Uygulamayı yükle! YÜKLE

Kışanak: Başbakan'ın Dili Silah Dilidir

Son Güncelleme:

Gültan Kışanak, duruşmadan sonra gazetecilere yaptığı açıklamanın ardından Büyükşehir Belediye Başkanlığı önünde duran parti otobüsünün üzerine burada bekleyen partililere seslendi

BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, duruşmadan sonra gazetecilere yaptığı açıklamanın ardından Büyükşehir Belediye Başkanlığı önünde duran parti otobüsünün üzerine, burada bekleyen partililere seslendi. Kışanak şunları söyledi.


"Arkadaşlarımız içeride bugün dava başlar başlamaz ilk taleplerini ilettiler. Biz kendimizi en iyi ana dilimizde anlatabiliriz onun için savunmalarımızı Kürte yapmak istiyoruz dediler. Sayın Hatip Dicle neden savunmalarını Kürtçe yapmak istediklerini izah etti. Bu mücadele bir halkın kimlik mücadelesi kürtürel hakları mücadelesidir. Bu davanın kendisi bizatihi zaten Kürtçe'nin yasaklanmasından kaynaklanan bir davadır. O nedenle biz bu yasakçı zihniyete karşı en demokratik hakkımızı kullanmak savunmalarımızı Kürtçe yapmak istiyoruz dedi. Kürtçe savunma konusunda tercüman tayin edilip edilmeyeceğini ve iddianamedeki hukuksuzlukların giderilip giderilmeyeceğini yarın sabah duruşma başladığında mahkeme heyeti açıklayacaklar. Biz diliyoruzki Türkiye'de bir mahkeme bir kez olsun Türkiye'nin ilerlemesine katkı sunacak bir karara imza atsın ve arkadaşlarımızın kendi ana dillerinde kendilerini savunmalarına imkan tanısın. Biz bunu bekliyoruz."


Kışanak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin Kızılcahamam kampında yaptığı açıklamalara değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:


"Ancak bu konuda ne yazık ki Türkiye'nin siyaset dili bu ülkede demokrasi mücadelesinin çokça itibar eden bu önünü açan bir dil değil. Bizzat Başbakan Tayyip Erdoğan'ın son günlerde yaptığı konuşmalarının bir kaç manası var. Bunlardan birincisi bu davayı etkileme yaklaşımıdır. Burada KCK adı altında zaten DTP ve BDP yöneticilerinin demokratik toplum kongresi yöneticileri ve çalışanlarının yargılandığını biliyoruz. Sayın Başbakan daha mahkeme bu konuda tartışmadan siyaseten hükmünü verdi. Bu demokratik siyaset değil dedi, silahlarını bırakıp gelsinler dedi. Sayın Başbakan, sen gel şu mahkeme salonuna kimin elinde silah var gör bunu. Kimin silahı var gör. Eğer silahların bırakılmasından bahsedilecekse her şeyden önce siyasetçiler dillerindeki silahı bıraksınlar. Başbakan'ın dili silah kadar tehlikelerle başladı bu ülkede. Başbakan'ın dili bir ülkede bütün engellemelere rağmen, bütün hukuksuzluklara rağmen, seçim barajına rağmen, baskılara, tehditlere, siyasi parti kapatmalarına rağmen şu gördüğümüz davaya rağmen Kürt halkı özgürce iradesine sandığa yansıtmıştır. Her ortamda bunu başarmıştır. Bunu yapabilecek olgunlukta ve örgütlülük düzeyine sahiptir. Referandumda da bu ortaya çıkmıştır. Ama tam tersine eğer demokratik siyasete bir baskıdan bahsedilecekse sayın Başbakan'ın ve partinin seçim boyunca halkı nasıl tehdit ettiğini hep beraber gördük. Taraf olmayanlar bertaraf olur dedi. Sandığa gitmeyenler para çezası alır dedi. Sandığa gitmeyenlerin yardımlarının kesileceği her yerde söylendi. Ayrıca, biz bir demokratik siyasete karşı tehdit ihtimalinden bahsetmiyoruz. Bizzat bu ülkede elinde silah bulunduranların yaptıklarını yaşadık."


Kışanak, bölgede 4 bin köyün ellerinde silah bulunan güvenlik kuvvetleri tarafından boşaltıldığını ve bunun da demokratik iradeye müdahale olduğunu savundu. 17 bin kişinin faili meçhul cinayete kurban gitmesinin, siyasi partilerin kapatılmasının da demakratik siyasete en büyük müdahale olduğunu söyleyen Kışanak, şöyle dedi:


"Biraz önce tanık olduğumuz davada yargılanan seçilmişlere yönelik tutuklama kararı ve bu davanın kendisi demokratik siyasete müdahaledir. İşte tehdidin nereden geldiği, işte demokratik siyaseti kimlerin tehdit ettiği bu kadar açık ve net olarak ortadayken sayın başbakan bunlara karşı direnenleri suçluyor. Bunlara karşı direnenleri suçlamak bu ülkeye hizmet etmez. Barışa hizmet etmez, çözüme hizmet etmez. Eğer bir çözüm gelişecekse şimdiye kadar yapılan bu hukuksuzluklardan vazgeçmekle ancak mümkün olacaktır. Başbakan bunlardan vazgeçip geçmeyeceklerini çıkıp bize söylesin. Öldürmekten vazgeçecekler mi? Operasyondan vazgeçecekler mi? Parti kapatmaktan vazgeçecekler mi? Bunları çıkıp bize söylesin. Bir halkın kendi dilinde siyaset yapmasını engellemekten vazgeçeceklerini bize bunları söylesin. Eğer silahların bırakılmasından bahsedilecek bir süreçten geçilecekse öncelikle sayın Başbakan kendi dilindeki silah kadar tehlikeli, barışı tahrik eden provoke eden bu dili terk ederek başlayabilir. Buradan başlasın biz bunu kendisine tavsiye ediyoruz."


DİYARBAKIR

Kaynak: DHA