Barış Akademisyenleri İçin Mücadele Devam Ediyor

Son Güncelleme:

Eğitim Sen ve SES, Dokuz Eylül Üniversitesi'nde barış akademisyenlerinin iade edilmesini talep etti.

(İZMİR) – Eğitim Sen ve SES İzmir şubeleri, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü önünde "Barış Akademisyenlerinin görevlerine iadesi" talebiyle açıklama yaptı. Açıklamada, "Henüz karar çıkmayan tüm imzacılar için iade kararları verilmeli, tüm ret kararları ivedilikle bozulmalıdır. Mevcut iade kararlarının gereği ise gecikmeksizin yerine getirilmelidir. Üniversiteler, siyasal iktidarın müdahale alanı değil; özgür düşüncenin, bilimsel üretimin ve toplumsal sorumluluğun mekanlarıdır" denildi.

Eğitim Sen ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir şubeleri, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, barış bildirisine imza attıkları gerekçesiyle üniversitelerden ihraç edilen akademisyenlerin iade kararlarının uygulanması ve görevlerine başlatılması talep edildi. Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi Başkanı Lülüfer Körükmez, şunları söyledi:

"11 Ocak 2016'da 1128 akademisyenin imzasıyla kamuoyuna duyurulan 'Bu Suça Ortak Olmayacağız' başlıklı barış bildirgesinin ardından, yaklaşık yedi ay sonra, ağır bir siyasal baskı iklimi içinde 15 Temmuz darbe girişimi yaşanmıştır. Darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL ve çıkarılan KHK'ler, siyasi iktidarın çok daha önceden başlattığı akademik tasfiyenin temel araçlarından biri haline getirilmiştir."

7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından yeniden başlayan çatışmalı süreçte yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin son bulmasını ve barış için müzakere koşullarının oluşturulmasını talep eden söz konusu bildiri, üniversitelerde gerçekleştirilen tasfiyelerin gerekçesine dönüştürülmüştür. Bu kapsamda 406 akademisyen, çeşitli tarihlerde yayımlanan KHK'ler ile üniversitelerden ihraç edilmiştir. Bunun yanı sıra yüzlerce akademisyen hakkında ceza davaları açılmış; pek çoğu emekliliğe ya da istifaya zorlanmıştır. Yaratılan bu cezalandırma iklimi yalnızca barış bildirisine imza atan akademisyenleri değil, üniversitenin bütününü hedef almıştır. Amaç, üniversiteyi siyasal iktidarın çizdiği sınırlar doğrultusunda yeniden dizayn etmek; eleştirel düşünceyi ve akademik özgürlüğü tasfiye etmek olmuştur.

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü de bu süreçte üzerine düşeni yapmış; 2017 Haziran ayında 'Barış İmzacıları'nı açığa alarak bu cezalandırma pratiğinin bir parçası olmuştur. Yaklaşık bir yıl boyunca açıkta bırakılan ve haklarında somut hiçbir işlem yapılmayan 12 akademisyen, 8 Temmuz 2018 tarihinde yayımlanan 701 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir. Aradan geçen sekiz yılı aşkın sürede ceza davaları, OHAL Komisyonu başvuruları ve bitmek bilmeyen idari dava süreçleri yaşanmıştır. Bugün gelinen aşamada, son olarak öğretim görevlisi Dr. Emel Yuvayapan hakkında verilen iade kararının da uygulanma süreciyle birlikte toplam beş akademisyen görevine dönmüş bulunmaktadır. Tüm hocalarımıza yeniden aramıza hoş geldiniz diyoruz. Onlar yeni gelmediler, geri geldiler. Bıraktıkları yerden; insan, toplum ve doğa yararına özgür bir üniversite mücadelesinin aktif bir parçası olmaya devam etmektedirler. Her birini bir kez daha selamlıyoruz.

