Erdoğan: Sivil anayasa talebine kimsenin kulak tıkama lüksü yoktur (2)
'BU SÜRECİ BAŞARIYA ERDİRECEĞİMİZE İNANIYORUM'Erdoğan, uzun yıllar sonra ilk kez yeni anayasa konusunda parlamentoda ve kamuoyunda oluşan müspet atmosferi bu bakımdan çok kıymetli gördüğünü belirterek, "Hukuk camiamızın da birikimleri, müktesebatları ve değerli önerileri ile bu sürecin...
'BU SÜRECİ BAŞARIYA ERDİRECEĞİMİZE İNANIYORUM'
Erdoğan, uzun yıllar sonra ilk kez yeni anayasa konusunda parlamentoda ve kamuoyunda oluşan müspet atmosferi bu bakımdan çok kıymetli gördüğünü belirterek, "Hukuk camiamızın da birikimleri, müktesebatları ve değerli önerileri ile bu sürecin dışında kalmamalarını bekliyoruz. Hep söylediğimiz gibi 'hakikatin kıvılcımı farklı fikirlerin çarpışmasından doğar.' Türkiye'nin en büyük zenginliği konuşan, iradesine sahip çıkan, sandığın namusuna halel getirmeyen, tercihini daima meşru yollarla ifade eden demokrasiyi özümsemiş bireylere sahip çıkmasıdır. Türk demokrasini ilk serbest seçimlerin yapıldığı 1950'den beri maruz kaldığı onca vesayet girişimine rağmen dimdik ayakta tutan, her seferinde yeniden ayağa kalkmasını sağlayan, işte bu güçlü vasfıdır. İnşallah 85 milyon olarak tam bir demokratik olgunluk içinde mümkün olan en geniş kapsayıcı toplumsal mutabakatla bu süreci başarıya erdireceğimize inanıyorum" dedi.
'HESABINI YARGI ÖNÜNDE VERECEKLERDİR'
Erdoğan, adalet hizmetlerinin kalitesini, etkinliğini ve memnuniyet seviyesini artırırken bunun mütemmim cüzi olan güvenliği de ihmal etmediklerini vurgulayarak, "Binlerce insanımızın hayatına mal olan bölücü terör örgütünden 15 Temmuz gecesi demokrasimizi hedef alan hain FETÖ'ye, marjinal örgütlerden DEAŞvari istismarcı yapılara, devlet otoritesine meydan okuma cüreti gösteren çetelerden, kendini hukukun üstünde göre çeşitli oligarşik oluşumlara kadar tüm şer şebekelerine karşı yürüttüğümüz mücadelenin arkasında güvenliği ve adaleti aynı anda tesis ve tahkim etme irademiz bulunuyor. 2002 yılından beri hukukun, kanunun ve demokrasinin dışında kümelenen hiçbir teşekküle, kendini milletten üstün gören hiçbir elitist zihniyete, bürokratik oligarşinin hiçbir formuna izin vermedik vermeyeceğiz. Her ne suretle olursa olsun cezasızlık duygusunun toplumda yer etmesine ve devlet otoritesinin sorgulanmasına müsaade edemeyiz. Zalime merhamet mazluma zülüm demektir. Meşru yollar varken gayrimeşru yollara tevessül edenler milletin canına, malına, huzuruna kastedenler, vatanımızın bekasını tehdit oluşturanlar, bu pervasızlıkların hesabını yargı önünde mutlaka vermek zorundadır. Adli ve emniyet birimleri ile bunu sağlamak devletin vatandaşına karşı sorumluluğunun bir gereğidir. 21 yılda adalet ve güvenlik alanlarında elde ettiğimiz tarihi kazanımlara yenilerini ekleyerek bu mesuliyetimizi yerine getirmeye çalışacağız. Şayet bu konuda mevzuatta ilgili bir eksiklik varsa gidermeyi, işleyişle ilgili bir sıkıntı varsa çözmeyi, irade ile ilgili bir şüphe varsa ortadan kaldırmayı, hasılı nerede bir engel varsa aşmayı görev adlediyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde bu hususta daha kararlı adımlar atacağız. Zaman zaman bizlerin de şahit olduğu mahşeri vicdanını yaralayan kararların önüne geçmek için ne gerekiyorsa yapmaktan çekinmeyeceğiz" diye konuştu.
Erdoğan, Türkiye'nin dünyanın en eli kanlı terör örgütleri ile mücadele eden bir ülke olduğunu vurgulayarak, "Ülkemiz aynı zamanda jeostratejik konumuyla küresel güç kavgalarının odağında ve doğrudan hedefinde yer almaktadır. Güvenliğimizi tehdit eden hiçbir meselenin sadece yerel dinamiklerden kaynaklanmadığını tecrübelerimizin ışığında çok iyi biliyoruz. Suriye'nin kuzeyindeki terör yapılarına verilen aleni destek bunun en somut örneğidir" ifadelerini kullandı.
