Çimento fabrikası projesinde bilirkişi ve ÇED iddiaları TBMM gündeminde
YENİ Parti Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, Menteşe ve Yatağan'da yapılması planlanan çimento fabrikası projesine ilişkin bilirkişi raporundaki usulsüzlük iddialarını ve 3 Temmuz 2025'te verilen ÇED Olumlu kararını TBMM'ye taşıdı.
(ANKARA) - YENİ Parti Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, Muğla'nın Menteşe ilçesi Bayır Mahallesi ile Yatağan ilçesi Deştin Mahallesi sınırlarında yapılması planlanan Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları Projesi'ne ilişkin bilirkişi raporu ve ÇED sürecindeki iddiaları TBMM gündemine taşıdı.
YENİ Parti'li Cumhur Uzun, Adalet Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına iki ayrı soru önergesi vererek bilirkişi raporunun hazırlanma sürecinin ve 3 Temmuz 2025'te verilen ÇED Olumlu kararının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Adalet Bakanlığına verilen önergede, Muğla 3. İdare Mahkemesine sunulan dokuz kişilik bilirkişi heyetinin raporunun dijital meta verilerinde heyette yer almayan ve projenin ÇED raporunda görev aldığı ileri sürülen Dr. Mehmet Remzi Seyfioğlu'nun "yazar" olarak göründüğü iddiası gündeme getirildi. Uzun, raporun kim tarafından hazırlandığının dijital kayıtlar ve UYAP verileri üzerinden araştırılmasını talep etti.
Uzun ayrıca, bilirkişi heyeti dışındaki bir kişinin raporun hazırlanmasına müdahil olduğunun tespit edilmesi halinde, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu kapsamında sorumlular hakkında uygulanacak idari ve adli işlemlerin açıklanmasını istedi.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Uzun, "Sonucu doğrudan etkileyebilecek bilirkişi raporunun kim tarafından hazırlandığı konusunda en küçük bir şüphe dahi cevapsız bırakılamaz. Heyette bulunmayan ve dava konusu projeyle mesleki ilişkisi olduğu ileri sürülen bir kişinin raporun dijital kayıtlarında yazar olarak görünmesi son derece ciddi bir iddiadır. Bu mesele yalnızca Deştin'deki bir dava dosyasının değil, yurttaşlarımızın yargıya duyduğu güvenin meselesidir" dedi.
"YARGI KARARLARINDAN SONRA NE DEĞİŞTİ?"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yönelik önergesinde ise önceki ÇED Olumlu kararlarının yargı tarafından iptal edilmesine rağmen proje için yeniden olumlu karar verilmesini gündeme getiren Uzun, "Yargı kararlarından sonra ne değişti?" diye sordu.
Uzun, yeni kararın hangi bilimsel ve teknik verilere dayandığının, önceki yargı kararlarının nasıl dikkate alındığının ve projenin çevre, tarım, su kaynakları, ormanlar, zeytinlikler ve halk sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin bağımsız çalışma yapılıp yapılmadığının açıklanmasını istedi.
Uzun, konuya ilişkin açıklamasında, "Mahkemeler tarafından iptal edilmiş ÇED kararlarından sonra aynı proje için yeniden olumlu karar veriliyorsa, kamuoyunun bunun hangi yeni bilimsel veriye dayandığını bilme hakkı vardır. ÇED süreci yatırımcının önündeki aşılması gereken bürokratik bir engel değil; doğayı, insan sağlığını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını korumak için oluşturulmuş kamusal bir güvence mekanizmasıdır" dedi.
"BİLİRKİŞİ RAPORU VE ÇED SÜRECİ AYDINLATILMALI"
Bilirkişi raporuna yönelik iddialarla ÇED sürecinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade eden Uzun, proje şirketiyle bağlantılı olduğu ileri sürülen bir kişinin bilirkişi raporunun hazırlanmasına müdahil olduğunun tespit edilmesi halinde, 2025 tarihli ÇED Olumlu kararının da yeniden ve bağımsız biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Uzun, şu ifadeleri kullandı:
"Deştin'de yıllardır toprağına, suyuna, zeytinine ve yaşam alanına sahip çıkan yurttaşlarımızın karşısına her defasında yeni bir idari işlem çıkarılması kabul edilemez. Yargı kararlarının etkisizleştirildiği, bilirkişilik süreçlerinin tartışmalı hale geldiği bir düzen hukuk devletiyle bağdaşmaz. İki Bakanlığa da açıkça soruyoruz: Bu raporu kim hazırladı? ÇED sürecinde kimler görev aldı? Yargının daha önce verdiği iptal kararlarından sonra hangi bilimsel koşullar değişti? Projeyle ilişkili olduğu ileri sürülen bir kişinin bilirkişi raporunda ne işi var? Bu soruların tamamı açık, şeffaf ve belgeleriyle yanıtlanmak zorundadır. Deştin'in doğasını, Muğla'nın yaşam alanlarını ve yurttaşlarımızın hukukunu korumaya devam edeceğiz. Konunun üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz."