Dha Yurt Bülteni -14

Son Güncelleme:

Kayıp Sinem, bulunduBURSA'nın Gemlik ilçesinde dün akşam saatlerinden beri haber alınamayan zihinsel engelli Sinem Başkal (21), Kumla sahilinde E.K. (26), isimli erkek ile birlikte bulundu.

Kayıp Sinem, bulundu


BURSA'nın Gemlik ilçesinde dün akşam saatlerinden beri haber alınamayan zihinsel engelli Sinem Başkal (21), Kumla sahilinde E.K. (26), isimli erkek ile birlikte bulundu. E.K., ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü.


Bursa'nın Gemlik ilçesinde dün akşam saatlerinde evden çıkan ve bir daha geri dönmeyen zihinsel engelli Sinem Başkal, öğle saatlerinde E.K. isimli erkek ile birlikte Kumla sahilinde bulundu. Sinem Başkal, Gemlik Devlet Hastanesi'ndeki sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü. Sinem'in geceyi yanında geçirdiği öne sürülen E.K., şüpheli sıfatıyla gözaltına alındı. Sinem ve E.K., ifadeleri alınmak üzere emniyet müdürlüğünde sorguya alındı.


GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:


---------------


-Sinem'in emniyete getirilmesi


-E.K.'nin ekip aracından indirilmesi


Süre: 0.45 Boyut: 88 MB


Haber-Kamera: Feyzi SARIKAYA/GEMLIK-DHA


==============


İlber Ortaylı: Herkesin kendine göre bir Türkçe uydurduğu memlekette lisan olmaz


11. Kocaeli Kitap Fuarı'nda 'Bir ömür nasıl yaşanır" adlı söyleşiye katılan İlber Ortaylı dil konusunda insanların çok hassas olması gerektiğini belirterek, "Herkesin kendine göre bir Türkçe uydurduğu, herkesin kendi evindeki şiveyi televizyona getirmeyi iddia ettiği bir memlekette lisan olmazö dedi.


İzmit'te, Uluslararası Fuar Merkezi Yahya Kaptan Salonu'nda yoğun bir kalabalığa seslenen İlber Ortaylı, "Kültür her şeyi içeren bir kavramdır. Dil konusunda insanların çok hassas olması gerekiyor. Yazma ve konuşma kurallarında ister istemez bir kopukluk başlıyor. O dilin üyesi olan topluluklarda ve toplumda uzaklaşma parçalanma başlıyor. Bütün dünyada sosyal sınıflar arasında bir fark vardır. Bunu abartmayalım. Mesela Oxford da bir çocuk imtihan kazanıyor. Diyorlar ki bunu almadınız, diyorlar ki sözlüde çaktırdık. Çünkü sokak İngilizcesi, argo konuşuyor. Orada has İngilizcenin konuşulup yazılması lazım. Böyle bir kural var. Dolayısıyla sizin parlamentoda duyduğunuz önde gelen spikerler, politikacılar İngiltere'de doğru dürüst İngilizce konuşurlar. Gazeteler İngilizce yazar, kitaplar bununla çıkar. Fransa'da da böyledir Almanya'da da böyledir. Böyle herkesin kendine göre bir Türkçe uydurduğu, herkesin kendi evindeki şiveyi televizyona getirmeyi iddia ettiği bir memlekette lisan olmaz. Efendim bizim mahalli şivemizi mi küçümsüyorsun? dersen sen zaten o mahalli şiveyi konuşmuyorsun.ö dedi.


'TELEVİZYONDAKİ DİL SORUNU SON DERECE BÜYÜK PROBLEMDİR'


