Holguin, Erhürman'ın üçlü görüşmeye yeni öneri olmadığı için katılmadığını söyledi
BM Kıbrıs Temsilcisi Holguin, Erhürman'ın New York'taki üçlü görüşmeye Hristodulides yeni öneri sunmadığı için katılmadığını açıkladı. Holguin, güven artırıcı adımlarda siyasi irade eksikliğine dikkati çekti ve ekim ziyaretinin müzakere zemini ve yöntemine odaklanacağını belirtti.
Haber: Yusuf KANLI
(LEFKOŞA) - Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar, Erhürman'ın New York'ta önerilen üçlü görüşmeye, Hristodulides yeni bir öneri sunmadığı için katılmadığını söyledi. Holguín, güven artırıcı adımlar konusunda siyasi irade eksikliğine dikkati çekti, düşmanca tutumların süreci zorlaştırdığı uyarısında bulunarak ekim ayında yapılacak temasların müzakere zemini ve yöntemi üzerinde yoğunlaşacağını belirtti.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar, ANKA Haber Ajansı'na verdiği özel mülakatta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın New York'ta önerilen üçlü görüşmeye katılmama kararını, ilerleme sağlayacak yeni bir öneri bulunmamasına bağladı. Holguin, böyle bir toplantının önceden planlanmadığını, Guterres'in programında iki liderle ayrı ayrı görüşmelerin yer aldığını söyledi.
Kıbrıs Rum lideri Nikos Hristodulides'in, BM Genel Kurulu'nun üst düzey toplantıları sırasında üçlü bir görüşme yapılması önerisini, Kıbrıs Türk lideri Tufan Erhürman'a danıştığını ve Erhürman'ın kendisine, "Böyle bir görüşmeyi anlamlı kılacak yeni bir öneri var mı" diye sorduğunu söyleyen Holguin, Hristodulides'in Kıbrıs'ta liderler arasında yapılan son ikili görüşmede sunduğu önerileri yinelediğini Erhürman'a aktardığını belirtti.
Holguin'ün aktardığına göre Erhürman, "İlerleme için gerekli koşullar oluşmadığı sürece görüşmenin olumlu bir sonuç vermeyeceği" değerlendirmesini yaptı. Bu anlatım, Kıbrıs Türk liderinin kararının, diyalogdan kaçınmaya değil, yeni bir önerinin ve ilerleme için gerekli zeminin bulunmamasına dayandığını gösteriyor.
Maria Angela Holguin Cuellar, kolaylaştırıcılar olarak iki tarafın da süreci mümkün olduğunca ilerletmesini istediklerini, ancak liderlerin siyasi kararlarına müdahale edemeyeceklerini vurguladı. Liderlerin tavsiyeleri dinleyebileceğini belirten Holguín, "Fakat nihayetinde karar liderlere aittir" dedi.
GÜVEN ARTIRICI ADIMLAR SİYASİ İRADE BEKLİYOR
Holguin'e göre, güven artırıcı önlemlerden biri hemen hayata geçirilebilir, doğal afetlerle ilgili yeni bir teknik komite kurulması. İki taraf bu komitenin oluşturulması konusunda bir süre önce anlaşmış olsa da adanın herhangi bir yerinde meydana gelebilecek afetlere nasıl ortak yanıt verileceği konusunda henüz uzlaşma sağlanamadı.
Holguin, düzensiz göç, mayın temizliği ve spor alanlarındaki diğer önlemlerin de uygulanabileceğini, ancak bunun için siyasi irade gerektiğini söyledi. Değerlendirmesi, engelin yalnızca teknik ayrıntılardan ibaret olmadığını, tarafların geçmişte vardıkları mutabakatları somut işbirliğine dönüştürmeye hazır olup olmadıklarının da belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Holguin, yeni geçiş noktalarının iki toplum arasındaki iletişimi ve bağlantıyı güçlendirebileceğini belirterek, Kiracıköy–Eğlence (Athienou–Aglantzia), Haspolat (Mia Milia) ve Akıncılar–Limya (Louroujina–Lymbia) güzergahlarını saydı, Haspolat kapısının açılmasının ticarete önemli katkı sağlayabileceğini, bu yararın her iki toplumun ticaret odalarınca da dile getirildiğini kaydetti.
