Bakan Bolat, AB Sanayi Hızlandırma Yasası'nda Gümrük Birliği'ni dışlamayı eleştirdi

Son Güncelleme:

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AB'nin Sanayi Hızlandırma Yasası fikrini doğal karşıladıklarını, ancak çözümün Gümrük Birliği'ni dışlamaması gerektiğini söyledi. Bolat, Türkiye'nin 'AB ile Üretim' projesinde eşdeğer ortak sayılması gerektiğini vurguladı.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Avrupa Birliği'nin (AB) "Sanayi Hızlandırma Yasası" fikrine Türkiye'nin saygı duyduğunu, bu yaklaşımı doğal karşıladığını belirterek, "Üçüncü ülkelerden yapılan çok büyük miktardaki ithalat konusunda biz de aynı ciddi kaygıları taşıyoruz. Bütün bu konularda Avrupa Birliği'ndeki dostlarımızla yakın işbirliği içindeyiz. Ancak çözüm, güvenilir ortakları veya Gümrük Birliği'ni dışlamak olmamalı." dedi.

Bolat ve AB Komisyonunun Ekonomiden Sorumlu Üyesi Maros Sefcovic, Brüksel'de Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Avrupa İş Zirvesi (EBS) işbirliğiyle düzenlenen Türkiye-AB İş Zirvesi kapsamında "AB-Türkiye Ticaret ve Ekonomik İlişkilerinin Geleceğini Şekillendirmek" başlıklı oturumda konuştu.

Bu yıl Brüksel'e beşinci ziyaretini gerçekleştirdiğini, AB Komisyonunun Ekonomiden Sorumlu Üyesi Maros Sefcovic'le de sekiz defa bir araya geldiğini belirten Bolat, Türkiye ile AB arasında çok güçlü bağlar olduğuna işaret etti.

Bolat, Gümrük Birliği'nin 1996'nın başından itibaren uygulanmaya başlandığını hatırlatarak, bu çerçevede iki taraf arasındaki kısıtlamaların ve eş etkili tedbirlerin kaldırıldığını, Türkiye'nin ortak dış gümrük tarifesi rejimini benimsediğini ifade etti.

Türkiye'nin AB'nin rekabet politikasına, devlet yardımları politikasına, marka ve patent rejimine ve ticaret politikalarına uyum sağladığını anlatan Bolat, Türk mevzuatının bu alanlarda AB mevzuatıyla kapsamlı biçimde uyumlaştırıldığını söyledi.

Bolat, "Gümrük Birliği, geride kalan 30 yılda son derece başarılı oldu. Yıllık toplam ticaretimiz yaklaşık 21 milyar dolardan geçen yıl 233 milyar dolara yükselerek 11 katına çıktı. Gümrük Birliği, iki taraf arasında karşılıklı yatırımları artırdı, sanayi ürünleri ihracatı açısından pazarların karşılıklı olarak açılmasını sağladı ve çok başarılı bir sanayi bütünleşmesini beraberinde getirdi." diye konuştu.

Türkiye'nin toplam 294 milyar dolar tutarındaki doğrudan yabancı yatırım stokunun yaklaşık yüzde 63'ünün AB şirketlerinden geldiğine dikkati çeken Bolat, Türkiye ile AB üyesi ülkelerin işletmeleri arasında çok güçlü bir bağ ve bütünleşme bulunduğunu kaydetti.

Bolat, Türkiye-AB toplam ticaretinin yaklaşık yüzde 26'sının otomotiv sektöründe gerçekleştiğini ve 62 milyar dolarlık otomotiv ticareti yapıldığını söyledi.

"Türkiye'deki otomotiv sanayisinin yüzde 75'ini Avrupa şirketleri oluşturuyor." diyen Bolat, Renault, Peugeot, Fiat, Stellantis Grubu, MAN, Mercedes-Benz ve Bosch gibi şirketleri sıraladı.

Bolat, Türkiye'nin AB şirketlerinden 21 milyar avroluk otomotiv yatırımı aldığını anımsatarak, "Bu şirketlerin Türk ortakları ve Türkiye'den temin ettikleri parçalar var. Ancak bu ilişki iki yönlü işliyor. Türkiye geçen yıl yaklaşık 1 milyon 450 bin otomobil ve diğer motorlu araç üretti. Bu üretimin yüzde 75'i AB şirketleri tarafından gerçekleştiriliyor." dedi.

Türkiye'nin otomotiv pazarının yılda 1,3 milyon araç düzeyinde olduğuna işaret eden Bolat, bu pazarın yüzde 75'lik bölümünün, yani 980 bin aracın ithalat yoluyla karşılandığını anlattı.

"Bütün bunlar, iki taraf arasında tedarik zincirleri, pazarlar ve üretim bakımından ne kadar güçlü bir karşılıklı bağımlılık bulunduğunu gösteriyor." diyen Bolat, "Türkiye ile AB arasındaki toplam ticaret son beş yılda 900 milyar avroya ulaştı. Dolar cinsinden bu, 1 trilyon dolar demek." bilgisini verdi.

Bakan Bolat, "AB içinde tartışılan bir Sanayi Hızlandırma Yasası var. Avrupa genelinde 'AB'de Üretim' veya 'AB ile Üretim' tartışmaları yürütülüyor. Avrupalı ortaklarımıza ve dostlarımıza, sağduyunun hakim olması gerektiğini güçlü biçimde ifade ediyoruz." diye konuştu.

Türkiye-AB Gümrük Birliği'nin ticaretin geleceğine ilişkin kararlara yön vermesi gerektiğine işaret eden Bolat, şöyle devam etti:

"Bu son derece kritik yolda herhangi bir kazaya uğramadan ilerlemeye devam etmenin AB sanayisinin, AB ekonomilerinin, Türk sanayisinin ve Türk ekonomisinin yararına olduğunu anlatıyoruz. Çünkü bundan iki taraf da kazançlı çıkacak. Sanayi Hızlandırma Yasası fikrine saygı duyuyoruz. Bu yaklaşımı doğal karşılıyoruz. Üçüncü ülkelerden yapılan çok büyük miktardaki ithalat konusunda biz de aynı ciddi kaygıları taşıyoruz. Bütün bu konularda AB'deki dostlarımızla yakın işbirliği içindeyiz. Ancak çözüm, güvenilir ortakları veya Gümrük Birliği'ni dışlamak olmamalı. Üye ülkelerden, Avrupa Parlamentosundan, AB Komisyonundan ve AB Konseyinden güçlü biçimde talep ettiğimiz ve beklediğimiz çözüm, Türkiye'nin 'Avrupa ile Üretim', 'AB ile Üretim' projesinde eşdeğer bir ortak olarak kabul edilmesidir. Bu, AB ekonomilerinin ve otomotiv sanayisinin olduğu kadar Türk ekonomisinin ve sanayisinin de güçlü biçimde yararınadır."

Bugün, son iki yıl içinde üçüncü kez Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu toplantısını gerçekleştireceklerini anımsatan Bolat, "Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu toplantısını Türkiye-AB İş Zirvesi programıyla birleştirmek istedik. Amacımız, özel sektör temsilcileriyle kamu yetkililerini bir araya getirerek Türkiye-AB ilişkileri konusunda birbirlerini dinlemelerini ve anlamalarını sağlamak. Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu sayesinde, Gümrük Birliği kapsamındaki sorunların sayısını geçen yıl itibarıyla 29'dan 14'e indirmeyi başardık. Bu konuda ilave ilerleme de sağlayacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Türk vatandaşlarına yönelik vize meselesine de dikkati çeken Bolat, "Türkiye, genişleme ve katılım sürecinde bulunan aday ülkeler arasında vatandaşlarına henüz vize serbestisi tanınmamış tek ülkedir. Diğer aday ülkelerin tümü vize serbestisi rejiminden yararlanıyor." diye konuştu.

Bolat, getirilen kademeli vize sisteminin vize konusunda yaşanan güçlükleri bir ölçüde hafiflettiğini ancak yeterli olmadığını söyledi.

Türkiye önemli ticari ortak vurgusu

AB Komisyonu Üyesi Sefcovic de küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye ile ortaklığa büyük önem verdiklerini dile getirdi.

Jeopolitik çalkantılara, güvenlik kaygılarına ve olumsuz ekonomik koşullara rağmen iki tarafın da açık ve kurallara dayalı ticarete bağlılığını koruduğunu anlatan Sefcovic, Türkiye ile AB arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlü biçimde geliştiğini kaydetti.

Sefcovic, ticaretin artmasına katkılarından dolayı iş dünyası temsilcilerine teşekkür etti.

Türkiye ile AB arasındaki ikili ticaret ilişkilerini ele almak üzere bu akşam geç saatlere kadar görüşmelere devam edeceklerine işaret eden Sefcovic, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği bulunan tek büyük ekonomi olduğunu belirtti.

Sefcovic, "Gümrük Birliği, Avrupalı ve Türk şirketlerin birçok sektörde son derece bütünleşmiş tedarik zincirleri aracılığıyla birbirine sıkı biçimde bağlanmasını sağlıyor." dedi.

Doğu Akdeniz'de istikrarlı ve güvenli bir ortam sağlanmasında karşılıklı stratejik çıkarları olduğunu belirten Sefcovic, bunun Türkiye ile işbirliğine dayalı ve karşılıklı fayda sağlayan ilişkileri geliştirmeyi sürdürmek için gerekli olduğunu ifade etti.

Daha fazla işbirliği için çok büyük bir potansiyel bulunduğunu ve henüz değerlendirilmemiş pek çok imkan bulunduğunun açık olduğunu dile getiren Sefcovic, "Türkiye ile AB arasında ticaret alanındaki temasların yoğunlaşmasından ve verimli biçimde ilerlemesinden memnuniyet duyuyorum." diye konuştu.

Sefcovic, Gümrük Birliği'nin eksiksiz uygulanmasının ve doğru biçimde hayata geçirilmesinin sağlanması gerektiğini, buna tüm üye ülkelere uygulanmasının da dahil olduğunu ve bunun temel bir gereklilik olduğunu söyledi.

Gümrük Birliği'ni güncellemenin her iki taraf için de son derece somut ve açık faydalar sağlayacağını kaydeden Sefcovic, "Ticaretin daha da büyümesini, yatırım akışlarını ve tedarik zincirlerinin bütünleşmesini hızlandırmamıza yardımcı olacağını düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA