Başbakan Erdoğan: Türkiye Son 1 Yılı Zorlu Saldırı Girişimleri Altında Geçirdi

Son Güncelleme:

Türkiye'nin son 1 yılı zorlu saldırı girişimleri altında geçirdiğini belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, belediye başkanlarını cemaat konusunda uyardı.

Türkiye'nin son 1 yılı zorlu saldırı girişimleri altında geçirdiğini belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, belediye başkanlarını cemaat konusunda uyardı. Türkiye'nin son yapılan projelerle kabına sığmadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Bütün bu gelişmeler dostlarımızı, kardeşlerimizi mutlu ederken aynı derecede hasımlarımızı ve hazımsızlarımızı rahatsız ediyor, tedirgin ediyor" dedi.


Türkiye son 1 yılı çok zorlu saldırı girişimlerinin altında geçirdiğini belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, " Önce gezi olayları ardında 17-25 Aralık darbe girişimi, Türkiye'de huzuru, istikrarı, güven ortamını, demokrasiyi ve kardeşliği hedef aldı. Dik durduk, milletin emanetine sahip çıktık ve 30 Marta milletimizin büyük desteğini aldı. Gezi olayları denilen o taksim projesi denilen olayda, siz ne yaparsanız yapın o malum çevreler o kadar önemli bir projeyi bile yok farz ettikleri gibi, götü göstermeye, olumsuz göstermeye, dezenformasyon yapmak suretiyle bu paralel yapıyla, paralel medya ile, paralel yargı ile, hareket etmek suretiyle böyle bir adım attılar" dedi.


Gezi Parkı'nda muhalefet ve göstericilerin tutumunu eleştiren Başbakan Erdoğan, "Taksim meydanında ki bu kışla denilen alan, kışlanın tarihi resimleri her şeyi ortadayken, bunlar ortaya çıkarılmasına rağmen bu zihniyet buna karşı çıktı. Onu biz değil de kendi zihniyetlerinden biri yapmış olsaydı kesinlikler sesleri çıkmazdı. Aynı şekilde Kültür Merkezi söyledik ihtiyaca cevap vermediği gibi yıkılma tehlikesi ile, aynı yerde daha büyüğü, ve yine aynı şekilde operası binası yapılma kaydıyla dedik. Onda da aynı şeyi söylediler. Aynı şekilde Taksim adeta mabetsiz bir bölge, orada bir taksim camisi yapılması konusu planlara işlenmiş olduğu halde buna da müdahale edildi. Trafiğin yerin altına alınması ile Taksim Meydanının tamamıyla bir yürüyüş alanı haline getirilmesi getirildi Buna karşı bir tavır. Yapılacak hiçbir olumlu şeye karşı bunların yaklaşımı olumlu değildir" şeklinde konuştu.


Hafta sonu İstanbul'da 3. Havalimanının temelini attıklarını, dün de Ankara'da "ATAK" helikopterinin TSK envanterine katılması törenine katıldıklarını anımsatan Başbakan Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:


-"FİNANSI YÖNETMEK HER YİĞİDİN HARCI DEĞİL"-


"Bunlar öyle sıradan yatırımlar değil. Havalimanı ile ilgili kolay kolay da yazamıyorlar. Yılda 150 milyon insanın bu havalimanındaki geliş gidişini düşünün. Şu anda İstanbul Havalimanı bile bir rekora imza attı. Günlük iniş alkışta yaklaşık bin 300 uçak indi kalktı. Şimdi bu ihtiyaca cevap vermiyor. Türkiye'de biz ülkeyi 26 havalimanı ile aldık. Şimdi buna 26 havalimanı ilave ettik. Eğer biz bunu milli bütçe ile yapmaya kaksaydık bunun altından kalkamazdık. Finansı yönetmek her yiğidin harcı değil. Bugüne kadar gelenler finansı yönetemedikleri için bu ülkede taş üstüne ta koyamadılar. Paran olduğu zaman bunları yapmak kolay. Mesele paranız olmadan birilerinin finansı ile bunları yapabiliyor musun? Mesele o. Buna bile "yolsuzluk' dediler.


-"TÜRKİYE ARTIK KABINA SIĞMIYOR"-


Sadece bir havalimanı inşa etmiyoruz. Sadece endi helikopterlerimizi inşa etmiyoruz. Bunlar aslında büyük davanın adamı olmanın gerçekleştiği anlardır. Şu anda siparişler gelmeye başladı. Bundan sonra sadece üreten değil, bundan sonra bu ürettiklerini satan bir ülkeyiz. Türkiye artık kabına sığmıyor. Kendine biçilen rolle yetinmiyor. Kendi rotasını çiziyor. Biz yıllarca başka ülkelere gıpta ile baktık. Başka ülkelerin başarılarını izledik. Başka ülkelerin eriştiği seviyeleri, kendimiz için ulaşılamaz bir hayal olarak gördük. Bundan birkaç asır öncesine kadar bu topraklar dünyanın gıpta ile baktığı topraklardı. Maalesef bizi tarihimizden, ecdadımızdan, medeniyetimizden koparmak toprakla bağımızı kesmek istediler.


-"BİZİ MAHKÛM ETTİLER"-


Bizi aza mahkûm ettiler, bizi var olanla yetinmeye her zaman da başkasına hayranlıkla bakmaya mahkûm ettiler, sadece dışarıdan değil, içerden de bizi böyle dar çerçeveye, ufuksuz bir vizyona hapis etmek istediler. Biz 3 Kasım'da iş başına geldiğimizden Türkiye'nin azla yetinemeyeceğini, Türkiye'nin çok daha büyük hedefleri hak ettiğini söyledik. Türkiye adına ve milletimiz adına hayaller kurduk. İnşa ettiğimiz viyadüklerle, tünellerle, barajlarla, konutlarla artık dünya ile yarışır hale geldi. Kıtaları birbirine bağlayan Marmaray'ı imrenilir hale getirdik. Gelişmiş ekonomilerin daraldığı bir ortamda yüzde 4,3 büyüyen ülke konumunda, dünyada iddialı olduğumuzu herkese ispat ettik.


-"ONLARIN HAZIMSIZ OLMASI, BİZİM MUTLULUK SEBEBİMİZDİR"-


Bütün bu gelişmeler dostlarımızı, kardeşlerimizi mutlu ederken aynı derecede hasımlarımızı ve hazımsızlarımızı rahatsız ediyor, tedirgin ediyor. Onların hazımsız olması, bizim mutluluk sebebimizdir. Sanmayın ki Gezi olayları yeşil için yapılmıştır. Sanmayın ki 17- 25 Aralık operasyonları yolsuzluk için yapılmıştır. Türkiye, yeni Türkiye birilerini rahatsız etmiş, içerdeki maşalarını, içerdeki kuklalarını piyonlarını kullanarak büyük Türkiye'nin yürüyüşünü engellemek istemişlerdir."


-BELEDİYE BAŞKANLARINA CEMAAT UYARISI-


Belediye başkanlarına seslenen Erdoğan, konuşmasında şunlara dikkat çekti:


"Belediye başkanlarımızın şunu özellikle bilmelerini istiyorum. Hizmet kuruluşu maskesi adı altında 35-40 yıldır bu topraklarda beslenen bu topraklardan, emeğinden alın terinden, bu toprakların evlatlarının ekmeğinden beslenen bir örgüt Türkiye'ye yönelik saldırıların taşeronu olmuş Türkiye'ye en büyük ihaneti yapmıştır. Basına açık bir toplantıda tüm Belediye Başkanlarıma sesleniyorum. Yerel de bu örgütün mensupları neye alet olduklarını bilmiyor olabilirler, bizim köylerimizde, beldelerimizde, ilçelerimizde, temiz kardeşlerimiz hizmet ediyor diyerek bu örgüte destek verdiler. Gönül verdiler, sadaka zekât verdiler, kurbanlar verdiler ama örgütün tepesi ile tabanı aynı istikamete bakmıyor. Hatta aynı kıbleye yönelmiyor. Taban doğru istikamete bakarken tepe yönetimi çok farklı istikametlerde ikbal arıyor.


-"SEN CEMAAT MİSİN? ÖRGÜT MÜSÜN? "-


Türkiye'nin milli kurumlarına, milli değerlerine, milli projelerine açık açık taarruz ettiler. Güya hedefi hizmet olan eğitim olan bu örgüt, Milli istihbarat teşkilatının müsteşarıyla niye bu kadar ilgilenir. Sen cemaat misin? Örgüt müsün? Polisler bir yere tayin ediliyor bakıyorsunuz bunların yayın organı ertesi gün falanca alındı, falanca yere sevk edildi. Sen Emniyet teşkilatının gölge bir yönetimi misin? Sana ne. Sen mi bu atamaları yapacaksın? Sen mi birisini bir yerden bir yere atayacaksın. Deme ki bunlar bu işin içinde bu kadar var. Bu hassasiyete bizimde o denli bakmamız lazım. Bakın şuanda bazı belgeler yayınlanıyor. Belgeler yayınlandığının ertesi gün bunların malum medyası hemen bu yanlış diyor. Ondan sonra tekrar ortaya konulunca kendisi ortada kalıyor."

Kaynak: ANKA