Küre Dağları Milli Parkı Sempozyumu
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Su Kanunu tasarısını değerlendirirken, "Biz sadece bir dere değil, o nehir havzasının tamamını dikkate alarak planlama yapıyoruz."
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Su Kanunu tasarısını değerlendirirken, "Biz sadece bir dere değil, o nehir havzasının tamamını dikkate alarak planlama yapıyoruz. Zaten Su Kanunu'ndaki ruh da budur"
Bakan Eroğlu, Hilton Otel'de gerçekleştirilen "Biyolojik Çeşitlililiğin Korunmasında Orman Eko Sistemlerin Önemi: Küre Dağları Milli Parkı Sempozyumu"na gelişinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Su Kanunu tasarısına ilişkin bir soru üzerine Eroğlu, tasarının üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve diğer tarafların görüşüne açıldığını söyledi. Çok büyük önem taşıyan su açısından Türkiye'nin zengin bir ülke olmadığını ifade eden Eroğlu, "Suyumuzu isabetli, akıllı bir şekilde, tek elden yönetmemiz gerekiyor"dedi.
İSKİ Genel Müdürlüğü yaptığı dönemde Osmanlı Devleti'nde su sicili tutulmasına ilişkin metinleri Türkçeye çevirdiğini anlatan Eroğlu, bu konunun önemine işaret ederek, tasarıda Türkiye'de su sicili tutulmasına yönelik düzenlemenin yer alacağını bildirdi. Eroğlu, su kaynaklarının korunması, kirletilmemesi için bütün tedbirleri aldıklarını da vurgulayarak, "Suyu gerçekten en iyi şekilde yönetmek için Avrupa Birliği'nin normlarını da dikkate alarak güzel bir kanun tasarısı hazırladık. Güzel oldu. Taşkınlar, yer altı suları, bunların korunması, bunlarla ilgili tüm esasları ihtiva ediyor. Tabi su tahsisi yapılırken öncelik içme suyunda, sonra sulama suyu, sonra sanayi suyu. Bu şekilde bir çalışma yapacağız" diye konuştu.
-"Dere yatakları en iyi şekilde korunacak"-
Bakan Eroğlu, "Dere yataklarına bundan sonra yerleşim olacak mı-" şeklindeki soruya, "Şu anda dere yatakları en iyi şekilde korunacak. Sayın Başbakanımızın iki defa, gerek 2006 yılında, gerekse 2011'de yayımladığı Başbakanlık Genelgesi var. Esasen dere yatakları işgal edilemez. Dere yataklarında bugün maalesef vuku bulan sel baskınları tamamen dere yataklarının işgal edilmesi, çarpık yapılaşma, kentleşme, arkasından bir takım sanayi tesislerinin kurulması, molozlar dökülmesi, hafriyat toprakları... Vahşi çöp depolaması yapılmış, yasak kum alımları var. Derelere bazı yapılar görüş alınmadan yapılıyor... Bunları tamamen kontrol edeceğiz" yanıtını verdi.
Bu bölgelere yönelik imar iznine ilişkin bir soru üzerine de Eroğlu, İmar Kanunu'nun 18. maddesine göre bir takım alanların sosyal donatılar için ayrıldığını, dere yataklarının işgal edilmesinin de 18. madde uygulamasına dahil edilmesine ilişkin görüş getirdiklerini bildirdi. Eroğlu, "Dere yataklarının etrafının açılması lazım. Zaten dere yataklarını, kapatılacak bir lağım çukuru, kanalizasyon çukuru gibi veya kanalizasyonun akacağı bir açık kanal gibi düşünmüyoruz" dedi.
Dere yataklarında parklar, yürüyüş alanları, taşkınlardan koruyacak yapıların inşa edileceğini anlatan Eroğlu, derelerin ıslahı konusunda birinci önceliğin estetik olduğuna işaret etti. Eroğlu, dere yataklarının bulunduğu şehre estetik katacak şekilde ıslah edileceğini dile getirdi.
-Kentsel dönüşüm kapsamında-
Bakan Eroğlu, dere yataklarının ıslahı sırasında herhangi bir yıkım yapılıp yapılmayacağı yönündeki soru üzerine de depreme karşı en hassas, sıvılaşmanın en çok olabileceği alanların dere yatakları olduğuna dikkati çekti.
Bu nedenle kentsel dönüşüm kapsamında dere yataklarının ele alınacağını bildiren Eroğlu, şöyle konuştu:
"(Kentsel dönüşüm kapsamında) Mutlak surette dere yatakları da ele alınacak. Zaten 2B çalışmaları kapsamında çalışmalarda yüzde 3'e kadar olan kısmı Vakıflar Genel Müdürlüğüne ayırıyoruz. Yüzde 10'a kadar olan kısmı yeni orman alanlarının teşkili için orman teşkilatına, geri kalan kısmını da tamamen kentsel dönüşüm için ayırıyoruz. Kaynak da var. Burada herkes kazanacak. Yani vatandaş da kazanacak, şehirler kazanacak, belediyeler kazanacak, devlet kazanacak. Şehirlerde muazzam bir vizyon çalışması gerçekleşecek. Bu dünyada örnek alınacak bir çalışma olacak. Tarihi bir adım atıldı. Malum olduğu üzere Sayın Başbakanımız bunu geçtiğimiz cuma günü başlattı. Dere yatakları da böylece kurtulmuş olacak."
-Gelecek yıl yasalaşabilir-
Düzenlemeyle yeni felaketlerin önlenmesinin mümkün olup olamayacağı şeklindeki soruya karşılık Eroğlu, bunu, felaketin büyüklüğünün belirleyeceğini söyledi. "Mal ve can kayıplarını mümkün olduğunca asgariye indirmek için bir çalışma yapıyoruz" diyen Eroğlu, Erozyon Kontrolü ve Ağaçlandırma Seferberliği ile nehir bölgelerindeki akış katsayısını düşürmeyi hedeflediklerini de anlattı.
Eroğlu, "Biz sadece bir dere değil, o nehir havzasının tamamını dikkate alarak planlama yapıyoruz. Zaten Su Kanunu'ndaki ruh da budur. Havza esasıyla planlama yapmak her şeyi havza esasıyla düşünmeyi getiriyor. Bu gerçekten benim de yıllardan beri, üniversitede ders anlatırken hasretle, özlemle beklediğim bir husustu" değerlendirmesinde bulundu.
Kanun tasarısının şu anda tüm tarafların görüşüne açıldığını anımsatan Eroğlu, ilgili süreçlerin tamamlanmasıyla tasarının gelecek yıl yasalaşabileceğini söyledi.
(Sürecek)
Muhabir: Seval Ocak/ Zeynep Akyıl
Yayıncı: Ertuğrul Cingil - ANKARA