Disk Genel Sekreteri Çerkezoğlu: Asgari Ücret Görüşmeleri Kamuoyuna Açık Hale Getirilmeli
DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, asgari ücret görüşmelerinin kamuoyuna açık hale getirilmesi gerektiğini vurgulayarak "Milyonlarca asgari ücretlilerin ve emekçilerin durumu ortadayken, biz aralarında bir tane bile asgari ücretlinin olmadığı"...
DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, asgari ücret görüşmelerinin kamuoyuna açık hale getirilmesi gerektiğini vurgulayarak "Milyonlarca asgari ücretlilerin ve emekçilerin durumu ortadayken, biz aralarında bir tane bile asgari ücretlinin olmadığı bu komisyon ortaoyununu tanımıyoruz" dedi.
DİSK Genel Sekreteri Çerkezoğlu, AK Parti hükümetinin 2014 programında asgari ücret için hedeflediği artış oranının, Ocak 2004 ve Temmuz 2004 dönemleri için yüzde 3 ücret artışı olarak açıkladığını belirerek, "İlk altı ay için yapılacak 24 TL'lik ücret artışı, sefalette ısrar etmek anlamına geliyor" dedi.
-"15 KİŞİ VAR AMA İŞÇİ TEMSİLCİLERİ DE DAHİL TEK BİR ASGARİ ÜCRETLİ YOK"-
Asgari ücret konusunda temel iki noktada itirazlarının bulunduğunu vurgulayan Çerkezoğlu şunları kaydetti:
"Birincisi, asgari ücretin tespit süreci tam bir ortaoyunundan ibarettir. İşçilerin ve asgari ücretle çalışanların iradesi antidemokratik yapıya sahip o masada yoktur. Bu ülkede 16 milyon ücretli çalışanın yüzde 44'ü asgari ücretle çalışmaktadır. Bir de kayıtdışı ve güvencesiz çalışanları, yani asgari ücrete bile erişemeyen milyonları düşündüğümüzde tablo daha net ortaya çıkmaktadır. Ailelerimizle birlikte düşündüğümüzde milyonlarca insanın yaşamını doğrudan belirleyen bir süreçten söz ediyoruz. Bu nedenle asgari ücretin belirlenmesi sürecini devletin toplumla yaptığı en büyük toplumsal sözleşme süreci olarak adlandırmak yanlış olmaz. Ve bu süreç tamamıyla bir ortaoyununa dönmüştür ve hiçbir biçimde meşruiyeti yoktur. Komisyonda işçi, işveren ve hükümet temsilcilerden oluşan 15 kişi var ama işçi temsilcileri de dahil tek bir asgari ücretli yok. Kısacası 'Asgari Ücretli Olmayanlar Komisyonu' diye tanımlamanın daha doğru olacağı bir oyun oynanıyor."
-"AÇLIK SINIRI KASIM 2013 İTİBARİ İLE 1121 TL'YE ULAŞTI"-
Asgari ücretin, ödenmesi zorunlu olan en az ücret olduğuna dikkat çeken Çerkezoğlu açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"İkinci temel noktaya gelelim. Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin zorunlu ihtiyaçlarını asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret olarak tanımlanmaktadır. Peki asgari ücret belirlenirken bu tanıma uyuluyor mu? Hayır. Araştırma Enstitümüz DİSK-AR'ın son hesaplamalarına göre açlık sınırı Kasım 2013 itibari ile 1121 TL'ye ulaştı. Yoksulluk sınırı 3 bin 544 TL seviyesinde. Evli, eşi çalışmayan bir işçinin asgari geçim indirimi ile eline geçen ise yalnızca 840 TL'dir. Bu ücretle işçi hangi temel ihtiyacını karşılayabilir? İşçi ailesiyle beraber tüm gelirini beslenmeye ayırdığında bugünkü asgari ücret, asgari gıda ihtiyacının bile yüzde 75'ini, yani ayın dört haftasının üç haftasında karşılayabilmektedir. Bunun adı cinayettir. Barınma, ısınma, eğitim ve sağlık gibi tüm ihtiyaçların karşılandığı insan onuruna yakışan bir ücret, bugünkü asgari ücretin 4 katından bile fazladır."
-"TALEPLERİMİZ AÇIK VE NET"-
Çerkezoğu, asgari ücretin tespiti konusunda takınılan tutumun tamamen sınıfsal bir içeriğe sahip olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
Uygulanan ekonomi politikaların sonucunda muhtaç duruma düşürülmüş geniş halk yığınlarına, çeşitli yardımları gündeme getiren hükümet yoksullukla mücadele ettiğini iddia etmektedir. Öte yandan aynı hükümet yoksulluğu yenmenin en önemli aracı olarak görülen asgari ücretin tespitinde ülke şartları, enflasyonla mücadele gibi öznel olmayan değerlendirmelerle ücret artışlarına ket vurmaktadır. Bu da yoksulluğun ve sefaletin sürdürülmesi anlamına gelmektedir ve şimdi milyonlarca asgari ücretlilerin ve tüm emekçilerin bu durumu ortadayken, biz aralarında bir tane bile asgari ücretlinin olmadığı bu komisyon ortaoyununu tanımıyoruz. Bizim taleplerimiz çok açık ve nettir."
