HSYK Başkanvekili Hamsici'den Kanun Teklifine Kişisel Tepki: Siyasallaşma-Dönüştürme Açıkça...
HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici, HSYK'nın yapısının değiştirilmesini öngören kanun teklifine ilişkin sert bir açıklama yaptı.
HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici, HSYK'nın yapısının değiştirilmesini öngören kanun teklifine ilişkin sert bir açıklama yaptı. Kurul'un görüş bildirmesi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından sınırlandırıldığı için kişisel açıklama yapan Hamsici, Meclis Adalet Komisyonu'nun gündeminde bulunan kanun teklifi ile Adalet Bakanı'nın yetkilerinin olağanüstü bir şekilde artırıldığının, Kurulda tek otorite haline getirildiğinin altını çizdi.
HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair Yasa Teklifine ilişkin açıklama yaptı. Adalet Komisyonu görüşmelerinde değerlendirilmek üzere TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve Üyelere de elektronik posta yolu ile gönderilen rapor HSYK'nın basın bürosundan postalandı. Raporun Hamsici'nin kişisel görüşlerini içerdiği vurgulanırken, "Bu değerlendirme HSYK adına kurumsal bir açıklama değildir" denilmesi dikkat çekti. "6087 Sayılı HSYK Kanunu Değişikliği Teklifine Dair Kişisel Değerlendirmelerim" başlığını içeren değerlendirmesinde Hamsici, "12 Eylül 2010 Anayasa değişikliği ile HSYK Adalet Bakanlığından bağımsız, yargının ayrı bir erk olması kuralına uygun bir düzenlemeye kavuşturulmuş iken, yapılmak istenen Kanun değişikliği ile Kurulun fiilen Adalet Bakanına bağlı ve bağımlı, ayrı bir erkten daha çok yürütmenin emir ve gözetimi altında görev yapan bir yapı haline getirilmesi söz konusudur. Bu durum yapılan Anayasa değişikliği ile kurulan bağımsız bir Kurulun oluşumuna aykırıdır" dedi.
-KURULUN ÖZERK İRADESİ ANAYASAL GÜVENCEDE-
Anayasanın HSYK'nın düzenlendiği 159. maddesine bakıldığında dikkati çeken ilk hususun Kurul'a Adalet Bakanlığından ve dolayısıyla siyasi iradeden bağımsız ayrı özerk bir irade verilmesinin amaçlandığını belirten Hamsici, maddenin ilk fıkrasında "HSYK, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar" denildiğini anımsatarak, Kurul'un organizasyon yapısı ve işleyişine ilişkin tüm kuralların klasik bir kamu kurumundan farklı olarak mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ilkelerine uygun olması gerektiğini ifade etti. Hamsici, Anayasa koyucunun öncelikle Kurulu, yerine getirdiği hassas fonksiyon nedeniyle, klasik bir kamu kurumu olarak görmediğini ve olağan bürokratik hiyerarşiden ayırdığını, ardından da Kurula Adalet Bakanlığı ve siyasi iradeden bağımsız kendi inisiyatifi ile kullanabileceği özerk bir irade tanımayı amaçladığını kaydetti. Hamsici, Kurulun organizasyon yapısı ve işleyişine ilişkin yapılacak düzenlemelerin "mahkemelerin bağımsızlığı" ve "hâkimlik teminatı" ilkeleri çerçevesinde yapılmasının amaçlandığını kaydederek, Meclisin sahip olduğu takdir yetkisinin ilkeler ile sınırlandırıldığını ve Kurulun özerk iradesinin varlığının anayasal güvenceye kavuştuğunu belirtti.
