Dha yurt bülteni - 5

Son Güncelleme:

Ayder'de salıncaklar kaldırılıyorRize'nin ünlü turizm merkezi Ayder Yaylası'nda, görüntü kirliliği oluşturduğu gerekçesiyle tartışılan, kaldırılması için sahiplerine 1 Eylül'e kadar süre verilen salıncakların sökümü sürüyor.

Ayder'de salıncaklar kaldırılıyor

Rize'nin ünlü turizm merkezi Ayder Yaylası'nda, görüntü kirliliği oluşturduğu gerekçesiyle tartışılan, kaldırılması için sahiplerine 1 Eylül'e kadar süre verilen salıncakların sökümü sürüyor. Bölgede, tebligatların ardından dün 6 kişi salıncaklarını kaldırırken, bazı salıncak sahiplerinin zincirleyip, kullanıma kapattığı salıncaklar da sabah saatlerinde söküldü. Salıncakların tamamının akşama kadar kaldırılması bekleniyor.
Çamlıhemşin ilçesinde, 1987 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile 'turizm merkezi' ilan edilen Ayder Yaylası, 1994'te milli park, 1998'de ise doğal sit alanı ilan edilerek, korumaya alındı. İmar planları hazırlanamayınca yapılaşmanın arttığı yaylanın doğal güzelliği bozuldu. Kentsel dönüşüm projesi uygulanacak yaylada şimdi de sayıları her geçen gün artan salıncaklar, oluşturduğu görüntü kirliliğiyle tartışılıyor. Geçen ay yaylayı ziyaret eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, salıncakların kaldırılması için talimat vermişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da geçen hafta yaptığı bölge ziyaretinde de "O acayip şeyleri temizleyeceğiz" diyerek, tepki göstermişti. Salıncaklardan yaylada yer kalmayınca Rize Valiliği'nce harekete geçildi. Valilikten salıncakların kaldırılması için sahiplerine uyarı gönderildi. Salıncak sahiplerine, 1 Eylül'e kadar süre verildiği, yaylanın orta alanının kamulaştırılması için de çalışma başlatıldığı belirtildi. Kamulaştırılacak yaylanın ortak alanında yapı yapılamayacağı, salıncakların da kurulamayacağı bildirildi. Ayder Yaylası'nda kaçak yapılan salıncak ve ziplinelerin kaldırılması için 56 kişiye tebligat gönderildi.
SALINCAKLARIN ÇOĞU KALDIRILDI
Ayder Yaylası'ndaki salıncaklar, tebligatların ardından dün kaldırılmaya başlandı. Bölgede 6 kişi, salıncaklarını kaldırdı. Bazı salıncak sahiplerinin talebe dikkat çekmek için zincirleyip, kullanıma kapattığı salıncaklar da Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Müdürlüğü, İl Özel İdare, Çamlıhemşin Belediyesi ve jandarma ekiplerince saat 05.00 sıralarında söküldü. Yaylada bulunan 56 salıncaktan çoğu sökülüp, demirleri bölgeden kaldırılırken, oluşan çukurlar ise toprakla kapatılarak, çimlendirme çalışması yapıldı.
Söküm çalışmalarıyla salıncakların tamamının akşam saatlerine kadar kaldırılacağı belirtildi.