-"BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET UYGULANMASI YOLUNDAKİ GİRİŞİMLERDEN VAZGEÇİLMELİ"-
Asgari ücretin, işçinin ailesi ile birlikte tüm zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde, insan onuruna yakışan bir düzeyde tespit edilmesi gerektiğine dikkat çeken Çerkezoğlu yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
"-Asgari ücretin belirlenmesi süreci artık bir ortaoyununa dönen bu tespit komisyonu yerine, ülke ölçeğinde bir toplu pazarlık süreci olarak ele alınmalı.
-Görüşmeler kamuoyuna açık hale getirilmeli, anlaşmazlık durumunda işçilerin üretimden gelen güçlerini kullanabilecekleri yasal zeminler oluşturulmalı.
-Asgari ücretin herkese bölge, yaş, işkolu vb. ayrımı yapılmaksızın aynı oranda belirlenmesi esas alınmalı, Bölgesel Asgari Ücret uygulanması yolundaki girişimlerden vazgeçilmeli.
-Asgari ücret gelir dağılımını düzenleyici yönde belirlenmeli ve ekonomik büyümeden pay almalı.
-Asgari ücretlinin geçim haddi ile enflasyon arasındaki uyumsuzluğun yoksullaştırıcı etkisi göz önüne alınarak, enflasyon verilerinde temel harcama kalemleri dikkate alınmalı, TÜFE sepeti emek örgütlerinin katılımı ile belirlenmeli ve denetlenmeli.
-Asgari ücretle çalışanlar için elektirik, su, doğalgaz kullanımı asgari ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz olmalı.
-Sabah 6.00-9.00 ile akşam 18.00-21.00 saatleri arasında ulaşım parasız olmalı.
-Eğitimde hiçbir ad altında para alınmamalı, eğitimin okul dışı giderleri devlet tarafından karşılanmalı, sağlık tümüyle parasız olmalı."
-"ASGARİ ÜCRETLİNİN ÇOCUĞUNU OKUTMASI NEREDEYSE MUCİZE"-
Raporda, en yoksul yüzde 20'lik kesimin yaşamını sürdürebilmek için gelirinin ancak yüzde 33,7'sini gıda harcamalarına ayırabildiğine dikkat çekilerek, 2014'ün birinci altı ayı için öngörülen ücret artışı ile eşi çalışmayan ve 2 çocuklu bir asgari ücretlinin eline asgari geçim indirimi dahil net 866 TL geçeceği belirtildi. Asgari ücretlinin, çalıştığı işyerinin servis imkânı yoksa işyerine ulaşımının bile büyük bir sorun olduğu vurgulanan raporda şöyle denildi:
"Tek bir belediye otobüs biletinin Türkiye ortalamasında 1,7 TL olduğu koşullarda, asgari ücretlinin ulaşım için ayırabildiği günlük pay sadece 2,2 TL, bu gelirle gideceği yerden dönmesi imkansız. Kültür ve eğlence için ayırabildiği pay toplamda aylık 11 TL'yi bulurken, bu miktar ile ne sinema, ne tiyatro ne de maça gidebilmek mümkün. Sinema bileti ortalama 11,5 TL, tiyatro bileti 24,5 TL. Isınma, bakım, onarım, temizlik ve hatta kadro eksikliği nedeni ile öğretmen ihtiyacı, kaynak yokluğu bahanesi ile velilerin ödediği katkı paylarına teslim edilen eğitim koşularında, asgari ücretli çocuğuna defter kalem bile alamayacak durumda. Okul tercihleri büyük oranda, yoksul ve kaynak yokluğundan eğitim veremez durumdaki okullar. Yani asgari ücretlinin çocuğunu okutması, aylık çocuk başına 3 TL'lik ayrılan pay ile yokluktan dolayı neredeyse mucize."
-"2014 YILI İÇİN DE HÜKÜMETİN BELİRLEDİĞİ RAKAMLAR SEFALETİN SÜRDÜRÜLMESİ ANLAMINA GELİYOR"-
Raporda şu görüşlere yer verildi:
"Asgari ücretin ekonomik büyüme ve verimlilik artışından pay almaması, üretilen kaynakların belirli ellerde toplanması anlamına gelmektedir. Gelir dağılımını düzenleyici bir rol oynaması beklenen asgari ücretin, açlık sınırının bile altında belirlenmesi vicdanları zedelemektedir. Asgari ücretin, temel gereksinimleri karşılayacak bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Ne yazık ki, 2014 yılı için de hükümetin belirlediği rakamlar raporda da görüldüğü gibi sefaletin sürdürülmesi anlamına gelmektedir."