MHP TBMM Grup Toplantısı

Son Güncelleme:

MHP Genel Başkanı Bahçeli.(2) "Demokrasiyle gelen Başbakan ve hükümeti, yine demokrasinin imkanlarıyla götürülmeli ve siyaseten bitirilmelidir" "Türkiye'nin AKP'yle yollarını ayırma vakti gelmiş ve geçmektedir."

- MHP Genel Başkanı Bahçeli: (2)


"Demokrasiyle gelen Başbakan ve hükümeti, yine demokrasinin imkanlarıyla götürülmeli ve siyaseten bitirilmelidir"


" Türkiye'nin AKP'yle yollarını ayırma vakti gelmiş ve geçmektedir. Başbakan Erdoğan Türk milletini birbirine kırdırmadan, birbirine hasım hale getirmeden mutlaka gitmelidir"


-"Türkiye daha fazla dara düşer, işler daha da içinden çıkılmaz hal alırsa mutlaka demokratik mekanizmalar harekete geçirilmeli, bu iktidara son vuruş sandıkta yapılmalıdır"


Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, AK Parti Hükümeti'nin ülkeye sonuçları çok ağır olacak tuzaklar kurduğunu, engeller çıkardığını ve bunalımlar icat ettiğini, bu siyasi anlayış tarafından toplumsal huzurun kökünün kurutulduğunu, birlikte yaşama ülküsünün tutkalı olan aidiyet duygusunun gevşetildiğini ve esnetildiğini savundu.


Türk milletinin ciddiye ve dikkate alınması gereken vahim bir durumla muhatap olduğunu ileri süren Bahçeli, "Başbakan Erdoğan aklını, mantığını, merhametini ve basiretini yitiren bir siyasetçi olarak bugünkü halimizin, bugünkü yaralayıcı tablonun mimarbaşı pozisyonundadır. Sinir küpüne dönen, öfke seline kapılan, nefret kuyusuna düşen ve makulden uzaklaşan Başbakan, savaş boyaları sürerek milletimizi birbirine düşürmek için vaziyet almıştır" ifadelerini kullandı.


Demokrasi karşıtı eğilimlerin, milli iradeye duyulan alerjilerin, kişisel hak ve hürriyetlere gösterilen tahammülsüzlüklerin Başbakan ve hükümetiyle üstü üste örtüştüğünü iddia eden Bahçeli, "ileri demokrasi iddialarının kuyruklu yalan olduğu bugünlerde iyice netleştiğini, Türkiye'nin örnek alınan, gıptayla bakılan, hayranlık uyandıran bir ülke haline geldiği söylemlerinin palavradan ibaret olduğunun gün ışığına çıktığını" söyledi.


AK Parti'nin tüm politikaları, vaatleri ve sözlerinin birer birer buharlaştığını ileri süren Bahçeli,  "Bir ara bu ülkenin zencileri olduğunu söyleyen Başbakan, böylesi ucube değerlendirmeleri bir kenara koymalı ve gerçeklere dönerek, mesela zalimliğin tahtına BOP tacıyla nasıl oturduğundan, İmralı'daki caniyle nasıl kan kardeşi olduğundan bahsetmelidir. Başbakan Erdoğan zaman kaybıdır, israftır ve heba olmuş yılların adıdır" diye konuştu.



-"Siyasetin gayesi ayırma değil, birleştirme"



Siyasetin gayesinin ayırma değil, birleştirme; bölme, ufalama, dağıtma değil, derleme, toplama, bütünleştirme olduğunu belirten Bahçeli,  siyasetin ahlaki, vicdani ve milli ölçülerden uzaklaşması halinde kendi kendini yiyen organizmaya dönüşeceğini, büyük bir hayal kırıklığı yaratarak toplumsal uyum ve işbirliğini lağvedeceğini söyledi.


Bahçeli, milli iradeyi işine geldiği gibi tercüme edenlerin, işine geldiği gibi yorumlayanların, çatıştırarak, vuruşturarak, kutuplaştırarak ve gerginleştirerek ayakta kalmanın çarelerine bakan sefalet odakları olduğunu ifade etti.


