CHP İstanbul İl Başkanı Tekin, Ataşehir seçimini gayrimeşru tuzak olarak niteledi

Son Güncelleme:

CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, Ataşehir Belediye Başkan Vekilliği seçimini gayrimeşru tuzak olarak niteledi. Tekin, partisinin bu sürecin parçası olmayacağını, YENİ Parti risk alırsa iki meclis üyesinin oyunu açık kullanacağını söyledi. İvedilikle arınma çağrısı yaptı.

(İSTANBUL) - CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, "İvedilikle arınmak zorundayız. İçeride, dışarıda ne varsa her arkadaşımız gezerken dimdik gezecek. Çocuğunuzu, eşinizi, ailenizi pisliklere bulaştırırsanız iktidarların esiri haline gelirsiniz. Asla Cumhuriyet Halk Partililer esareti kabul etmez, edemezler. Bizim bir sürü yoldaşlarımız boyun eğmemek uğruna bedel ödediler" dedi.

CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, cumartesi günü yapılacak Ataşehir Belediye Başkan Vekilliği seçimiyle ilgili basın toplantısı düzenledi. Üç hafta önce İstanbul'daki partisine katılım töreninde söylediği "Ya CHP'li gibi davranacaksınız ya da bir önce CHP'den ayrılacaksınız" sözlerini yineleyen Tekin, CHP rozeti ve haysiyetini taşımanın kolay olmadığını vurguladı. Tekin, "Organize siyaset anlayışı"yla karşı karşıya kaldıklarını, tarihin hiçbir döneminde "böylesine bir rezil dönem görmediklerini" söyledi.

Siyasetin toplumun gerçek gündeminden koptuğunu öne süren Tekin, ülkenin yakıcı sorunları yerine siyasi transferlerin konuşulduğunu belirtti. Tekin, "Ne konuşuyoruz? Transferler. Şimdi ben burada sormak istiyorum. Birincisi şu, tarihimizin bütün dönemlerine bakın, mutlak parti okulunda yetişen insanlar yönetici vasfını alırlardı. Zaten çoğunlukla da ön seçim olduğu için ön seçim doğası gereği en az hata yaptıran bir işti. Sonra bir tayinli ve atamalı dönem başladı. Adeta belediyeler, yönetici, milletvekili bir iş bulma kurumu haline dönüştü. Herkes herkesle akraba. O onun akrabası, öbürün öbürünün. Burası iş bulma kurumu mu kardeşim? Nasıl yaptınız? Hangi kriterleri uyguladınız? Hangi yapay zekayla bu adayları belirlediniz siz?" diye konuştu.

"O BELEDİYE BAŞKANINA SORUYORUM"

Yaşananları içi acıyarak izlediğini söyleyen Tekin, şunları kaydetti:

"Sadece Cumhuriyet Halk Partisi'nin 30-40 belediye başkanı değil. Gerçekten bir Cumhuriyet Halk Partili olan olarak içim yanıyor. 41 tane kurultay delegesi. Bir daha söylüyorum, kurultay delegeleri partilerin sahipleridir. Birer noter niteliğindedir. Nasıl bunları yaptınız ki 41 kurultay delegesi AKP'ye geçti. Bu nitelik sorunudur. Milletvekili gitti, o gitti, bu gitti. Şimdi geldiğimiz duruma bakın. Çok büyük laflar ederlerdi. Millet iradesiyle gelen, millet iradesiyle gidermiş. Doğru. Tıpkı millet iradesiyle Kırıkkale'de sizin olan kalenizi Cumhuriyet Halk Partililer gitti, aldı. Neyle aldı? Seçmen iradesiyle aldı Kırıkkale. Siz, seçmenin size vermediği oyla ilgili İzmir Marşı yaptınız. Niye? Ne oldu mesela o belediye başkanına soruyorum. Vahiy mi geldi sana?

