Bugünkü Reyting Sistemi Adaletli mi?

Son Güncelleme:

İlk romanıyla iyi bir çıkış yapan ünlü haberci Taner Dileklen'e hem eserlerini hem de tartışma ve futbol programlarıyla ilgili düşüncelerini sorduk.

İlk romanıyla iyi bir çıkış yapan ünlü
haberci Taner Dileklen'e hem eserlerini hem de tartışma ve futbol
programlarıyla ilgili düşüncelerini sorduk.

 


TV haberciliğinde profesyonel kimliğe sahipsiniz.
Özellikle de tartışma programları ve futbol yorum programları hakkında
neler düşünüyorsunuz? Topluma katkı sağlıyor mu programlar? Eksik
gördüğünüz noktalar var mı?


Her tartışmanın bilgilenme ve fikir sahibi olma açısından büyük 
önemi vardır. Tabi bu toplumsal fayda  tartış
maların tarafsız olmasıyla sağlanabilir. Tam da bu noktada sözde
futbol yorum programlarından söz etmek gerekir. Çünkü bir kaç
yıldır ekranlarda boy gösteren futbol programlarının hemen hemen
tamamına yakını taraflı tartışma programlarına örnek teşkil
etmektedir. 


Şöyle ki,  


 DEDİKODULU
FUTBOL PROGRAMLARI

Zaten ilk çıktığı 
zamanlarda eski hakem ve futbolcuların tartışmalı pozisyonlarını 
bir ileri, bir geri izleyerek tartıştığı, skor ve pozisyon yorumculuğundan
başka bir şey olmayan tv futbol yorum programları ilk kırılma noktasını,
endüstriyel futbolun ülkemiz futbolunun her hücresine sirayet etmesiyle
yaşadı. Saniyesi yüzlerce dolar olan maç görüntülerini alamayan
tv programları, izlenmek için asparagas haberlerle "Falanca Kulübün
Başkanı Hakemi Tokatladı mı? Filanca Teknik Adam, Futbolcusuna Küfür
Etti mi?" gibi futbolun dedikodularını konuşup kendi gündemlerini
yaratmaya başladılar...   


ŞİKE
OPERASYONUYLA FUTBOLUN DERİSİ YÜZÜLDÜ



Sözde futbol yorum
programları, ikinci kırılma noktasını 3 Temmuz 2011 tarihinde
sözde şike operasyonuyla yaşadı. Sözde diyorum çünkü, adı üstünde,
bu bir dava değil bir operasyondu. Bu operasyonda amaç futbolu temizlemekten
ziyade, derisini soymaktı. Ve öyle de oldu. Artık sözde futbol yorum programları zehirli
oklarını yöneltecek hedeflerini bulmuşlardı. Artık başta Fenerbahçe
olmak üzere şike ile suçlanan Kulüplere atış serbestti...


Uzatmayalım, bu programlar
toplumsal fayda sağlamak şöyle dursun, 6222 sayılı Sporda Şiddet
ve Düzensizliği Önleme Yasası'na aykırı bir noktada, şiddetin
asıl kaynağı konumundadır...

 
Sizce sporda şiddet önlenebiliyor mu?

Genelde sporda özelde de futbolda şiddeti önlemek için öncelikle
sözde futbol yorum programlarına çeki düzen verilmeli, görüntüler
daha ucuza satılıp, en azından, futbol programları asparagas ve
spor dışı yorumlardan kurtarılmalıdır.  



Bir TV programı yaparken
reyting kaygısıyla hareket etmek yanlış mıdır? İşin ticari boyutunu
da hesaba katacak olursanız hem etik değerlere sadık kalmak hem de
reytingi düşünmek beraber yürütüleb
ilir mi?


Reyting özel televizyonculuğun ayrılmaz bir parçasıdır. Reyting
doğal eleme yöntemidir. İşinizi iyi yaparsanız izleyici sizi izler,
siz reklam alırsınız ve yayıncı programınızı yayınlamaya
devam eder yaşarsınız. Yok bunun
tersi olursa yayından kaldırılırsınız.  


BUGÜNKÜ REYTİNG SİSTEMİ ADALETLİ Mİ?

Ancak bu sistem adaletli
olmalıdır. Denekler Türkiye demografisine uygun seçilmeli, her an
denetlenmelidir. Böyle olursa sistem sağlıklı işler ve etik değerlerden
uzaklaşılmadan izlenme yakalamak mümkün olabilir. Ancak bugünkü
reyting sisteminin adaletli olup olmadığı bence tartışmalıdır. 
 


  


Öte yandan bence -
özellikle bizim gibi televizyonun sadece eğlence aracı olmasının
dışında bir anlam ifade eden ülkelerde - en adil reyting sisteminde bile haber ve tartışma
programları reyting sisteminin dışında tutulmalıdır.
Böylece
programcı reyting alacağım diye etik kuralların dışına çıkıp
toplumsal travma yaratmaz. 



Yoğun bir habercilik mesleğini yürüttüğünüz
halde aynı zamanda bol bol yazıyor ve çiziyorsunuz da… Bu
enerjiyi nereden alıyorsunuz?


Az uyuyorum. Günde 4-5 saat uyku yetiyor ... 



İlk romanınız "aşkım için" hikayesinde
aşkı için ölmek isteyen kim? Kendinizi mi anlattınız?


AŞKIN İÇİN AŞKINI ÖLDÜREBİLİR MİSİN?


AŞKIM İÇİN'de "Ölmek İsteyen"den ziyade "Öldürmek
İsteyen" teması işleniyor. Kitabımda okuyucuya, "Aşkın
için Ölebilirsin. Ama ya öldürebilir misin? Hem de Aşkını? Sorusunu
soruyorum. Romanım, ilginç gelişen ve okuyucuyu her an şaşırtan
nihayetinde de şok eden bir roman. 


Romanımdaki olayların kendi yaşamımda hiç ilgisi yok.  Aslında
hiç bir romanımın da yok. Kalan ömrümün ilk 4 yılında yazmayı
planladığım 8 romanımın da -ki bunları, 3'ü Fantastik, 4'ü Aşk-polisiye
ve bir de Ata'mızın Romanı olarak planlıyorum- doğrudan kendi yaşamımla
ilgisi yok.  Belki bütün bu kitaplardan sonra kendi yaşamımı romanlaştırabillirim...


Sırada fantastik roman seriniz var.. Mesela romanınız
filme çekilecek olsa başrolde hangi ünlü oyuncunun yer almasını 
isterdiniz?


İlginç bir soru ama doğrusunu isterseniz bunu hiç düşünmedim.
Şimdi düşününce de bilemiyorum ama en azından Türk oyuncuların
oynamasını isterim ve Dede Korkut'u Tarık Akan'a yakıştırdım.

Kaynak: Bültenler