Okan Buruk: Galatasaray'ın Şampiyonluğu Hedefi

Son Güncelleme:

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, yeni sezon hedeflerini ve şampiyonluk arzusunu vurguladı.

GALATASARAY Teknik Direktörü Okan Buruk, "Birincisi şampiyon olmamız yine beklenmeli yani. Yetmemek ayrı bir şey ama şampiyon olmamız gerekiyor. Yani size yeter, sana yeter, bana yetmez ayrı bir şey. Bazısına yeter, yetmez ama bizim şampiyon olmamız gerekiyor" dedi.

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, yeni sezon öncesinde transfer çalışmaları, kadro planlaması, yeni sezon hedefleri ve birçok konuda Demirören Haber Ajansı'na özel açıklamalarda bulundu. Milli takıma gitmeyen oyuncuların yaklaşık 45-50 gün tatil yaptığını, milli oyunculara ise sezonun ardından izin verdiklerini belirten Okan Buruk, "Yaklaşık 45-50 gün arası bir tatil oldu. Tabii ki bu milli takıma gitmeyen oyuncular için. Milli takıma giden oyuncular için tabii ki bitti şu anda. İşte onların gününe göre de onlara belli izinler verdik. Çünkü çok uzun bir sezon geçirdiler zaten. Şimdi tekrar uzun bir sezona başlayacaklar. Ama onun yanında iyi dinlendik. Oyuncularımız iyi dinlendi. Tekrar buraya motive bir şekilde geldiler. Benim için sezona başlamak çok güzel. Tekrar o yeşil çimlere basmak gerçekten çok güzel, orayı çok özlüyorsunuz" ifadelerini kullandı.

'AYNI İŞTAHLA, AYNI İSTEKLE, AYNI RUHLA, GALATASARAY RUHUYLA TEKRAR SEZONA BAŞLADIK'

Galatasaray'ın üst üste kazandığı şampiyonlukların motivasyonu azaltmadığını ifade eden Buruk, "Bir önceki seneki, ondan önceki seneki, belki ilk seneye kadar gittiğimizdeki o heyecanı, tutkuyu aynı şekilde yaşıyoruz. Bir kere onu söylemek istiyorum. Yani şu konuşulur hep 'Galatasaray 4 sene arka arkaya şampiyon oldu. Bu sene acaba aynı konsantrasyonu yakalayamayacak mı?' diye konuşuluyor. Bu kesinlikle tabii ki biz değiliz bir kere. Yani Galatasaray değil. Hem biz değiliz, oyuncularım değil. Yani bunu belki 1'inci senede söyleyebilirdiniz, 2'nci senede söylenebilirdi, 3'üncü sene söylenebilirdi. Artık yani 4'üncü senede bence insanların da Galatasaray takımını, oyuncularını, teknik direktörünü, başta tabii ki başkanımızı, yönetim kurulumuzu en iyi şekilde tanıması lazım. Biz aynı iştahla, aynı istekle, aynı ruhla, Galatasaray ruhuyla tekrar sezona başladık ve bunu da milli oyuncularımız geldikten sonra daha net bir şekilde ortaya koyacağız. Ama dediğim gibi hedef tükenmez. Yine üst üste 5. şampiyonluk hedefimiz var. Bence bu anlamda çok önemli bir sene. Hem bizim için hem taraftarımız için bu mottoyu hiç unutmamamız gerekiyor. Yani ligi üst üste yapmak için bu sene önemli bir sene. Aynı hırsla başladık, tek eksiğim oyuncularımın burada olmaması tabii ki. Yavaş yavaş izinli olan oyuncularımız katılıyor. Sadece milli oyuncularımız kaldı. Ayın 20'sinden sonra da onlar katılacak. Türkiye'de, zaten 6 tane oyuncumuz vardı. İlk elenen takım bizdik. 20, 21, 22, 23 yani kampa da sadece Davinson biliyorsunuz çok daha geç bitirdi. Onun dışındaki bütün oyuncularımızı kampta olacak şekilde bekliyoruz" diye konuştu.

'KIRDIĞIMIZ REKORLARLA BİRLİKTE ÇOK ÖNEMLİ BİR YOL KAT ETTİK'

Galatasaray altyapısından yetişen bir isim olarak 5'inci sezonuna başlamanın gururunu ve kırdığı rekorların mutluluğunu yaşadığını ifade eden Buruk, "O gün de çok güzel denk geldi aslında. 1481, Galatasaray Lisesi'nin kuruluşuyla denk geldi. Tabii ki benim için çok büyük bir manevi mutluluk bu. Sadece burada olmak değil, bu 4 seneyi çok büyük başarılarla geçmek, 4 tane kupa kazanmak ve Galatasaray taraftarının başını hep sokakta dik bir şekilde gezdirmek. Bence yani şu yaz tatiline çıktığımızda bile insanların gözünden bize verdikleri geri bildirim, bu çok önemli, değerli, hiçbir şeyle satın alamayacağımız bir şey bu. Bunu parayla satın alamazsınız, hiçbir şeyle satın alamazsınız. İnsanlara verdiğimiz o mutluluğu hiçbir şekilde satın alamayız. Ama gerçekten ben Galatasaray'ın kapısından 11 yaşında altyapıdan girmiş bir oyuncu olarak, bir Galatasaraylı olarak şu anda da 4 senemi tamamladım, 5'inci sezona başladım. Ben hep söylüyorum, hiçbir rekoru düşünerek kırmıyorsunuz. Sadece her maçı kazanarak, her maça odaklanarak, her kupaya odaklanarak Galatasaray takımı rekorlar kırıyor. ve sonrasında çok büyük rekorlar kırdık. Belki ileride inşallah tabii ki tekrar bir Galatasaraylı hoca bu rekorları kırar, tekrar Galatasaray bu rekorları kırar. Bu rekorları kıran tekrar Galatasaray olur ama şu 4 senelik periyoda baktığımızda tabii ki Galatasaray takımının yaptığı başarılar sadece şampiyonluk değil, kırdığı rekorlarla birlikte çok önemli bir yol kat ettik. Burada olmaktan o anlamda çok mutluyum. Bu sürecin içerisinde Galatasaray'ın teknik direktörü olmaktan dolayı çok mutluyum. Ayrıca tabii ki 5'inci sezona başlamak, 5'inci şampiyonluğa başlamak üst üste heyecan yaşayan bir teknik direktör olmaktan dolayı çok mutluyum ve heyecanlıyım. Aynı heyecanı birinci gün gibi yaşıyorum. İnşallah nice yıllara, nice maçlara, nice şampiyonluklara, nice başarılara Galatasaray takımıyla birlikte" dedi.