Görüntü Dökümü
------------
-Salıncakların kaldırılması

RİZE,

============================

Denizin dibi çöplüğe döndü

Antalya'da Konyaaltı Sahili'nde dalış yapan Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu ve öğrencisi Mehmet Alagöz, 10 dakikada onlarca plastik şişe ve battaniyeyi denizden çıkardı. İkilinin çabasını gören sahildekiler, alkışlarla kutladı.
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu ve öğrencisi Mehmet Alagöz, sahilde yüzenlerin meraklı bakışları altında Konyaaltı Sahili'nde denize tüplü dalış yaptı. 10 dakika sonra denizden çıkan ikili, ellerinden onlarca plastik şişe ve bir battaniyeyle döndü. Prof. Dr. Gökoğlu'nun ve öğrencisinin denizi temizlediğini anlayan sahildekiler, alkışlarla kutladı.
BİNLERCE PLASTİK ŞİŞE
İnsanların denizi nasıl kirlettiğini göstermek için daldıklarını belirten Prof. Dr. Gökoğlu, çıkardıkları plastik şişelerin önemli bölümünün balık tutmak için kullanıldığını, daha sonra da denize atıldığını kaydetti. Konyaaltı Sahili'nde denizde binlerce plastik madde yer aldığını dile getiren Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Plastik kirliliğinin hangi boyuta vardığını denize girenlere göstermek için şişeleri topladık. Bir de uyuşturucu kullanıcıların kullandığı plastik şişeleri denizin altında çokça görüyoruz. Bu bizi daha da üzüyor" dedi.
22 METRE AÇIKTA BATTANİYE
Konyaaltı'nın dünyanın en güzel plajlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, denizdeki battaniyeyi kıyıdan 22 metre uzakta bulduklarını, kıyıdan denize gelme imkanının çok düşük olduğunu söyledi. Prof. Dr. Gökoğlu, "Büyük bir plastik kirliliği var. Sahil tamamen bunlarla dolu, üzücü bir görüntü var aşağıda. Bu manzara Antalya'ya yakışmıyor. Plastiklerin geçmişten gelen parçalanmaları da söz konusu. Plastikler deniz canlılarına da sirayet ediyor. Deniz canlılarını tükettiğimizde bu plastikleri de yemiş oluyoruz" diye konuştu.
TEMİZLEMEK DEĞİL, KİRLETMEMEK ÇÖZÜM
Mehmet Alagöz de denizi bu plastiklerden arındırmanın mümkün olmadığını söyledi. Dalgıçların bu şekilde denizi temizlemesinin yeterli olmayacağını belirten Alagöz, "Önemli olan denizi temizlemek değil kirletmemek. Asıl kirletmediğimizde temizlemiş olacağız. Çünkü en kolay temizlik, kirletmemektir" dedi.

Görüntü Dökümü
--------
Dalgıçların battaniye ve pet şişe çıkartmaları
Prof. DR. Mehmet Gökoğlu bilgi verirken
RÖP 1: Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu
RÖP 2: Mehmet Alagöz
Çıkartılan atıkların çöp bidonuna toplanırken
Vatandaş röportajı

