İhsanoğlu, Kampanya Sloganı ve Seçim Bildirgesini Açıkladı

Son Güncelleme:

Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu: (2) "28 Şubat’ta gencecik kız çocuklarına 'sıkmabaş' diye bağıran ceberrut bir devlet vardı.

CHP ve MHP'nin de aralarında bulunduğu bazı partilerin cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, " 28 Şubat'ta gencecik kız çocuklarına 'sıkmabaş' diye bağıran ceberrut bir devlet vardı. Ben buna karşı, o kız çocuğunun yanında durdum" dedi.


İhsanoğlu, Çırağan Sarayı'nda düzenlenen kampanyasının tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, herkesin kendi kamplarına çekilip kavga etmelerini istemediğini belirterek, "sevgi ekmek" istediğini ifade etti.


Ekmeleddin İhsanoğlu, şöyle devam etti:


"Elimde bir avuç tohum var, bu tohumları vatan dediğimiz, imtihan tarlasına ekmek istiyorum. Ben bu tarlaya sevgi ekmek istiyorum. Sevgi ekeyim ki sevgi filizlensin. İnsanlarımız kavga etmesin. Herkes kendi kampına çekilmesin. 28 Şubat'ta gencecik kız çocuklarına 'sıkmabaş' diye bağıran ceberrut bir devlet vardı. Ben buna karşı, o kız çocuğunun yanında durdum. Makamım elimden alındı, kürsüm kapatıldı. Bu bedeli ödedim. Çünkü ben idealist bir öğrencime 'sıkmabaş' diye hakaret ettirmem, okuma hakkının elinden alınmasına izin vermem. Gün geçti, yeni bebekler büyüdü, yeni gençler doğdu. Bu gençler ülkeleri için sokağa çıktılar. Dün nasıl gençlerimizin yanındaydım, bugün de gençlerimizin yanındayım. Ben talebelerime, gözlerinden sevgi fışkıran gençlerime 'çapulcu' dedirtmem. Bir Türk çocuğuna, bir insan evladına böyle hakaret edilmesine izin vermem."



"Gençlerimiz çok kıymetli"



Geçen yıl Gezi Parkı odaklı olaylarda hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz'ı anan İhsanoğlu, "Ben bir daha bu acıların yaşanmaması için bu yola çıktım. Onun da tüm kaybettiğimiz canların da ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun. Elbette, her yerde, her zaman, bu gibi demokratik gösterileri suistimal etmeye çalışan küçük gruplar olur. Şurada bin kişi toplansa, önce su satan esnaf gelir, sonra polis, sonra da küçük terör grupları... Devletin görevi, sapla samanı ayırmaktır. İdealist gençlerin hepsini birden, bir ağızdan itham etmekle; bu ülkeyi üçe, beşe bölmekle, her fırsatta ikilik çıkartmakla siyaset yapılır belki ama devlet yönetilmez. Analar bu çocukları doğuruyor, yemiyor, içmiyor, büyütüyor. Bu çocukların kalbine sevgi ekemezsek, onları birbirlerine düşürürsek, halimiz nice olur, yarınlarımız nice olur? Gençlerimiz çok kıymetli, tüm gençlerimiz, hepsi çok kıymetli. Edirne'deki evlatlarımız da çok kıymetli, Hakkari'deki evlatlarımız da çok kıymetli" diye konuştu.



İhsanoğlu, kadınların sorunlarına değinerek, "Kadınlarımız da çok kıymetli ama ne yazık ki kadınlarımız, Türkiye'de ne siyasette ne de istihdamda hak ettikleri noktaya gelebildiler. Halen çocuk gelinlerde dünya üçüncüsü, kadın cinayetlerinde yine üst sıralardayız. Ben kadınlarımızın tüm hak ve hürriyetleriyle yaşadığı bir Türkiye, hayal ediyorum. Ben çocuklarımızın katil olmayacağı, kimsenin kimsenin canına kast etmeyeceği bir Türkiye, hayal ediyorum. Bu Türkiye'ye ulaşmanın yolu da tarlaya hakaret değil, sevgi tohumları ekmektir. Dolayısı ile diyorum ki: Sevgiyi ekmek için verin elinizi..." ifadelerini kullandı.


"Ekmek için Ekmeleddin" kampanya sloganına atıfta bulunarak "saygı" tohumu ekmeyi de istediklerini aktaran İhsanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Ekeceğimiz tohumlardan birisi de saygıdır. İnsanlar arası saygı, üslupta saygı... Bir insan hakkında hükmü, adalet verir. Bağımsız yargı, bir suç iddiasıyla ilgili hükmünü bildirmedikçe, böyle bir hükmü peşin peşin vermek, yargısız infaz demektir. Maalesef ülkemizde yargısız infaz görüyoruz. Herkesin herkesle ilgili peşin bir hükmü var. Düşünceler kamplaşıyor. Herkes kendi düşüncesinde olan kişiyi övüyor, karşı düşüncedeki kişiyi düşman biliyor. İki esnaf dükkanı düşünün, iki esnafın birbirine saygısı yok. Neden? Çünkü ayrı siyasi görüşteler. Bu saygısızlık, tarafların hepsini üzer, hepsine zarar verir. Bu nedenle cumhurbaşkanı seçilirsem, derin yaralar almış, hatta neredeyse kangren haline dönüşmüş bu ilişkileri, saygı çerçevesine iyileştirmek için çalışacağım. Hükümleri hukuk versin. Hukuka herkes güvensin. Hiç kimse adaletten daha üstün değildir. Suçu ispatlanmadıkça hiç kimse suçlu değildir. O halde adalete saygılı, muhalefete saygılı, farklı fikirlere saygılı, hükümete saygılı, toplumun her kesimine saygılı olmak için de tarlaya saygı ekmemiz gerekecek. Dolayısıyla diyorum ki: Saygı ekmek için verin elinizi..."