'HER SENENİN BAŞKA BİR HİKAYESİ VAR'

Her sezonun kendine özgü zorlukları olduğunu söyleyen Buruk, "Hep bunu konuşuyoruz. Her senenin başka bir hikayesi var. Her yıl başka bir senaryo yaşıyorsunuz. Başka bir rakibiniz oluyor, başka futbolcularla. Sizin içinizde değişimler oluyor, her sene kadronuzu daha iyi getirmeye çalışıyorsunuz. Her senenin hikayesi farklı. Her sene de bir hedef koyduk aslında. Bu seneki hedefimiz de çok net, onu demin de söyledim. Ama en zoru hangisi derseniz, tabii ki son sene Şampiyonlar Ligi ile birlikte bence bu sene. 12 maç Şampiyonlar Ligi oynadığınız yarışın içerisinde gerçekten hem ligi götürmek hem ligde şampiyon olmak hem lig, bütün ligi önde götürmek bence belki bu anlamda buydu. Çünkü dediğim gibi, yani o Şampiyonlar Ligi maçının hem stresi var hem sertliği var. Tekrar toparlanmanız var, mental olarak toparlanmanız var, bir de lig maçına çıkmanız var. Yani ondan sonraki maça aynı heyecanla çıkmak bazen çok kolay olmuyor. Onu tekrar oyunculara adapte etmeniz gerekiyor. E tabii ki ister istemez rotasyonlar yaptık, yani oyuncu değişiklikleri yaptık. Çünkü yani ikisini birden yarışmak gerçekten kolay bir şey değil. Bütün dünyada bunu yapıyor zaten. Yani Avrupa'ya baktığımızda Şampiyonlar Ligi'ndeki o değişimleri birçok takım maç maç yapıyor. Buradan en az zararla çıkabilmek bence çok önemli oluyor. Ben minimum zararla bir sene geçirdiğimizi ve bir tek belki Kasım ayını sayabiliriz, Kasım-Aralık arası sakatlık ve cezalar aynı anda geldiği ve çok kadro kurmakta zorlandığımız bir aydı. Ama devre arası yaptığımız transferlerle de bence yani ikinci yarı hem kadro olarak çok güçlendik hem çok fazla alternatifimiz oldu. Bu da bence Şampiyonlar Ligi'nde yarışan bir takım için olması gereken en başta şey tabii ki kadro genişliği. İnşallah bu sene de bunu daha iyi bir şekilde planlayacağız" ifadelerini kullandı.

Muslera ve Mertens'in takıma büyük katkıları olduğunu bu iki oyuncunun ayrılmasının ardından soyunma odasında ayrı havayı yakalamak için zor bir sene olduğunu dile getiren Okan Buruk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bence oyuncu tipi çok önemli. Tabii 4 senesini tamamlamış birçok oyuncumuz var. Bu kemik kadroyu bir arada tutmak çok önemli. Onların soyunma odasındaki destekleri, birbirlerine olan bağları çok önemli. Bence yani zorluk anlamında geçen sene en zor yıllarımızdan biriydi. Çünkü; Muslera ayrıldı, Mertens ayrıldı. Biri kaptan tabii ki, diğeri de manevi olarak bir kaptandı. Yani bu iki oyuncunun çıktığı bir senaryoda tekrar o soyunma odasını aynı şekilde tutmak da zor olan yıllardan biriydi. Ama dediğim gibi yani oyuncularımızın iyi niyeti, onlara birbirlerine olan destekleri... Bir kere Galatasaray taraftarına karşı çok büyük bir sorumluluğumuz var, onu çok net biliyoruz. Bence en büyük motivasyon bu. Yani burada tabii ki başkanımızın, yönetim kurulumuzun her zaman takıma desteği hep yanımızda oluyorlar, o desteği veriyorlar. Yani maddi ve manevi anlamda bu desteği veriyorlar. Çünkü oralarda oyuncuları hazırlamak da çok önemli oluyor. Ama onun yanında dediğim gibi yani çok fazla da yani biz tabii ki sokakla beslenen, sokaktaki sesi duyan, insanların o gülmesini, üzülmesini çok iyi bilen bir takıma sahibiz. Bu da tabii ki her zaman bizim motivasyonumuzu arttırıyor ve yarış tabii ki, yani rakiplerinizle yaptığınız yarış. Son 4 sene bu Fenerbahçe ile oldu. Daha çok birinci, ikinci Galatasaray-Fenerbahçe oldu hep. O yüzden bu yarış da bence oyuncuları hep her zaman, beni de aynı şekilde çok dinamik bir şekilde tutuyor, çok motive tutuyor. Yani bu tekrardan bu yarışa başlamak, tekrar bir sezona başlamak, yani 5'inci şampiyonluğa başlamak aynı heyecanı yaşayabilmek bu çok önemli. Tabii ki benim tecrübelerim var, ben uzun yıllardır bu işin içerisindeyim. Galatasaray takımında çok önemli tecrübelerim var, çok fazla kupa kazandık. 4 sene üst üste şampiyonluğu yaşamış bir yandan da futbolcuyum, yani bu tecrübeleri yaşadık. Oyuncunun kimliği de çok önemli."

'BELİRLEDİĞİMİZ, İSTEDİĞİMİZ, GÖRÜŞTÜĞÜMÜZ OYUNCULAR VAR'

Yabancı kuralının 10+4 olmasının ardından transfer konusunda farklı opsiyonları düşünmek durumunda olduklarını dile getiren tecrübeli teknik adam, şöyle konuştu:

"Tabii ki yabancı kuralının değişmesiyle birlikte 10+4'e gelince orada yeni bir planlamaya ihtiyaç oldu. Bu planlamada hemen hızlıca yapabileceğiniz, hemen yapacağınız 4 transferi bir anda getirebileceğiniz bir planlamadan iş şuraya geldi; nereye hangi yaş kontenjanında bir oyuncu alacağız, nereye Türk transfer yapabiliriz ' İşte tabii ki burada biliyorsunuz, uzun zamandır herkesin bildiği bir şey, Icardi'nin kalıp, kalmayacağı. Özellikle tabii ki uzun bir süre oldu, 2 aya yakın bir süre oldu. Tabii ki bu operasyonu yürüten başkanımız ve oyuncunun menajeri Pino ile görüşen başkanımız bir teklif sundu. Bu tabii ki orada biraz yavaş hareket etmemizi sağlayan şeylerden biri de bu. Ama onun yanında görüştüğümüz, düşündüğümüz, iletişimde olduğumuz, istediğimiz, belirlediğimiz çok fazla oyuncu var, hepsinin opsiyonları var. Burada tabii ki öncelik biraz daha hücum hattındaki eksikliklerimiz. Orada bizde kiralık oynayan 2 tane oyuncu gitti biliyorsunuz; Noa Lang ve Asprilla ayrıldı. Sacha Boey savunmada kiralık gelmişti. O kulübüne döndü. Dediğim gibi 10+4 organizasyonu yapmak bu anlamda biraz zorlaşıyor. Ama belirlediğimiz, istediğimiz, görüştüğümüz oyuncular var. Bunlarla ilgili de en kısa zamanda çalışmaları yerine getirmeye çalışıyoruz ama bizim için komplike bir transfer dönemi oldu. İyi yanı, çok iyi bir kadroya sahibiz. Çok iyi oyunculara sahibiz. Geçen senenin şampiyonu, belki çok aşırı oyuncu değiştirmiyoruz yani rakiplerimize göre kadromuzu daha çok koruyan takımız. Bu kadroya da önemli dokunuşlarla yeni sezona hem Türkiye Ligi için hem Şampiyonlar Ligi için hazır oyuncular ve orada bize direkt etki edebilecek, bu inancı yaşayabilecek, bu açlıkta oyuncular da olması çok önemli olacak tabii ki bizim için."