473 MB -- 04.16/// HD

Haber: Hasan DEMİRBAŞ-Kamera: Bülent TATOĞULLARI/ANTALYA,

======================

Sismolog Prof. Dr. Öncel: Türkiye'de deprem tehlike durumu değişti

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Sismoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Öncel, Türkiye'de deprem tehlike durumunun değiştiğini ve yenilenen 'deprem tehlike haritası'nın e-devlet üzerinden incelenebileceğini belirterek, özellikle gayrimenkul satın alacakların belirli bölgelere yakınlığına göre değil, bina zemininin sağlamlığına göre tercih yapmaları gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Ali Osman Öncel, Türkiye'de 'deprem tehlike haritası'nın 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yenilendiğini belirterek, "Türkiye'de yapılan yeni inşaatlarda, verilen yeni imarlarda dikkat edilmesi gerekli olan jeofizik zemin inceleme zorunluluğu, yani 30 metreye kadar zeminin yapısı, zeminin direncinin incelenmesi zorunlu hale geldi. Yenilenen haritayla belli yerlerin deprem tehlikesi arttı, belli yerlerin deprem tehlikesi azaldı. O nedenle de Türkiye'deki deprem tehlike durumu değişti. Deprem tehlike haritasına e-devlet üzerinden inceleyebiliyorsunuz. Evinizin deprem tehlike durumunu sorguladığınızda orada 2 seçenek önünüze çıkıyor. Evinizin altındaki jeofizik zeminin türü nedir. Jeofizik zeminin türü 4 parametrede belirtiliyor. Bunlar, z1 çok iyi, z2 iyi, z3 kötü ve z4 çok kötü. Bir emlakçıya gittiğiniz zaman hangi tür zeminde ev almak istiyorsanız onu söylemeniz gerekiyor. Deprem bilincinde olan bir insansanız, gayrimenkul danışmanına gittiğinizde önce ev değil, depreme güvenli bir zemin aradığınızı söylemelisiniz" dedi.
'ÇELİK BİNADA DİKSENİZ ZEMİN KÖTÜYSE DEVRİLİYOR'
Avrupa'da deprem tehlikesi en yüksek ülkenin Türkiye olduğunu ifade eden Öncel, "Ama Avrupa Eurocode standardının en geç geldiği ülke yine Türkiye. O bakımdan Türkiye'nin tehlikesi yüksek ama tehlikeyi düşürecek standarda 2019'da gelmiş. Türkiye'deki riskin birinci nedeni Avrupa Birliği standartlı zemin incelemesinin yapılmaması. Biz zeminin risk durumunu bilmiyoruz. Çelik binada dikseniz zemin kötüyse devriliyor. Sizler devrilen bir bina istemezsiniz. Ama kötü ve çok kötü zemin bu binaların devrilmesini tetikliyor. Demek ki bizler binaların risk durumunu şu an bilemiyoruz. Ama binaların tehlike durumunu bilebiliyoruz. Deprem fayına çok yakınsan riskin büyük, uzaksan uzaklıktan dolayı riskin küçük. Ama zemin kalitesi iyi olan bir yerde oturuyorsan riskin az olabilir. Ama zemin kaliten kötüyse riskin büyükte olabilir" diye konuştu.
EV ALMA, ZEMİN AL
Prof. Dr. Ali Osman Öncel, insanların ev değil, zemin almaları gerektiğini dile getirerek, şunları söyledi:
"Çünkü ev dediğiniz 30 yıl sonra kentsel dönüşüme giriyor. O nedenle ev alma, zemin al diyorum. Burada bir emlakçıya gittiğinizde binanın 12 şiddetinde depreme bile dayanacağını iddia ediyorlar. Zemin araştırması nedir, zemin araştırması eurocode standardına göre mi yapılmıştır, üniversite onaylı bir rapor var mıdır, üniversite danışmanlığı alınmış mıdır? Bir bina için bunlar çok önemlidir"
'UYARIYI ALMADIĞINIZ ZAMAN BÜYÜK DEPREMDE YIKILIRSINIZ'
Türkiye genelindeki küçük depremlerin, büyük depremin habercisi olduğunu belirten Öncel, "Küçük depremler bizleri uyarır. Ama bu uyarıyı almadığınız zaman büyük depremde yıkılırsınız. Deprem şiddetine uyarlı bir yapılaşmaya ve şehir planlamasına gidersiniz. Geçen Denizli'de meydana gelen depremde yeni bir fay keşfettik. Türkiye'de her yeni deprem, yeni bir fayı işaret ediyor. Aslında yeni değil. O fay 3 milyon yıldır orada. Bizler deprem enerjisini kullanan bir ülke değiliz. Bu enerjiyle yeni faylar keşfedilebilir ve incelenebilir. Bu enerjiyi kullanabilirsek hem bizi yıkabilecek yeni faylar buluruz, hem de bizi zenginleştirecek doğalgaz ve petrol yataklarını buluruz. Fay, depremin yanı sıra enerji üretme kaynağıdır. Bizlerin yapması gereken depremi bir fırsat görmek, ülkemizin yararına kullanabilmek için çalışmaktır" dedi.

Görüntü Dökümü
---------
-Sismolog Prof. Dr. Ali Osman Öncel genel gör.
-Prof. Dr. Ali Osman Öncel röp.

Haber-Kamera: Ünsal YÜCEL/EDİRNE,-

====================

36 derece sıcakta kırmızı biber hasadı

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde hava sıcaklığının 36 dereceye ulaştığı bugünlerde tarlalarda kırmızı biber hasadı yapılıyor.
Reyhanlı'da binlerce dekar alan ekilen biber hasadı aşırı sıcağa rağmen devam ediyor. Güneşin altında, aşırı sıcak ve güneşten korunmak için yüzlerini kapatan işçiler tüketicinin kışın kullanacağı salçalık, toz biber ve dolmalık biberleri topluyor.
TARLADA KİLOSU 2 TL'YE KADAR ALICI BULUYOR
Tarlasında biber hasadı süren Casim Yapıcı, ovada yetişen kırmızı biberin kaliteli olduğunu söyleyerek, tarlada kilosunun 1,75 ile 2 TL arasında değişen fiyatla satıldığını, perakende satışını ise 2,5 TL olduğunu belirtti. Girdilerden yana sıkıntılı olduklarını anlatan Yapıcı, "Bu sezonda  45 dekarı acı, 15 dekarı da tatlı kırmızı biber ektim. Dekar başında 2,5-3 ton biber alıyorum. Yetiştirdiğim biber kışın dolmalık, salçalık ve toz biber haline getiriliyor" dedi.
OKUL HARÇLIĞI İÇİN BİBER TOPLUYOR
Aşırı sıcak altında biber toplayanlar arasında lise ve üniversite sınavına girmek için eğitim ve dershane parası toplayanlar da bulunuyor. Tarlada kırmızı biber toplayan Samet Kurnaz, okullar açılmadan önce tatili değerlendirdiğini belirterek, "Yaz tatilini değerlendiriyorum, Reyhanlı'da lise eğitimi alıyorum. Gündelik aldığım 35 TL ile hem okul için harçlığımı topluyor hem de aileme destek oluyorum" dedi.
ÜNİVESERİTEYE HAZIRLIK İÇİN DERSHANE PARASI
Biber toplayanlardan Fatma Kırar ise, "Zamanım bol, üniversite geçiş sınavına tekrar girmek için yoğun çaba harcıyorum. Hedefim olan özel eğitim öğretmenliğini kazanmak için biber tarlasında günde 35 TL karşılığında çalışıyorum. Kazandığım para ile dershaneye gideceğim, artarsa da harçlık yapacağım" dedi.

