Küresel Sumud Filosu Aktivistleri Ankara'da Karşılandı
İsrail'in saldırısına maruz kalan aktivistler Ankara'da düzenlenen programda yaşadıklarını anlattı.
İsrail'in uluslararası sularda hukuk dışı şekilde alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu'na katılan aktivistler için Ankara'da karşılama programı düzenlendi.
Aktivistler Zeynel Abidin Özkan, Miraç Üstün, Hüseyin Talha Yaman, Tunç Yılmaz, İhsan Yıldız ve Metehan Sarı, İHH İnsani Yardım Vakfı'nda düzenlenen programda, İsrail'in filoya saldırılarını ve sonrasında yaşadıklarını anlattı.
Miraç Üstün, filonun Antalya'dan hareketlenmesinin ardından, ortalama 180 kilometrelik bir mesafede İsrail savaş gemilerinin yaklaşık 40 saatlik bir operasyona başladığını söyledi.
Yardım taşıyan insanlara karşı şiddet ve güç uygulandığını belirten Üstün, "Çeşitli şiddetlere, hakaretlere, inanılmaz derecede işkencelere maruz kalan kardeşlerimiz oldu." dedi.
Gazze'ye doğru karadan ya da denizden herhangi bir hareketlilik olduğunda İsrail'in, normal şartlarda girişine izin verilen konteyner sayısının 2-3 katı kadar konteyneri içeri aldığını dile getiren Üstün, "Bizlerin oradayken maruz kaldığı bu müdahalelerin, elbette ki Gazze'deki kardeşlerimizin İsrail kurulduğundan beri maruz kaldığı muamelelerin yanında esamesi okunmaz. Ama şayet bizler yola çıktığımızdan dolayı Gazze'deki kardeşlerimize 50 konteyner, 100 konteyner daha fazla yardım girecekse feda olsun." diye konuştu.
Hüseyin Talha Yaman ise "Günlerce susuz ve aç kaldık. Allah bizi tok tuttu, Allah bizi orada diri tuttu. Beni köpekler gibi aşağı bastıran İsrail askerlerinin ellerinin titrediğini ben hissettim. Bizden korkuyorlardı." ifadelerini kullandı.
İhsan Yıldız da şu açıklamalarda bulundu:
"Anlatacak çok şey var belki, evet zulümler gördük, tacizler gördük, darbedildik, elektrik verdiler, zor zamanlardan geçtik. Fakat bunları yaşadıkça benim aklıma gelen hep şuydu, bize bunları yapan, insan olmayan, esfeli safilinden bile daha beter olan mahluklar, 8 yaşındaki bir Filistinli çocuğa nasıl davranıyordur? Şu an idam edilmek üzere olan Filistinli kardeşlerimize nasıl davranıyordur? Bunu anlamaya çalıştık aslında orada, güneşin altında ya da konteynerde, soğukta beklerken bunu anlamaya çalıştık."
Küresel Sumud Filosu'ndaki tüm aktivistlerin gösterdiği özveriye işaret eden Yıldız, "Biz imanımız gereği Filistinli din kardeşlerimiz için, insanlar için bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama İrlanda Cumhurbaşkanı'nın kız kardeşi geldi, doktorluk yapıyordu orada. İnsanlık için bir araya gelmiş milletler ve böyle oluşumları bulmak gerçekten zor." diye konuştu.
Yıldız, şöyle devam etti:
"İsrail ancak güçten anlayacak, insanca davranmanın hiçbir anlamı, önemi, ehemmiyeti yok. Bizim gerçekten onlara demirden bir yumruk indirmemiz gerekiyor. İsrail ordusu içerisinde çok güzel Türkçe konuşan, İsrail'in adil olmayan mahkemelerinde telefonlardan bizi Türkçe yargılayan kişiler duyduk. Burada da devletimize çok büyük bir sorumluluk düşüyor. Gerçekten bu çifte vatandaşları ve özellikle son dönemde İsrail'de olanları devletimizin elemesi, vatandaşlıktan çıkarması gerekiyor. Şöyle bir şey geçti başımdan, gecenin saat 2'sinde İsrail mahkemesinde avukatsız şekilde, dil bilmeden yargılanırken Türkçe bilen birini bağladılar. Biz 3 Türk yargılanıyorduk, bizim hakkımızda şöyle bir ifade kullandı, sizin gibi Türk kardeşlerimi yargıladığım için utanıyorum, size yazıklar olsun. Siz çok kötü gaza geldiniz, biz zaten insani yardım ulaştırıyorduk. Sizi gaza getirdiler."