'ÖZELLİKLE OCAK SONUNA KADAR OLACAK KADRO GENİŞLİĞİ ÇOK ÖNEMLİ'

Kadro genişliğinin sıkışık fikstürde önemine dikkat çeken Buruk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dediğim gibi özellikle eksik bölgelerimizi güçlendirmek bizim için çok önemli olacak. O kadro genişliği zaten iyi, oyunculara sahibiz. Elimizde çok iyi oyuncular var. İyi bir kadro var. Sadece geçen senenin şampiyonu olarak değerlendirmemek lazım bence. Şampiyonlar Ligi'nde son 16'yı da oynayan bir kadro var elinizde. Burayı da tabii geliştirmek gerekiyor. Yarışmak gerekiyor. Oyuncuları yarıştırmak gerekiyor. Tabii ki orada birbirlerinin üzerinde saha içindeki o rekabeti de yakalamak gerekiyor ve onun yanında çok fazla maç oynadığınız için burada kadro genişliği, özellikle ocak sonuna kadar olacak kadro genişliği çok önemli. Belki geçen sene tabii ki birincisi benim, belki hatalı biri varsa bu benim tabii ki geçen seneyle ilgili. Belki ocak sonuna kadar olan bu kadromuzu ikinci yarıya kadar geniş tutmamıştık ama oradan aldığım bir ders var kendim için. Özellikle ocak sonuna kadar olan kadromuzu daha geniş tutup daha çok oyuncu olup tabii ki bu çok oyuncuyu yönetmek de ayrı bir zorluk biliyorsunuz. Buraya gelen her oyuncu elit oyuncu, her oyuncu oynamak isteyen oyuncu. Bazen şu muhabbet de oluyor; ilk 11'e mi alındı, yedeğe mi transfer edildi' Buraya gelen her oyuncu ilk 11 oyuncusu ama her oyuncu da yedek kalabilir açıkçası bu yarışın içerisinde. Birçok oyuncu o yarışa girecek, en iyiler oynamaya çalışacak. Şansı gelen alıp götüren oyuncu olacak. Bunu benim bu 4 senelik periyot içerisinde birçok oyuncuda da gördük. Tabii ki bazen çok önemli bir transfer alsanız da diğer oyuncu onun önüne geçtikten sonra o oyuncunun oynamaya devam etmesi kadar normal bir şey yok. Kadro genişliğimiz önemli. Bence ikinci yarıyı çok iyi bir şekilde yapmıştık, özellikle kiralık oyuncularla birlikte. Bence ocak sonuna kadar olan o yüksek maç sayısını çok fazla oyuncuyla geçirip ondan sonra devamı için karar vermek daha doğru olacaktır."

'GALATASARAY'IN BAŞARISI HER ŞEYİN ÖNÜNDE'

Mauro Icardi'nin geçtiğimiz sezon oynamadığı için mutsuz olduğunu ancak önceliklerinin Galatasaray'ın başarısı olduğuna değinen Okan Buruk, "Hiçbir oyuncu yedek kaldığı için mutlu olmaz. Tabii Icardi için de aynı şekilde. Özellikle bu kadar özel bir oyuncunun oynamadığı zaman mutsuz olması kadar normal bir şey yok. Bunu da kabul etmek gerekiyor. Ama tabii Galatasaray her şeyin önünde, hepimizin önünde; benim de oyuncuların da. Galatasaray'ın başarısı her şeyin önünde. Tabii ki bir yarış hep oldu oyuncular arasında ama Icardi de çok fazla maç oynadı aslında geçen seneki maç sayısına baktığımızda, birçok yerde yer aldı. Bana karşı, arkadaşlarına karşı, takıma karşı hiçbir zaman en ufak bir saygısızlığı olmadı. Bunu net bir şekilde söylüyorum, hep söylüyorum. Bizim için çok önemli, Galatasaray için çok önemli, değerli. Bu dört sezon içerisinde Galatasaray'ın o şampiyonluklarında hep katkı verdi. Belki üçüncü seneyi saymazsak, o sakat olduğu dönemi saymazsak, sakatlık sonrasında ameliyat sonrasında burada olmadı ama diğer şampiyonluklar arasında hep önemli roller oynadı. Tabii Galatasaray taraftarı için de 7'den 77'ye herkesin sevdiği, herkesin değer verdiği bir oyuncu. O yüzden hiçbir zaman ondan olumsuz bir şey görmedik. Ama dediğim gibi her oyuncu, özellikle Icardi gibi bu kadar önemli bir oyuncu oynamadığında mutsuz oluyordu ama mutsuz olması kadar da doğal bir şey yok yani. Bu kolay bir şey değil. Oynayıp oynayamamak, daha az süre almak, beklentisinin altında süre almak her oyuncu için çok zor ama futbolda böyle. Şunu hep söylüyorum; bu benim takımım değil, kendi takımım değil. Burası Galatasaray ve Galatasaray'ın kazanması ve en iyiye gitmesi önemli. Galatasaray'da kim kazanacaksa, kim en iyi olacaksa, benim için de geçerli. Onun en iyiye götürmesi çok önemli oluyor. Burada kişilerden çok Galatasaray'ın önemli olduğu seneler yaşıyoruz. Yine böyle olacak, önümüzdeki sene de böyle olacak. Oyuncularımızdan en ufak bir ters davranış, takıma ya da bana karşı saygısızlık olacak hiçbir şey görmedim bu zamana kadar" ifadelerini kullandı.

'FORMAYA OLAN AİDİYETİNİ BENCE OSİMHEN ÇOK NET BİR ŞEKİLDE GÖSTERDİ'

Takımın golcü ismi Victor Osimhen'in geçen sezon takıma gösterdiği aidiyeti vurgulayan Okan Buruk, "Osimhen tabii ki bizim için önemli. Taraftar için verdiği performans, saha içi, saha dışı, yarattığı hava gerçekten çok önemli, değerli. O da antrenmanlara başladı. İki üç günlük bir izin almıştı. Biliyorsunuz kolu kırık bir şekilde sezonu bitirdi. Bu şekilde de bir aidiyeti var aslında, onu da söylemek gerekiyor. Kolu kırık şekilde bile bandajını yapıp oynadı. Bunlar çok değerli bence. Bir oyuncunun ne olursa olsun takımını sahiplendiğini, takıma ve formaya olan aidiyetini bence Osimhen çok net bir şekilde gösterdi. Her şartta sahada olmayı denedi ve gerçekten sezonu da bu şekilde bitirdi. Ufak bir rahatsızlığı da olmuştu. İki üç gün geç geldi. Antrenmanlara motive bir şekilde başladı. Dediğim gibi bundan sonraki dönem içerisinde tabii ki hazırlarımız var, görüştüklerimiz var. Bununla ilgili tüm hazırlığımız var. Ne kadar oyuncular erken gelirse o kadar önemli ama bazen beklemek zorunda da kalıyorsunuz. Bunu da insanların bilmesi lazım. Bazen oyuncunun kararını bekliyorsunuz, bazen kulübün kararını bekliyorsunuz. Bazen tabii ki arada görüşmeler oluyor. Bunu hep söylüyorum; markete gidip oyuncu almıyoruz biz. Parasını verdik, bir oyuncuyu aldık diyemiyorsunuz. Ancak boşta olan, bonservisi olmayan bir oyuncu olursa orada oyuncuyu ikna ettiğiniz anda alabiliyorsunuz. Ama diğer süreçlerde hem oyuncu tarafı hem kulüp tarafı, tabii bunun ekonomik tarafı var. Bir süreç alıyor. Bu süreci bazen beklemek zorunda kalıyorsunuz. Bazen bekleyip oyuncuyu alamıyorsunuz. Bu en kötüsü bence. Oyuncuyu bekliyorsunuz, olacak gibi görüyorsunuz, sonunda bu olmuyor. Bu sefer işler sizin için daha da zorlaşıyor. O yüzden en doğrusu, en iyisi bir an önce transferi tamamlamak ama dejenere edecek şekilde zorlamamak gerekiyor. Burada bir uğraş var. Başkanımızın önemli bir isteği var. Onun her zaman takım üzerindeki desteği çok önemli. Oyuncu satın alma anlamında da, bu seneyi bırakalım, geçen seneye baktığımızda Galatasaray takımı çok önemli transferler yaptı. Bu da gösteriyor ki Galatasaray takımı transferleri yapabilecek durumda. İnşallah dediğim gibi hedeflerimize doğru bir şekilde ulaşırız. Hem başkanımızla hem Abdullah Bey'le takım kaptanları ile ilgili bir karar vereceğiz. Osimhen takımı sahiplenen çok önemli ve değerli bir oyuncu, onunla ilgili de kaptanlarla ilgili oturup bir karar vereceğiz" dedi.