Görüntü Dökümü
------------
Biber tarlası
Biber toplayanlar
Çiftçinin konuşması
Biber yakın plan görüntüsü
Erkek öğrenci konuşması
Kız öğrenci konuşması
Tarladan detay görüntü

Haber-Kamera: Ferhat DERVİŞOĞLU/REYHANLI(Hatay),

===================

Unutkan yolcular havalimanında 4 bin 525 eşya bıraktı

Turizmin başkenti Antalya'nın dünyaya açılan kapısı Fraport TAV Antalya Havalimanı'nda, 1 Ocak-31 Temmuz tarihleri arasında 4 bin 525 kayıp eşya bulundu. Bu eşyalardan bin 15'i sahiplerine teslim edildi.
Kum, deniz ve güneş üçlemesinin merkezi, dünyanın en çok turist ağırlayan üçüncü kenti konumundaki Antalya, geçen yıl 13 milyon 642 bin turistle tüm zamanların en yüksek sayısına ulaştı. Bu yıl 16 milyon turist hedeflenen kente, 1 Ocak-31 Ağustos arasında 193 ülkeden 10 milyon 765 bin 946 turist geldi. Özellikle yaz aylarında hava trafiğinin arttığı kentte, bu yılın 7 aylık bölümünde unutkan yolcular Antalya Havalimanı'nda 4 bin 525 eşya unuttu.
5 YIL SAKLANIYOR
Buluntu eşyalar havalimanı görevlileri tarafından kayıp eşya bürosunda tek tek kayıt altına alınıyor. Sahipleri tespit edilen eşyalar, dünyanın dört bir yanına kargoyla ulaştırılıyor. Sahibi bulunamayan eşyalar ise türüne ve özelliklerine göre 5 yıla kadar muhafaza ediliyor. Bu süre sonunda alınmayan maddi değeri olan eşyalar ihaleyle satışa sunuluyor, maddi değeri olmayanlar ise imha ediliyor.
7 AYDA 4 BİN 525 KAYIP EŞYA KAYDA ALINDI
Fraport TAV Antalya Havalimanı Operasyon ve Güvenlik Direktörü Veli Ilgaz Arnaz, bulunan her eşyanın kayıt altına alınarak muhafaza edildiğini söyledi. 1 Ocak-31 Temmuz tarihleri arasında havalimanı sınırlarında 4 bin 525 kayıp eşya bulunduğunu, bunlardan bin 15'inin sahiplerine teslim edildiğini kaydeden Arnaz, yolcuların genelde uçuş telaşından eşyalarını unuttuğunu belirtti.
MADDİ DEĞERİ YÜKSEK EŞYALARIN SAHİBİ BİZE ULAŞIYOR
Buluntu ve kayıp eşyaların çeşitliliğine değinen Veli Ilgaz Arnaz, "Maddi değeri yüksek olan telefon, dizüstü bilgisayar, fotoğraf makinesi, saat ve takıların sahiplerine geri dönüşümü daha hızlı. Maddi değeri yüksek eşyaların sahipleri bize ulaşmayı seçiyor. Biz de gerekli teyitleri yaptıktan sonra kişinin eşyasını kendisine gönderiyoruz. Ancak maddi değeri düşük eşyalar için çok nadir aranıyoruz. Biz prosedür gereği belirli bir süre bu eşyaları muhafaza ediyoruz, daha sonra imha ediliyor" dedi.
19 MİLYON YOLCU, 7 MİLYON VALİZ TAŞINDI
Özellikle yaz sezonunda havalimanındaki yolcu trafiğinin yoğunluğuna dikkati çeken Arnaz, 1 Ocak-31 Temmuz tarihleri arasında havalimanının, iç ve dış hatlar olmak üzere 18 milyon 899 bin yolcu tarafından kullanıldığını söyledi. Bu dönemde Antalya Havalimanı'ndan çıkış yapan yolculara ait 6 milyon 961 bin 273 valiz taşıdıklarını vurgulayan Arnaz, "Bir o kadar valiz de giriş yapmış. Bu denli yoğun bir havalimanında kayıp eşya olmama şansı çok zayıf. Ancak kayıp eşya ofisimiz bulunan her eşyayı gerektiğinde ek mesai yaparak tutanakla kayıt altına alarak, sahiplerine ulaştırmaya çalışıyor" dedi.
Valiz, bebek arabası, puset, şapka, mayo, cep telefonu, tablet, dizüstü bilgisayar, gözlük, saat, giysi gibi buluntu eşyalar olduğunu aktaran Arnaz, yolcuların kayıp eyşa için mutlaka kendilerine ulaşmasını istedi.