"Ancak şu ana kadar ilerlemek için siyasi irade ortaya konmadı" diyen Holguin, tarafların pratik yararları kabul etmesiyle bunların hayata geçirilmesi için anlaşmaya varması arasındaki mesafeye işaret etti.
EKİM ZİYARETİNDE İÇERİK VE YÖNTEM ELE ALINACAK
Holguin, yapıcı ve somut bir gündeme sahip 5 artı 1 toplantısının koşullarını oluşturmaya çalışmayı sürdüreceğini söyledi, bu hazırlık kapsamında, müzakereler başladığında tarafların yararlanabileceği yakınlaşma noktalarına ilişkin bir belge üzerinde çalışıldığını belirtti.
Geçmişte üzerinde uzlaşılan güven artırıcı önlemlerin uygulanması ve son aylarda ortaya konan farklı girişimlerin değerlendirilmesi de gündeminde yer alacak. Holguin'ün ekim ayında yapacağı ziyaretin önemli başlıklarından biri, müzakere yönteminin belirlenmesi olacak. Amaç, Kıbrıs meselesinin karmaşıklığını hesaba katarken, sürecin daha başında tıkanıklık yaratmayacak bir yapı oluşturmak.
Taraflardan, "başlangıçta engeller yaratmayan, aksine yollar açan" yaklaşımlar önermelerinin isteneceğini söyleyen Holguin, yöntemin, kısa, orta ve uzun vadeli hedeflere ulaşmak için gerekli "alanı, kuralları ve ilkeleri" belirlemesi gerektiğini kaydetti.
Maria Angela Holguin Cuellar, "Her müzakerede taraflar, görüşmelerin nasıl yürütüleceğini belirleyecek bir yöntem üzerinde anlaşır" dedi, BM'nin de tarafları, kendi kararlarıyla müzakerelere başlayabilecekleri bir yöntemi birlikte oluşturmaya çağırdığını söyledi.
BM'nin sonuca ya da tarafların atması gereken adımlara hükmetmeyeceğini özellikle vurgulayan Holguin, "BM Kıbrıs'ta kolaylaştırıcılık yapmak için bulunuyor; dayatmak ya da ne yapılacağını dikte etmek için değil" diye konuştu. Müzakerelerin taviz verme iradesi, uzlaşı arayışı ve karşılıklı yarar temelinde yürütülmesi gerektiğini belirten Holguin, bu koşulların şu anda "mevcut görünmediğini" ifade etti.
YAKINLAŞMA BELGESİ MÜZAKERELER BAŞLADIĞINDA SUNULACAK
Holguin, geçmişteki yakınlaşmaların BM tarafından incelenmesinde, tarafların 2015–2017 yılları arasında örgüte sundukları ortak belgelerin yanı sıra BM arşivindeki diğer kayıtların da dikkate alındığını söyledi.
Yakınlaşmaların kaydına en yakın belgenin "tam da 2015–2017 döneminde sunulan Ortak Belgeler" olduğunu belirtti. Belge, müzakereler başlamadan önce taraflara sunulmayacak. Holguin, belgenin erken paylaşılmasının geçmiş müzakere kayıtlarının nasıl yorumlanacağı konusunda yeni bir tartışma yaratabileceğini söyledi.
Holguin, "Belgeyi daha önce sunmak, yeni bir anlaşmazlık başlığı açar. Belge, müzakereler başladığında ve kullanışlı hale geldiğinde verilecek" ifadesini kullandı.