'OYNADIĞIMIZ OYUNA GÖRE OYUNCU SEÇİYORUZ'

Oynadıkları oyuna uygun oyuncuları transfer etmek için uğraş verdiklerini belirten tecrübeli teknik adam, şöyle konuştu:

"Şu an tabii ki takımın teknik direktörü bu süreçte çok önemli. Biz Galatasaray takımı olarak özellikle teknik direktörün transfer içerisinde olmasını, onun istediği oyuncuları ve oynatmak istediği oyunu önemsiyoruz. Oyuncu izleme ekibimiz de bu şekilde çalışıyor. Bizim oyunumuza uyum sağlayabilecek, oynadığımız oyuna göre oyuncu seçiyoruz ve almaya çalışıyoruz. Burada sadece daha çok göz önünde olduğum için, süreci en doğru şekilde anlatmaya çalışan taraf benim. Tabii ki sorumluluk almak gerektiğinde o sorumluluğu her zaman alıyorum ve bu da hoşuma gidiyor. Takımın başında olmak, sadece teknik adam olmak benim için burada önemli değil; o işi zaten büyük bir mutlulukla yapıyorum. Ama bir yandan da hem Galatasaray'ın üyesiyim hem çocukluğumda buraya girmişim, hayatım burada geçmiş. Bu yüzden benim bu işin içerisinde daha çok olmam, başkanımızın ve yönetim kurulumuzun bir parçası olmam kadar normal bir şey yok. Hep beraber bu işin içerisindeyiz ve Galatasaray'ı başarıya taşımaya çalışıyoruz. Burada ben aslında durumu anlatıp insanların daha objektif bir şekilde değerlendirmesini istiyorum."

'EN İYİ KADROYA SAHİP OLAN TAKIM GALATASARAY'

Galatasaray'ın en iyi kadroya sahip olan takım olduğunu vurgulayan Okan Buruk, "Biz bir yarış yapmıyoruz, zaten en iyi kadroya sahip olan takım Galatasaray. Galatasaray'ın burada tabii ki daha farklı oyunculara ihtiyacı var. Orta saha rotasyonumuz çok fazla. Baktığımızda Lemina'nın inşallah bir-iki gün içerisinde imzası atılacak. Lemina burada özel çalışma içerisinde, fizyoterapistlerle onu hazırlıyorlar ama saha çalışmalarına daha katılmadı" diye konuştu.

'ORTA SAHA ROTASYONUMUZ GERÇEKTEN ÇOK BÜYÜK VE GENİŞ'

Orta sahada geniş bir rotasyonları olduğunu söyleyen Okan Buruk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hiçbir oyuncuya mevki belirlemedik, bunu sezon içerisinde görmek gerekiyor. Ama şunu söyleyecektim; Lemina, Torreira, Sara, İlkay var zaten. Onun dışında elimizde olan. Kaan burada, bir yandan orta saha rotasyonunda olan bir oyuncu. Yani bizim orta saha rotasyonumuz gerçekten çok büyük ve geniş. Burada önemli olan buraya farklı tipte bir oyuncu katabilmekti. Ben Lesley bu profile ve U23'e uyan bir oyuncu olarak bizim için çok uygun, değerli bir oyuncu olduğunu düşünüyorum; benim de beğendiğim, oyuncu izleme ekibimizin de çok beğendiği bir isim. Sadece bu sene görmedik, Chelsea'ye gittiği dönemde de "Acaba kiralık alabilir miyiz?" diye düşündüğümüz oyunculardan biriydi. Tabii ki takıma, oyuna uyum sağlaması, oyun içerisindeki aksiyonları çok farklı olacak. Bazı oyuncuları bir önceki takımı üzerinden değerlendiriyorlar. Burnley'nin oynadığı oyun çok farklı, oradaki size verdiği verilerle Galatasaray'a geldiğinde vereceği veriler çok farklı olacak. Sadece böyle doğru karşılaştırmalar yapmak gerekiyor. Burada da dediğim gibi elimizde olmayan bir profili kadromuza kattık. Bu hem U23 hem de tabii ki kiralık, satın alma opsiyonu maç sayısına bağlı bir opsiyon olarak içerisinde olması ve onu net bir şekilde görmemiz çok önemli olacak. Ama dediğim gibi istediğimiz, beğendiğimiz bir oyuncu."

'İSTEDİĞİMİZ BİR OYUNCUYU ALDIK'

Orta saha rotasyonuna istedikleri bir oyuncuyu dahil ettiklerini söyleyen Buruk, "10+4 planını doğru bir şekilde yapmak gerekiyor. Burada belki birçok takım zorlanacak, önce alıp sonra kadroyu azaltacak belki rakiplerimiz. Ama bizim sayımız belli, nereye hangi oyuncuyu alacağımız belli. O yüzden U23 kontenjanından da orta saha için katabileceğimiz en iyi oyunculardan birini aldığımızı düşünüyorum. Tabii ki çok fazla opsiyon var, isim vermeyeyim ama Dünya Kupası'nda da oynamış birçok oyuncu var Avrupa'da oynayan. Zaten bu tür profiller Türkiye'ye gelmek istemiyor, Türkiye'ye getiremiyorsunuz. İşte Manzambi mesela konuşuluyordu Freiburg'da, oyuncu zaten Türkiye'ye gelmek istemiyor ve Premier Lig'deki takımlar yarışarak 60 milyona onu aldı. Bunu da net bir şekilde anlatmak gerekiyor, insanlar bunu da çok iyi bir şekilde bilmiyor. Her oyuncuyu Türkiye'ye getiremiyorsunuz, önceliği Premier Lig ise Premier Lig'i bekliyor. Buraya getirmek, çok erken yaşta da yani U23 bazen beklediğinizden de çok pahalı oluyor ama o parayı verseniz bile getiremediğiniz birçok oyuncu var. O yüzden bu transfer dönemini böyle doğru bir şekilde değerlendirmek lazım ama istediğimiz bir oyuncuyu aldık" dedi.

'DÜNYA KUPASI, TRANSFER DÖNEMİNİ ÇOK GECİKTİREN UNSURLARDAN BİRİ'

Dünya Kupası'nın transferi yavaşlattığını söyleyen Okan Buruk, "Valla genelde her şey çıkıyor, o yüzden 'pek adını duymadığı' diyemeyeceğim. Kimin adı geçse çıkıyor bizde, o konuda çok fazla kimsenin duymadığı bir şey yok maalesef. Ama tabii ki önemli, yani takıma oyun anlamında katkı sağlayacak, oyuncu transfer etmek istiyoruz. Bununla ilgili görüşmelerimiz var. Bir de bu süreç biliyorsunuz Dünya Kupası, transfer dönemini çok geciktiren unsurlardan biri. O Dünya Kupası devam ettikçe oradan dönen oyuncular, onların takıma katılması, takımların vereceği kararlar süreci etkiliyor. Biz 14 Ağustos'ta lige başlıyoruz, Şampiyonlar Ligi de Eylül'ün ortasında. O yüzden ne kadar erken transfer edersek o kadar iyi, ona katılıyorum. "Sonuna kadar bekleyeceğiz" demiyorum, bunu ben de istemiyorum, kimse istemiyor zaten. Ama dediğim gibi bazı oyuncularda da bir süreç gerekebiliyor; beklemek, kulübün kararı... Bazen sezona başlıyor, ondan sonra oyuncuyla ilgili karar veriyorlar. Önemli bir oyuncu almanız için, büyük bir takımdan önemli bir oyuncu almanız için bazen bunları da beklemeniz gerekebiliyor" diye konuştu.