Televizyonda panele çıkan insanların doğru dürüst Türkçe konuşması gerektiğini söyleyen Ortaylı, "Bir yerlere gelmiş yalan ya da yanlış olsa yüksek tahsil yapıp karşıma çıkıyorsun, sen zaten ananın babanın kullandığı şiveyi köyde kasabada bırakıp gelmişsin. Senin yaptığın bozuk bir Türkçedir. Bu kadar açık. Bunu millete empoze etme hakkınız yok. Bu kadar milyon insanın standart bir Türkçesi olur. Türkiye'de basında ve bilhassa cam dediğimiz televizyonda dil son derece büyük bir problemdir. Kurulan RTÜK gibi organların uğraştığı sorun bu değildir aslında. Baya diktatör bir organ olması, baya bir cezalandırma yapması gerekir ama bunu doğrudan doğruya Türk dilinin ihlali kuralları üzerinden gitmesi gerekmektedir. Yanlış konuşuyorsunuz, yanlış telaffuz ediyorsunuz, yanlış yazıyorsunuz şeklinde gitmesi gerekir. Televizyonda panele çıkarılan insanların doğru dürüst Türkçe konuşmaları gerekir. Sokakta, soğan fiyatları hakkında ne düşünüyorsun? diye sordukları zaman o başka. O mikrofonun önüne kim gelir, nasıl konuşur onu bilemeyiz. Sokakta yürüyen insanlara belediyenin son yaptırdığı hendek açtırdığı kanala ne derse der. Yani anlaşılır şekilde ne söylerse söyler o bizi ilgilendirmez ama panele çıkan, spikerlik yapan, yorum yapan hatta siyasi partilerin seçtikleri sözcüler, meclisteki grup sözcülerinin doğru dürüst konuşması icap eder. Bu çok önemli bir konu. Üniversitelerde eskiden vardı. Fransa'dan bir örnek vereyim, deneme dersi verilirdi doçentlikte bu deneme dersinde kalanlar olurdu. Doğru dürüst dil konuşacaksınız, nerden geldiğiniz önemli değil. Türkçeniz doğru olması gerekir. Çünkü siz memleketin münevverlerine ders vereceksiniz, mezun ettiğiniz çocuklar milli aydın sınıfına girecek dolayısıyla buna dikkat etmeniz gerekir." diye konuştu.


'HER ZAMAN SEVDİĞİNİZ İŞİ YAPMAK ZORUNDASINIZ'


Meslek seçiminde insanların her zaman sevdiği işi yapmak zorunda olduğunu belirten Ortaylı, şöyle konuştu:


"Nasıl yaşayacaksınız, onun tahakkuk ettiğini görüyorum. Gezmek pahalı bir iş değil ucuza da gezebilirsiniz. Hatta ucuza ve zahmetli gezmek daha güzeldir, daha kolay öğrenirsin. Benim bu yaşımda yaptığım gibi yapsaydım bütün hayatım boyunca, yani bir yerden bir yere en rahat uçağa, en rahat edebileceğim otele, en güzel dinlenebileceğim kafeyi ya da en pahalı lokantayı tercih ederek yaşamaya çalışsaydım gençliğimde böyle gezseydim hiçbir şey bilmezdim. Ben eğer dünyayı tanıdıysam, not edebildiysem bu tasarruflu bir geziyle ancak mümkün olmuştur. Bunun üzerinde durmak gerekiyor. Meslek seçiminde her zaman sevdiğiniz işi yapmak zorundasınız. Ciddi çalışmak, iyi çalışmak, verimli olmak için bunu yapacaksınız. Bunu yapmadığınız takdirde mutlu olmazsınız. Mutlu bir işte çalışmazsanız, hasta olursunuz size söyleyeyim. Psikolojik hastalıklar başlar, psikolojik dertler ortaya çıkar ve sonunda bu düpedüz bedeninize intikal eden hastalıklara neden olur. Çevre ile ilişkileriniz bile bozulabilir. Buna dikkat etmenizde büyük fayda vardır."


'YAPAY ROBOTLA İYİ ÇOCUK YETİŞMEZ'


Ortaylı çocukların matematik, musiki öğrenmeleri gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:


"Maalesef, Türk toplumunda sizi engelleyen mekanizmalar var. Bir kere okullar bakımından talihli değilsiniz, okullarımız ihale usulü bırakılıyor özel müesseselere. Özel okulların çok iyileri olabilir ve tarihimizde de olmuştur da. Kültürümüzü, oluşumuzu borçlu olduğumuz özel okullarımız da var. Bu iş maarif vekaletinin görevini yapmamasından dolayıdır. Öğretmen sınıfının tahrip edilmesinden dolayı özel sektöre bırakılacak bir mesele değildir bu. Eğitim, yüzlerce yıldan beri Roma döneminden beri, Sümerlerden beri şu yüzyıla kadar şöyle gider. Çocukların gramer öğrenmesi gerekir, çocukların matematik öğrenmesi gerekir, çocukların coğrafya öğrenmeleri gerekir, biraz gökyüzünü tanımaları gerekir ve çocukların mutlak suretle musiki bilmeleri ondan anlamaları gerekir. Beden eğitimi yapmaları gerekir. Bunlar yapılır, yoksa yapay robotla iyi çocuk yetişmez. Böyle palavralara ne inanın ne de takip edin. Bunu ortaya süren mekanizmanın ciddiyetle alakası yoktur. Yapay robot dediğimiz şey öbür taraflarda yetişen insanlara göredir.ö


Ortaylı daha sonra kitaplarını imzaladı.


