İstib Eylül Ayı Meclis Toplantısı
İSTİB Başkanı Kopuz: "Özgürlük, marjinal grupların Türkiye'nin siyasi istikrarını bozma girişimine dönüşürse, biz iş dünyası olarak bu eylemlerin karşısında yer alırız" "Kamu sektörü yatırım harcamaları, 2013 yılında bir önceki yıla göre yüzde 55,4 yükselmiştir. Türkiye'de gezi olaylarını bahane ederek bir takım senaryoları yürürlüğe koyan sermaye sahiplerine de devlet, öncü rolünü güçlendirerek, en güzel cevabı vermiştir."
İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ç. Ali Kopuz, "Özgürlük, marjinal grupların Türkiye'nin siyasi istikrarını bozma girişimine dönüşürse, biz iş dünyası olarak bu eylemlerin karşısında yer alırız" dedi.
İSTİB'in eylül ayı meclis toplantısındaki konuşmasına 52 yıl önce idam edilen Adnan Menderes ve iki arkadaşı Fatin Rüştü Zorlu ile Hasan Polatkan'ı rahmetle anarak başlayan Kopuz, "Biz onu 1960 Mart'ında İstanbul'da bağrımıza basmıştık. Bir daha da bu bağırdan, bu göğsümüzden çıkarmadık. Ben Adnan Menderes ve arkadaşlarına bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Bu vesileyle demokrasiyi hedef alan tüm askeri müdahaleleri de şiddetle kınıyorum"dedi.
Haftabaşında 2013 yılının ikinci çeyreğine ilişkin ekonomik büyüme rakamlarının açıklandığını anımsatan Kopuz, şöyle dedi:
"Büyük bir memnuniyetle ifade etmeliyim ki Türkiye ekonomisi, felaket tellallarının beklentilerinin aksine, tahminlerin ötesinde bir büyüme oranı yakalayarak, yüzde 4,4 büyümüştür. Bu oran, Türkiye'nin özellikle son 6 ay içinde içine sokulmaya çalışıldığı kaos ortamı girişimleri göz önüne alındığında çok önemli bir orandır. Oldukça iyidir. Bana göre de Türkiye üzerine toplum mühendisliği yapanlara, ekonomik dilden, yani anlayacakları dilden verilen en iyi cevaptır."
Kopuz, Suriye'de ve genelde Ortadoğu'da yaşanılan sıcak gelişmelere, yurtdışı kaynaklı iç karışıklık denemelerine karşın Türkiye ekonomisinin hala güçlü bir ekonomi olarak yoluna devam etmekte olduğunu belirterek, konjonktürel ortam göz önüne alındığında Türkiye'nin fevkalade bir büyüme oranı yakaladığını vurguladı.
"Bu büyüme rakamıyla Doğu Avrupa ülkelerinin ortalama büyümesinin en az 1.5 puan üstüne çıktık. Aynı zamanda da gelişmekte olan ülkelerin ortalama büyümesinin de 0,5 puan üzerinde bir büyüme gerçekleştirdik. Bu durum, ülkemiz adına son derece memnuniyet vericidir" diyen Kopuz, Türkiye'nin, 2013'ün ilk 6 ayında kamu ağırlıklı bir büyüme gerçekleştirdiğini, özel sektörün büyümeye katkısının azaldığını kaydetti.
2014'ten itibaren özel sektörün yatırım harcamalarının arttığı ve büyümede daha fazla rol üstlendiği bir yıl olması gerektiğini dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Suriye merkezli gelişmeler ve dünya ekonomisindeki kriz etkileri sebebiyle biz, devletin ekonomik büyümede bu yıl için etkin olmasını normal buluyoruz. Ekonomi yönetimimiz oldukça başarılı bir tercihte bulunarak, Türkiye ekonomisini dinamik bir yapıda tutmak için, devletin öncü ve yol gösterici rolüne ağırlık vermişlerdir. Bildiğiniz gibi bir ülke ekonomisi ya iç taleple, yani iç tüketimle ya da ihracatla büyür. Bizim ekonomimizde bu ikisi de oldu. Yani bazen iç taleple büyüdük, bazen de ihracatımızı artırarak büyüdük. Bazı zorunlu nedenlerle 2012 yılında iç talebi yavaşlattık. İşte o zaman da kısılan iç talebin yerine ihracatı artırma hedefini koyduk ve Türkiye ekonomisi net ihracat sayesinde büyüdü. Ancak, burada da şöyle bir gerçekle karşılaştık. Eğer biz iç talebi baskı altına alırsak, yani kısarsak, ihracatla ancak yüzde 2-3 arasında büyüyebiliriz. O yüzden 2012 yılında maalesef yüzde 2,24 büyüdük. 2013 yılının İlk 6 ayın verilerine baktığımızda, iç talebin arttığını görüyoruz."