Adalet ve Kalkınma Partisi'ne bakan ve izlediği omurgası olmayan politikaları takip eden her vatandaşın bunları fark edeceğini iddia eden Bahçeli, dedikodunun, gıybetin, iftiranın, bozgunculuğun ve  bölücülüğün AK Parti'nin ana fikri ve mayası olduğunu savundu. Bahçeli,  siyaseti asıl anlamından soyutlayarak vatan ve millet aleyhine işleyen bir tehdide çevirmenin AK Parti'nin ezberi ve öğretisi olduğunu ileri sürdü.



-Marjinal unsurlar ve illegal örgüt militanları



Bahçeli, Başbakan ve hükümetinin Gezi Parkı buhranını kışkırtmak için elinden geleni yaptığını, Başbakan Erdoğan'ın en tabii hak ve beklentilerin seslendirilmesini kendisine ve hükümetine kurulan bir tuzak ve komplo olarak kabul ettiğini dile getirdi.


Başbakan'ın Taksim Gezi Parkı ile ilgili ifadelerine ve görüşlerine değinen Bahçeli, "Gezi Parkı merkezli hadiseleri ve tepkileri bir türlü anlamayan veya anlamak istemeyen Başbakan Erdoğan, bundan sonra Türkiye'yi nasıl yönetecek? Ülkemizi fırsattan istifade ederek anında cepheleştiren Başbakan'ın, herkesi kucaklaması nasıl ve hangi yollarla sağlanacaktır? Demokrasi çağrılarına kulak tıkayan, baskı ve zulümde yepyeni rekorlar kıran Başbakan bundan sonra gönülleri nasıl tamir edecek, herkesin sevgisini değilse bile saygısını hangi fedakarlıklarla kazanacaktır?" diye sordu.


Gezi Parkı olaylarının zaten hasarlı olan demokrasi için yeni bir kırılma olduğunu ileri süren Bahçeli, yıllardan beri süren haksızlıklara, hukuksuzluklara, zorbalıklara reaksiyon gösteren masum vatandaşlara ve gençlere tomalarla, biber gazlarıyla ve örneklerine üçüncü dünya ülkelerinde rastlanan envai çeşit şiddet araçlarıyla karşı koyulmasının Türkiye adına utanç vesikası olduğunu söyledi.


Marjinal unsurlar, illegal örgüt militanları hakkında gerekenin yapılmasını isteyen Bahçeli, bunlara kesinlikle ortam açılmaması gerektiğini anımsattı. Dağdan şehre inmiş, Gezi Parkı'ndaki belirsizliği lehine çevirme hedefine sarılmış PKK'lılarla, süreç ihanetinden nemalanan teröristlerle sonuna kadar mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Ancak masum vatandaşlarımızı ve gencecik evlatlarımızı yasa dışı terör örgütleriyle aynı kategoriye alıp saldırmak Saddam rejiminin, Kaddafi yönetiminin ve Esad anlayışının bir kopyasından başka bir şey olmayacaktır. Başbakan Erdoğan, bir zamanlar Ortadoğu'ya model olma derdine düşerken, aslında kendisine otoriter simaları ve iktidarları örnek aldığının herhalde farkına bile varamamıştır" şeklinde konuştu.



-"Konu 3-5 ağacın kesilmesinin çok ötesinde"



Taksim Gezi Parkı'nda ve ülkenin pek çok yerinde karmaşıklığın hakim olduğunu anlatan Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın ise acımasızca demokratik refleksleri ve karşı çıkışları bastırdığını savundu.


Konunun sadece üç beş ağacın kesilmesinin çok ötesinde olduğunu, parka yapılacak yeni düzenlemeleri ve inşası planlanan Topçu Kışlası'nı aşan çok boyutu bulunduğunu iddia eden Bahçeli, Başbakan'ın otoriter dilinin, bildik despotları aratmayacak davranışların tepkilerin hedefinde olduğunu ileri sürdü.


Bahçeli, sağduyu ve anlaşmayla çözülecek bir meselenin kördüğüm halini aldığını, duygusal tepkileri ileri bir safhaya taşıdığını, Türkiye'nin bir bölümü "ah vah" ederken, diğer bölümünün hükümetin tahrikleriyle sevinç çığlıkları attığını ifade etti.



