MHP'li Yeniçeri: Herkes Ağzından Çıkanın Hesabını Yapsın

Son Güncelleme:

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, ses kayıtlarına ilişkin iddiaları, "Herkes ağzından çıkanın nereye varacağının hesabını yapsın" sözleriyle değerlendirdi.

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, ses kayıtlarına ilişkin iddiaları, "Herkes ağzından çıkanın nereye varacağının hesabını yapsın" sözleriyle değerlendirdi.


TBMM'de bir basın toplantısı yapan Yeniçeri, "Yolsuzluk, rüşvet, sansür ve baskı ile özdeşleşmiş bir iktidarın yönetiminde" Türkiye'nin seçime gittiğini belirterek şöyle devam etti:


"Bu kadar çok iddia, itham, suçlama ve şaibe altındaki bir iktidarın yönetiminde yapılacak olan seçimin sonucunun tartışılır olacağı açıktır. Rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla ilgili olarak görevden alınan bakanların, onları görevden alan Başbakanın yaptığı açıklamalar da ibret vericidir. Onca iddia, itham, fezleke, söylenti ve görüntü orta yerde dururken buna muhatap olanlar kamu vicdanını rahatlatacak açıklamalar yapacak yerde karşı suçlamalar yaparak işin içinden sıyrılmaya çalışmaktadırlar. İktidar hem suçlu hem güçlü rolüne bürünmüş durumdadır. Haklarında onca vahim iddia ve tespit bulunanların sesleri daha çık çıkıyor. Onlar hesap verecek yerde daha fazla konuşuyor ve suçluyorlar.


Yolsuzluk iddiaları orta yerde dururken ve bu iddialara vicdanları rahatlatacak cevaplar verecek yerde iddialara muhatap olarak istifa etmek zorunda kalan bir bakan, olanı biteni Yahudi'ye, ateiste, Zerdüşt'e bağlamaktadır. Bu da yetmiyor orta yerlerde onca görüntü ve suçlama cevap beklerken sayın bakan 'Ben Kürdüm' onun yüzünden bunlar oluyor anlamına gelen sözler ediyor. Böylece hem dini hem de etnik duyarlılıkları kışkırtıyor.


Ölen bir çocuğun cenazesine katılmak nasıl olur da ölü sevicilik olarak değerlendirilir. Dahası hakkında onca iddia olan ve bu yüzden istifa etmek zorunda bırakılan birisinin kendisini aklayacak kanıtları, belgeleri, bilgileri ortaya koyacak yerde başkalarına olmayacak vasıflar yüklemesi anlaşılır değildir. 30 Martta yapılacak seçimlerin sonucu nasıl olur da 'ayakkabı kutularındaki', 'çikolata' ya da 'elbise içinde taşındığı' iddia edilen dolarları açıklar? Seçimler ne zamandan bu yana soygun, rüşvet ya da yiyiciliği temize çıkarma aracı olarak kullanılır oldu? Hangi oy oranı rüşveti ve yolsuzluğu temizleyebilir?


İşin vahimi Tayyip Erdoğan'ın, haklarındaki yolsuzluk ve rüşvet iddiaları -daha doğrusu görüntüleri- dolaysıyla görevden aldığı dört bakana sahip çıkmasıdır. Erdoğan şunları söylüyor. 'Dört arkadaşım gazete kupürleriyle yargılanamaz, ortada bir suç varsa tabi ki yargılanırlar ama ortada bir suç yok'. Kamuoyu yargılama yapılmadan, fezlekeler okunmadan ortada suç yok ya da var olduğunu Tayyip Erdoğan'ın nereden bildiğini merak ediyor. Henüz yargılama yapılmadan Tayyip Erdoğan'ın ortada suç olmadığını bildiğine göre yargılama yapılmasının ne gereği olduğunu da kamuoyunun iyi düşünmesi gerekiyor. Ayrıca madem ortada suç yoktu da o dört bakanı neden görevden aldığını açıklamalıdır."


Başbakan Erdoğan'ın mahkeme yerine karar verdiğini belirterek "Böylece mahkemenin ne yapması gerektiğini de söylemiş oluyor. Bir zamanlar da Tayyip Erdoğan, bazı davaların savcısı olduğunu söylüyordu. O davalarda suç olduğunu da bilmiş olacak ki bu davalarla ilgili olarak yağmur gibi cezalar gelmişti" dedi.


