İslami Finansman Araçları: Türkiye İçin Beklentiler ve Fırsatlar

Son Güncelleme:

Başbakan Yardımcısı Babacan: (2) "Güçlü bankacılık sistemi İstanbul'un uluslararası finans merkezi olmasına çok önemli katkılar sağlayacak" "Borsa İstanbul yerleşkesine yapacağımız yeni bir projeyle 'Faizsiz Finans Araştırma Merkezi' kuruyoruz"

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Güçlü bankacılık sistemi İstanbul'un uluslararası finans merkezi olmasına çok önemli katkılar sağlayacak" dedi.


Sermaye Piyasası Kurulu'nun  (SPK) ev sahipliğinde İslam Kalkınma Bankası iş birliği ile gerçekleştirilen "İslami Finansman Araçları: Türkiye İçin Beklentiler ve Fırsatlar" konulu konferansta konuşan Babacan, faizsiz yatırım araçları, Türkiye finansal sitemi ve dünya finans kriziyle ilgili görüşlerini paylaştı.


Son düzenlemelerle birlikte Bireysel Emeklilik Sistemi'nin (BES) faizsiz enstrümanlar üzerine kurgulanabileceğini belirten Babacan, "BES'te olan vatandaşlarımızın yaklaşık 300 bini tercihlerini bu yönde kullanmış durumdalar. Yani 'Benim bireysel emeklilik fonlarım faizsiz enstrümanlarda değerlendirilsin' diyor vatandaşlarımız. Bunu sağlamak için de ilgili bütün kurumlarımız gerekli düzenlemeleri yaptılar. ve birikimlerin bireysel emeklilik fonlarında, kira sertifikası, katılım hesabı gibi araçlarla değerlendirilmesinin de önü tamamen açılmış oldu" diye konuştu.


Finans sisteminin dışında kalan vatandaşların finans sisteminin içine çekilmesi noktasında yeni yatırım araçlarının büyük önemi olduğuna işaret eden Babacan, "Özellikle tasarrufların ekonomiye kazandırılmasına baktığımızda tamamen bankacılık sisteminin dışında duran ve kendi çabalarıyla tasarruflarını değerlendirme eğiliminde olan vatandaşlarımız için çok geniş bir imkan açılmış oldu" dedi.


"Güçlü bankacılık sistemi İstanbul'un uluslararası finans merkezi olmasına çok önemli katkılar sağlayacak"


Türkiye'nin 2023 hedefleri kapsamında İstanbul'un dünyanın en önemli 10 finans merkezinden biri olma hedefini anımsatan Babacan, bu hedeflerin iddialı ve aynı zamanda gerçekçi hedefler olduğunu kaydetti.


Babacan hedeflere ulaşmak konusunda kararlı bir tutum sergilediklerini belirterek, finans sektörü ve sermaye piyasalarına ilişkin birçok reform yaptıklarını anlattı.


Türk bankacılık sektörünün son küresel krizde çok başarılı bir sınav verdiğini söyleyen Babacan, "Güçlü bir bankacılık sistemi İstanbul'un uluslararası bir finans merkezi olmasına çok önemli katkılar sağlayacak. İşte bu noktada faizsiz finans siteminin de İstanbul'un  uluslararası bir finans merkezi olması çerçevesinde önemli bir unsur olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.


Babacan, İstanbul'un faizsiz finansla ilgili küresel çalışmalara ev sahipliği yapacağını belirterek, "Borsa İstanbul yerleşkesine yapacağımız yeni bir projeyle "Faizsiz Finans Araştırma Merkezi" kuruyoruz. Bir de Dünya Bankası'nın Küresel İslami Finans birimi İstanbul'da açılıyor. Bununla ilgili anlaşmalarımızı tamamlamış durumdayız. Uygulama safhasına geçmiş durumdayız. Dünya Bankası'nın İslami finansla ilgili çalışmaları artık burada İstanbul'daki merkezinde yapılacak" açıklamasını yaptı.


Küresel finans krizi


Ali Babacan, gelişmiş ülkelerin büyük bir kısmının acil reformlara ihtiyaç duyduğunu belirterek, "Maliye politikalarıyla ilgili, borç stoklarıyla ilgili, gelişmiş ekonomilerin daha öngörülebilir bir çerçeve, bir program ortaya koymaları gerekiyor. İşte bu yapılamadığı içindir ki bir türlü dünya ekonomisi normalleşemiyor" dedi.