"Özel sektör büyümede rol oynamamıştır, Türkiye ekonomisi, iç taleple ve devletin öncülüğünde büyümüştür"
2013 yılında büyümede, özel kesim tüketim ve yatırım harcamalarından çok, kamu sektörü tüketim ve yatırım harcamalarının rolün daha yüksek olduğunu anlatan Kopuz, şöyle devam etti:
"Devletin tüketim harcamaları, 2013 yılının ilk 6 ayında, 2012 yılının ilk 6 ayına göre yüzde 7,5 artmıştır. Yine sözgelimi özel sektörün yatırım harcamaları, 2013'ün ilk 6 ayında, bir önceki yıla göre yüzde 4.6 daralmıştır. 2012'de de özel sektör yatırımları, yüzde 4,8 daralmıştı. Bu şu anlama geliyor: Özel sektör yatırım harcamalarının son 2 yılda ekonomik büyümeye katkısı olmamıştır. Buna karşılık, kamu sektörü yatırım harcamaları, 2013 yılında bir önceki yıla göre yüzde 55,4 yükselmiştir. Bu artış oranı, 2012 yılında, 2011 yılına göre yüzde 9,3 olmuştu. Bu rakamların da ortaya koyduğu gibi, Türkiye ekonomisi, 2013 yılında net ihracattan büyümemiştir. Yani bazılarının söylediğinin tersine, özel sektör büyümede rol oynamamıştır. Türkiye ekonomisi, iç taleple ve devletin öncülüğünde büyümüştür.
Sonuç olarak özel sektörün rolünü oynamaktan kaçındığı yerde, devlet çok hayati bir karar vermiştir. Ekonominin istikrar içinde yoluna devam etmesi için, devlet öncü ve ekonomiyi büyütücü yatırımlar yapmıştır. Bana göre de Türkiye'de gezi olaylarını bahane ederek bir takım senaryoları yürürlüğe koyan sermaye sahiplerine de devlet, öncü rolünü güçlendirerek, en güzel cevabı vermiştir."
-"Özgürlük, halkın oylarıyla seçilmiş bir iktidarı meydanlarda ve sokaklarda düşürmeyi amaçlar hale gelirse, buna hepimizi karşı çıkarız"
Türkiye'de yaşanan son olaylara da değinen Kopuz, Gezi olayları'nın çevreci bir hareket olmanın ötesinde, uluslararası ayakları olan küresel bir yönetim değiştirme operasyonuna dönüştürüldüğünü belirterek, Türkiye'de herkesin ifade hürriyetine, gösteri özgürlüğüne sahip olduğunu anlattı.
"Ancak bu özgürlük, halkın oylarıyla seçilmiş bir iktidarı meydanlarda ve sokaklarda düşürmeyi amaçlar hale gelirse, buna hepimizi karşı çıkarız. Eğer bu özgürlük, marjinal grupların Türkiye'nin siyasi istikrarını bozma girişimine dönüşürse, biz iş dünyası olarak bu eylemlerin karşısında yer alırız." diyen Kopuz, sokaklardaki anarşinin Türkiye'nin siyasi istikrarı ve ekonomik büyümesini tehdit edeceğini belirtti.
Kopuz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Üstelik Eylül ve ekim aylarında okulların açılmasıyla bu olayların tırmanacağını söyleyenler, bu ülkenin ve milletin dostu olamazlar. Ben İstanbul iş dünyasının bir temsilcisi olarak, insanlarımıza sağduyu tavsiye ediyorum.Türkiye'yi istikrarsızlığa sürükleyecek her girişimden uzak olalım diyorum. Bu vatan hepimizin. Biz bu topraklara 1071'de geldik, kendimize yurt edindik. Bu yurdu bile bize çok görenlerin olduğunu, onların şimdi yeni oyunlar peşinde olduğunu unutmayalım. Kuklayı değil, kuklacıyı fark edelim." - İstanbul