"Büyük kararlar, büyük mutabakatlarla verilir"



Ekmeleddin İhsanoğlu, dirlik tohumu ekmeyi de istediklerini ifade ederek, şunları kaydetti:


"Ne demek dirlik? Dirliğin çok anlamı var. Dirlik, bizim varlığımız demek. Dirlik, bir insanın sağlığı, huzuru, mutluluğu, güveni demek. Fertleri dirlik içinde bir toplum, topyekun dirlik içindedir. Oysa hepimiz borçluyuz. Bütün Türkiye borçlu. Hem devlet borçlu hem millet borçlu. 'Millet borçlu' derken, şunu da ayırmak gerek: Zenginin borcu olabilir ama zenginin borcu olsa da çocuklarının eğitimi aksamaz, sofrada bal, kaymak eksik olmaz. Peki ya fakirin borcu? Türkiye'de fakir çok. Bakmayın yollarda pahalı arabalara, zengin çok görülür, fakir az görülür. Bugün Türkiye'nin bir bölümü, ödenemez biçimde kredi ve kredi kartı borcu içinde. Bu borcu ödemek için vatandaşlarımız yemelerinden içmelerinden kesiyorlar. Yemelerinden içmelerinden... Köylü, memur, esnaf, işçi, işsiz.. Nereye gitsem duyduğum tek şey bu faizli borçluluk hali. Diyeceksiniz ki; 'Cumhurbaşkanlığı, icra makamı değildir. Vatandaşın borcundan Cumhurbaşkanına ne?' Cumhurbaşkanının icra yetkisi yoktur ama icrayı el ele vermeye çağırma yetkisi ve pozisyonu vardır. Büyük kararlar, büyük mutabakatlarla verilir. Türkiye'nin en yoksul kesimini bir basamak yukarı çıkartmak, çok büyük bir siyasi mutabakat meselesidir. Zordur ama imkansız değildir. Eğer AK Parti'lisi, CHP'lisi, MHP'lisi, HDP'lisi el ele verirse, bu devasa sosyal yaraya çözüm üretilir. Bunun için herkesin elini taşın altına koyması gerekir."


Dünyada hürriyet olmadan zenginliğe ulaşan hiçbir ülkenin olmadığına vurgu yapan İhsanoğlu, şöyle devam etti:


"Hür düşünce, toplumdaki zenginliğin baş şartıdır. Hür düşünce olmazsa, Amerika'nın akıllı telefonuna Güney Koreli rakip çıkamazdı. Eğitimde, bilimde, sanatta, her alanda sonsuz hürriyet, artık demokratik bir ülkenin soluduğu hava gibidir. Bu havayı keserseniz, o ülke nefessiz kalır. Bakın şu tabloda görüyorsunuz. (Ülkelere göre gayri safi milli hasıla tablosunu göstererek) Türkiye 2000 yılında dünyanın 18. ülkesi, 2014 yılında 19. ülkesi... 14 yılda gelirimiz artmış mı, artmış ama tüm ülkelerin artmış... Herkesin artmış... Bizim de artmış ama diğerlerinden daha fazla artmamış.. Biz büyük bir devletiz, büyük bir milletiz ve potansiyelimizin altındayız… Bunca gencimiz var bizim. Bu gençler kahve köşelerinde ömür tüketiyor. Bu gençlerin aklını, fikrini bilime, sanayiye, bilgisayara kanalize edemiyoruz. Bunun sonunda ne oluyor? İşte ortaya bu tablolar çıkıyor. Dünyanın gittiği yer, ilimdir, fendir... Patenttir, copyrighttır... Üreten insanın korunmasıdır. Çocukların daha iyi eğitim almasıdır. Matematiktir, cebirdir. Bunlara dikkat etmezsek, düne göre iyi oluruz belki ama rakiplerimize göre iyi olur muyuz?"


Türkiye'nin yalnızca edebiyat alanında Nobel ödülü kazandığını belirten İhsanoğlu, bilim alanında ise hiçbir Nobel ödülü kazanılamadığını söyledi. Pakistan, Mısır gibi ülkelerden Nobel bilim ödülüne layık bulunan bilim insanları olduğunu anlatan İhsanoğlu, Türkiye'nin bu hedefe ulaşması için çalışması gerektiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, "Bu topraklara dirlik tohumları ekmek, her vatandaşımızın daha zengin, daha mutlu, daha borçsuz olması için meclisle uyumla çalışmak da inşallah göreve geldiğimde yapacağım bir önceliktir. Dolayısıyla diyorum ki; Dirlik ekmek için verin elinizi" ifadelerini kullandı.



- İstanbul

Kaynak: AA