"İVEDİLİKLE ARINMAK ZORUNDASINIZ"

Ne özelliğin vardı yani Genel Başkan Sayın Kılıçdaroğlu'nun bütün uyarılarına rağmen İzmir gibi bir yerde, aslanlar gibi orada bir sürü belediye başkan adayları varken, Attila Sertel'inden tutun, Aziz Kocaoğlu'ndan, Alaattin Yüksel'inden daha çokça sayabileceğimiz ömrünü Cumhuriyet Halk Partisi'nde geçirmiş insanlar varken, nereden getirdiniz? Ne oldu? Ne karşılığında? Üç tane kurultay delegasyonu karşılığında. Bir an önce buradan Sayın Genel Başkan'ıma da sesleniyorum Sayın Kılıçdaroğlu'na, ivedilikle arınmak zorundayız. İçeride, dışarıda ne varsa her arkadaşımız gezerken dimdik gezecek. Kimseden korkmayacak Allah'tan başka. Eğer bir iktidar korkunuz varsa zaten siyaset yapmayacaksınız, kardeşim gidin, evinizde oturun. Çocuğunuzu, eşinizi, ailenizi pisliklere bulaştırırsanız iktidarların esiri haline gelirsiniz. Asla Cumhuriyet Halk Partililer esareti kabul etmez, edemezler. Bizim bir sürü yoldaşlarımız boyun eğmemek uğruna bedel ödediler.

"HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ PİŞKİN PİŞKİN O EKRANLARDA DA KONUŞUYORSUNUZ"

Şimdi arkadaşlar Son 2-3 aydır, aslında daha öncesi de var ama özellikle Üsküdar, Adalar ve Ataşehir'le ilgili düşüncelerimi ifade etmek istiyorum. Bu arada da buraya geçmeden önce M.C. diye bir itirafçı İtirafnamesinde bir sürü siyasetçinin ismini vermiş. Aldı, verdi, para vermiş, ihale vermiş. Okuduğumda çoğunuluğu da bildiklerimiz yani çok böyle şey değil ve bu itirafnameden dolayı beş tane belediye başkanı gözaltına alındı, tutuklandı. Bu itirafnamede ismi olan iki belediye başkanı bunun bir tanesi Çekmeköy, bir tanesi Tuzla; hayırdır, ne oldu? Mesela bu beş kişi niye tutuklandı? Eğer bu itirafçının itirafnamesini ciddiye alarak yaptıysanız bunlar niye sizde? Çıkın açıklayın kardeşim. ya da o beş arkadaşı bırakın, beş belediye başkanı. İtiraflarınızda var. Tane tane okudum. İhalelerinden tutun, kirli siyasetçilere verdiğiniz paralar dahil. Şimdi bu iki belediye başkanı ile ilgili ciddi bir soruşturma yapıyoruz. Ne oldu kardeşim? Bize de izah edin. Öyle geldim, gittim, tehdit ile, şantaj ile siyaset olmayacağını bilmeniz lazım. Üsküdar'da bir operasyonla bir dernekte dört kişi satın alındı kardeşim. Beni mahkemeye verin kardeşim. Siyaset namuslu, onurlu, hasiyetli insanların işidir. Elbette partinizle bozuşabilirsiniz. Elbette parti yöneticileriyle farklı düşünebilirsiniz. Ama yapmanız gereken namuslu bir şey var; göreviniz bitene kadar bağımsız davranacaksınız kardeşim. Bağımsız yönetici olarak görevinizi bitireceksiniz, sonra karar alacaksınız. Hayır, bunu yapmıyorsunuz. Boyun eğiyorsunuz ve hiçbir şey olmamış gibi pişkin pişkin o ekranlarda da konuşuyorsunuz.

"İKİ ÜYEYLE ADALARIN İRADESİNE İPOTEK KOYUYORSUNUZ VE ALIYORSUNUZ"

