Ormancılık Politikası Anabilim Dalı Başkanı Atmış: Tabiat Koruma Alanların Sayısı Azaldı
Bartın Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Ormancılık Politikası Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış, Türkiye'de son yıllarda korunan alanların sayısının azaldığını, ağırlıklı olarak rekreasyon alanı olarak kullanılan mesire yerlerinin ve daha çok rekreasyon amacıyla oluşturulan tabiat parklarının sayısında artış yaşandığını belirtti.
Bartın Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Ormancılık Politikası Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış, Türkiye'de son yıllarda korunan alanların sayısının azaldığını, ağırlıklı olarak rekreasyon alanı olarak kullanılan mesire yerlerinin ve daha çok rekreasyon amacıyla oluşturulan tabiat parklarının sayısında artış yaşandığını belirtti.
Bartın Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Atmış, Orman Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Artar ile azırladıkları "Türkiye'de Korumadan Kullanmaya Yönelen Doğa Koruma Politikalarının Değerlendirilmesi" adlı çalışmalarını ANKA'ya değerlendirdi. Prof. Dr. Atmış, Türkiye'de son yıllarda koruma niteliği ağır basan korunan alanların sayısında önemli bir artış görülmediğini, en hassas korunan alanlardan olan tabiat koruma alanların sayısının azaldığını, ağırlıklı olarak rekreasyon alanı olarak kullanılan mesire yerlerinin ve daha çok rekreasyon amacıyla oluşturulan tabiat parklarının sayısında artış yaşandığını belirtti.
-"TURİZM AMAÇLI YAPILAŞMALAR ARTIRILDI"-
Korunan alanlarda yapılaşmayı sağlayan en önemli uygulamalardan birinin, korunan alan sınırlarının daraltılması veya değiştirilmesi olduğunu anımsatan Atmış, Türkiye'de son 20 yılda bu tür uygulamaların özellikle turizm amaçlı yapılaşmaları arttırdığını savundu. Turizm ve maden tahsislerini kolaylaştırmak için yapılan düzenlemelerin, korunan alanlarda nitelik bozulmasına yol açan uygulamalar olduğu vurgulayan Atmış, Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı'nın mevcut şekliyle yasalaşması durumunda bu sürecin hızlanacağına dikkat çekti.
-"YANLIŞ UYGULAMALARI HIZLANDIRACAKTIR"-
Bazı korunan alan statülerinin izin vermediği uygulamaların, o korunan alanın statüsünün değiştirilmesiyle hayata geçirildiğini de dile getiren Atmış, "Son yıllarda bazı tabiatı koruma alanlarının milli parka dönüştürülmüş olması bu uygulamaların önemli örneklerindendir. Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı'ndaki yeniden değerlendirme kararları bu tür yanlış uygulamaları hızlandıracaktır" dedi.
-"BİLİMSEL YAKLAŞIMA ÖNEM VERİLMELİ"-
Korunan alanları planlama çalışmalarının kimler tarafından yapılacağının piyasa koşulları tarafından belirlendiğini kaydeden Atmış, bu çalışmalarda piyasa koşullarına göre oluşturulacak ekiplerden ve çalışma yöntemlerinden çok, uzmanlaşmaya ve bilimsel yaklaşıma önem verilmesi gerektiğini vurguladı.
-"MÜDÜRLÜKLERİN YETKİLERİ ARTTIRILMALI"-
Korunan alanların yönetiminden sorumlu olan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün birçok konudaki yetkilerinin başka kurumlara devredilmesi veya korunan alan sınırlarının hemen dışındaki faaliyetler konusunda söz sahibi olmamasının, korunan alan yönetiminin etkinliğini azaltmakta olduğunu belirten Atmış, korunan alanların etkin korunması için bu genel müdürlüğün yetki ve sorumluluklarının artırılması gerektiğini vurguladı.
-"KAVRAMSAL ÇERÇEVE VE UYGULAMALAR ÖRTÜŞMEMEKTE"-
2007 yılından sonra gündeme getirilen yeni tabiat parkları anlayışının korumadan çok rekreasyonel kullanımını öne çıkaran bir anlayış olduğuna vurgu yapan Atmış şu ifadelere yer verdi:
"Oysa bir alanın kaynak değerleri belirleyici olmadan, sadece kullanıma yönelik bir işlev olan rekreasyonel olanaklar sağlama amacıyla korunan alan statüsüne kavuşturulması konuyla ilgili kavramsal çerçeve ve uygulamalarla örtüşmemektedir. Korunan alanların ilanında bu gibi alanların niteliklerini dikkate almadan yapılan yüzeysel değerlendirmelerden kaçınmak ve bilimsel kriterlere uygun hareket etmek gerekir. Bu kapsamda ülkemizde korunan alanların oluşturulmasında ve statülerin belirlenmesinde öncelikle geçerliliği tüm ilgi grupları tarafından kabul edilecek bilimsel kriterlerin oluşturulmasına gereksinim vardır. Koruma statüsüne alınan alanlarda koruma öncelikli olmalı, kullanma ikinci planda yer almalıdır. Koruma kullanma dengesi gerçek anlamıyla kurulmalıdır. Aksi halde ülkemizdeki korunan alanların yönetiminde evrensel değerlere ulaşmak güç olacaktır."