Görüntü Dökümü


-İlber Ortaylı salona gelişi


-Yoğun kalabalık


-Konuşması


HABER: Ergün AYAZ/KAMERA: Alişan KOYUNCU/KOCAELİ,


=================


Ercan Kesal: Bir insan ünlü olmak için oyunculuk yapmaz


11. Kocaeli Kitap Fuarı'nda 'Yazmak ve Oynamak Arasında' konulu söyleşide hayranlarıyla buluşan yazar ve oyuncu Ercan Kesal, "Bir insan ünlü olmak için oyunculuk yapmaz. Bütün bunlar benim için iyi yaşamak, kendine saygı duymak için yapılır. Yaptıklarınız sizi yüceltip, mutlu olmanızı sağlıyorsa o zaman yeryüzünün bir parçası haline geliyorsunuzö dedi.


Yazar ve oyuncu Ercan Kesal, 11. Kocaeli Kitap Fuarı'nda hayranlarıyla buluştu. Uluslararası Fuar Merkezi Yahya Kaptan Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen 'Yazmak ve Oynamak Arasında' adlı söyleşide tecrübelerini anlatan Kesal, söze "Sizi buraya getiren sebep ne? Beni niye dinlemeye geldiniz? Profesyonel dizide oynayan bir İdris karakterini mi izlemeye geldiniz ya da benden kişisel tecrübemden yararlanıp, ipuçları mı almaya geldinizö diyerek, başladı. Kesal şöyle konuştu;


"Yaptığım iş ile ilgili hiçbir okula gitmedim ve profesyonel biri de değilim. Ben bir hekimim. Ömrüm babamın gazozhanesinde çalışmakla geçti. Tıpçı oldum. Uzun yıllar hekimlik yaptım. Sonra istifa ederek, İstanbul'a sinema yapmaya gittim. Kısa bir yurtdışı gezim oldu, döndüğümde özel bir hastane açtım ama yakın zamanda da oyunculuk yapmaya başladım. Birçok filme senaryo yazdım, sekiz, dokuz tane kitap yazdım. Şunu söylemeye çalışıyorum. Bu  çaba ün, şan, şöhret için yapılmıyor. Bir insan ünlü olmak için oyunculuk yapmaz. Bütün bunlar benim için iyi yaşamak, kendine saygı duymak için yapılır. Yaptıklarınız sizi yüceltip mutlu olmanızı sağlıyorsa o zaman yeryüzünün bir parçası haline geliyorsunuz.ö


'YAZMAK İÇİN OKUMALISINIZ'


Yazmak için okumak gerektiğini belirten Kesal, "Yalnızız ve öleceğini bilen tek varlık biziz. Sanat bizi ölüme hazırlayan bir şey. Yazmak ve oyunculuk, hekimliği bırakıp geçmem bana çok iyi geldi. Aradığınız ya da duymak istediğiniz reçete bende değil. Tamamen kendinizde bitiyor. Yazmak için okumalısınız. İyi okuyan, yazar. Okunmadan yazılamaz ve sürekli okumalısınız. Çok okuduğunuzda bir süre sonra fark edeceksiniz ki sizde yazmaya başlamışsınız. Okudukça ustalarınızı, sizler de çırak olduğunuzu anlayacaksınız. Her yerde okuyabilirsiniz ama masada okuyarak, kendinizi yazı yazmaya hazırlayacaksınız. Okurken kitabın canına okuyacaksınız, altını çizecek notlar alacaksınız. Notlar daha sonra sizlere ilham olacak" dedi. Kesal, daha sonra soruları cevapladı.


GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ


Kesal'ın konuşması


Dinleyicilerden görüntüler


İZMİT(Kocaeli),


======================


Ali Yalçın: Sendika değişikliği baskısının hesabını hukukla soracağız


Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, yerel seçimlerden sonra el değiştiren bazı belediyelerde çalışanların sendika değiştirmeye zorlandığını iddia ederek, "Bunun hesabını hukuk önünde soracağız. Bunun altında kalmayacağız" dedi.