Zeynel Abidin Özkan ise İsrail'in filodaki her gemiye müdahale ettiğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İnsan hakları alanında, tarihte Gazzelilerin neler yaşadığını çok net bir şekilde fotoğraflayıp ortaya koyabilecek, sadece insani yardım yüküyle gitmiş bu topluluğa, bürokratından siyasetçisine, yazarından sinema sanatçısına, sosyal medya fenomeninden sivil toplum kuruluşu temsilcisine, doktorundan avukatına karma bir topluluğa, askeri bir operasyonla aşağılık birer insan gibi müdahale ettiler. Hiçbirini ayırt etmediler.
Amerikalının pasaportunun da bir kıymeti yoktu, Türkiyelinin pasaportunun da bir kıymeti yoktu. Tüm ülkeleri eş değer bir şekilde malum kötülük İsrail'in insanları geldi ve aşağıladı, gözaltına aldı, gemilerine el koydu, gemilerde darbetti, elektroşok verdi. Döndüğümüzde 60'a yakın yaralımız vardı, kolu kırılmış, kaburgası kırılmış, plastik mermiyle yaralanmış, aynı şekilde darbedilmiş, şiddet görmüş 60 yaralı ile geri döndük. Bu müdahale 48 saat boyunca sürdü. Bizler sivil insanlar olarak yapabileceğimiz şeyin en son noktasını zorluyoruz. Çünkü şu anda Gazze'de devam eden bu katliamı ve İsrail'in mutlak kötülüğünü durduracak bir sistem dünya genelinde üretilemedi maalesef."
Özkan, şunları kaydetti:
"50 ülkenin insanı vardı, yine her zaman olduğu gibi biz Türkiye'nin uçaklarını orada gördüğümüzde rahatladık. Sadece biz rahatlamadık, pasaportu ne olursa olsun o uçakları gördüğünde herkesin kalbine bir ferahlık gelmişti. Çünkü kendi ülkelerinin insanları onları karşıladığında başlarına ne geleceğini bilmiyorlar. İsveçli geri döndüğünde cezaevine mi girecek, Alman geri döndüğünde hapis mi edilecek ya da bu yolculuğun faturası onlara mı kesilecek bilmiyorlardı. Çünkü bir önceki yolculuklarında bunların hepsiyle yüzleşmişlerdi. Ama şöyle bir toplulukla da yol yürüyoruz, Müslüman değiller, Hristiyanlar, Yahudiler, Ateistler ama hepsi antisiyonist ve mücadelenin bir parçası. Bu mücadelede yılmadan devam ediyorlar."
Tunç Yılmaz da Akdeniz'e kıyısı olan ülkeler için İsrail'in ciddi anlamda devlet sorunu teşkil ettiğini vurgulayarak, "Herkesin kendince burada hikayeleri var, inanılmaz şeyler yaşandı. Ben kendi adıma 'Bunu böyle yaşadık.' demeyi zül görürüm. Çünkü bizim yaşadıklarımız, oradaki mazlum insanların yaşadıklarının katresi bile değil. Biz görevimizi yapmaya çalıştık." açıklamasında bulundu.
Metehan Sarı ise Filistin meselesinin yeterince sahiplenilmediğini belirterek, "Bizlerin birçok alanı doldurması lazım. Özellikle sosyal medya ve medya alanında bulunmamız lazım ki daha güçlü ve daha başarılı işlere adım atabilelim." dedi.