Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda "Muhtarlar Toplantısı"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Korkmayacağız, yılmayacağız. Muhtar korktuğu gün, ülke biter. Biz Çözüm Süreci'ni, ne vatan topraklarının bölünmesine göz yummak ne vatandaşlarımız arasında etnik temelli derin uçurumlar oluşturulmasını seyretmek için başlattık" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Korkmayacağız, yılmayacağız. Muhtar korktuğu gün, ülke biter. Biz Çözüm Süreci'ni, ne vatan topraklarının bölünmesine göz yummak ne vatandaşlarımız arasında etnik temelli derin uçurumlar oluşturulmasını seyretmek için başlattık" dedi.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki ikinci "Muhtarlar Toplantısı"nda, yaptığı konuşmada, Erdoğan, "At sahibine göre kişner" atasözünü hatırlatarak, makamların da onları kullananların becerisine, azmine, çalışkanlığına göre hizmet vereceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ister cumhurbaşkanı ister başbakan ister bakan ister belediye başkanı ister muhtar olsun herkesin bu makamları gerçekten şanına yakışır şekilde kullanması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Burada hiç bir şey yapmadan, hiç bir işe karışmadan, oturup etrafı seyretmeniz, önünüze gelen evrakları imzalamanız, sadece protokol işleriyle meşgul olmanız mümkün. Yine aynı şekilde, protokol işleri yanında ülkenin ve milletin her meselesi için çalışmanız, çabalamanız, yeni hizmetler peşinde koşmanız mümkün mü, o da mümkün. Ama zorlu, sıkıntılı bir yol. Biz işte bu yolu seçtik. Sizlerden muhtarlıklarınızda aynı şekilde davranmanızı bekliyorum. Mahallenizin, mahalle halkınızın, köyünüzün, köy sakinlerinin ihtiyaçları doğrultusunda, kurumları, valilik, kaymakamlık, belediye hepsini harekete geçirmeniz gerekiyor. Mahallenizdeki garipleri, mağdurları, ihtiyaç sahiplerini tespit edip, onlara sahip çıkmanız, sahip çıkılmasını temin etmeniz şart. Cumhurbaşkanı olarak benim en ücra köşedeki elim, ayağım, kulağım, gözüm sizler olmalısınız."
-"Mahallesine avucunun içi gibi hakim olmayan muhtar..."
Türk insanının onurlu, gururlu olduğunu, ihtiyaç sahiplerinin kendi kapısını kapatıp, kimseye el açmadan, kendi dünyasında yaşıyor olabileceğine işaret eden Erdoğan, muhtarların bu kişileri tespit edip, ilgili kurumların yardım etmesini sağlamak zorunda olduklarını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Aynı şekilde esnaftan zora düşenler olabilir, öğrencilerden hanımlardan, yaşlılardan farklı sıkıntılar yaşayanlar olabilir. Dargınlar, küskünler olabilir. Sizler bunların hepsine de vakıf olmalısınız. Sıkıntıların çözümü için gerekiyorsa ilgili kurumları harekete geçirmeli, gerekiyorsa kendiniz bizzat devreye girmelisiniz. Çok açık söylüyorum, mahallesine avucunun içi gibi hakim olmayan, hangi evin bacası tütmüyor, hangisi tütüyor bunu bilmeyen muhtar şahsen benim nazarımda görevini hakkıyla, layıkıyla yapmıyor demektir."
Erdoğan, buradaki muhtarların, görevini hakkıyla yaptığına, bunun gayreti içinde olduğuna inandığını dile getirdi.
-"Gelinen nokta çok önemli ancak yeterli değil"
Türkiye'nin 2002'den itibaren büyük bir dönüşüm geçirdiğini, büyük bir sıçrama gerçekleştirdiğini anlatan Erdoğan, 26 havalimanı olan bir Türkiye'den 52 havalimanı olan bir Türkiye'ye gelindiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 79 senede 6 bin 100 kilometre bölünmüş yolu olan Türkiye'ye, 12 yılda 17 bin 500 kilometre yol ilave ettiklerine dikkati çekti.
Gelinen noktanın çok önemli olduğunu ancak yeterli olmadığını ifade eden Erdoğan, "Daha yapacak çok işimiz, kat edecek çok mesafemiz var. Her şeyden önce 2023 hedeflerimiz var. Bu süreçte önümüzde aşmamız gereken çok önemli engeller bulunuyor" dedi.
-"Bedelini bu ülkeye çok ağır ödettiler"
Bunlardan birinin "Çözüm Süreci" olduğunu söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:
"Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi, Demokratik Açılım diye başladık, şimdi de Çözüm Süreci diyoruz. Bu, bizi birbirimize bağlayan en önemli bağ olacak. Biz kardeşiz. Bu kardeşliğimizi çekemeyenler, hazmedemeyenler var. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abhazasıyla, Boşnağıyla, Arnavutuyla, Romanıyla biz kardeşiz. Bunu çekemeyenler var. Nedir bu düşmanlık, nedir bu kin. Nedir bu nefret. Bunu anlamakta zorlanıyoruz. Bunun bedelini de bu ülkeye 35 yıldır çok ağır ödettiler, çok ağır ödedik. On binlerce insanımızı, yavrumuzu kaybettik. Milyarlarca dolar paralar kaybettik. Bunlarla neler ihya olurdu, ne köprüler, ne yollar, ne okullar, hastaneler yapılırdı. Bunların böyle bir derdi var mı, yok. Teröristin böyle bir derdi olur mu? Hala şu veya bu şekilde konuşup duruyorlar."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 78 milyonu bulan insanıyla, 780 bin kilometrekare vatan toprağıyla Türkiye'nin, ortak hedefler, ortak idealler etrafında birliğini, beraberliğini sağlamak, kardeşliğini güçlendirmek zorunda olduğunu vurguladı.
-"Muhtar korktuğu gün, ülke biter"
Bunun en alt, en dinamik ayağının muhtarlar olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:
"Korkmayacağız, yılmayacağız. Muhtar korktuğu gün, ülke biter. Biz bu süreci, ne vatan topraklarının bölünmesine göz yummak ne vatandaşlarımız arasında etnik temelli derin uçurumlar oluşturulmasını seyretmek için başlattık. Tam tersine hak, adalet, refah ve demokrasi çerçevesinde her vatandaşımızın bu ülkeye aynı derecede kuvvetli, aynı derecede samimi hislerle bağlanmasını temin için bu süreci başlattık. Bir yandan geçmişin yanlışlarını ve ihmallerini telafi ederek, bir yandan geleceğin altyapısını kurarak, süreci önemli bir noktaya getirdik. Elbette bunun kolay olmayacağını biliyorduk. Bunu suhuletle, sükunetle çelik gibi bir sinirle yürütülmesi gereken, gerçekten çok hassas bir süreç olarak görüyoruz. Dedim ya siz varsınız, size güveniyoruz. Bir yandan herkesin hakkını, hukukunu teslim ederken diğer yandan hiç kimsenin rencide olmamasını sağlamak mecburiyetindeydik. Bilhassa şehitlerimizin aziz ruhunu muazzep edecek, gazilerimizi üzecek, onların ailelerinin, sevenlerinin, arkadaşlarının vicdanlarını yaralayacak hiçbir girişimin içinde olmadığımızı bilmenizi istiyorum."
(Sürecek)