Bakan Şimşek: Türkiye Zor Bir Dönemeçte, Köşk ile Hükümet Arasında Çatışma Arzu Edilmez
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, hükümet ve cumhurbaşkanlığı makamının uyum için çalışmasının hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek, "En son arzu edilecek konu uyumsuzluk. Yani köşk ile hükümet arasında bir çatışma. Çatışma bizi 1990'lı yıllara götürür.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, hükümet ve cumhurbaşkanlığı makamının uyum için çalışmasının hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek, "En son arzu edilecek konu uyumsuzluk. Yani köşk ile hükümet arasında bir çatışma. Çatışma bizi 1990'lı yıllara götürür. Türkiye gerek küresel konjonktür, gerek bölgesel jeopolitik gerginlikler ve sorunlar anlamında hakikaten zor bir dönemeçte. Bu anlamda Köşk ile hükümet arasındaki uyum tekrar hayati önem kazanmaya başlıyor" dedi.
Bakan Şimşek, Kanal 7 yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye ekonomisinin ciddi sınavlardan geçtiğini dile getiren Bakan Şimşek, Irak'ta yaşananların da ekonomiye olumsuz etkilerinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
-"EN SON ARZU EDİLECEK KONU UYUMSUZLUK"-
Cumhurbaşkanlığı seçimleri hakkında konuşan Şimşek, hükümet ve cumhurbaşkanlığı makamının uyum için çalışmasının hayati bir öneme sahip olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanlığı seçimin gündemin ana konusu olduğunu aktaran Şimşek, şunları kaydetti:
"En son arzu edilecek konu uyumsuzluk. Yani köşk ile hükümet arasında bir çatışma. Çatışma bizi 1990'lı yıllara götürür. Bu çatışmanın sonuçları ortada. Türkiye'de bir uzlaşma kültürü yok. Muhalefet sadece hükümetten birisinin engelleme noktasında bir uzlaşmaya gidiyor. Fakat muhalefet hiçbir zaman memleket sorunlarının çözümü noktasında uzlaşmaya gitmiyor. Muhalefet muhalefetle uzlaşabiliyor. Memlekete sorunlarını çözme noktasında iktidarla, muhalefet arasında ne zaman uzlaşma oldu? Yok öyle bir şey. Bu nedenle zaman zaman bu konular çok tartışılıyor, Türkiye için ideal, modern, 5 yıllığına birisi gelecek, kendi ekibini kuracak ve icraatlarını yapacak, başkanlık sistemi. Tabi şu anda bu gündemde diye söylemiyorum. Bu olmayınca o zaman o uyum çok önemli bir hale geliyor. Uzlaşma kültürü olsa koalisyonlar bu ülkede iş yapardı."
-"TÜRKİYE HAKİKATEN ZOR BİR DÖNEMEÇTE"-
MHP ve CHP'nin "Ekmeleddin İhsanoğlu" ismi üzerinde uzlaşması hakkında da açıklamalarda bulunan Bakan Şimşek, "Türkiye'nin sorunlarına ne kadar vakıfsınız? Ben kişiler üzerinde genelde yorum yapmam ama yani siyaset apayrı bir kulvar. Siyasetin içinden gelmiş olmak, ülkenin sorunlarına vakıf olmak, o incelikleri bilmek, bence her makam için çok önemli. "Siz dışarıdan geldiniz?' denilebilir. Ben 40'lı yaşlarda geldim. Türkiye ekonomisini çok yakın takip ediyordum. Bölgeyi çok yakın takip ediyordum. Öğrenme eğrisi çok önemli. Ama konu o değil. Konumuz şu; Türkiye gerek küresel konjonktür, gerek bölgesel jeopolitik gerginlikler ve sorunlar anlamında hakikaten zor bir dönemeçte. Bu anlamda siyasi istikrarın korunması ve siyasi istikrarın daha çok reform yapacak çerçevede korunması ve Köşk ile hükümet arasındaki uyum tekrar hayati önem kazanmaya başlıyor" dedi.
-"KAMUOYUNA YÖNELİK FARKLI FİKİRLERİ İFADE ETMESEK BELKİ DAHA DOĞRU OLUR"-
"Bu uyumdan söz edilince insanın aklına, Kabine üyelerinin kendi aralarındaki uyumunun tartışılması geliyor. Son olarak Merkez Bankası tartışmaları başladı. Hükümetten farklı farklı açıklamalar geldi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki bir soru üzerine de Maliye Bakanı, "Sonuca bakmak lazım. Yani değişik kesimlerle muhatap olan bir ekip var. Örneğin Ekonomi Bakanının en önemli bileşeni ihracatçıdır. Yani dış ticaret. Uyum var mı yok mu siz sağlıklı politikalar uygulanıyor mu uygulanmıyor mu ona bakacaksınız. Tamamen farklı sesler çıkmasın diyorsanız o işin doğasına aykırı. Sonuçta bugün enflasyonla mücadele noktasında, piyasada güvenin sürdürülmesi noktasında, gereken adımların atılması husussunda sağlıklı politika uygulanıyor mu ona bakmak lazım. Neticeye bakmak lazım. Oturup bu konuları tabi ki kendi aramızda daha fazla tartışıp, daha az, kamuoyuna yönelik farklı fikirleri ifade etmesek belki daha doğru olur böyle bir algıyı yaratmama anlamında. Farklı değerlendirmelerde bulunmama talebi makul bir talep değildir. Bunun nasıl ifade edileceği hususu tartışılabilir" dedi.