Maydos Kilisetepe Höyüğü Kazılıyor

Son Güncelleme:

Eceabat İlçesi'ndeki Maydos Kilisetepe Höyüğü, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Göksel Sazcı başkanlığındaki ekip tarafından kazılıyor.

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı alanında yer alan Eceabat İlçesi'ndeki Maydos Kilisetepe Höyüğü, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Göksel Sazcı başkanlığındaki ekip tarafından kazılıyor.


Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Göksel Sazcı başkanlığındaki 25 öğrenci ve bilim adamından oluşan ekip, Bakanlar Kurulu Kararı doğrultusunda 10 yıl boyunca devam edecek olan Maydos Kilisetepe Höyüğü Kazısına geçen yıl start verdi. Antik adı Maydos (Madytos) olan Eceabat yerleşmesinin ortasında bulunan ve ismini daha önce üzerinde bulunan bir kiliseden alan Kilisetepe Höyüğü'ndeki kazıların ikinci yılında arkeolojik kalıntılar gün yüzüne ortaya çıkmaya başladı.


Kazı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Göksel Sazcı, Maydos Kilisetepe Höyüğü'nün 200x180 metre ebadında ve 33 metrelik yüksekliği ile Gelibolu Yarımadası'ndaki en büyük höyüklerden birisi olduğunu söyledi. Sazcı, höyüğün bu kadar büyük olmasının ise Çanakkale Boğazı'ndaki stratejik konumu ile açıklandığını belirtti. Bakır ve kalay metallerine ulaşmak isteyen Tunç Çağı tüccarlarının deniz ticaretini geliştirdiklerini anlatan Göksel Sazcı, "Bu dönemlerde deniz ticaretinde akıntı ve rüzgar önemli rol oynamaktadır. Çanakkale Boğazı'nda sürekli poyraz esmesi sebebiyle buradan geçmek isteyen denizciler lodos beklemek zorundaydılar. Yılda ortalama 10-15 gün esen lodosu yakalamak için ya Anadolu yakasında bulunan Troia yerleşmesi önünde ya da Avrupa yakasında bulunan Maydos Kilisetepe Höyüğü önündeki koylarda beklemek zorundaydılar. Denizcilere sunulan yiyecek, içecek ve konaklama hizmetleri ve belki de boğazdan geçmek için alınan bir tür vergi ile bu iki yerleşme gelişmiştir. Troia önündeki koyun Karamenderes ve Dümrek çaylarının getirdiği alüvyonlarla M. Ö. 2000'lerde dolmaya başlayıp bataklık halini almasıyla Maydos Kilisetepe yerleşmesi daha da gelişmiştir" dedi.


JASON VE ARGONOTLAR


Yrd. Doç. Dr. Göksel Sazcı, Antik Çağ'da akıntıların deniz taşımacılığındaki önemini en iyi yansıtan olaylardan birinin de Tim Severin isimli denizci ve amatör arkeoloğun, 1984 yılında mitolojik altın postun peşinden giden Jason ve Argonotlar'ın Kara Yunanistan'dan Gürcistan'daki Kolchis'e yaptıkları efsanevi yolculuğu aynı koşullarda replika bir antik tekne ile tekrar gerçekleştirmesi olduğunu açıkladı. Sazcı, "Burada bizi ilgilendiren kısım Çanakkale Boğazı'nı geçerken yaşadığı tecrübedir. Severin, Limni Adası'nın kuzeyinden sonra Argonotlar'ın izlediği rotayı izlememiş, yani Samothrake Adası'na (Semadirek) dua etmek için gitmemiş, bunun yerine doğrudan İmroz'un (Gökçeada) güneyinden Çanakkale Boğazı'na yönelmiştir. Bu hareket ona 60 kilometre avantaj sağlayacaktır ki, bu da antik denizcilikte önemli bir mesafedir. Ancak bu rota ile Çanakkale Boğazı açıklarına gelindiğinde Argonotlar'ın neden İmroz'un kuzeyinden gittiklerini anlaşılmıştır. Çanakkale Boğazı'ndan gelen akıntı İmroz'un güneyinden yelkenli ya da kürekli bir tekne ile boğaza girmeyi imkansızlaştırmıştır. Onlar da geri dönerek İmroz'un kuzeyinden Gelibolu Yarımadası kıyılarına ulaşmışlar buradan kıyıyı takip ederek boğaza girmişlerdir. Bu tecrübe bize antik deniz rotaları hakkında da bilgi verir. Boğaz'ın kuzey kıyılarındaki ilk koy Körte Koyudur ve burada Protesilas/ Karaağaçtepe höyüğü bulunmaktadır, ikinci ve daha korunaklı koy ise Kilye Koyudur ve burada da Kilisetepe höyüğü yer alır" diye konuştu.


KARANLIK DÖNEM


Geçen yıl yapılan kazılarda, elde edilen en önemli sonucun "Karanlık dönem" diye bilinen M. Ö. 1200-800 yıllarına tarihlenen tabakaları ulaşılması olduğunu belirten Sazcı, "Bu dönem aynı zamanda olası Troia Savaşı sonrası dönem olarak da bilinir, Balkan ve Doğu Avrupa kökenli toplulukların kalıntılarını içerir. Önümüzdeki yıllarda bu tabakalarda yapılacak kazıların, Karanlık Dönem'in aydınlatılmasında önemli katkıları olacaktır. Ayrıca büyük bir Bizans yapısına ait kalıntılar ile 20. yüzyılın başlarına kadar kullanılan Kilisenin yakınlarına ve defnedilmiş gömülere rastlanıldı" dedi. Sazcı, 20 Ağustos'a kadar devam edecek kazılarda çıkan değerleri restore ederek bölge turizmine kazandırmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Kaynak: DHA