Finans sektörüne ilişkin düzenlemelerin zamanlamasına dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Babacan, "Finans sektörüyle, özellikle sıkılaştırıcı yönde düzenlemelerin mutlaka işlerin iyi gittiği dönemde yapılması gerekiyor. İşlerin zaten kötü gittiği, büyümenin sıkıntılı olduğu, işsizliğin arttığı dönemlerde finans sektörünü daha sıkarak büyümeyi, istikrarı çok da sağlamak mümkün olmuyor" şeklinde konuştu.


Avrupa'da finans sektörüne karşı sert bir bakış açısı hakim olduğunu ifade eden Babacan, şöyle devam etti:


"Özellikle Avrupa bankacılık otoritesi başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin bu konuda daha hassas bir politika uygulamasında fayda var. Bankacılık alanı kolayca bir popülizm alanı haline gelebilir. Dünyada bunun çok örneği var. 'Bu krizi bankalar çıkardı, bedelini de bankalar ödesin' gibi bir söylem o ülkenin halkında da çok kolay yer bulabilir. Buna dikkat edilmesi gerekiyor."


G20 zirvesinde bazı devletlerin "Finans sektörüne bedel ödetme" yaklaşımı takındıklarını belirten Babacan, "Burada mutlaka rasyonel olmak gerekiyor. Bugün küresel ölçekte uygulanmadıktan sonra hangi ülke Finansal İşlemler Vergisi getirirse, o ülke kendi eliyle kendi bankacılık sektörünü, kendi finansal işlemlerini bir başka ülkeye kaydıracak demektir.


Çünkü finansal işlemler kadar başka ülkelere kolay kaydırılacak bir sektör yok. Bu krizin çözümü ya da ülkelerin daha fazla bütçe geliri almasının çözümü finans kesimine daha çok vergi değildir. Finans kesimine getireceğiniz her bir vergi kredi maliyetlerinin artması şeklinde tüketicilere ve üreticilere mutlaka yansıyacaktır" değerlendirmesini yaptı.


Türkiye'de hükümetin finans sektörüne rasyonel yaklaştığını anlatan Babacan, şunları kaydetti:


"2004, 2005, 2006 yıllarında yaptığımız reformlarla çok güzel bir yasal çerçeve oluşturduk. Başka ülkelerde yapılan hataları da önleyen, hatalardan ders alan bir yapı kurduk. Bugün baktığımızda sermaye yeterlilik rasyomuz yüzde 17'nin üzerinde bulunuyor. Finans sektörümüz de şu an bütün dünya tarafından takdir ediliyor."


"Kamu maliyemizin güçlü oluşu krizden az etkilenmemizi sağlayan en büyük etken"


Türkiye'de kamu borcunun milli gelire oranının düşük seviyelerde olduğunu anımsatan Babacan, "Kamu maliyemizin güçlü oluşu krizden az etkilenmemizi sağlayan en büyük etken olurken, bankacılık sistemimizin güçlü yapısı da bunda etkili oldu. Türkiye bu sağlam zemin üzerinde istihdam artmaktadır" dedi.


Son dönemde dünyada "mali disiplin mi yoksa büyüme mi?" konusunun tartışıldığını ifade eden Babacan, son altı aydır katıldığı toplantılarda "Eğer büyümek istiyorsan mali disiplini ertele" denildiğini belirterek, bunun doğru olmadığını, bunlardan birisinin tercih edilmesinin zorunlu olmadığını gördüklerinin söyledi.


Türkiye'nin krizden bu yana kamu borcunun milli gelire oranını düşürdüğünü, istihdamı artırdığını ve aynı zamanda büyüdüğünü anlatan Babacan, özel sektör eliyle büyümenin daha sağlıklı olduğunu ve büyümenin odağında özel sekötrün olması gerektiğini ifade etti.


Avrupa'da pek çok ülkenin daha çok vergi topladığından ve daha çok harcama yaptığından bahseden Babacan, ekonomide devletin çok büyük aktör olduğuna işaret ederek, "İşler o noktaya varınca verimsizlik artıyor" dedi.


- İstanbul

Kaynak: AA