Başbakan Yardımcısı Akdoğan: (1)
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "Bu seçimde kim vatandaşın iradesine ipotek koymaya çalışırsa, baskı yaparsa, kim sandık başında tehdit ederse, hile yaparsa, başkasının yerine oy kullanırsa bunların hepsinin üzerine teker teker gidilecek, hesabı sorulacaktır" dedi.
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "Bu seçimde kim vatandaşın iradesine ipotek koymaya çalışırsa, baskı yaparsa, kim sandık başında tehdit ederse, hile yaparsa, başkasının yerine oy kullanırsa bunların hepsinin üzerine teker teker gidilecek, hesabı sorulacaktır" dedi.
Akdoğan, 24 TV canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Son dönemde yaşanan terör eylemlerinin amacının siyaseti gündemden düşürmek olduğunu vurgulayan Akdoğan, terörün siyaset mühendisliği yapmak için her zaman bir araç olarak kullanıldığını belirtti. Seçim sürecinde bu hadiselerin yaşanmasının da doğrudan seçimi etkilemeye dönük olduğunu söyleyen Akdoğan, Ankara'daki terör saldırısının ardından muhalefetin sergilediği tavrı eleştirdi.
HDP'nin devleti katil ilan ederek, acının üzerine basarak siyaset yapmasının son derece sorumsuzca bir yaklaşım olduğunu anlatan Akdoğan, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın daha önce şirinlik yaparak "Türkiyelileşme" çalışması yürüttüğünü ifade etti.
Yalçın Akdoğan, "Kandil diyor ki, 'Siz çıkacaksınız devleti suçlayacaksınız.' O da çıkıyor bu rolü oynuyor. Onun esareti altında. Diğeri görüşmeye bile gelmiyor. Farklı siyasi partileriz ama bunlar ortak tavır takınılması gereken günlerdir. Her şeye zaten 'hayır' diyordu. Buna da 'hayır' dedi. Diğeri görüşmeye geldi ama bunu, seçim kampanyasının bir çalışması olarak gördü. Sorumsuz bir şekilde davrandı ve ayıp etti bence. İçeride hiç konuyla ilgili olmayan meseleleri gündeme getirmesi ve çıkıp bunu dışarıda konuşması gibi. Ortak bir açıklama yapmayı kabul etmedi. Muhalefet partilerinin sorumlu davranmadığını gördük" diye konuştu.
Devam eden terör operasyonlarının seçime endeksli olmadığını dile getiren Akdoğan, devletin son zamanlarda oluşan güvenlik açığını gidermesi gerektiğini vurguladı. Operasyonların, vatandaşın talebi ve ihtiyacı üzerine başlanan bir süreç olduğunu kaydeden Akdoğan, "Örgüt burada birtakım farklı hayaller peşine düştü. Seçim öncesi, seçime dönük bir operasyon süreci değildir. Seçimden sonra da aynı kararlılıkla, netice alınana kadar operasyonlar devam edecek" ifadelerini kullandı.
"Vatandaşın iradesine kim ipotek koyarsa hesabı sorulacak"
Seçim güvenliği konusunda alınan tedbirleri anlatan Akdoğan, 385 bin asker, polis ve jandarmanın tüm ülke genelinde sadece seçim günü çalışmalar yürüteceğini söyledi. Seçim güvenliğinin, sadece seçim günü sandıkların güvenliğinden ibaret olmadığının altını çizen Akdoğan, vatandaşın iradesi oluşurken ona baskı yapılmaması, seçmenin tehdit edilmemesi için çalışmalar yürütüldüğünün altını çizdi.
Başbakan Yardımcısı Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Önemli olan sadece seçim günü değil öncesinde de vatandaşı korumak, hür iradesinin ortaya çıkmasını sağlamak. Seçim günü de alınan tedbirler var. Bu, çok iyi çalışılan bir konu. Vatandaşın okul bahçesinde, koridorda, sınıfta tehdit edilmemesi gerekiyor. Burada şikayet müessesi de önem taşıyor. Devletine güvenmesi ve bu şikayet mekanizmasının da iyi çalışması gerekiyor. Birçok sandıkta oyların yüzde yüzü bir partiye çıkıyor. Bu belli, köyler tehdit edilmiş. 'Senin çocuğunu biliyoruz, biz seni biliyoruz' diyerek tehdit ediyorlar. Bunların üzerine de gidiliyor. Bu tür baskı kuranlar için şikayet mekanizmasının daha etkili çalıştırılması gerekiyor.
Seçimden önce yapılacaklar var, sonrasında yapılacaklar var. Birilerinin adına oy kullananlar var. Bunun çok büyük cezası var. Hesap mutlaka sorulur. Onları da uyarıyorum. Bu seçimde kim vatandaşın iradesine ipotek koymaya çalışırsa, baskı yaparsa, kim sandık başında tehdit ederse, hile yaparsa, başkasının yerine oy kullanırsa bunların hepsinin üzerine teker teker gidilecek, hesabı sorulacaktır. Devlet tamamen bölgede duruma hakim durumda. Vatandaşlarımız rahat olsunlar, devletine güvensinler. İnşallah bölgede bu sefer seçim güvenliği açısından daha olumlu bir tablo olacağını düşünüyorum. "
(Sürecek)