Ancak kamuoyunda zaman zaman oluşan kanaatin aksine, Barış İmzacıları'nın büyük çoğunluğu hala görevlerine iade edilmiş değildir. Aradan on yıl geçmesine rağmen, bildiriyi imzaladıkları gerekçesiyle üniversitelerinden ihraç edilen pek çok akademisyen görevine dönememiştir. Kimileri mahkeme süreçlerinin sonuçlanmasını beklemekte, kimileri ise mahkemeler tarafından verilen iade kararlarına rağmen görevlerine başlatılmamaktadır. Dokuz Eylül Üniversitesi özelinde halen iki hocamızın davası farklı yargı aşamalarında sürmektedir. Dört iade kararı ise idare tarafından uygulanmamıştır. Üç akademisyenin ataması, ihraç sonrasında emekli olmaları gerekçe gösterilerek yapılmamıştır. Araştırma Görevlisi Özer Yersüren'in ataması ise ihraç edildiği dönemde kadroda bulunma süresi dolduğu gerekçesiyle yapılmamaktadır. Üniversite kendi yarattığı bir mağduriyeti, iade kararına rağmen atama yapmamanın bir gerekçesine dönüştürmekte ve hukuksuzluklar silsilesine bir yenisini eklemektedir. Üstelik, mahkeme kararından doğan özlük ve ekonomik haklarını da iade etmeyip bir kez daha gasbetmektedir. Prof. Dr. İzge Günal ve Prof. Dr. Yeşim Edis Şahin ise emeklilik gerekçesiyle görevlerine iade edilmemeleri nedeniyle kendilerini yeniden idari dava süreçleri içinde bulmak zorunda kalmışlar, görevleri başında geçirmeleri gereken süreyi yeniden mahkeme kararlarını bekleyerek geçirmek mecburiyetinde bırakılmışlardır."

"Son arkadaşımız da iade edilene kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz"

Tüm Barış Akademisyenlerinin amasız ve fakatsız görevlerine iade edilmesi gerektiğini belirten Körükmez, "Henüz karar çıkmayan tüm imzacılar için iade kararları verilmeli, tüm ret kararları ivedilikle bozulmalıdır. Mevcut iade kararlarının gereği ise gecikmeksizin yerine getirilmelidir. Üniversiteler, siyasal iktidarın müdahale alanı değil; özgür düşüncenin, bilimsel üretimin ve toplumsal sorumluluğun mekanlarıdır. Üniversite barış talebini cezalandıramaz, aksine toplumun en doğal hakkı olan barış içinde yaşam hakkını savunmalı ve gereğini yerine getirmelidir. Görevlerine dönen tüm mücadele arkadaşlarımızı selamlıyor; son arkadaşımız da iade edilene kadar dayanışma ve mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi vurguluyoruz" dedi.

"Hukuksuzluk giderilene kadar bizler akademisyenlerin yandayız"

SES İzmir Şubeleri adına konuşan Olcay Tekin ise "KHK'lı birçok sağlık çalışanı ve akademisyen hocamız görevlerinden alındı. Yapılan hukuki soruşturmalarda bazıların sonuçları alındı ama lehlerine olmasına rağmen birçoğu görevine başlatılmadı. Bizim taleplerimiz nettir. Tüm sağlık çalışanları ve akademisyenler bir an önce görevlerini başlatılmalı. Tüm özlük hakları verilmeli ve bir an önce bu hukuksuzluk giderilmelidir. Bu hukuksuzluk giderilene kadar bizler akademisyenlerin yandayız" diye konuştu.

"Bir an bile pişmanlık duymadım"

Göreve iade edilip işe başlayan akademisyen Emel Yuvayapan ise şunları kaydetti:

"Dördüncü Bölge İdare Mahkemesi'nin kararıyla üniversitedeki 8.5 yıl önce uzaklaştırıldığım görevime iade edildim. Mutluyum tabii ki ama bu çok eksik ve kırık dökük bir mutluluk. Tüm Barış Akademisyenleri ve haksız yere kamudaki görevlerinden ihraç edilmiş tüm KHK'lı arkadaşlar görevlerine iade edilene kadar böyle olmaya devam edecek. Ancak son arkadaşımız da iade edildiğinde gerçekten bir mutluluk yaşayabileceğiz. Bizim ihraçlarımızla üniversitelerdeki dönüşümün bir arada düşünülmesi gerektiğini unutmamamız gerekiyor. Yaratılan bir korku iklimi her yere nüfuz etmiş durumda. Bunun da başlangıcı olarak belki bizim üniversitedeki tasfiyelerimizi düşünebiliriz. Fatma Nur Çelik Hoca'nın öldürülmesine yaratan şiddet ortamı bile aslında bu sürecin bir parçası. Bunların hepsini bir arada düşünüp hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Son olarak şunu söylemek istiyorum. 10 yılını geride bıraktığımız bu suça ortak olmayacağımız metnini imzaladığım için bir an bile pişmanlık duymadım bu geçen süre içerisinde. Eğer biz bir bedel ödemişsek, bunun barışın bedeli olmasını umuyorum."

Kaynak: ANKA