Davutoğlu, BM Genel Kuruluna Hitap Etti
BM Genel Kuruluna konuşan Davutoğlu "Dinleri karalayan eylemlerdeki artış, artık uluslararası barış ve güvenliği ciddi şekilde tehdit etmektedir" dedi.
BM Genel Kurulu 67. Dönem Toplantısı'nda konuşma yapan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Dinleri ve mensuplarını karalayan eylemlerdeki kaygı verici artış, artık uluslararası barış ve güvenliği ciddi şekilde tehdit etmektedir" dedi.
Davutoğlu, BM Genel Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşmada İslam karşıtı filme ve filmin dünya çapında sebep olduğu eylemlere de değinerek şunları söyledi:
"Uluslararası toplum için hala büyük güçlük arz eden bazı spesifik konular hakkındaki görüşlerimizi ifade etmek istiyorum. Öncelikle, Hz. Muhammet ve İslam dinine yönelik son saldırıların açık bir provokasyon olduğunu vurgulamak isterim. Bu saldırılar, halkları ve ulusları birbirine düşürme amacından başka bir niyet taşımamaktadır. İslam'ın veya başka inançların en kutsal değerlerini karalamak yönündeki bu art niyetli çabaları en güçlü şekilde tel'in ediyoruz. Müslümanlara ve diğer dinlerin mensuplarına yönelik nefret ve ayrımcılığı teşvik eden her türlü hareketi kınıyoruz."
Bu tarz yayınların İslamofobi'ye sebep olduğunu belirten Davutoğlu, İslamofobi'nin bir tür ırkçılığa girdiğini ifade ederek, "Maalesef İslamafobi de antisemitizm gibi yeni bir ırkçılık türü haline gelmiştir. Bu itibarla bu olguya artık ifade özgürlüğü kisvesi altında göz yumulamaz. Özgürlük anarşi demek değildir. Özgürlük sorumluluk demektir. İslamafobinin amacı açık ve basittir: Dünyadaki milyonlarca barışsever Müslüman'dan soyut ve hayali bir düşman yaratmak gayesini taşımaktadır. Maalesef, birçok kişi, genellemeleri, klişeleri ve önyargıları hakikat olarak kabul ederek, farkına varmadan İslam düşmanı haline gelmektedir. Ancak, hiçbir gündemin, hiçbir tahrikin, hiçbir saldırının ve nefreti teşvik eden hiçbir eylemin, İslam'ın parlak yüzünü karartmaya gücü yetmeyecektir" dedi.
Fakat filme protestolarda insan canına katledilmesinin de doğru olmadığını söyleyen Davutoğlu, "Öte yandan, Libya'daki ABD Büyükelçisi dahil, birçok ülkede can kayıplarına yol açan her türlü provokasyon ve şiddeti de aynı şekilde kınıyoruz. Hayatını kaybedenler için en içten başsağlığı dileklerimizi iletiyorum. Masum insanlara yönelik şiddet, hiçbir koşul altında mazur görülemez. Bu tür eylemler, kim tarafından gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, İslam'ın ruhuna, özüne ve sözüne ihanet anlamına gelmektedir" şeklinde konuştu.
Bununla birlikte, bu tarz saldırıların yalnızca İslamiyeti değil, genel kapsamda, bütün dinleri ilgilendirdiğine de değinen Davutoğlu, "Ancak, son olaylar, sadece Müslümanları değil, tüm inançların ve dinlerin mensuplarını kaygılandırması gereken çok daha ciddi bir soruna işaret etmektedir. Bu bağlamda, dinleri ve mensuplarını karalayan eylemlerdeki kaygı verici artış, artık uluslararası barış ve güvenliği ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu nedenle, tüm dinlerin ve mensuplarının tahkir edilmesinin bir nefret suçu olarak kabul etmesinin zamanı gelmiştir. Bu doğrultuda süratle gerekli tedbirleri almamız gerekmektedir. Kaderimizi küresel barışa zarar veren pervasız tahriklere karşı savunmasız bırakamayız ve bırakmayacağız. Bir yandan ifade özgürlüğünü korurken, aynı zamanda dinlere saygı gösterilmesini sağlayacak ve insanların inançlarına kasıtlı olarak hakaret edilmesini önleyecek evrensel bir politikayı ve gerekli yasal araçları oluşturmamız gerekmektedir. Bu yöndeki çözüm keyfi olmamalıdır. Bir inancı, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddete yol açmak amacıyla karalayanların üzerinde odaklanmalıdır. Bir bireyin veya bir grubun ifade özgürlüğünü korumak ile diğerlerinin nefrete veya duygusal, psikolojik ve tahriksel şiddete hedef olmama hakkını korumak arasında bir denge bulmalıyız. Dolayısıyla, bu kürsüden, uluslararası camianın bütün üyelerine, dinlerin ve takipçilerinin karalanmasını da içerecek şekilde, her türlü nefret suçuyla mücadelede gerekli araçları tesis etmeleri yönünde kuvvetli bir çağrıda bulunuyorum. Özellikle BM'nin bu çabalara öncülük etmesi ve bu yönde gerekli uluslararası hukuki çerçeveyi oluşturması gerekmektedir. Biz, Türkiye olarak, bu hedefin aktif takipçisi olacağız ve uluslararası örgütler ve fikirdaş ülkelerle birlikte, İslamofobi ve her türlü nefret suçuna karşı yeknesak ve etkin bir duruş sergileyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, terör kurbanı olan diplomatların güvenliği konusunda da sıkı önlemler alınması gerektiğinden ve Birleşmiş Milletlerin bu konuya destek vermeleri gerektiğinden bahsederek, "Diğer taraftan, diplomatların emniyet, güvenlik ve korunmalarının sağlanması ihtiyacının da bilinci içindeyiz. Son 40 yıl içerisinde, Türk ulusu 33 diplomatını ASALA terörizmine kurban vermiştir. Bu itibarla Birleşmiş Milletlere diplomatların korunması konusuna yeni bir anlayışla yaklaşması çağrısında bulunuyoruz" dedi. - NEWYORK