Bu Anayasadan Hayır Gelmez
Selçuk, 2000'li Yıllara Türkiye'nin 1982 Anayasası ile Girmesini "Büyük' Talihsizlik Olarak Niteledi.
Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, 2000'li yıllara Türkiye'nin 1982 Anayasası ile girmesini "büyük' talihsizlik olarak nitelendirerek, "Bu Anayasa ile Türkiye AB'ye giremez" dedi. Selçuk, 1960 yılında yedek subay okulu öğrencisi olduğunu günleri anlatırken de, "Harp Okulu'nda nöbet tuttuğum sırada, bakanlara ve milletvekillerine yönelik yapılan şiddeti gördüm. Çok üzüldüm, zaman zaman tiksindim" diye konuştu.
Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, Sosyal Güvenlik Dergisi'nin sorularını yanıtladı. Bu çerçevede 27 Mayıs 1960 darbesi ve 1982 Anayasası'na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Selçuk, 27 Mayıs 1960 darbesini çoğunluk diktası olduğunu söyledi. Selçuk, "Darbe, dönemin aydınlarınca ve yazarlarınca alkışlandı. Bir insan nasıl olurda özgür bir hukuk düzeninde yaşamayı reddeder ve diktayı alkışlar. Bunu o gün bugün anlamış değilim" dedi.
Selçuk, 1960 yılında yedek subay okulu öğrencisi olduğunu ve Harp Okulu sırasında nöbet tuttuğunu hatırlatarak, "Burada, bakanlara ve milletvekillerine yönelik yapılan şiddeti gördüm. Çok üzüldüm, zaman zaman tiksindim. Basının insanların kıyma makinelerinden geçirilerek, buzdolaplarında saklandıkları yalanlarını okudum. Darbelerin çare değil, felaketler olduğunu yaşayarak örendim. Türkiye, felaket sınavlarından hiç ders çıkarmıyor. Günü birlik düşünüyor" dedi.
-"YARGI BAĞIMSIZ OLMADAN, LAİKLİK OLMAZ"-
Selçuk, Türkiye'de demokrasinin olmazsa olmaz kurallarının yaşama geçmeden, yargı bağımsızlığının ve laikliğin gerçekleştirilemeyeceğini savundu. Selçuk şunları söyledi:
"Bilimle uğraşan biri olarak asla bilimin dışında yol gösterici aramadım. Arasaydım bileme ve dolayısıyla buna yaslanan Atatürkçü anlayışa ters düşerdi. Bu konuda hiç kimseye asla hiç kimseye, kendime bile ödün vermedim."
-"YARGI KUŞATILMIŞTIR"-
-Yargı bağımsızlığının dört boyutu olduğuna değinen Yargıtay Onursal Başkanı Selçuk, şöyle dedi:
"Bugünkü sistemde yargı kuşatılmıştır. Yargı bağımsızlığın birinci boyutu yasama erkine karşı bağımsızlıktır. Bunda fazla sorun yok. İkincisi ise yürütme erkine karşı bağımsızlık. Bu sorunlu. Adalet Bakanı ile müsteşarı Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nda tuttuğunuz, kurulun ayrı bütçesi ve bağımsız binası olmadığı, girişim gücü ve gündemi belirleme olanağı bulunmadığı, müfettişler bakanın bir memuru olduğu sürece yargı bağımsız olamaz. Yürütme erkine karşı. Üçüncü boyutu bir yargıcın bir başka yargıca karşı bağımsızlığı. Bu da yok. Eğer Yargıtay yargıçları bir ülkede ilk mahkeme yargıçlarına not veriyorlarsa, bağımsızlıktan söz etmek bir düşüştür. Son boyut ise yargıcın kendi dünya görüşleri ve inançları karşısında bağımsızlığıdır. Yargıçların görevi ülkeyi değil hukuku kurtarmaktır."
-"BU ANAYASA İLE TÜRKİYE AB'YE GİREMEZ"-
Selçuk, bir soru karşısında yeni Anayasa oluşturma çalışmalarının sık sık gündeme geldiğini hatırlattı. Selçuk, "Ama bu başarılamadı. 2000'li yıllarda Türkiye'nin 1982 Anayasası ile girmesi büyük talihsizlik. Bu Anayasa ile Türkiye AB'ye giremez. Çok yazık. Devlette yeniden yapılanma açısından fazla bir değişiklik yok. AB olmasaydı yapılanlar da gerçekleşmezdi" şeklinde konuştu.
-"DEVLET İLE BİREY HUKUKUN KARŞISINDA EŞİTTİR"-
Selçuk, "Hukuk devleti ilkesinden ne anlıyorsunuz? Anayasa'da belirtilen "Türkiye Cumhuriyetihukuk devletidir' ifadesi gerçeklerle ne kadar örtüşüyor?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Ben hukuk devleti ilkesini yeterli bulmuyorum. Bu ilke ve deyiş, devletin hukuk içinde olmadığını ve bunun gerçekleştirilmesi için çabaladığını bir ön kabul olarak sergiliyor. Böyle bir anlayışta, hukuk devletin tekelindedir. Devlet kendisini kayırarak hukuku biçimlendirir. Bu, yüzden devlet ile birey hukukun karşısında eşit düzeydedir. Ben hukukun üstünlüğü ilkesini savunuyorum. Hukuk karşısında birey ile devlet eşittir."
Öte yandan, söz konusu röportajın Sosyal Güvenlik Dergisi'nde yer alması da dikkat çekti. (ANKA)
(EÖ/BÜN)