"İSO Yeşil Gündem Sohbetleri" toplantısı
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi, Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, yanan orman alanlarıyla ilgili olarak, "Gelecek sonbahar veya ilkbahara kadar olan dönem kritik.
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi, Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, yanan orman alanlarıyla ilgili olarak, "Gelecek sonbahar veya ilkbahara kadar olan dönem kritik. Şiddetli sağanak olması durumunda küller taşınıp dereler veya su kaynaklarına birikebilir. Ayrıca bitki örtüsü henüz yeşillenmediği için de şiddetli yağış erozyona neden olabilir." dedi.
İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) Sürdürülebilir Üretim vizyonu kapsamında başlattığı "İSO Yeşil Gündem Sohbetleri" toplantı serisinin ilki, çevrim içi olarak " İklim Değişikliği, Ekolojik Denge ve Orman Yangınları" paneli ile gerçekleştirildi.
Panelde konuşan Tolunay, yangınlar ve ormansızlaşma süreci sonucunda dünya genelinde yıllık olarak yaklaşık 1 milyar ton karbondioksit eş değeri atmosfere salım gerçekleştiğini ifade ederek, dünya genelinde orman alanları sürekli azaldığı için ormanların emisyon kaynağı hale geldiğini, ormanların korunup geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Tolunay, ormanlar kaybedildiğinde daha fazla sel ve heyelanla karşılaşıldığını, su kalitesinin azaldığını anlatarak, "Ormansızlaşma ve iklim değişikliği arasında karşılıklı ilişki söz konusu, birbirini tetikliyor, yapmamız gereken şey artık ormanlarımızı gözümüz gibi korumamız, alanlarını artırmamız ve mümkün olduğunca alanlarımızın doğal nitelikte gençleşmesini sağlamamız." diye konuştu.
Vatandaşların, iyi niyetle yanan ormanların yerine hemen ağaç dikilmesini önerdiğini, ancak bunun yanlış olduğunu anlatmaya çalıştıklarını vurgulayan Tolunay, "Kompost yapıp ormanlara karıştırma önerileri geldi onu tavsiye etmiyoruz. Hatta yanan ormanlara meyve çekirdekleri atılması önerisi geldi, bunu da önermiyoruz. Ormanlarımızı doğal olarak gençleştirmeye çalışmamız gerekiyor. Mümkün olduğunca insan müdahalesinde bulunulmamalı." ifadelerini kullandı.
"Yanan ağaçların toprak üstünden kesilmesi lazım"
Prof. Dr. Tolunay, gelecek sonbahar veya ilkbahara kadar olan dönemin kritik olduğuna işaret ederek, şiddetli sağanak olması durumunda küllerin taşınıp dereler veya su kaynaklarına birikebileceğini ayrıca bitki örtüsü henüz yeşillenmediği için de şiddetli yağışın erozyona neden olabileceğini vurguladı. Fidan dikiminin en son çare olarak düşünülmesi gerektiğine dikkati çeken Tolunay, bir soru üzerine yanan ağaçların toprak üstünden kesilmesi gerektiğini söyledi. Tolunay, şöyle devam etti:
"İklim değişikliğine bağlı olarak ormanları tehdit eden faktörlerden birisi de böcek ve zararlılar, bunların sayısında da ciddi artış var. Bir yerde orman zarar gördükten sonra böcek ve mantar gibi zararlılar gelir, bunlar burada üredikten sonra çevredeki sağlıklı ormanlara zarar verebilir. İklim değişikliğiyle bu risk de artıyor, bu açıdan bunların kesilmesi gerekiyor. Bir diğer sebebi de yanan ağaçları orada bıraktığınızda yanıcı madde yüklü. Bu ağaçlar reçineli olduğu için daha sonra çıkabilecek bir yangında yanmaya hazır olacaktır. Bir diğer sebep ise kızılçam ağaçlarının kabukları yansa da odunu zarar görmez, bunlar ciddi ekonomik bir değerdir. Yanan alan tam bilinmemekle birlikte, 5-10 milyon metreküp odun çıkması olasılığı var. Kaba hesapla 2 milyar liralık ekonomik değeri de bulunuyor. Yanan alanlarda kesilen ağaçlardan elde edilecek gelir yangınla mücadele için kullanılabilir."
"Akdeniz ekosistemlerinde yangın o sistemin bir parçasıdır"
ETH Zürih Üniversitesi'nden Yangın Ekoloğu İsmail Bekar ise Akdeniz ekosistemlerinin yangınla birlikte yaşamayı öğrenmiş ekosistemler olduğunu belirterek, "Burası belki de milyonlarca yıldır yangınlara maruz kalıyor. Bunların yangınla beraber olan uzun tarihi onlara aslında yangına karşı uyum sağlaması için bir fırsat vermiş ve bu ekosistemler yüzbinlerce yılda çeşitli adaptasyonlar sağlamış. Mesela kızılçamların yangın sonrasında tohumlarını sakladıklarını kozalaklar açılarak yangından korudukları tohumlarını toprakla buluşturuyorlar. Bu mesela yangın adaptasyonudur." dedi.
Bekar, bazı bitkilerin de çimlenmek için yangınla gelen sıcaklığa ihtiyaç duyduklarını anımsatarak, şunları söyledi:
"Sıcaklık olmadan yüz bitkinin yüz tane tohumdan 5 tanesi çimleniyorsa sıcaklığa maruz kaldıklarında 95 tanesi çimleniyor. Bunlar yüz binlerce yılda kazanılmış adaptasyonlar. Fakat iklim değişikliği gibi ya da insan aktiviteleri gibi doğa için çok kısa sürede gerçekleşen değişimlere ekosistemler uyum sağlamıyor. Akdeniz ekosistemlerinde yangın o sistemin bir parçasıdır fakat eğer iş tarihsel yangın rejimlerinin dışına çıkarsa, ya da yangın bölgeleri veya sıklıkları değişirse normalde yandığından daha fazla alan yanarsa, yangın mevsimi dediğimiz süre uzarsa ki bu beklentiler var, bunlar doğal yangınların sürecini bozuyor ve yangınla yaşamaya alışmış bir rejimi bile tehlikeye sokuyor. İklim değişikliğiyle yeteri kadar mücadele edilmediği süreçte bu yangınların geçtiği gün süresinin artmasını bekliyoruz."