni müzakere başlığı açılmasına onay vermesini "gecikmiş bir olumlu gelişme" olarak değerlendirirken, "Yeni faslın açılması önemli ama tek çiçekle bahar olmaz" dedi.


Bakan Bağış, NTV canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Avrupa Birliği'nin, Türkiye'yle 22 numaralı başlığın açılmasına onay verdiğinin anımsatılarak, "Hükümetlerarası konferans, 5 Kasım'da. Kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorulması üzerine Bağış, "Bu gecikmiş bir olumlu gelişmedir" dedi.


Bakan Bağış, aslında bu faslın açılmasıyla ilgili kararın bir önceki dönem başkanlığında alındığını belirtirken, şunları kaydetti:


"Ama Almanya'nın itirazları nedeniyle ilerleme raporu sonrasına bırakılmıştı. Almanya'daki seçimler geride kaldı ve ilerleme raporu yayınlandı ki geçmiş yıllara nazaran daha objektif bir ilerleme raporu çıktı. Yeni faslın açılması önemli ama tek çiçekle bahar olmaz. Biz raporun akabinde faslın açılması için gerekli işlemlerin başlatılmasını talep ettik. Avrupa Birliği üyesi ülkeler 5 Kasım günü 22 nolu bölgesel politikalar faslının açılmasını kararlaştırdı. Kısmetse Kalkınma bakanımız Cevdet Yılmaz'la birlikte Brüksel'e gideceğiz ve bu faslın açılış törenini gerçekleştireceğiz ve yolumuza devam edeceğiz."


-"AÇILMAMASININ SEBEBİ DE TÜRKİYE VE TÜRKİYE'NİN EKSİKLİKLERİ DEĞİL"-


23-24. başlıklar noktasındaki beklentilerin sorulması üzerine de Bakan Bağış, şunları kaydetti:


"İlerleme raporunu yayınlarken Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu komisyon üyesi Füle çok net bir açıklama yaparak bu iki faslın açılması yönünde bir çağrıda bulundu. Aslında biz Türkiye olarak bu fasılların açılmasına çok sıcak yaklaştığımızı hep vurguluyoruz. Gerek ilerleme raporlarında gerek demeçlerde gerek ikili görüşmelerde Türkiye'ye yöneltilen eleştirilerin yüzde 90'ı aslında bu iki fasılla alakalıdır. Temel haklar, yargı, ifade özgürlüğü, vicdan özgürlüğü gibi konular Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinde an sık gündeme gelen konulardır. Bu konuların incelendiği fasıllarda 23-24. fasıllardır. Bu iki fasıl aslında öncelikli fasıldır.


Aday ülkeler bu iki faslı açmadan diğer fasılları açmamalıdırlar. Türkiye bugüne kadar 14 faslı açmış bir ülke olarak bu iki faslı açamamıştır. Açamamasının sebebi de Türkiye ve Türkiye'nin eksiklikleri değildir. Avrupa Birliği bu fasılların açılış kriterlerini belirleyememiştir. Bunun tek sebebi de bu iki faslın diğer fasılların öncelikli fasıl haline getirilmesine dair oy veren Güney Kıbrıs Rum yönetiminin bir aday ülke olarak Türkiye'nin bu fasılları açmasını engellemesidir.


Avrupa Birliği kendi içindeki oy birliği şartı da bir tek ülkenin dahi bir yarım ada ülkesi olsa bile bir süreci tıkayabilmesine fırsat veriyor. Aslında krizlerin de en büyük sebebi bu oybirliği şartıdır. Kararsızlıkta maalesef olumsuz bir tablo ortaya çıkarmaktadır.


Ama umut ediyoruz ki diğer 27 ülke Güney Kıbrıs Rum yönetimini de ikna ederek bu iki faslın önündeki engeli kaldırmasını sağlayacaktır. Geri kalan ufak tefek adımları da Türkiye hızlı bir şekilde atar ve bizim demokratikleşme sürecimiz bizim reform sürecimiz bizim bu konudaki kararlılığımız bir kere daha teyit edilir."


-"DOSTLARIMIZIN DA GÖRÜŞLERİNİ ÖNEMSERİZ"-


Bu seneki İlerleme raporunda geçmiş yıllara nazaran yapısal bir değişiklik gördüğünü aktaran Bağış, Bazı siyasi konuların bir genel tartışma içinde değil de ilgili faslın altında ele alındığını görüyoruz. Türkiye'nin attığı reform adımlarını özellikle demokratikleşme paketinin çok geniş bir şekilde bir raporun içinde yer aldığını ve büyük bir memnuniyet yarattığını görüyoruz. Türkiye'nin her konuda mükemmel olmadığını bende vurguluyorum ama Avrupa Birliği üyesi ülkeler dahil olmak üzere dünyada mükemmel tek bir ülke yoktur. Her ülkenin üzerinde çalışması gereken konular vardır. Türkiye olarak bizimde üzerinde durduğumuz konular var. Ama bugünün Türkiye tarihinin en demokratik şeffaf dönemini yaşamaktadır. 20 yıl evvel bu ülkede sıradan insanları bırakın cumhurbaşkanları bile etnik kökenlerini dile getirmeye korkuyordu. Bugün aynı ülkede devletin televizyonu 24 saat Kürtçe yayın yapabiliyor. Mahkumlar ziyaretçileriyle anadilinde konuşabiliyor, siyasiler istedikleri dilde seçim propagandası yapabiliyor. Rapor objektif olunca bizim reaksiyonumuzda objektif olur. Ama rapor aşağılayıcı olunca bizim reaksiyonumuzda onun muadili olur. Biz sadece karneyi milletimizden alacağımıza inanıyoruz. Ama dostlarımızın da görüşlerini önemseriz" diye konuştu.

Kaynak: ANKA