'BU ÇİFTE STANDARTTIR'
Erdoğan, aynı şekilde Türkiye'de darbe suçu işlemiş, terör eylemlerine bulaşmış, firari şahısların batı ülkelerinde 'siyasi sığınmacı' maskesi altında korunup kullanmasının da bunun bir başka örneği olduğunu belirterek "Son günlerde bazı mahkemelerin de maalesef buna alet olduğunu veya edildiğini görüyoruz. Binlerce evladını teröre kurban vermiş bir millet olarak eli kanlı canilere gösterilen bu müsamahakar tavrı biz gerçekten anlayamıyoruz. Klasörler dolusu delile rağmen terör elebaşlarına yönelik hiçbir adım atılmamasını ne kendimize ne milletimize izah edemiyoruz. Hele hele söz konusu kendi güvenlikleri olunca hiçbir sınır tanımayanların bizim tamamen hukuk çerçevesinde soğukkanlı bir şekilde yürüttüğümüz mücadeleyi eleştirmeleri apaçık bir çifte standarttır. Dağdaki, kamptaki veya sınır dışındaki teröriste mücadele elbette kolay değildir. Ama çok daha zor ve çetrefil olanı devletin kılcallarına kadar sızmış olan cübbeli, üniformalı, kravatlı teröristlerle mücadele etmektir" dedi.
'TAZİYE VE KINAMA MESAJLARINIZ YETERLİ DEĞİLDİR'
Erdoğan, FETÖ'nün; amaçlarına ulaşmak için her yolu mübah gören, takiyyeyi, gizliliği, yalanı kullanan, en kutsal değerleri bile istismar etmekten çekinmeyen asimetrik bir terör örgütü olduğunu dile getirerek, "Bunu bilmeden verilecek her türlü idari ve adli karar, adaletin tecellisine yardımcı olmayacağı gibi insanlık düşmanlarına da cesaret aşılayacaktır. Biz dostlarımızdan ve adaletin tecellisi için çalışan tüm kurumlardan şunu bekliyoruz; yaşadığımız her terör eylemi sonrasında ilettiğiniz taziye ve kınama mesajları şüphesiz anlamlıdır değerlidir. Ama ülkemizin PKK'dan FETÖ'ye kadar envai çeşit örgütüne karşı sürdürdüğü mücadelesinin başarıya ulaşması için asla yeterli değildir" değerlendirmesinde bulundu.
'KAÇMIŞ OLSALARDI 'SİYASİ SIĞINMACI' DENİLEREK KORUNACAKLARDI'
Erdoğan, Kızılay'da meydana gelen İçişleri Bakanlığı binasına yapılan saldırıyı hatırlatarak, şöyle dedi:
"Önceki gün Meclisimizin açılışına denk getirilen menfur bir terör eylemi oldu. Polisimizin etkin ve süratli müdahalesi sayesinde teröristler emellerine ulaşamadan etkisiz hale getirildi. Yapılan soruşturma neticesinde bu 2 teröristin bir başka ilimizde aracını gasp ettikleri ve 6 aylık bebeği olan bir sivil vatandaşımızı şehit ettiği ortaya çıktı. Yani her açıdan vahşi, alçak, canice bir saldırıyla ve buna teşebbüs eden bir terör örgütü ile karşı karşıyayız. ve şunu da biliyoruz ki şayet bu caniler etkisiz hale getirilmesiydi ve bir şekilde yurtdışına kaçmış olsalardı 'siyasi sığınmacı' denilerek korunacak, birileri tarafından adeta baş tacı edilecekti. Bugün terör eylemini kınayan dostlarımızın bir kısmı maalesef o zaman iade taleplerimize kuvvetle muhtemel olumlu cevap vermeyecekti. Bunu iddia olarak değil, 40 yıllık bölücü terörle ve 10 yıllık FETÖ ile mücadelemizde sık sık karşılaştığımız bir vaka olarak ifade ediyorum. Biz acımızı paylaşan dostlarımızdan kınama mesajlarıyla birlikte artık daha somut adımlar görmek istiyoruz. Diğer türlü yapılan açıklamaların bizi teskin, terörü telin eden beyanatların yaramıza merhem olmayacağının bilinmesi gerekiyor. Buradaki kıymetli misafirlerimizin de destekleriyle bu haklı beklentimizin önümüzdeki dönemde daha fazla makes bulacağına inanıyorum."