'İKİSİNİ DE İSTERİM'

Can Uzun ve Bruno Fernandes'in takip ettikleri oyunculardan olduğunu belirten Okan Buruk, "İkisi de çok önemli, ikisi de değerli. Ben olsam ikisini de isterim. Zaten hocalar böyledir, hocalar hep ister. Bunlar bize özel, kulüplere özel şeyler; hem oyuncular için hem kulüpler için. İstediğiniz, beğendiğiniz oyuncular bazen oluyor ama burada öncelikle kulüplerin birbiriyle görüşmesi önemli oluyor. Oyuncularla zaten direkt olarak irtibat kurmuyoruz, bu çok doğru bir şey de değil, önce kulüplerle iletişim kurmak gerekiyor. Ama bu süreç içerisinde ilgimiz oyuncularla ilgili devam ediyor, ilgilendiğimiz oyuncular var" ifadelerini kullandı.

'BURADAKİ İLGİYİ BAŞKA BİR YERDE BULMAK ÇOK ZOR'

Hakkında transfer haberleri çıkan Davinson Sanchez'in takımda kalmasını istediğini dile getiren Okan Buruk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim tarafımızdan burada hiç en ufak bir esneklik olmaz, Davinson'un bizde devam etmesi gerekiyor. Bir yandan da Davinson açısından bakıyorum; ben Davinson yerinde olsam yine Galatasaray'da devam ederdim. Galatasaray'da yakaladığı atmosfer, stat atmosferi, Şampiyonlar Ligi... Tabii ki Como da Şampiyonlar Ligi'nde oynayacak belki, İtalya'da şu anda gelişen bir takım ama buradaki yaşadığı atmosferi, buradaki ilgiyi başka bir yerde bulmak çok zor. Biz Davinson'la çok mutluyuz, onu da çok seviyoruz ve sezona da bizle devam edecek."

Gabriel Sara için kendilerine bir teklif gelmediğini belirten 52 yaşındaki teknik adam, "Şu anda herhangi bir teklif gelmedi ama bizim kadromuz içerisinde düşündüğümüz yer alan önemli bir oyuncu. Yani demin de saydım, orta sahadaki o farklı oyuncu tipimiz Sara aslında, yani o en daha çok öne doğru kırılan, en kreatif oyuncumuz da Sara. Elimizdeki o tipteki tek oyuncumuz da Sara" diye konuştu.

'BİR YANDAN GALATASARAY'IN, BİR YANDAN BARIŞ'IN YANINDA OLDUM'

Barış Alper Yılmaz'ın geçtiğimiz sezon başında takımda kalmasıyla ilgili düşünceleri sorulan Okan Buruk, "Tabii bu süreçler hep oluyor, her futbolcu için olabiliyor. Yani dünyada da bunu çok fazla görebiliyorsunuz. Ama önemli olan bence oyuncuyu bilip, oyuncunun özellikle içini bildiğiniz, ruhunu bildiğiniz, her şeyini bildiğiniz ve Galatasaray'a ne kadar çok hizmet ettiğini iyi bildiğiniz, Galatasaray'ı ne kadar çok sevdiğini bildiğiniz bir oyuncunun tabii ki bu süreçten en iyi şekilde çıkması. Ben de orada tabii ki hep Barış'ın yanında oldum, bir yandan Galatasaray'ın yanında oldum, bir yandan Barış'ın yanında oldum çünkü ikisi birbirine çok bağlantılı aslında. Yani Galatasaray'ın başarısı için Barış'ın burada kalması hem ligde hem Avrupa'da oynadığı futbol, takıma verdiği katkı bence geçen sene için çok önemliydi. Özellikle Şampiyonlar Ligi maçları... Onun için çok iyi maçlar da geçirdi. Juventus maçlarını baktığımızda, gerçekten Barış oynadığında birçok mevkide de kullanabildiğimiz bir oyuncu. Santrafor kullandık, kanatlarda kullandık. Bu sene bek yapmadık onu, daha önce beke de ihtiyaç olduğunda Barış'ı bekte kullanıyorduk ama bu sene orada çok ihtiyacımız olmadı. Belki 1-2 maç onu oyun içerisinde hücum oynadığımız yerde sağ beke çektiğimiz bölümler oldu. Dediğim gibi, yani Barış burada mutlu, biz onunla mutluyuz. Galatasaray taraftarının da sevdiği bir oyuncu. Çok da iyi gidiyor. İnşallah yani bu sene de yine aynı şekilde devam edip yine o iyi oyununa, gerçekten o gücünü gösteren, bireysel yeteneğini gösteren bir oyuncu. Ona devam edecek, biz de yanında olacağız yine" dedi.

'20 MAÇ KAZANSANIZ, 21'İNCİ MAÇI KAZANMADIĞINIZDA O ELEŞTİRİ OLACAK'

Eleştirilerin her zaman olabileceğine değinen Okan Buruk, şöyle konuştu:

"Ne kadar başarılı olursanız olun, burada kaldığınız sürece bir kere yüzünüz eskiyor. Yani o eskiyen yüz belli bir yerden sonra daha kolay eleştirilen birine dönüşebiliyor. Dediğim gibi, yani ne kadar başarılı olursanız olun, yani 20 maç kazansanız, 21'inci maçı kazanmadığınızda o eleştiri olacak. Önemli olan burada bence, ne yaptığınızı iyi bilmeniz, gerçekten kendinizi objektif bir şekilde değerlendirebilmeniz. Hep onu söylüyorum, ya zaten eleştirileceksiniz. Zaten bu işte nasıl övgü varsa, eleştiri de var. Yani ben hep beni hep övsünler ama eleştirmesinler diye bir şey yok. Yani eleştiri oluyorsa da, dediğiniz gibi en öne çıkıp, yani bu takımın lideri olarak çıkıp göğsünüzü gere gere de onları karşılamanız gerekiyor. Çünkü benim arkamda bir takım var. Ben o takımı her zaman gerçekten güçlü gözükmem gerekiyor, onları gerçekten bana baktıklarında o gücü, o özgüveni göstermem gerekiyor. Bence bu çok önemli. Dışarıya bu mesajı vermemiz gerekiyor. Ama tabii ki eleştiri olacak. Yani bunun tabii ki dozu, şiddeti, saygısı, saygısızlığı, bunlar tartışılabilir. Ama dozunda olduğu sürece bunları zaten kaldıracağız. Yani işimiz bu. Yani futbol zaten bu kadar sevildiği için bu kadar eleştiri alıyorsunuz, yani veya bu kadar övülüyorsunuz. Ama yani şunu da bana sorarsanız, hangisi daha ağır basıyor? Yani her sene bittiğinde şampiyon Galatasaray olarak insanların gözünün içerisine o güvenle bakıp, insanların size teşekkür ettiği, "Teşekkür ederiz, tekrar şampiyon." dediği senaryo, bence bütün hepsinin önüne geçiyor. Yani o yaşadıklarınızı da zaman zaman unutuyorsunuz ama dediğim gibi, ama hepsi olacak yani bunu da yani bana kimse bir şey demesin diye de bir şey yok yani, futbolun içerisinde."

Geçtiğimiz sezon kendileri en çok geliştiren maçın hangisi olduğu sorulan tecrübeli teknik adam, şu ifadeleri kullandı:

"Liverpool... İlk 1-0 kazandığımız iç saha maçı. Hem geliştirdiğimiz hem oyun olarak hem taktiksel olarak sahada daha iyi durduğumuz... Şampiyonlar Ligi birçok maçın etki eden oyunlardan biriydi. Yani en çok geliştiren, o dönem içerisinde de ben Liverpool, ilk 1-0'lık galibiyeti düşünüyorum."

'HÜCUM HATTINA 3 TANE OYUNCU DÜŞÜNÜYORUZ'

Hücum hattına 3 transfer düşündüklerini dile getiren Okan Buruk, "Yabancı sayısı, Türk sayısı ona göre planlayarak gitmemiz gerekiyor. Yani siz de söylediniz, hücum hattına, hem forvet arkasında oynayabilecek hem santrfor şeyi soru işareti dedim. Yani oralara oyuncu bakıyoruz. Tabii ki yine Noa Lang biliyorsunuz ayrıldı kiralıktı, ondan da çok memnundum. Kendisini çok sevdik. Hem takım olarak, arkadaşları olarak çok uyumluydu. Bize acayip katkı sağladı. Çok değerliydi. Yeni kuralda bundan sonraki transferlere bağlı oldu. Burada da yani transferin de onun devamındaki sayıyı ona göre belirleyeceğiz. Yani dediğim gibi, hücum hattına üç tane oyuncu düşünüyoruz. Bir tane de savunma hattına belki devamında düşünebiliriz. Ona da ama ilerleyen süreçte karar vereceğiz. Yani tam orada yani sağ sol gibi düşünmedik ama yani oradaki durumumuza göre, oradaki planlamamıza göre sezon başladıktan sonra da orada bir takıma katkı sağlayacak yine... Dediğim gibi yani çok zor kararlar. Türk olacak. Burada da en istediğiniz oyuncuyu bulabilecek misiniz, bulamayacak mısınız; bunlar çok zor kararlar ve iyi de bir kadroya sahibiz. Her mevkide aslında şu anda oynatabileceğimiz oyuncular var. Ama dediğim gibi yani buraya yeni oyuncularla hem daha çok güçlendirip Şampiyonlar Ligi için de çok daha güçlü bir kadro kurmamız gerekiyor. Dediğim gibi, o devamına da ilerleyen süreçte bakacağız" diye konuştu.

'İLK YIL BİZİM İÇİN EN RAHAT YILDI'

İlk şampiyonluğun diğerlerine göre daha kolay olduğunu söyleyen Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, "Birincisi ilk sezon Avrupa yoktu, tek maça hazırlanıyordunuz ve çok rahattınız. Yani işte 11'iniz belli. O hafta bekliyorsunuz, bütün hafta bir maçı bekliyorsunuz, bir maça çıkıyorsunuz. O çok tabii ki en rahat yıldı bizim için. Ama son seneye baktığımızda tabii ki Şampiyonlar Ligi'yle birlikte yarıştığınız ve kadro genişliğinizin daha fazla arttığı ve işte hep onu söylüyorum, mutlu mutsuz oyuncunun biraz daha arttığı, herkesin oynamak istediği, oynamayı beklediği bir senaryo var. O yüzden yani ilk seneki senaryo dediğim gibi daha rahat olan bir senaryoydu. Bu sene daha zor bir senaryodan yine şampiyon olarak çıktık. Hem de bu tabii ki dördüncü yılınız; yani 4 sene üst üste şampiyon olmak, yani o enerjiyi tutmak, oyunculara o motivasyonu vermek hep söylüyorum o kolay bir şey değil. Bunu yapıyoruz ama kolay bir şey değil" dedi.

'HERKESİN GALATASARAY'I DURDURMAK İSTEDİĞİ BİR YERE GELDİK'

Yakalanan başarının ardından rakiplerin kendilerine daha farklı bir şekilde hazırlandığını söyleyen Buruk, şu ifadeleri kullandı:

"Bir yandan da rakipleriniz her sene üstüne koyarak, daha çok transfer yaparak ve bir yerde de herkes size karşı olarak artık yarıştığınız bir yere geliyorsunuz. Yani herkesin Galatasaray'ı durdurmak istediği bir yere geldik. Yani tek sadece şampiyonluğu düşündüğü değil; yani hem Galatasaray'ı durdurup hem başarılı olmaya çalıştığı bir yere geldik artık aslında. Bu da tabii ki hem rakiplerinizin, ligdeki bütün rakiplerinizin konsantrasyonunun sadece size karşı artmasını sağlıyor. Oynadığınız maç sertliği artmaya çalışıyor çünkü sizin maçınıza çok ayrı bir şekilde hazırlanıyorlar. O yüzden yani her sene bu anlamda daha zor oluyor benim için."

Skor üreten oyuncuların her zaman daha ön plana çıktığını ancak diğer oyuncuların da yerlerinin ayrı olduğunu belirten Buruk, "Tabii ki herkes işini en iyi şekilde yapıyor. Yani kalecimizden bazen kaleci santrfor daha çok ön plana çıkıyor veya işte gol atanlar çok daha ön plana çıkar. Yani dünyada da böyledir. Gol atan oyuncu her zaman gol, asist; yani gole yakın oyuncular daha çok ön plana çıkar. Ama bir de tabii ki takım içerisindeki emekçiler vardır. Oraya diğer bölgelerdeki bütün oyuncuları sayabilirim aslında. Yani o hem orta saha hem sağ bek, sol bek... Yani bu mevkilerde oynayan birçok oyuncumuzu sayabilirim. Sadece dediğim gibi yani daha çok skoru kim üretiyorsa, o biraz daha ön plana çıkıyor. Ama diğer oyuncularım da hepsinin yeri ayrı. Bence bazen oynamayan oyuncunun bile yeri ayrı oluyor. Dediğim gibi, takım içerisinde oynamasa da takımın o birlikteliğine sahip çıkan, takım içerisindeki o dengeleri yardım eden, destek olan... Belki çok az oynamıştır ama takım içerisinde o önemli soyunma odası rolüne sahip oyuncular da önemli olabiliyor" dedi.

'BİZ HER MAÇI KAZANMAK ZORUNDAYIZ'

Önümüzdeki sezon genç oyunculara daha forma şansı verip, vermeyeceği sorulan Okan Buruk, şöyle konuştu:

"Şöyle tabii ki; bunu tabii en çok ben isterim. Yani genç oyunculara süre verebilmek, genç oyuncu almak, genç oyuncu oynatmak tabii ki en çok bunu ben isterim. Ama bir gerçek de hem ligde hem Şampiyonlar Ligi'nde yarışıyorsunuz. ya ben şuna hep inanırım; benim gözümde genç ve yaşlı oyuncu yoktur. Yani hani hak eden oyuncu vardır. Yani hak ediyorsa oynar. Genç veya yaşlı olduğu için, tecrübeli olduğu için veya işte çok az para aldığı için veya çok para aldığı için, maaş aldığı için oynayan veya oynamayan oyuncu yoktur. Bence iyi oyuncu vardır. Yani o yüzden katılmadığım yer... Hani genç oyuncu oynadığında tabii ki daha çok mutlu oluyorsunuz ama buna hak eden, gerçekten gelip o formayı alan genç oyuncu da zaten gelir, alır o formayı ve oynar. Yani bunu da böyle değerlendirmek gerekiyor. Yani bizim bunu zorlamamızdan çok, oyuncunun gelip alması gerekiyor. Çünkü dediğim gibi yani burası Galatasaray. Biz her maçı kazanmak zorundayız. Yani Şampiyonlar Ligi de dahil, lig maçı da dahil, her maçı kazanmak zorundayız. Çünkü Galatasaray kulübüne, camiasına, bizim üzerimizdeki bu sorumluluk var. Biz yetiştirici bir kulüp değiliz bir kere. Tabii ki yetiştiricilik de güzel. Keşke hem yetiştirip hem yarışan bir kulüp olsak. Barcelona böyle bir kulüp, hem yetiştiriyor hem yarışıyor. Keşke Barcelona olabilseniz. Keşke böyle bir akademiniz olsa. Keşke böyle bir oyuncu grubunuz olsa devamlı oradan. Dediğim gibi, bu da gerçekten o yetenek ve oyuncuların gerçekten bunu hak edip hak etmedikleri ve o kapasitede olup olmadığına göre de değişiyor ama biz şu anda gerçekten yarışan bir kulübüz ve yarışıp kazanmak zorunda olan bir kulübüz."

'TAKIMIN OYNADIĞI OYUNU AYNI ŞEKİLDE DEVAM ETTİREBİLECEK BİR OYUNCU OLMASI GEREKİYOR'

10 numarada skor üretebilecek bir oyuncu için çalıştıklarını belirten Okan Buruk, şöyle konuştu:

"Yunus kasığından, dizinden sakatlıkları oldu. Bir dönem böyle çok sancılı geçti ama Yunus'un formda olduğu dönemde hep oradan doğru katkı aldık. Bir dönem İlkay orada oynadı, çok iyi oynadığı maçlar oldu. Gabriel Sara'yı orada kullandık, önceki sene de kullanmıştık. Onun da özellikle maç maç, maçın sertliğine göre bize katkı verdiği çok fazla maç oldu. Bu sene için düşüncemiz tabii ki orada bence takım oyununa uyabilecek bir oyuncu olması. Skor üretmek çok önemli bence o mevkide oynayan için. Hem de dediğim gibi takımı oyununa uyabilecek, yani takımın oynadığı oyunu aynı şekilde devam ettirebilecek bir oyuncu olması gerekiyor. Yani bunun üzerinde çalışıyoruz."

'ATLETİK PERFORMANS OLARAK BİR SIKINTI YAŞADIĞIMIZI DÜŞÜNMÜYORUM'

İyi bir teknik ekibe sahip olduklarını söyleyen Buruk, "Atletik performans olarak bir sıkıntı yaşadığımızı düşünmüyorum. Bu zaten eğer verilere baktığınızda, değerlendirmelere baktığınızda, bizim gibi yüksek şiddette oynayan bir takım için hem performans hem de sakatlık geçmişine baktığınızda bu 4 senelik periyotta, bunda tabii ki sadece atletik performans ekibimiz değil, sağlık ekibimizin başarısı da var. Yener Hoca ve ekibinin başarısıyla birlikte belki en az sakatlık yaşayan takımlardan biriyiz. Bu tabii ki sakatlıklar olabilir, ayrı şeyler, farklı şekilde ama yani bu kadar yüklü bir oyun oynayıp, bu kadar şiddetli, bu kadar patlayıcılığı ön planda bir oyun oynayıp... Biz normal, işte bekleyen bir takım değiliz. Biz agresif bir takımız. Özellikle maçlara o şiddetli oyunla başlayan, özellikle maçın ilk yarılarını o şiddetli oyunla oynayan bir takımız ve bunda tabii ki maç içerisinde yaymak çok önemli oluyor. Ama bu seneki performansımıza baktığımızda, geçtiğimiz seneye, hem Liverpool maçları hem belki bu alandaki en iyi takım, atletik performanstaki en iyi takım Atletico Madrid'e karşı oynadığınız oyuna baktığınızda, maçın sonuna kadar kimin daha çok ayakta kalıp kalmadığına baktığınızda hani Galatasaray takımının bu gücü var. Bazen oyuncular maç seçiyor mu veya maçta ara sıra işte öne geçtikten sonra oyunu rölantiye alıyor mu? Bu tür şeyler olabilir. Tabii burada da oyuncu değişiklikleri olmaya başlıyor ama ben fiziksel olarak hep ligin en iyi takımlarından biri olduğumuzu düşünüyorum. Bunu geçen sene fiziksel olarak Avrupa'da da gösterdik. Yani hatırlayın, geçen sene Liverpool maçı öncesi yapılan yorumlarla, Liverpool maçı sonrası yapılan yorumları bir hatırlayın. Yani Galatasaray takımının atletizminin ne kadar iyi olduğu ve Galatasaray takımının gerçekten fiziksel olarak da çok iyi durumda olduğunu biz Şampiyonlar Ligi'nde gösterdik. 120 dakikalık Juventus maçı var, yani birçok maçı oynadık ama dediğim gibi yani biz bu oyunları, yüksek şiddette oyunları, özellikle yani bu futbolda çok önemli, bunları çok iyi bir şekilde oynayan ve bu güce sahip olan, bu gücü de oyuncularına veren bir ekibiz. O yüzden bu anlamda yani farklı bir düşüncem yok. Onun yanında, tabii ki ekibinizi her zaman geliştirmek önemli. Yani burada onu daha yukarıya çekebilmek, daha iyiye götürmek önemli oluyor. İyi de bir ekibe sahibiz. Yani bu 4 senelik şampiyonluğu yaşamış bir takımın ekibi yani başarısız görmek veya işte daha farklı değerlendirmek doğru olmayacağını düşünüyorum ama her ekibin de desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bununla ilgili düşüncelerimiz var. Yani kendi ekibimizi geliştirmek, burada ne katabiliriz içeriye, nasıl bir birini daha katıp daha yukarıya çekebiliriz. Burada sayımız da çok fazla artıyor açıkçası, onu da söylemek gerekiyor. Yani antrenman performansı, antrenman sonrası yapacağınız bireysel çalışmalar, bunları da hep geliştirmek gerekiyor. Duran toplar var biliyorsunuz. Bunlarla ilgili de yani belki içeriye bu anlamda yani yeni birini de katabiliriz. Buna da kapalı biri değilim. Bu gelişimi göstermemiz gerekiyor. Dediğim gibi oyuncu kalitesi artıyor, maç kalitesi artıyor, maç şiddeti artıyor. Burada da ekibi ne kadar güncel ve güçlü tutarsanız o kadar önemli oluyor. Yani Mertens tabii ki antrenör değil. Mertens'in de düşüncesi, yani onu biraz daha böyle takımın içerisinde olabilecek bir profil olarak; hem takım hem teknik heyet hem kulübün içerisinde olabilecek bir profil. Aslında oraya en net uyan oyunculardan biri o. Yani öyle bir şey için düşündük, başkanımız bu görüşmeyi gerçekleştirdi. Yani buna açık olursa tabii ki bunu büyük bir mutlulukla kabul ederiz" ifadelerini kullandı.

'BİZİM ŞAMPİYON OLMAMIZ GEREKİYOR'

Bir taraftar olarak, teknik direktör Okan Buruk'tan şampiyonluk isteyeceğini söyleyen Okan Buruk, "Birincisi şampiyon olmamız yine beklenmeli yani. Yetmemek ayrı bir şey ama şampiyon olmamız gerekiyor. Yani size yeter, sana yeter, bana yetmez ayrı bir şey. Bazısına yeter, yetmez ama bizim şampiyon olmamız gerekiyor. Şampiyon olmak tabii ki... Ha, bunu geçen sene yaptık zaten. Hem Şampiyonlar Ligi'nde oynayıp hem oraya çok önem verip hem şampiyon olduk. Yani o yüzden diyorum; şampiyon olmayı cebinize koymanız gerekiyor, bunu istemeniz, bunun üzerine yine aynı ciddiyetle eğilmeniz gerekiyor. Onun yanında tabii ki Şampiyonlar Ligi'nde geçen senenin daha üstüne çıkmak... Yani ben olsam bunu isterim tabii ki Okan Hoca'dan" dedi.

'OKAN HOCA'NIN OYUNCUSU OLMAK İSTERDİM'

Teknik direktör Okan Buruk'un takımında oynamak isteyeceğini söyleyen tecrübeli teknik adam, şöyle konuştu:

"Teknik direktör Okan Hoca'nın oyuncusu olmak isterdim. Yani onu da yaşamak isterdim yani. O hem saha içerisinde, takımda bir Okan Buruk olup hem takımın başında bir Okan Buruk olmasını isterdim."