Memur-Sen ve Eğitim-Bir -Sen Gaziantep Şubesi yeni hizmet binası düzenlenen törenle açıldı. Törene Gaziantep Valisi Davut Gül, AK Parti Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak, ilçe kaymakamları, Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ile sendika üyeleri katıldı. Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan törende konuşan Yalçın, sendikalarının her zaman millet için çalıştığını ifade etti. Ali Yalçın, 31 Mart yerel seçimlerinde el değiştiren bazı belediyelerde çalışanlara sendikalarını değiştirmeleri için baskı yapıldığını iddia etti. Antalya Büyükşehir Belediyesi önünde protesto eylemi yaptıklarını ifade eden Yalçın şunları söyledi:


"Bugünlerde yapılan şeylerin izahı asla mümkün değil. Dün Antalya'daydık ve yaşananları büyükşehir belediyesi önünde ikibin üyemizle protesto ettik. Bin 350 üyemizi tehdit ile şantaj ile baskı ile istifa ettiren bir anlayıştan bahsediyorum. Sendikal özgürlükler, üyelik de üyeliğin korunması da yasal boyutları ile koruma altına alınmış bir konu. Bu konuda bu kadar hoyrat bu kadar fütursuz davranılması ancak o zihniyette olur. Buradan kararlığımızı bildirmek istiyorum. Bunun hesabını kesinlikle hukuk huzurunda soracağız ve bunun altında asla kalmayacağız. Bunu yapanlar bunun altında kalacaklar bunu net ifade ediyorum."


Gaziantep Valisi Davut Gül de açılışı yapılan hizmet binasının birlikte iş yapmanın bir eseri olduğunu ifade ederek, "Bütün kuruluşlar el ele vererek sendikamıza bu güzel eseri kazandırdı. Memur-Sen'i 28 Şubat'ta kamuoyu tam olarak anladı ve ne zaman milletin yanında olunması gerekiyor ise Memur-Sen milletin, halkın, haklının yanında oldu. İnsanların vicdanında oluşan intibah Memur-Sen mazlumların limanı" dedi.


Konuşmaların ardından binanın açılışı yapıldı.


GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ


---------------------------


Açılış törenine katılanlar


Ali Yalçın'ın konuşması


Vali Davut Gül'ün konuşması


Binanın açılışının yapılması


Haber-Kamera: Eyyüp BURUN-GAZİANTEP-DHA)


============================


Temiz çevre için 'Kapının önünü süpür' hareketi


MUĞLA'nın Bodrum ilçesinde bir grup vatandaş, daha temiz bir çevre için 'Kapının önünü süpür' adını verdikleri bir temizlik hareketi başlattı.


Bitez Mahallesi'nde yaşamını sürdüren Ceren Çekiç ve arkadaşları, çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla, 'Kapının önünü süpür' adını verdikleri temizlik hareketini sosyal medyadan başlattı. Bu kapsamda, ilçenin en güzel koylarından Akvaryum ve Adaboğazı mevkilerinde çevre temizliği yapıldı. 8 gönüllünün katılımıyla yaklaşık 2 saat süren çalışmada, 10 torba çöp topladı. Çöpler 'Aksona' adlı teknenin botuyla limana taşınıp, belediye yetkililerine teslim edildi. Gönüllüler ayrıca çevrede buldukları tahtalara ise 'Geldin, keyfini sürdün, giderken çöpünü de götür', 'Hepsi sana geri dönecek. Çöp atma', ve 'Maviyi sev, balığı koru' yazılı notlar bırakıp ağaçlara astı.


Temizlik hareketi, gönüllülerden Mustafa Ünlü tarafından havadan da görüntülendi. Başlattığı kampanya hakkında açıklama yapan Ceren Çekiç, "Herkes yaşadığı yerdeki koyları temizlerse, çok sayıda koyumuz temiz kalabilir. Bence düzenli aralıklarla gelip bunları yapmalıyız. Beklemek yerine bu hareketle çoğalıp daha çok kişiyle çöp toplamamız gerektiğini düşünüyorum" dedi.


GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:


Adaboğazı Mevkinin havadan görüntüsü


Çöpler toplanırken havadan çekilen görüntü


Ceren Çekiç açıklaması


Haber- Kamera: BODRUM (Muğla),


=============================


Edirne'nin ciğer festivali rengarenk


EDİRNE'de Uluslararası  Bando ve Ciğer Festivali'nin ikinci gününde yerli ve Balkan ülkelerinden gelen ekiplerine katılımıyla Meriç Köprüsü üzerinde gerçekleştirilen geleneksel yürüyüş renkli görüntülere sahne oldu.


Edirne Belediyesi'nin organizasyonuyla bu y 9'uncusu gerçekleştirilen Uluslararası Bando ve Ciğer Festivali'nin ikinci günü bando ekiplerinin gösterileriyle devam etti. Yurtiçi ve Balkan ülkelerinden gelen bando ekiplerinini de katılımıyla, tarihi Meriç Köprüsü üzerinden geleneksel yürüyüş yapıldı. Bando ekiplerinin çaldığı parçalar eşliğindeki yürüyüşe Edirneliler büyük ilgi gösterdi.