-"Ateşle oynadıklarını göremeyecek kadar şuurlarını kaybetmişlerdir"



Düne kadar şikayet ettikleri askeri bile devreye sokacaklarını açıklayan bazı hükümet üyelerinin ateşle oynadıklarını göremeyecek kadar şuurlarını kaybettiklerini iddia eden Bahçeli, şunları söyledi:


"Darbe davalarıyla, Türkiye'nin bağırsaklarını temizlediğini iddia eden malum başbakan yardımcısı, 'burası dingonun ahırı değil, hukuk devletidir' diyerek herkese gözdağı vermiştir. Askerimizi, bölücü katillerin önünden çekip de Taksim'e indirme planları ve masum vatandaşlarımızla karşı karşıya getirme niyetleri en vahşi dingoluk değil midir? 3 Haziran'da yurt dışına çıkan Başbakan Erdoğan'ın yerine vekalet eden bu şahıs, o günlerde kimlerden ve niçin özürler dilemiştir? İşte AKP yönetimi bu kadar ikiyüzlü, bu kadar yanardöner, bu kadar çifte standartlıdır. Dün öyle bugün böyledir. Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşları Taksim Gezi Parkı'ndan yükselen sesleri duymak yerine, toplumsal tepkileri iyice germekle ve dönülmez noktalara taşımakla uğraşmaktadır. Çünkü işlerine gelen budur. Başbakan Erdoğan'ın isimleri kamuoyunca iyi bilinen sanatçılarla geceli gündüzlü görüşme trafiği, sözüm ona çözüm arama ve bulma arayışı oyalama taktiği olduğundan bir sonuç doğurmamıştır. İlgili ilgisiz birçok isimle görüşse de meseleyi sürüncemede bırakmaktan, zamana yaymaktan geri durmamıştır. Renkli isimleri içinde barındıran sanatçı kafilesi Başbakan'ı hangi hususlarda feyizlendirmiş, hangi yaraya merhem olmuştur? Başbakan Erdoğan Türk milletiyle dalga mı geçmekte, demokratik isteklerine cevap arayanlarla kafa mı bulmaktadır? Toplumsal infiali magazinleştirerek giderileceği aklını Başbakan'a kim vermiş, meşhur isimlerle görüşerek her şeyin üstesinden geleceğini kulağına kimler üfürmüştür? Tribünde oturanlar, dizi film setinden çıkıp oraya buraya koşanlar, İstanbul gecelerinde boy gösterenler, şu işe bakınız ki, Başbakanla toplumsal bir mesele hakkında görüş alış verişinde bulunmak üzere masaya oturmuşlardır."



-"Herkes rolü kapsamında hareket ediyor"



Bahçeli, herkesin önceden yazılmış rolü kapsamında hareket ettiğini ve Gezi Parkı ateşini belirli bir seviyede tutmak için yapılan AK parti kontrollü ve güdümlü, derin ellerin de devrede bulunduğu bir operasyon olduğunu savundu.


Başbakan Erdoğan'ın toplumsal tansiyonu ve kanamayı belirli bir sınırda tutarak sürmesini istediğini ileri süren Bahçeli, bu ihtimalin kesinlikle yabana atılmaması gerektiğini vurguladı. Bahçeli, "Zira kendi partisinin zayıflamasını bu şekilde durduracağını düşünmüş olması hesaba katılması gereken bir durumdur" dedi.


Bahçeli, hükümetin çıkmaza girdiğinden can simidine ihtiyaç duyduğunu, iç ve dış politikada Başbakan ve partisinin başarısızlığa mahkum olduğunu, Suriye politikasının çöktüğünü, "İmralı canisi" ve  PKK ile yürütülen süreç ihanetinin Türk milleti tarafından kabul görmediğini, 63'lüklerin milli iradeye çarparak etkisiz kaldığını öne sürdü.


Başbakan Erdoğan'n, partisindeki çözülmeleri durdurabilmek için yeni bir kutuplaşma malzemesine bel bağladığı ve bunun arayışına koyulduğunu ileri süren Bahçeli, şunları kaydetti:


