Ömrünü Ömrüme İlikler misin ?
“Ömrünü Ömrüme İlikler misin?” kitabıyla yazar dünyasına katılan İbrahim Toprak’la, hoş bir sohbette bulunduk …
Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? İbrahim Toprak kimdir?
Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde doğdum. Şu an üniversite okuduğum ilde yani Konya’da yaşamaktayım. Hayatla her daim mücadele içerisinde olan ve hayallerine sıkı sıkıya sarılıp o yolda ilerlemeye çalışan bir adamım. Kitapları ve kitapların içinde boğuşmaktan mutluluk duyan biriyim. Gülmeyi seven ve pozitif düşünmeye özen gösteren bir yapım var. Kısacası, okyanusta bir damla suyum, belki de bir damla bile değil.
Yazmaya olan ilginiz nasıl başladı?
Yazmak bana bahşedilmiş en büyük nimet. İnsanlara anlatamadıklarımı, yazılarla kağıtlara gözyaşım gibi dökerken, bulduğum huzur beni daha çok yazmaya yöneltti ve en önemlisi de içimde hep yazmam gerektiğini söyleyen bir fısıltı oldu. Ulaşmam gereken eller vardı ve bu eller kimsesiz insanların bir kimsesi olabilme umuduydu.
Kitabınızın ismi çok derin anlamlar içeriyor, nasıl ortaya çıktı bu isim?
Yazmış olduğum bir yazının başlığını içermekte, “Ömrünü Ömrüme İlikler misin?”
Koşulsuz sevgi, ömürlük bir ömür isteğim bu başlığı doğurdu. Düşünün ki bir gömleğin düğmesinde iki tane delik var ve ikisinin içinde de yeşeren bir sevgi. Halkanın içinden çıkamayan ve her koşulda birlikte ömür boyu geçinen bir çift. Yaşayacaksak eğer ya en derinini yada enderini yaşamayı tercih edenlerdenim.
Kitabın türü ve konusu hakkında bilgi verir misiniz?
Kitabın türü deneme. Aşk üzerine yazılmış denemelerden oluşmakta. Tabiki de bunlar gerçek duyguları içermekte. Doğallığı seviyorum. O yüzden olduğu gibi aktarmaya özen gösterdim. Üç bölümden oluşan kitap, “Ayrılığın Dirilişi” filizlenen ayrılık anılarım, “Hüzn-ü Müebbet” içimdeki çığlıkların kağıtlara dökülmesi ve “Umudun Zaferi” umut etmenin güzel şey olduğunu, denizin dibine batıp tüm gücüyle ayağıyla kendini suyun üstüne atan bir insan gibi nefes almak için verdiğim mücadeleleri içermekte.
Kitabınızı yazarken beslendiğiniz olaylar oldu mu? Varsa nelerdir bunlar?
Belki sizlere ilginç gelecektir ama aşk üzerine kitap okumak ve yazmaktan hiç hoşlanmayan biriydim. Ancak ayrılık beni ne zaman incitti ve kırdı, kalemimden dökülenler ayrılığın vermiş olduğu acıyla birlikte kendiliğinden dökülmeye başladı. Olaylar, yaşadığım acı olaylardı. Taşıdığım bu bedeni kaldıramadığımda ve derinden üzüldüğüm ayrıca hiç beklemediğim kişilerin sırtımdan bıçaklamaları sayesinde sitemlerimi yazmayı tercih ettim. Kötü şeyler yaşadım belki ama umut etmeyi de okurlara anlatmak istedim. Çünkü umutla suyun üstüne çıkıp nefes almayı da yaşadım. O yüzden tek tek sayamayacağım onlarca olay var.
Kitabı yazma süreci ne kadar sürdü?
Öncelikle yazılarım kitap çıkartmak için olmadı. İçimdeki sitemleri birileri duysun istiyordum. Bir nevi kendi kendimi terapi yapıyordum. Baktım ki yazılar birikmeye başladı ve çevremde okuyanların güzel tepkilerini alınca, kitap hâline getirilmesine karar verdim. Bu süreç 2012’de başlayan bir süreçti. Yavaş yavaş sadece hissettiğim sürede yazdığım yazılardan ibaret. Kitabın sayfa sayısı çok olsun diye asla yazmadım. Karınca misali yavaş yavaş ilerledim ama büyük bir ilhamla yol aldığımı düşünüyorum.
Takip ettiğiniz belirli yazarlar var mı?
