Dışişleri Bakanı Davutoğlu Açıklaması

Son Güncelleme:

Davutoğlu: " Eldeki bütün istihbari bilgilerde, muhalefetin böyle bir sofistike imkanının olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu sofistike imkana alanda bir tek rejim sahip" "BM normalarının bu kadar açık bir şekilde ihlal edildiği ikinci bir olay neredeyse yok" "Bu elimizdeki bulgular tabii uluslararası toplumla da paylaşılmıştır"

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'deki kimyasal saldırı konusunda yaptığı açıklamada, "Eldeki bütün  istihbari bilgilerde, muhalefetin böyle bir sofistike imkanının olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu sofistike imkana alanda bir tek rejim sahip" ifadelerini kullandı.


Dışişleri Bakanlığı Davutoğlu, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında gündeme dair soruları yanıtladı. Suriye'de gerçekleştirilen kimyasal saldırı konusunda açıklamalarda bulunan Davutoğlu, "Elinizde kimyasal silah primitiv bir şekilde olsa bile, eğer onu başka bir bölgeye atacak atım vasıtası yoksa, teknik tabirle "delivery" mekanizmler yoksa bunu kullanma imkanınız yok. Eldeki bütün istihbari bilgiler de muhalefetin böyle bir sofistike imkanın olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu sofistike imkana alanda birtek rejim sahip" ifadelerini kullandı.


Birçok kaynaktan görgü şahitlerinden, birinci derecede insani istihbari kaynaklardan, atım vasıtalarından gelen bazı füze parçalarının izlerinin de söz konusu olduğunu kaydeden Davutoğlu, "'Bizim açımızdan -ki bu tamamen milli istihbari bilgilerimiz ve kendi milli uzmanlarımızın değerlendirmeleridir- bu konuda atım vasıtaları ve atım mekanlarıyla bölgeler arasında açılar izler açısından bakıldığında şüphe bırakmayacak şekilde rejimin sorumluluğu. Gerek görgü şahitleri, gerekse alandan gelen görüntüler, gerekse oradaki sağlık kurumları temsilcilerinden aldığımız bilgiler çok açık bir şekilde semptomlardan vefat edenlerin hiçbir yara ve kan izi olmadan doğrudan boğulma ve gaz etkisiyle vefat ettiklerini, yaralı olanlarda açık bir kimyasal saldırıya işaret ettiğini ortaya koyuyor" dedi.


-"Uluslararsı topluma sorumluluk düşüyor"


Davutoğlu, bundan sonra uluslararası toplumun üzerine büyük bir sorumluluk dütüğünü belirtirken, Türkiye'nin en başından itibaren, daha hiçkimse bulunduğu yerden, başkentinden hareket etmemişken, 2011 Ocak-Ekim arasında 10 ay rejim nezlinde doğrudan angajmanla bunların yaşanmaması ve barışın bozulmaması, Suriye'deki kardeşlerinin, hangi etnik ve dini mezhepten olursa olsun, zarar görmemesi için çok yoğun çaba sarfettiğini anımsattı.


Türkiye'yi sanki bir savaş çağrısında bulunuyormuş gibi takdim etmek isteyenlerin bulunduğunu ancak bunun son derece haksız bir suçlama olduğunu ifade eden Davutoğlu, şu anda, aktif olarak Suriye'de şu veye bu tarafı destekleyenler hiç harekete geçmemişken, Türkiye'nin harekete geçtiğini ve piplomasinin bütün imkanlarını kullandığına işaret etti. Türkiye'nin tüm çabalarına rağmen kardeşçe tavsiyelerinin, Türkiye'nin güvenliğini de ilgilendiren kardeşçe tavsiyelernin dinlenmediğini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:


