İskenderun Hastanesi Soruşturmasında Cezasızlık

Son Güncelleme:

İskenderun Devlet Hastanesi'nde 125 kişinin ölümüne yol açan depremin ardından kamu görevlilerine soruşturma açılmadı.

Haber: Mehmet OFLAZ

(ANKARA) - Hatay'da 6 Şubat depremlerinde yıkılan, hasta ve sağlık çalışanlarının da bulunduğu 125 kişinin hayatını kaybettiği İskenderun Devlet Hastanesi'ne ilişkin kamu görevlileri hakkında herhangi bir ön inceleme talebinde bulunulmadığı ve ön inceleme yapılmadığı ortaya çıktı. Yıkılan hastanede yakınlarını kaybeden Yusuf Şanlı, "Eğer bir siyasinin yakını hastanede ölse, dosya böyle sürüncemede bırakılır mıydı" diye sordu. Müşteki avukatlarından Şahap Arpaca ise "Bir memurun karakola, savcılığa, mahkemeye çıkmasını engelleyen bu akıl; depremin sebebi ve sonuçlarını 'takdiri ilahi'ye bağlıyor. Oysa tam aksine, takdiri beşeri olan bu katliamın sorumluları halka hesap verinceye kadar bu mücadele sürecek" diye konuştu.

İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Şubat'ta yıkılarak 125 kişinin yaşamını yitirdiği İskenderun Devlet Hastanesi A Blok için Sağlık Bakanlığı'na yazı göndermişti.

Bakanlığa gönderilen yazıda, A Blok için 2012'de "depreme dayanıksız" raporu verildiği; ayrıca 2015 yılında dayanıklılığının olumsuz olduğu tespit edilen binanın yıkımına ilişkin toplantılar gerçekleştirildiği kaydedildi. 2016'da ise "deprem güvenliği yetersiz" raporu verildiği ve raporun yıkım komisyonuna iletildiği belirtilen yazıda, rapora istinaden Sağlık Bakanlığı tarafından 2019 yılında yeni bina yapımının "yatırım programına alındığı" ifade edildi.

İskenderun Kaymakamlığı: "Herhangi bir ön inceleme talebinde bulunulmamış ve ön inceleme yapılmamıştır"

ANKA Haber Ajansı muhabiri, depremde yıkılan İskenderun Devlet Hastanesi A Blok'un akıbetini CİMER aracılığıyla sordu. Soru, İçişleri Bakanlığı'nın ardından İskenderun Kaymakamlığı'na yönlendirildi.

Kaymakamlıktan gönderilen yanıtta, "Başvurunuz incelenmiş olup, Kaymakamlığımızca bu konu ile ilgili 4483 sayılı Kanun'a göre herhangi bir ön inceleme talebinde bulunulmamış ve ön inceleme yapılmamıştır" denildi.

"Eğer bir siyasinin yakını hastanede ölse, dosya böyle sürüncemede bırakılır mıydı?"

Hastanede babası ve ağabeyine kaybeden Yusuf Şanlı ile müşteki avukatlarından Şahap Arpacı süreci ANKA Haber Ajansı'na değerlendirdi.

6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçtiğini ancak dosyada "bir arpa boyu yol alınmadığını" vurgulayan Yusuf Şanlı, "İskenderun Kaymakamlığı'ndan gelen yanıtta, kamu görevlileri hakkında herhangi bir ön inceleme talebinde bulunulmadığı ve ön inceleme yapılmadığı aktarılmıştır. Bir an önce, 2012'deki ilk rapordan 6 Şubat 2023 tarihine kadar sorumluluğu bulunan tüm kamu görevlileri hakkında soruşturma izni talep edilmeli, ön inceleme yapılmalı ve iddianame hazırlanmalıdır. Eğer bir siyasinin yakını hastanede ölse, dosya böyle sürüncemede bırakılır mıydı? Geç gelen adalet, adalet değildir" diye konuştu.

"Savcı, bir tek memura dokunamıyor"

Müşteki avukatlarından Şahap Arpacı da şu ifadeleri kullandı:

"İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı, 28 Şubat 2023 tarihinde başlattığı İskenderun Devlet Hastanesi soruşturmasını bitiremiyor. 125 ölümün ardındaki acıyı sağaltamıyor savcılık; depremin yıkıntıları arasında soruşturacak bir kamu görevlisine ulaşamıyor. 6 Şubat katliamının ardından 3 yıl geçmesine rağmen İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı, hala Sağlık Bakanlığı koridorlarında soruşturulacak memur olup olmadığını yazıyla Ankara'ya soruyor. 2012 yılından deprem anına kadar 'yıkıldı yıkılacak' bir kamu binasının depreme dayanıklı olmadığını kurumun web sitesinden dünya aleme duyuranların kim oldukları bilindiği halde savcı, bir tek memura dokunamıyor."

6 Şubat sabahı, herkesin gözü önünde taammüden işlenmiş soğukkanlı İskenderun katliamının failleri ve delilleri ifşa olduğu halde, yapay, gevşek, sündürülmüş bürokratik kast içinde devlet aklı ve İskenderun Savcılığı, cezasızlıkta ısrar ediyor. Hatırlayalım cezasızlık meselesini… Türkiye yakın siyasi tarihine tanıklık eden suikastler, politik cinayetler, kitle katliamlarının failleri ve azmettirenleri nasıl bir güvenlik çemberi içinde yargı süreçlerinden muaf tutuluyorsa, bugün de 6 Şubat'ın hazin gölgesinde, başta kamu binaları olmak üzere binlerce yurttaşa mezar olmuş binaların asıl failleri, seçilmişleri, atanmışları bırakın cezalandırılmayı, haklarında idari soruşturma dahi açılmadı, açılamadı, açılmasına izin verilmedi.

"Bu katliamın sorumluları halka hesap verinceye kadar bu mücadele sürecek"

Cezasızlık siyaseti; kamunun sorumlusu olduğu büyük yıkımın karar vericilerini, imza sahiplerini, göz yumanlarını, aldırmayanlarını, umursamayanlarını korurken depremden sağ kurtulmuş halkın acılarını onarmasına, ölüsünün acısına katlanmasına, maruz kaldığı yoksunluğun zararının karşılanmasına da izin vermiyor. İddianamesi hazır edilmeyen İskenderun Devlet Hastanesi deprem soruşturması, yeni yıkımlara, felaketlere hazır edilmeyen 2026 Türkiye'sinin küçük ve yıkık suretini oluşturuyor maalesef.

İskenderun Adliyesi'nde başlamasını istediğimiz bir ceza kovuşturması değil sadece; halkın incinmiş adalet duygusunun onarılması konusunda devletin hissetmesini istediğimiz mahcubiyet ve sorumluluk. Aradan geçen üç yıl bunun aksini gösterdi. Hastane yönetimini, il ve ilçe sağlık idaresini, mülki amirleri, hizmet bakanlığını ve seçilmiş siyasi gücü korumak için ortaya konmuş cezasızlık refleksi, tek kelimeyle deprem soruşturmasını bulanıklaştırıyor. Bir memurun karakola, savcılığa, mahkemeye çıkmasını engelleyen bu akıl; depremin sebebi ve sonuçlarını 'takdiri ilahi'ye bağlıyor. Oysa tam aksine, takdiri beşeri olan bu katliamın sorumluları halka hesap verinceye kadar bu mücadele sürecek."

Kaynak: ANKA