Elbette. Benim için özel bir yeri olan Virginia Wolf, Franz Kafka, Amin Maalouf ve Albert Camus’un yazılarını okurken keyif alıyorum. Ayrıca Cahit Zarifoğlu ,Sabahattin Ali, Tezer Özlü (ki kendisi Kütahya doğumlu olması yazılarına sarılmama sebep verirken, kitaplarından ilhan aldığım bir yazar), Nazan Bekiroğlu, Cemal Süreyya, Atilla İlhan, Nazım Hikmet, İclal Aydın, İlkim Öz ve yeni hayatıma giren Tuğba Sarıünal bana birşeyler kattığını düşündüğüm ve okurken keyif aldığım yazarlar.
Okuma merakın nasıl doğdu?
Bu soruyu enişteme sorsaydınız, “Küçük yaşta belliydi yazılarla uğraşıp, kitaplar okuyacağı. Küçücük yaşında benden –Bilim Çocuk, Bilim Teknik dergileri istiyordu. “ diye cevap verecektir.
Yazmak size ne ifade ediyor?
Yazmak, kaybolmak demek. Biraz olsun dünyadan kopup hayalimdeki karakterlerle diyalog halinde olmak ve olmak istediğim yer. Gökyüzü gibi uçsuz bucaksız bir maviliği temsil ediyor yazmak. Huzura erdiğim yer.
Daha sonraki hedefleriniz nedir?
Hayaller sonsuzdur. İlk başta hayalim bir kitap çıkartıp gelecek kuşaklara bir eser bırakabilmekti. Şimdi kitabı çok satanlar listesinde yer alan bir yazar olup, köy köy, ilçe ilçe, il il dolaşıp insanlara sevgiyi, acıyı, hüznü, sadakati ve yardımseverliği anlatabilmek. Her insana seslenmek istediğim şey, kimsesiz insanların bir kimsesi olabilmek için yarış haline girmeleri.
Yazarlığın dışında nasıl birisiniz? İç dünyanızı nasıl anlatırsınız?
Olaylara göre değişen biriyim. Bazen herkesten çok umut dolu olurken, bazen herkesten çok karamsar olabiliyorum. Insanlara pembe bir tablo çizemem ama genel anlamda neşeli, umut dolu ve hep bir mücadelenin içinde olan biriyim. Gülmeyi çok severim ancak en çok da karşımdaki insanın güldüğünü görmek bana keyif verir. Ben tüm insanlık için üzülebilirim yeter ki herkes gülümseyip mutlu olsun.
Duygularınızı kolay ifade eden biri misiniz?
Çocukluğumda utangaç bir yapıya sahiptim. Ancak zamanla kalabalık ortamlarda bulunup, konuşmalar yapıp ve organizasyonların içinde bulundukça kendimi ifade etmekte daha kolay oldu. Kim nasıl yargılar bilemem, bunu düşünmeden olduğum gibi ifade ederim kendimi. İyi veya kötü bir insan olduğumu söyleyenlere kulak asmam çünkü önemli olan Allah katında nasıl biri olduğum benim için. O yüzden kolaylıkla ifade edebilirim duygularımı.
Aşka bakış açınız nedir?
Aşk, karşı tarafta kaybolmak. Bu yüzden derinlerde yaşayanlardanım. Aşk güzel bir duygu. Günümüzde insanlar aşktan çok dert yanar ve aşkın bir yerlerde bittiğini söylerler. Bu aşka bakış açısına bağlı. Aşkı kirleten insanlar yüzünden aşka olan saygımızı yitirecek değiliz ya. Karşılıklı olan aşk başkadır ancak ben aşık olduğum kadınla yaşlanmayı tercih ederim. Koşulsuz sevgi inancına sahibim.
Yazarların çoğu yazarken yalnızlığın çok önemli olduğunu söyler, sizin için de öyle mi?
Kesinlikle. Genelde geceleri yazarım ve yalnız olmam gerekir. Dikkatimi dağıtacak her şeyden uzaklaşıp kendimi veririm kalemle kağıdın dansına. Havanın kararması ve herkesin uykusunda hayallerini düşlediği sırada ben neler yapabilirim düşüncesiyle boğuşur, yazılara bırakırım duygularımı. Sessiz bir oda ve fon müziğinin eşliğiyle birlikte yaşıyor olurum kelimeleri.
Kitap ne zaman okuyucuyla buluşuyor bundan da bahseder misiniz?
Kitabımız baskısı yapıldı. İnşaallah önümüzdeki haftadan itibaren tüm Türkiye’de gerek kitapçılarda gerekse internet satış sitelerinden satın alınabilir.
Bizde Haberediyoruz sitesi olarak yeni yazarımız İbrahim Toprak Bey’e söyleşi için teşekkür ediyor ilk kitabının da hayırlı olmasını ve yeni eserlere imza atmasını diliyoruz.
Ben özellikle benim ve kitabımın tanıtımında destek olmanızdan dolayı teşekkür ediyor, hayırlı çalışmalar diliyorum.
Kaynak:www.bilimturk.com