Görüntü Dökümü
------------
-Havalimanından genel görüntü
-Turistlerden genel görüntü
-Valizlerden detay görüntü
-Unutulan valizlerin detay görüntüleri
-Muhabir Aslı Duranın Anonsu

Haber: İbrahim Laleli  Kamera: Emrah Gül

======================

En huzurlu mahallede 50 yıldır asayiş berkemal

Samsun'un Bafra ilçesine bağlı bin 400 nüfuslu Kolay Mahallesi'nde yaklaşık 50 yıldır cinayet, yaralama, hırsızlık, gasp gibi büyük çaplı hiç bir asayiş olayı yaşanmıyor. Derbent Baraj Gölü kenarında bulunan mahalle, doğal güzelliğinin yanı sıra huzurlu ve olaysız geçmesiyle dikkat çekiyor. Muhtar Mustafa Öztürk, mahallelerinin çok huzurlu olduğunu belirterek, "Burada insanlar arasında anlaşmazlık olacak bir durum yok. 50 yıldır ciddi bir olay yaşamadık" dedi.
Samsun'un Bafra ilçesine 23 kilometre uzaklıktaki bin 400 nüfuslu Kolay Mahallesi, bölgesinde en huzurlu ve asayiş açısından da 'olaysız mahalle' olarak biliniyor. Mahallede, yaklaşık 50 yıldır cinayet, yaralama, hırsızlık, gasp gibi büyük çaplı hiç bir asayiş olayı yaşanmadı. Derbent Baraj Gölü kenarında bulunan mahalle, doğal güzelliğinin yanı sıra asayiş açısından olaysız geçmesiyle de dikkat çekiyor. Mahallede, asayiş olaylarının yaşanmamasında yörede yaşayanların birbirleriyle güçlü akrabalık bağlarının bulunmasının etkili olduğu belirtiliyor.
'BURADA HERKES AKRABA'
Mahalle sakini Adnan Öztürk, "Bu mahallede parmakla sayılacak kadar az genç yaşar. Burada yaşayanlar genellikle yaşlılar. Yaz aylarında ve bayramlarda nüfusumuz 5 bine kadar çıkabiliyor. Kavga edebilmek için bir neden lazım. Burada öyle bir neden yok. Burada kavga olmamasının en büyük nedeni, bu mahallede yaşayan herkesin birbiri ile akraba olmasıdır. Eğer bir yerde huzursuzluk varsa biri gelip der ki, 'Siz zaten akrabasınız, ayıp değil mi' diye birileri araya girer ve olay büyümeden sonuçlanır. Buda burada büyük çaplı olayların yaşanmasına engel olur. Olaylarda büyümediği için büyük çaplı asayiş olayları yaşanmıyor" dedi.
'50 YILDIR CİDDİ OLAY YAŞANMADI'
Mahalle Muhtarı Mustafa Öztürk de mahallelerinin çok huzurlu bir yer olduğunu belirterek, "Burada insanlar arasında anlaşmazlık olacak bir durum yok. Tahsil oranı çok yüksek. Her hanede emekliler var sabit maaşları geliyor. Maddi açıdan kimse sorun yaşamıyor. Ayrıca tarım arazileri baraj altında kaldığı için arazi anlaşmazlığına neden olacak bir durumda yok. Herkes birbirinin akrabası. Hal böyle olunca olaya neden olacak bir durum da oluşmuyor. Yaklaşık 50 yıldır ciddi bir asayiş olayı hiç yaşanmadı" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
------------
-Detaylar
-Röportajlar
-Drone detayları
-Mahalleden detaylar

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY/BAFRA(Samsun)/

=======================


Kaynak: DHA