-HSYK ADALET BAKANININ İRADESİ DIŞINDA İRADE KULLANAMAYAN KLASİK BİR KAMU KURUMUNA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR-
Hamsici, HSYK'nın organizasyon yapısı ve işleyişine ilişkin tüm kuralların ihdasında Meclis'in kullanabileceği takdir yetkisinin, klasik kamu kurumlarının organizasyon yapısı ve işleyişine ilişkin kullanılabilecek olağan takdir yetkisinden farklı olduğunun Anayasada "mahkemelerin bağımsızlığı" ve "hâkimlik teminatı" ilkeleriyle açık bir şekilde ifade edildiğini kaydetti. Hamsici, Anayasa'nın 159. Maddesinin son fıkrasında Meclis'e tanınan, kurul üyelerinin seçimini, dairelerin oluşumunu ve işbölümünü, Kurulun ve dairelerin görevlerini, toplantı ve karar yeter sayılarını, çalışma usul ve esaslarını, dairelerin karar ve işlemlerine karşı yapılacak itirazları ve bunların incelenmesi usulü ile Genel Sekreterliğin kuruluş ve görevlerini kanunla düzenleyebilme yetkisinin, tamamen sınırlı bir yetki olduğunu vurguladı. HSYK'nın yapısını değiştirmeyi öngören Meclis'e sunulan teklif metninde Kurul'un organizasyon yapısı ve işleyişine ilişkin düzenlemelerde Anayasa'nın 159. Maddesinde riayet edilmesi gereken "mahkemelerin bağımsızlığı" ve "hâkimlik teminatı" ilkeleri hiçe sayıldığını kaydeden Hamsici, Kurul adeta Adalet Bakanının emrinde, Bakanın iradesi dışında irade kullanamayan sıradan klasik bir kamu kurumuna dönüştürüldüğünü, seçimle gelen üyelerin de Bakanın emrinde, Bakanın izni dışında karar alamayacak konuma getirildiğini kaydetti.
-SİYASALLAŞMA/DÖNÜŞTÜRME AÇIKÇA GÖRÜLÜYOR-
Kanun teklifinde öngörülen değişikliklerin büyük bölümünde "dönüştürme/siyasallaştırma"nın çok açık bir şekilde görüldüğünün altını çizen Hamsici, teklifin Anayasa'nın 159. maddesi ile 2. maddesinde ifadesini bulan "hukuk devleti" ilkesine aykırılık teşkil ettiğinin altını çizdi. Anayasa'nın 138. maddesine göre hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduğunu anımsatan Hamsici, doğrudan ve dolaylı olarak Kurul üzerinden hâkim bağımsızlığına ve tarafsızlığına yönelik getirilecek düzenlemelerin, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesi ile çelişeceğini ve Anayasaya aykırılık teşkil edeceğini kaydetti. Anayasada kuvvetler ayrılığı esasının benimsendiğini anımsatan Hamsici, teklifte yer alan düzenlemelerin uluslar arası belge ve raporlara da aykırı olduğunu belirterek, şu değerlendirmeye yer verdi:
"Teklifte yer alan düzenlemeler incelendiğinde yargıya ilişkin en temel ve önemli yetkilerin doğrudan veya dolaylı olarak Kurul Başkanı sıfatıyla Adalet Bakanı'na verilmiş olduğu görülmektedir. Bu durumun da yargı bağımsızlığına, kuvvetler ayrılığına ve HSYK'nın mahkemelerin bağımsızlığı ile hâkimlik ve savcılık teminatı esaslarına göre hareket etmesi prensibine aykırılık teşkil ettiği açıktır.
Teklifteki düzenlemeler Hükümet tarafından benimsenen ve uygulanan Yargı Reformu Stratejisi Belgesi, Eylem Planları, Katılım Ortaklığı Belgesi, Ulusal Program ile bağdaşmamaktadır. Hükümet bu belgelerde öz olarak HSYK'nın objektiflik, tarafsızlık, şeffaflık ve hesap verebilirlik temelinde geniş tabanlı temsil esasına göre yapılandırılacağı ilkesini benimsemiştir."
-BAKAN KURUL'DA TEK OTARİTE-
Teklife karşı görüşlerini maddeler halinde sıralayan Hamsici, teklifteki düzenlemelerin ayrıca Adalet Bakanı ve Müsteşarı hakkında söylenen ve yazılan ulusal ve uluslararası raporlarda ifade edilen hususlara da tamamen aykırı olduğunu vurguladı. Hamsici, raporlarda Bakan ve Müsteşarın yetkilerinin sınırlandırılması hatta kaldırılması tavsiye edildiğini, teklifte ise özellikle Adalet Bakanın yetkilerinin olağanüstü bir şekilde artırıldığının, Kurulda tek otorite haline getirildiğinin altını çizdi.