Tabii bunun büyük bir organizasyon olduğunu fark ettik. Giden arkadaşlara da haber gönderdik. Burası nasıl bak, büyük bir sorun, bir sıkıntı. Üsküdar halkının iradesini bir seçim varmış algısıyla karşı karşıya bırakmayalım. İkna edemedik ve maalesef seçim oldu. Seçimde, hani o beyaz taşlar dediğim hikaye var ya ekranlarda da bir kısım şeyler merak etmiş, bu beyaz taşlar kim miş? İşte bu hasiyetsizler bu beyaz taşlar. Biz bir fazlaydı seçimi kaybettik. Hangi tehdite boyun eğmişler, ne olduğunu da bilmedik. Tarihimiz bunu yazacak. Bir seçim yapıyorsunuz. Üsküdar'da bizim üye sayımız 28 AKP'nin 14 yani yüzde yüz fark. ve seçimi kaybediyoruz. Niye? '4'üncü turda aldık'. Ne turu be kardeşim ya? Ne turu? Siz eşkıya mısınız? Ne yapıyorsunuz kardeşim ya? Adalar. Dünya tarihi bunu yazabilir. Seçim yapıyorsunuz, Adalar halkı 10 belediye meclis üyesi CHP'ye veriyor. İkisini AKP'ye veriyor. İki üyeyle adaların iradesine ipotek koyuyorsunuz ve alıyorsunuz. Biz de bunu suç ortağı oluyoruz. Seçime mi giriyoruz? Hayırdır kardeşim, ne seçimi? Şimdi aynı pozisyon. Öncelikle şu anda tutuklanan Belediye Başkan vekilimize geçmiş olsun diyorum. Çok yakinen takipçisi olacağız. Namuslu, direyetli kaldığı için, aslanlar gibi dik durduğu için kendisine buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.

"'YA AK PARTİ'YE KATIL YA DA SORUN YAŞARSINIZ' DEDİ Mİ DEMEDİ Mİ?"

Belediye Başkan vekilimiz Murat Bey'e gözaltına alınmadan 3 gün önce bir iş adamı gelip Murat Bey'e 'Ya AK Parti'ye katıl ya da sorun yaşarsınız' dedi mi, demedi mi? Onun cevabını bekliyoruz. Murat Bey de diyor ki: 'Ben ne AK Parti'ye giderim ne de görevimden istifa ederim' Bunları yapmayınca gözaltına alıyorsunuz ve gereksiz bir şekilde o organize dosyalarla Murat'ı tutukluyorsunuz. Yetmiyor. Cumhuriyet tarihimiz, Osmanlı bin yıllık tarihimizin tamamına bakın, devlet kurumlarındaki işleyişlerin nasıl karınca misali yürüdüğünü hepiniz bilirsiniz. Ama Ataşehir'in de maşallahı var kardeşim. Bir tane belediye meclis üyemiz Ebubekir Bozkızıl. Yıllar önce, bu imar deyince saçlarım diken diken oluyor ama yapacak bir şey yok. Sadece imar çetelerini kurtarmak adına, bir de adın 'barış' koydular. Yani o tertemiz barışı da kirlettiler. İmar barışında arkadaşlar herkesin faydalandığı, sevgili Ebubekir kardeşimiz de faydalanmış. Ebubekir'i büyük olasılıkla çeşitli tehditlerle, şantajlarla ikna edemeyince İmar Barışı'ndan faydalanmış olduğu iş yerindeki kaçağı tespit ederek hızlı bir şekilde Çevre Şehircilik Bakanlığı'ndan iptal ediyorlar. 48 saat içerisinde Çevre Şehircilik'ten geliyor tutanak tutuluyor kaymakamlığa gidiyor kaymakamlıktan belediye geliyor. Belediye de encümene gidiyor. Böyle bir hız tarihimizin hiçbir döneminde yok. Sonra bunların hiçbirisi olmamış gibi biz cumartesi günü gideceğiz, bize bu tuzakları kuran, bu kirliliği mimarı olanlarla gelin yarışalım diyeceğiz. Biz bütün bu kirliliğin, bütün bu tuzakların bir parçası olmayacağız. Üsküdar'da da söyledik. Adalarda da söyledik. Ama ne yazık ki bizden giden arkadaşları ikna edemeyince akşam fatura tertemiz Cumhuriyet Halk Partisi'ne çıktı.