Bu yaklaşım, BM'nin ortak bir kayıt oluşturma çabasını, geçmiş mutabakatların nasıl okunacağı konusunda yeni bir tartışmayı önleme arayışıyla birleştiriyor. Holguin, Kıbrıs'ta yeni anlaşmazlıkların önüne geçmenin zor olduğunu kabul ederek, "Ne yazık ki, bir anlaşmazlığı açık tutmak için her zaman bir neden bulunuyor" dedi.
Holguin, sırf geçmişte böyle yapıldığı için aynı yöntemi sürdürme alışkanlığını da sorgulayarak, "Her şey hep böyle yapıldıysa, belki de bugüne kadar çok fazla ilerleme kaydedilememesinin nedeni tam olarak budur" değerlendirmesini yaptı.
DÜŞMANCA ORTAM MÜZAKERELERİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ ARTIRIYOR
Kıbrıs Türk temsilcilerinin uluslararası temaslarının kısıtlanmaya çalışıldığı ve güveni zedeleyen başka adımların atıldığı bir ortamda elverişli koşulların yaratılıp yaratılamayacağı sorusuna Holguin, "Kesinlikle hayır; çünkü bunlar zaten karmaşık olan meseleyi daha da karmaşık hale getiriyor" yanıtını verdi.
"Müzakereler kendiliğinden ortaya çıkmaz; düşmanca bir ortamdan da doğmaz" diyen Holguin, sürecin karşı tarafı ve onun varlığını anlamayı ve kabul etmeyi gerektirdiğini belirtti, bu konuyu özellikle son bir ayda müzakerecilerle birkaç kez görüştüğünü de sözlerine ekledi.
Holguin'ün yanıtı, görüşmelerin çevresindeki atmosferin sürecin dışında tutulamayacağına işaret ediyor: İşbirliği ve karşılıklı kabul, resmi müzakereler başlayana kadar ertelenebilecek başlıklar değil. Holguín'e göre bunlar, anlamlı müzakerelerin mümkün olmasını sağlayan koşullar arasında.
Bölgesel gelişmelerin de diplomatik ortamı olumsuz etkilediğini belirten Holguin, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'deki durumun "giderek daha karmaşık hale geldiğini" ve bunun Kıbrıs üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
KIBRIS DİPLOMASİSİ İÇİN DARALAN FIRSAT PENCERESİ
Holguin, "Geçen yıl boyunca ve bu yılın başlarında sahip olduğumuz elverişli fırsatın giderek kaybolduğu açık" dedi. Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de artan gerilimin Kıbrıs için de olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunan Holguín, ekim ayında yapılması planlanan ziyarete ayrıca bir aciliyet kazandırdı: Diyaloğu yeniden canlandırmaya imkan veren diplomatik alan sonsuza kadar açık kalmayabilir.
Şimdi asıl mesele, hazırlık çalışmalarını gözle görülür adımlara dönüştürmek. Liderlerin önünde öneriler, uygulanabilecek güven artırıcı önlemler ve BM'nin geçmiş yakınlaşmalar ile müzakere yöntemi üzerine yürüttüğü çalışmalar bulunuyor. Ancak Holguín'ün değerlendirmesi, bunları hayata geçirmek için gerekli siyasi iradeyle mevcut hazırlıklar arasında kalıcı bir mesafe bulunduğunu gösteriyor. Bu mesafe kapanmazsa ekim ayı, somut ilerleme sağlamayan yeni bir istişare turuna dönüşebilir.
Ziyaret, iki liderin güveni güçlendirecek ve gelecekteki bir müzakere toplantısını anlamlı kılacak pratik adımlara hazır olup olmadığını ortaya koyacak. Üzerinde daha önce uzlaşılan önlemlerin en azından bir bölümünde ilerleme sağlanması ve müzakere yöntemine ilişkin ortak bir yaklaşım geliştirilmesi, geriye kalan diplomatik fırsatın korunmasına yardımcı olabilir. Aksi yöndeki gecikmeler ise bölgesel ortam daha da zorlaşırken güvensizliği derinleştirebilir.