-"YOLSUZ VE YOZ İKTİDAR"-


İktidarı "Ar damarı çatlamış, utanma duygusunu kaybetmiş, ahlaki değerleri iflas etmiş" sözleriyle tanımlayan Yeniçeri, "iktidarın pervasızlıklarıyla Türkiye karşı karşıyadır. Hiçbir yerde yozlukların bağırarak, demagojik açıklamalar yaparak kapatıldığı görülmemiştir. Skandal açıklamalarla yolsuzluğun üstünün örtülmeye çalışılması nafile gayretlerdir.


Bakan onayladığı imar planlarında başbakanın da imzası bulunduğunu söylüyor. 'Her şey Başbakan'ın isteği ve ısrarı üzerine oldu, istifa gerekiyorsa Başbakan istifa etsin' iddiaları unutulmuş değildir. Ortada birilerine rant sağlamak için imar talanı yaptırmak suçlaması vardır. Başbakan Erdoğan'ın bakanının söyledikleri de açıktır. "Birlikte yaptık, siz beni istifaya zorluyorsunuz, siz istifa ediniz'. Yani bakan "birlikte yaptık' diyor. Başbakan ise "ortada suç yok' diyerek kendisi hakkındaki iddiaları cevaplandırmış sayıyor" diyerek şöyle devam etti:


"17 Aralık operasyonu sonrasında istifa eden bakanlar hakkında hazırlanan soruşturma dosyaları, 28 Şubat'ta TBMM'YE gelmişti. Meclis Başkanı Cemil Çiçek, dosyaların 2 Mart Pazar günü yerel seçimler dolayısıyla ara tatile giren Meclis'in ilk genel kurul birleşiminde bilgiye sunulacağını açıklamıştı. Ancak bu tarihten önce dosyaların okunması için CHP, TBMM'yi olağanüstü toplantıya çağırmıştı. 19 Aralık tarihinde yani bugün TBMM Genel Kurulunda dört bakan hakkındaki fezlekeler okunacaktır. Geçmiş dönemde bakanlar hakkındaki fezlekelerin genel kurulda okunması 6 gün ile 7 ay arası içinde bir zaman diliminde genel kurulda okunmuştur.


Bu defa hakkında fezleke olan AKP'li dört bakan görevinden istifa etmek zorunda kalmıştır. 30 Mart seçimlerine gidilen bir zamanda bakanlar dolaysıyla hükümet hakkındaki iddialar yenilir-yutulur türden değildir. Kamu vicdanında şok etkisi yapan bu iddia ve ithamların açıklığa kavuşturulması hayati derecede öneme haizdir. İddialar Yenilir Yutulur Türden Değildir. Toplam 27 klasör ve 504 sayfadan oluşan dosyalar, soruşturmayı yürüten savcılık tarafından 2 Ocak'ta Adalet Bakanlığı'na gönderilmişti. Fezlekeler, 4 Ocak'ta Adalet Bakanlığı kayıtlarına girdiği açıklanmıştı. Fezlekelerde, bir eski bakan hakkında 28 kez toplam 52 milyon dolar rüşvet almak. Suç işlemek için örgüt kurmak, sahte belgelerle ihracat, Kaçakçılık Yasası'na muhalefet suçlaması var."


Terör örgütünün, hükümetin yerel seçimlerden sonra gerekli adımları atmaması halinde özerklik ilan edeceğini açıkladığını da anlatan Yeniçeri, AK Parti'nin açılım politikasının terör örgütünün meşruiyetini artırmaya yönelik olduğunu iddia etti. Yeniçeri, "Utanmadan Çanakkale şehitlerini anmaya gittiler. Sizin şehitleri anacak yüzünüz mü var? Siz Kandil'e gidin. Neden Çanakkale'ye gidip şehitlerin ruhuna azap çektiriyorsunuz. Ya şehitlerden, Mehmetçikten yana olacaksın ya da PKK'dan yana olacaksın. Ya Atatürk'ten yana olacaksın ya Venizelos'tan yana olacaksın. Bunun üçüncü yolu yok" dedi.

Kaynak: ANKA