'MİLLİ TAKIMA AYNI DESTEĞİ VERMEMİZ GEREKİYOR'

Dünya Kupası'nda milli takımdan beklentilerin yüksek olduğunu söyleyen Okan Buruk, ancak iyi bir oyun ortaya konmadığını söyledi. Milli takıma destek olunması gerektiğini belirten Buruk, "Beklentimiz yüksekti. Gruptan da çok rahat çıkarız diye düşünüyorduk. Çünkü üçüncülerin büyük ihtimalle çıktığı bir gruptan, en kötü üçüncü olarak, ikinci olarak, birinci olarak bütün o ilk üçte çıkabilirdik diye düşünüyoruz. Ama maalesef tabii ki yani hem iyi oynamadık, kabul ediyoruz. Yani en iyi maçlarımızı oynamadık. Futbol şansı da yanımızda yoktu açıkçası. Bize gelen her top gol oldu. Biz bir türlü o gole ulaşamadık. İlk maç daha az pozisyona girdik, ikinci maç daha çok pozisyona girdik. Yani oralarda maçları çevirecek bir şey de lehimize olmadı açıkçası. Ama futbolun içerisinde bunlar oluyor. Bence Dünya Kupası'na katılmak da önemliydi, değerliydi. Bir üst tura çıkıp orada da elenebilirdik. Ama böyle bir tecrübeyi en azından yaşadık. Yıllardır gidemiyorduk biliyorsunuz, çok uzun bir süre sonra, 24 yıl sonra tekrar oraya katıldık. Yani buna da şükür. Bu bize bir tecrübe oldu. Bir sonraki turnuva daha iyi olacak. Hocaya ve futbolculara olan eleştirinin dozunun da çok yüksek olduğunu düşünüyorum. Sonuçta bu çocuklar bizi Dünya Kupası'na götürdü. Onlar istemez miydi, hepimizden çok isterlerdi. Saha içerisinde onu vermeye çalıştılar zaten. Vermeyen bir takım olsa onu farklı değerlendirebilirsiniz ama gerçekten bir şeyler yapmaya çalıştılar, istediler ama olmadı. Bazen olmayınca olmuyor. Yani bu işte Almanya da bir sonraki tur Paraguay'a elendi. Aslında Paraguay'ı işte çok küçük gördük ama bütün takımları zorladı. O yüzden futbolun içerisinde bunlar var, bunlar yaşanılabiliyor. Bence tekrar o milli duyguyu yakalamak gerekiyor. Yani bir anda milli duyguyu kaybediyoruz takım başarısız olduğunda ama bence milli duygu böyle başarı ve başarısızlıkla yakalanıp kaybedilecek bir şey değil. O yüzden aynı tutkuyu, aynı isteği Eylül ayından itibaren tekrar başlayacak. Orada da bence tekrar milli takımın aynı güçlü seviyede olacağını düşünüyorum. Bizim de onlara aynı desteği vermemiz gerekiyor yani" diye konuştu.

'ELEŞTİRİLSE DE İYİ BİR HOCAYA SAHİBİZ'

Milli takımda görev almak isteyip, istemediği sorulan Okan Buruk, şöyle konuştu:

"Her Türk insanı için bence manevi olarak çok büyük bir değer, çok büyük bir mutluluk orada olmak, bir ülke milli takımını yönetmek. Gerçekten önemli, değerli. Yani ileride tabii ki yani böyle bir şey olursa buna zaten hiçbir Türk evladı hayır demez. Yani benim dışımda herkes için orası bir onurdur, değerdir. Yani ileride böyle bir şey olursa tabii ki yani ben de bir Türk olarak çok büyük bir mutlulukla o görevi yerine getirmeye çalışırım. Dediğim gibi bu sadece ama yani şu anda gerçekten belki eleştirilse de iyi bir hocaya sahibiz, Montella. Yani onun tekrar görevinde devam etmesi, onun başarıları, onun bir sonraki şampiyonada götürmesi bizim için bence çok önemli. Ona da o desteği vermemiz gerekiyor. Yani bence Dünya Kupası'na götürmüş bir hocaya da tekrar o desteği vermemiz gerekiyor."

'BU MUTLULUĞU OLABİLDİĞİNCE DEVAM ETTİRMEK İSTİYORUM'

Yakalanan başarıların ardından Avrupa ekiplerinin takibinde olmasının normal olduğunu söyleyen Okan Buruk, Galatasaray'daki mutluluğunu devam ettirmek istediğini söyledi. Okan Buruk, "İster istemez göz önündesin. 4 sene şampiyon olmuşsunuz, işte Şampiyonlar Ligi'ndeki performansınız var. Yani bunlardan sonra sizin daha çok takip edilmeniz, daha çok gündeme gelmeniz, buralarda yer almanız kadar normal bir şey yok. İnşallah şampiyon oldukça devam etmek, şampiyonlukların üzerine devam etmek benim için en büyük öncelik. Zaten bir sözleşmemiz var. İki taraf da mutlu; ben mutluyum, başkanımız da mutlu, taraftarımız mutlu. Bu mutluluğu olabildiğince devam ettirmek istiyorum. Benim için en büyük hedef, en büyük istek, gelecekle ilgili en büyük beklenti tabii ki Galatasaray'ın başında bu başarılı bir şekilde görevime devam etmek" dedi.

'FRANSA - İSPANYA MAÇINDAN ŞAMPİYON ÇIKABİLİR'

Bugün Dünya Kupası'nda oynanacak Fransa - İspanya maçında kazanan tarafın şampiyon olabileceğini söyleyen Buruk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İspanya, Fransa, İngiltere benim favorilerimdi. Dünya Kupası öncesi röportaj yapmıştık, orada üçünü söylemiştim. İspanya-Fransa maçı bu akşam. Oradan bir şampiyon çıkabilir yani öbür tarafta İngiltere, Arjantin. Ama yani İspanya-Fransa'dan bu turu geçecek takımın şampiyonluğa daha yakın olduğunu düşünüyorum. Favorim İspanya veya Fransa, yani iki takım bu akşam oynayacak. Yani burada Fransa'nın çok iyi gittiğini düşünüyorum. İspanya da ama gerçekten yani hem oyuncularıyla hem de maç içerisindeki yapacakları aksiyonlarla çok bilinmeyen bir takım. Yani ikisinden biri kazanacak, bu akşamı kazanan finali de kazanır diye düşünüyorum."

'TRABZONSPOR GEÇEN SENENİN FLAŞ TAKIMIYDI'

Yeni sezondaki şampiyonluk yarışıyla ilgili düşünceleri sorulan tecrübeli teknik adam, sözlerini şöyle tamamladı:

"Hiçbir sezonun farklı olduğunu düşünmüyorum. Her sezon takımlar kadrolarını güçlendiriyor, transferler yapıyor. Devre arası bu transferleri yapan birçok takım var. Her sene açıkçası yani özellikle dört büyük takımın şampiyonluk yolunda başladığı sene oluyor. Ondan sonra haftalar içerisinde tabii ki bu değişimler olabiliyor. Ama önemli kadrolar kuruluyor, önemli isimler getiriliyor. Bu da tabii ki Türkiye Ligi'nin kalitesinin ne kadar yukarıya çıktığının, ne kadar arttığını ve ne kadar artacağını da gösteriyor. Geçen sene özellikle belki Trabzonspor geçen senenin flaş takımıydı bence. Yani hem şampiyonluk yarışının içerisinde oldu hem Türkiye Kupası'nı kazandı. O yüzden yani Trabzonspor'un da yine Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un da şampiyonluk yarışı içerisinde aynı hedefle, aynı istekle ve aynı şansla başladığını düşünüyorum. Yani herkes sıfırdan başlıyor, herkes aynı şansla başlıyor."

HABER: Serhan TÜRK/ KAMERA: Uğur Gülboy - Harun Şahbazoğlu/ DRON: Ataberk KURT

Kaynak: DHA