"Taksim Gezi Parkı bu yüzden altın fırsat değerinde bulunmuştur. Başbakan Erdoğan, sert ve dayanılmaz yöntem ve açıklamalarıyla bugün içine düştüğümüz toplumsal krizin hazırlayıcılarından birisi olduğunu gizleyemeyecektir. Birden bire 'milli iradeye saygı' temalı açık hava toplantılarını düzenlemesi tesadüf görülmemelidir. Başbakan Erdoğan kendi cephesine arkası arkasına yığınak yapma derdindedir. AKP'nin erimesini frenleyebilmek amacıyla iç dinamikleri yapay dış korkuluklarla örtmeye ve ötelemeye çabalamaktadır. Uluslararası medyaya çatması bundandır. Türkiye'deki medya organları da iktidar korkusundan tam bir oyuncağa çevrilmiş, hemen hemen birçoğu susturulmuştur. Daha düne kadar, milli değer ve ilkelerimize karşı müştereken kumpaslar hazırladığı Avrupa Parlamentosuyla bugünlerde ters düşmesi boşuna değildir. Başbakan Erdoğan ve partisi için Türkiye'nin bugünkü puslu ortamı siyasi ikmal ve canlanma için istasyondur. Her konuşmasında geçmişi bugüne taşıyarak karşıtlıkları diriltmesi, kötü anılar üzerinden siyasi avcılık yapması, dünde kalan ihtilafları yeni baştan hatırlatması rastlantı olarak değerlendirilmemelidir. Şimdi de geçmişteki tüm anlaşmazlıkları Gezi Parkı'na mal etmektedir."


Son günlerde yapılan en büyük kötülüğün birbirine yabancılaşan bir Türkiye fotoğrafının çıkarılmak istenmesi olduğunu belirten Bahçeli, bunun fitne ve rüzgar ekip fırtına biçme kalleşliği olduğunu söyledi.


Bahçeli, gelişmelerin bu şablonuyla devam etmesi halinde birbirine kuşkuyla bakan, birbirine güvensizlik içinde yaklaşan, ruhen ve kalben bölünmüş bir millet yapısına ulaşılmasının an meselesi halini alacağını iddia etti. Bahçeli, "Bizi biz yapan hasletlerin, değerlerin ve güvenlik duvarlarının yıkılması kaçınılmaz olabilecektir. Taksim Gezi Parkı'nın yerilip, AKP mitinglerine katılanların yüceltilmesi, demokratik taleplerini öne sürenlerin azarlanarak AKP'li yandaşların el üstünde tutulması, Türkiye'nin iki yüzde 50 bloğa sevk edilmek istenmesi, etnik ve mezhep anlaşmazlıklarıyla eklemlenirse bir felakete, bir patlamaya ve bir iflasa dönüşecektir" dedi.


Başbakan Erdoğan'ın bunların bilincinde ve Türkiye'yi nereye götürdüğünün farkında olup olmadığını soran Bahçeli, AK Parti'ye oy verenlerin asıl oyunun, senaristin ve kışkırtma mucidinin Başbakan olduğunu görmesi gerektiğini belirtti.



- Kazlıçeşme mitingi



AK Partililerin Kazlıçeşme mitingini abartarak sunmalarının, uçuk rakamları servis etmelerinin çaresizliklerini gösterdiğini savunan Bahçeli, "Nüfusu 15 milyona ulaşan İstanbul'da varsayalım 1 milyonu zorla, devlet gücüyle toplamak ne işe yarayacak, kaç yazacaktır?" diye sordu.


Başbakan Erdoğan'ın Türk milletini ayırdığını, küstürdüğünü ve dargınlığa düşmesini planladığı iddiasında bulunan Bahçeli, "Bu itibarla İmralı canisinin bile 29 yılda yapamadığı kötülüğü hayata geçirmek için mücadele vermektedir" dedi.


Toplumsal basıncın arttığını, buna bir çare ve yol bulunmasının milli sorumluluk olduğunun altını çizen Bahçeli,  "Demokrasilerde yılgınlık ve seçeneksizlik yoktur. Demokrasiyle gelen Başbakan ve Hükümeti, yine demokrasinin imkanlarıyla götürülmeli ve siyaseten bitirilmelidir. Türkiye'nin AKP'yle yollarını ayırma vakti gelmiş ve geçmektedir. Başbakan Erdoğan Türk milletini birbirine kırdırmadan, birbirine hasım hale getirmeden mutlaka gitmelidir. Tomacı AKP'ye tahammül kalmamıştır. Başgaz Erdoğan'ın inandırıcılığı tükenmiştir. İnsanlarımızın milli ve manevi değerlerini öğüten iktidar demokrasiyle görevden alınmalıdır. Türkiye daha fazla dara düşer, işler daha da içinden çıkılmaz hal alırsa mutlaka demokratik mekanizmalar harekete geçirilmeli, bu iktidara son vuruş sandıkta yapılmalıdır" diye konuştu.


-

Kaynak: AA