Yürüyüş, geçen yılki Bando ve Ciğer Festivali kapsamında yapılan rekor demesi sonucunda Guinness Rekorlar Kitabı'na giren dünyanın en büyük ciğer tavasının önünde sona erdi. Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Hakan İşcan, festivalin coşkuyla sürdüğünü belirterek, "Ciğercilerimiz ve misafir olarak katılan bando ekipleri ile birlikte tarihi Meriç Köprüsü'nden kortej geçişini gerçekleştirdik" dedi.


Yürüyüşün ardından Guinness Rekorlar Kitabı'na giren dev tava bir sporsor olan firmanın ekran yüzü olan Açelya Akkoyun'unda katılımıyla yıkandı.


GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ


----------------------------------


Kortejin ilerlemesi


Bandoculardan detay


Dansçıların gösterisi


Tarihi Meriç Köprüsü'nden geçişler


Vatandaşın cep telefonu ile çekimleri


Hakan İşcan ile röp.


Dev tavanın fırçalarla yıkanması


Farklı açılardan detaylar


Haber-Kamera: Ali Can ZERAY/EDİRNE,


============================


Nikahları 80 metre yükseklikteki cam terasta kıyıldı


KARABÜK'ün Safranbolu ilçesinde, polis memuru Murat Kılıç (30) ile hemşire Yeşim Turan'ın (25) nikahları, Tokatlı Kanyonu'nda bulunan cam terasta kıyıldı.


Samsun'da hemşire olarak görev yapan Yeşim Turan ile Diyarbakır'da polis memuru olan Murat Kılıç evlenme kararı aldı. Yeşim Turan, nikahın memleketi Safranbolu'daki hafta sonları tatilcilerin akınına uğrayan Tokatlı Kanyonu'nda bulunan 80 metre yükseklikteki cam terasta kıyılmasını istedi. Murat Kılıç da bu teklifi onayladı.


Cam terasın üzerine masa ve sandalyeler konuldu, nikah memuru ve şahitler yerlerini aldı. Davetlilerden bazıları yükseklik korkuları nedeniyle töreni uzaktan izlemekle yetindi. Çiftin nikahları eşsiz bir manzara eşliğinde, alkışlarla kıyıldı. Kılıç çifti, nikahın ardından davetlilerle birlikte hatıra fotoğrafı çekildi.


Fikrin kendisinden çıktığını belirten Yeşim Kılıç, "Bir farklılık olsun dedik. Hiç böyle bir şey yapılmamış. Bizim için de çok güzel oldu" dedi.


Damat Murat Kılıç ise, "Güzel olacağını düşündük. Çok da güzel oldu. Daha önce böyle bir şeyin yapılmadığı söylendi. Biz de ilk olsun istedik. Güzel bir duygu. Farklı bir ortam, farklı bir ambiyans oldu. Böyle bir yerde nikah merasimi gerçekleştirmek bizim için gayet güzeldi. Yükseklik korkusu olan yakınlarımızdan bazıları gelemedi. Ona rağmen yaptık nikahı" diye konuştu.


GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ


-Çiftin cam terasa gelmesi


-Nikahın kıyılması


-Yeşim Kılıç ve Murat Kılıç'ın açıklamaları


Haber-Kamera: Bülent DİKTEPE/SAFRANBOLU(Karabük),


=============================


Başıboş pitbull tavukları telef etti


DENİZLİ'nin Pamukkale ilçesinde, pitbull cinsi başıboş köpek, bir evin bahçesinde bulunan kümese girerek 14 tavuğu telef etti.


Kervansaray Mahallesi'nde bulunduğu evin bahçesinden tasmasını kopararak kaçan pitbull cinsi köpek, İsmail Kocabaş'a ait evin bahçesine girdi. Bahçede bulunan kümese giren köpek, burada bulunan 14 tavuğu parçaladı. Kocabaş, saat 12.00 sıralarında bahçesine gittiğinde, tavuklarının telef edildiğini gördü. Bahçede bulunan köpeğe tasma takıp, bir ağaca bağlayan Kocabaş, daha sonra durumu Denizli Büyükşehir Belediyesi Sokak Hayvanları Barınma ve Rehabilitasyon Merkezi'ne bildirdi. Ekipler, köpeği teslim alarak sokak hayvanları barınağına götürdü. Köpeğin sahibine ise henüz ulaşılamadı. Telef edilen tavuklar ise gömüldü.


GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:


Telef olan tavuklardan görüntü


Kümesteki tavukların toplanması


Ölü tavukların çuvala konulması


Haber- Kamera: Deniz TOKAT/ DENİZLİ,


==========================

Kaynak: DHA