"SORUNLARIN İÇİNDE OLANLARIN NE YAZIK Kİ ÇOĞU CHP'Lİ DEĞİL, TOPLAMA"

Sanki o gidenler Cumhuriyet Halk Partiliymiş. Evet, Cumhuriyet Halk Partisi üyeleriydi. Ama Cumhuriyet Halk Partili değillerdi. Kaldı ki bu sorunların içinde olanların ne yazık ki çoğu yine CHP'li değil, toplama. 50 yıldır barajın altında kaldığımızda göz gözyaşı dökenlerin çocukları, aileleri, kızları belediye meclis üyesi olamadı. 'Oradan getirelim, buradan getirelim', şimdi de tehditle, şantajla oraya buraya gidiyorlar. Yani kısacası burada ilçe başkanımız, yönetimimiz ve çok kıymetli iki tane belediye meclis üyemizle almış olduğumuz kararı sizlerle paylaşmak istiyoruz. Biz bu kirli düzenin bir parçası olmayacağız. Ataşehir halkının iradesine sonuna kadar sahip çıkacağız. Milletin iradesine asla gasp ettirmeyeceğiz. Burada normal bir seçimmiş, hukuksal bir seçimmiş algısı yaratarak biz bu seçimin bir parçası olmak istemiyoruz.

Üsküdar'da Adalar'da da aynı düşüncemiz vardı. Ama kamuoyuna açıklamamıştık. Şimdi Ataşehir'de zorunlu olarak sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bizim kişisel olarak düşüncemiz; sayımız az, bunun bir tuzak olduğuna sayılara da dikkat ederseniz neredeyse başa baş hale getirmişler. Biz bu seçime girdiğimizde beyaz taşlarla çok rahatlıkla seçimin kaybedileceğini bilgileri, belgeleri de bizde mevcut. İşte biraz önce de açıkladık. Böyle bir ortamda en azından Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu sürecin bir parçası olmayacağız ama bir tartışma yaratmamak adına, YENİ Parti bu riski alıyorsa evet biz bu tuzağı bozacağız. 'Kendimize de sayımıza da belediye meclis üyelerimize de güveniyoruz' diyorlarsa bizim de Cumhuriyet Halk Partili olarak iki tane aslan gibi arkadaşımız var. Oylarını da açık kullanacak, hiç kusura bakmayın. Onun için tekrar söylüyorum. Bunun bir tuzak olduğunu, meşru bir seçim olmadığını, gayrimeşru bir seçimdir. Gayrimeşru bir seçimi normal bir seçimmiş gibi yapmamızın çok doğru olamayacağını bizim belediye meclisi sayımız 25, AKP'nin 12. Yani içinizde satın alarak tehditle, şantajla, dosyalarla tehdit ederek seçime götüreceksiniz ve biz de bunun bir parçası olacağız. Asla biz böyle bir sürecin parçası olmayacağız.

"BİZİM GÖREVİMİZ BU TUZAKLARI BOZMAKTIR"

Altı altı kişiyi transfer ettiler. O bilinen. Bilmediğimiz, asıl sorun o, bilmediğimiz. Üsküdar'da da sayı vardı. Bilmediklerimizle kaybettik. Adalar'da bilmediklerimizle kaybettik. Onun için arkadaşlar bir abiniz, bir arkadaş bir dostunuz, bu partinin kültürünü bilen bir il başkanınız olarak şunu söyleyeyim; bizim görevimiz bu tuzakları bozmaktır. Millet iradesine sahip çıkmaktır. Adalar halkının iradesine sonuna kadar sahip çıkacağız. Tabii bu önümüzdeki günlerde başka ilçelerde de aynı sorunun olmayacağı anlamına gelmez. Çünkü öyle bir duruma geldi ki belli ilçelerde şimdi defalarca arkadaşlarımıza çağrıda bulunduk: Arkadaşlar yani somutlaştıralım. Kim var? Neyimiz var? Kaç arkadaşımız var? Parça parça önümüzdeki günlerde Büyükşehir'e kadar gidebilir. Onun için bugünden itibaren en azından bugün hiçbir kabahatimiz, kusurumuz olmaksızın ayrıldınız, gittiniz. Ama demokrasi adına, millet adına, seçmen adına en azından bu tuzağı bozmak için daha dirayetli olmanızı bekliyorum."

Kaynak: ANKA