"Önce keskin nişancılarla, daha sonra top ve tank atışlarıyla şehirlere, yerleşim merkezlerine, daha sonra açık  bir şekilde hava bombardımanıyla şehirlere ve bu senenin başından itibaren scud füzeleriyle saldırılar yapıldı. Bu, savaşlarda bile sivil alanlara yapılan son 100 yılın belki en kapsamlı saldısıydı. Belki bir devletin kendi halkına dönük yaptığı en ciddi katliamdı. Son olarak da kimyasal silah kullanımı, savaşlarda bile, 1925 yılından bu yana yasaklanmış bir uygulamadır. Yani, iki devlet arasındaki savaşlarda dahi kimyasal silah kullanımı,1925'de yasaklandı ve bu bir savaş suçu olarak ilan edildi. Bir devletin kendi halkına karşı bunu kullanmasını, sanki savaş değilmiş barbarlık değilmiş gibi, tepki verilmesi gereken bişey değilmiş gibi görüp, sanki savaş şimdi başlayacakmış ve Türkiye'de bu savaşa çağrıda bulunuyormuş gibi takdim edenler, gerçekten insanlık vicdanı açısından nasibini almamışlardır."


Suriye'den gelen görüntülerin, 2.5 yıl yanımızda devam eden savaşın, 100 bin kişinin öldürülmesinin, şehit edilmesinin, zaten yürüyen bir savaşın yürüyen bir katliamın işareti olduğunu kaydeden Davutoğlu, Türkiye'nin uluslararası topluma yaptığı çağrının bu savaşın, bu katliamın, bu barbarlığın durdurulması için olduğunu, Türkiye'nin veya herhangi bir tarafın, savaşın parçası olması hedefine yönelik olmadığını vurguladı.


-Bulgular paylaşıldı-


Suriye'deki kimyasal saldırıya dair Türkiye'nin elindeki bulguların uluslararası toplumla da paylaşıldığını söyleyen Davutoğlu, "Başkalarının elindeki bulgular da bize ulaşanlar oldu, birçok yeni unsurlar keşfediliyor, bulunuyor. Muhalefet unsurlarının verdiği bilgiler var, onun dışında insani istihbari bilgiler var, hepsi değerlendirilip Suriye'de süre giden bu savaşa artık son verecek uluslararsı bir insiyatifin başlatılması lazım" dedi.


Saldırının olduğu andan itibaren, uluslararası toplumun ortak mutabakatının, "böyle bir saldırı karşısında uluslararası toplumun uluslararası hukukun gerektirdiği karşılıkları vermesi yönünde" olduğunu kaydeden Davutoğlu, ancak bugüne kadar da bu yönde değişen bir tutum olmadığını ifade etti. Davutoğlu, şunları söyledi:


"Bunun öncelikle BM Güvenlik Konseyi'nde verilcek olmasıydı, hepimiz bunu tercih ederdik, hala da bunu tercih ediyoruz. BM normalarının bu kadar açık bir şekilde ihlal edildiği ikinci bir olay neredeyse yok. Bosna, birçok örnekler veriliyor, buralarda da insanlık hakları ihlali ve katliamlar yaşandı ama kitle imha silahları bağlamında bu derece açık norm ihlali, uluslararası hukuk ihlalinin yaşandığı nadir örnekler var. O zaman tabii hepimizin birinci beklentisi hiçbir şüphe bırakmadan BMGK'nın buna el atması ve çok kararlı bir tutum sergilemeseydi. Malesef aradan bir hafta geçti, 10 gün oldu, BMGK burda daimi üyelerin tutum farklılıkları sebebiyle bir sonuca ulaşamadı."


Davutoğlu, Türkiye'nin süreç içinde bütün üyelerle yoğun telefon diplomasi faaliyeti yürüttüğünü ve amacının uluslararası toplumun tek bir vücut olarak tepki vermesini sağlamak olduğunu belirtirken, bu çerçevede her ülkenin de kendi içinde tartışmalar yaşadığını ve bunun doğal olduğunu söyledi.


- Ankara

Kaynak: AA