Balatlı Seyyar Poğaçacı (1)
Taksim'deki kuaför salonunu müşteri sıkıntısı nedeniyle kapatan 26 yaşındaki Sedat Özdemir, seyyar arabasıyla sokaklarda poğaça satarak ailesinin geçimini sağlıyor.
HİKMET ORÇUN ÜRESİNLER - Taksim'deki kuaför salonunu müşteri sıkıntısı nedeniyle kapatan 26 yaşındaki Sedat Özdemir, seyyar arabasıyla sokaklarda poğaça satarak ailesinin geçimini sağlıyor.
3 çocuklu Özdemir ailesinin en küçük çocuğu olarak İstanbul Balat'ta dünyaya gelen Sedat Özdemir, genç yaşına rağmen Taksim'de bir kuaför dükkanı açarak çalışma hayatına atıldı. Kuaför olduğu zamanki kazancının çok iyi olduğunu belirten Özdemir, işlerinin de iyi olmasını fırsat bilerek evlendi ve bir çocuk babası oldu.
Uzun süre iş arayan Sedat Özdemir, istediği gibi bir iş bulamayınca baba mesleğine döndü. Babası ve annesinin küçük imalathanelerinde birlikte ürettikleri poğaçaları sokak sokak dolaşarak satan doğma büyüme Balatlı Sedat Özdemir, kaldırımlarında top oynadığı sokaklarda şimdi poğaçacı olmanın kendisini çok duygulandırdığını belirtti.
Özdemir, "Ben Balat'ın bu sokaklarında doğdum. Şu kaldırımlarda top oynuyordum. Hatta sokakta mahallenin teyzeleri ve ablaları halı yıkarlardı. Onlar yıkardı, ben çıplak ayaklarımla köpüklü halının üzerinde yürür, oyun oynardım, kızarlardı bana. Şimdi aynı sokaklarda seyyar arabamla poğaça satıyorum. Şimdi oradan 'Poğaça, poğaça' diyerek geçerken o günler gözümün önüne geliyor. Beni ufacık bir çocuk olarak bilen ağabeylerim ve ablalarım şimdi benden poğaça alıyorlar."
"Sanki artık her apartmanda bir ablam, annem, babam var"
Poğaça satmaya yeni başladığı sıralarda mahallesindeki komşularının kendisini seyyar araba ile görünce şaşırdıklarını dile getiren Özdemir, çalışmak zorunda kalınca helal para olan her işin mübah olduğunu dile getirdi. Özdemir, "Başlarda mahallemdeki ağabeylerim ve ablalarım beni seyyar araba ile görünce çok şaşırdılar. Aslında ben de çok şaşırıyordum kendime. Yapabilir miyim acaba diye düşünürken birden bire kendimi sokaklarda buldum. İnsan zorda kalınca, her işi yapabiliyormuş. Yeter ki helal kazancın peşinde olsun. Hele ki evde minicik bir bebeğiniz ve eşiniz varsa, çalışmak zorunda bırakıyor hayat sizi. Hem böylece mahallemdeki insanların beni sevdiklerini yeni fark ettim. Sanki artık her apartmanda bir ablam, annem, babam veya ağabeyim var gibi hissediyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor." ifadelerini kullandı.
Yaklaşık 80 kilo ağırlığındaki seyyar arabasıyla sokak sokak dolaşarak poğaça sattığını anlatan Özdemir, özellikle yokuşlarda ve merdivenlerde arabanın ciddi anlamda kendisini zorladığını belirtti. Özdemir, tüm zorluğuna rağmen işini çok fazla sevdiğini ve insanlarla iletişim kurmanın kendisini çok mutlu ettiğini aktardı. Eskiden daha yardımsever ve hoşgörülü bir toplum olduğumuzu söyleyen Özdemir, satış yaparken yaşadıklarını şu sözlerle ifade etti:
"Bazen 3 küçük çocuk arkadaş geliyorlar. 2 tanesi parasını vererek poğaça alıyor. Anlıyorum ki almayan çocuğun parası yok, hemen ona da verip 'Sen parasını daha önce vermiştin bana, hatırlıyor musun?' diyorum. Arkadaşlarının önünde küçük düşmesin diye belli etmiyorum. Ona da poğaça vererek gönderiyorum. Herkesin eskiden olduğu gibi şimdi de buna benzer şekilde davranması gerekir. Kiminin parası, kiminin duası derler. Biz zorda olana yardım edelim ki Allah da biz zorda kalınca bize elini uzatsın."