'HES Alanları Sit Özelliği Taşıyor'

Son Güncelleme:

Doğal Sit İlan Edilmiş Alanların Statüsünün Yeniden Değerlendirilmesini İçeren Tasarının Meclis'e Sunulması Çevrecileri Kızdırdı.

HES projelerinin önünün açılması için SİT alanları belirleme yetkisinin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları'ndan alınarak Çevre ve Orman Bakanlığı'na verilmek istenmesine tepki gösteren Derelerin Kardeşliği Platformu Dönem Sözcüsü Ömer Şan, "HES alanları SİT özelliği taşıyor" dedi.


İkizdere'nin Doğal SİT ilan edilmesini sevinçle karşıladıklarını anlatan Dereleri Kardeşliği Platformu Dönem Sözcüsü Ömer Şan, HES'lerin önünü açmak için TBMM'ye yeni bir yasa tasarısı gönderildiğini belirtti. İkizdere'nin SİT alanı ilan edilmesi ile Senoz Vadisi'nde doğan SİT umudu sonrası hükümet tarafından Meclis'e Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı'nın gönderilmmesinin anlamlı olduğunu belirten Ömer Şan, Doğal SİT alanları ilan etme yetkisinin Çevre ve Orman Bakanlığı'na devredilmesinin büyük bir tehlike olduğunu söyledi. Şan oluşturulmak istenen 20 kişilik kurulun, 14 bakanlık bürokratı ile 4 üniversite temsilcisi ve 2 STK temsilciden oluşacağına dikkat çekti.


YARGI KARARLARI GÖZARDI EDİLECEK


Bu tasarı ile yasa ve yönetmenliklerin hiçe sayılacağını, mahkeme kararlarında belirtilen hukuka ve mevzuata aykırılığın ise gözardı edileceğini vurgulayan Ömer Şan, şunları söyledi:


"Burada yasalara ve mevzuata uygun olmayan HES projelerinin dayatması gündeme gelecektir. Ancak şu unutuluyor. Bu vadilerde yaşayan halk kitleleri kendi doğal yaşam alanlarına bugüne kadar demokratik ve anayasal haklarını kullanarak sahip çıkmışlardır ve bundan sonra da sahip çıkmayı artırarak sürdüreceklerdir. Atalarımızdan ve dedelerimizden bize miras kalan bu toprakları kimse rant hesaplarına teslim edeceğimizi düşünmesin. Gerçek çevreciler, derelerin etrafında doğal yaşam alanlarında hayat mücadelesi vermeye çalışıyor."


Konuşmasına, HES'lerin koruma altına alınması gereken vadilerde yapıldığına dikkat çekerek devam eden Şan, "Bu vadilerin etrafında insan yaşamları var. İnsanlar, yüzyıllardır yaşamlarını bu vadilerde sürdürüyor. Suyun etrafındaki tarım alanlarından gelir elde ediyorlar. Yıllardır vermiş olduğumuz mücadele ile vadilerimizin koruma altına alınarak Doğal SİT alanı ilan edilmesini talep ediyoruz. Bu vadilerdeki HES projelerinin durdurularak enerji lisanslarının iptal edilmesini ve yeniden değerlendirilmesini istiyoruz. HES alanları tamamen SİT özelliği gösteriyor" dedi.


Ömer Şan, HES projelerini kendilerine dayatanlara HES alanlarının SİT olduğunu hatırlatmaya devam edeceklerini anlattı.


MEYDANLARA İNERİZ


Şan, HES projelerinin Çevre ve Orman Bakanlığı'nın projeleri olmaması gerektiğini de belirterek şöyle devam etti:


"Enerji ve Maliye Bakanlığı'nın çalışma alanlarının giren bu projeleri Çevre ve Orman Bakanlığı'nın kendi projesi gibi ortaya atması bir kere bakanlığın kuruluş ilkelerine aykırı düşmektedir. Bütün bu projelerin bilimsel ve mahkeme kararları ile tescillenmiş, doğaya geri dönüşümsüz zararlar verdiği gerçeğinin görmezden gelinmesi, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın kuruluş ilkesine aykırı düşmektedir. Bu tasarının TBMM'den geçmemesi için başta iktidar partisinin temsilcileri olmak üzere tüm siyasi partilerden tasarının önünde durmasını istiyoruz. Derelerimizde akan coşkun sular gibi bu halk kitlelerinin kendilerine akacağını ve halkın gücünün önünde durulmayacağını anlamaları lazım. Nerede ve ne şekilde akmamızı istiyorlarsa oraya akacağımızı unutmasınlar. Kendilerini Meclis'te, bakanlıkta veya seçim bölgelerinde olsun çalıştırmayacağız. Bu kanunla ilgili bizi sıkıntıya sokacak her türlü yasal düzenlemenin karşısında, HES'lere karşı nasıl mücadele ediyorsak, Artvin'den Antalya'ya kadar birlik ve bütünlük içerisinde o derelerin coşkunluğu ile Ankara'ya, İstanbul'a akarız. Gerekirse bu emperyalist güçlerin toplanıp ülkemize saldırmış olduğu Avrupa'ya akarız. Bunu kimse unutmasın."


TEMA: TÜRKİYE DOĞASI İÇİN YENİ BİR TEHDİT


Tema Vakfı Rize Temsilcisi Nevzat Özer de, uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış vadiler dışındaki SİT alanlarını oluşturulacak kurul tarafından yeniden belirlenmesinin, uzun ve hukuksal bir mücadelenin başlayacağını gösterdiğini söyledi. Özer, "Kamu vicdanı bu uygulamadan rahatsız olacaktır. Kargaşa doğacaktır ve devlete olan güven sarsılacaktır. Daha önce kurulların aldığı SİT kararları yok sayılarak değiştirilecektir. Türkiye doğası için yeni bir tehdit doğacaktır. Sadece yargı kararları ile korunabilen bu vadiler korumasız hale gelecektir. Doğanın tek dayanağı olan yargı bertaraf edilecek" diye konuştu.


ÖNCE FIRTINA VADİSİ SİT OLDU


Rize'de ilk kez Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından koruma öncelikli 200 ekolojik bölgeden biri ilan edilen Fırtına Vadisi 1999 yılında Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından doğal SİT alanı ilan edilmişti. Bölge böylece hidroelektrik santral tehdidinden kurtulmuştu. Ardından Fındıklı Arılı Vadisi, sonra da İkizdere Vadisi SİT kapsamına alındı.

Kaynak: DHA