"Risk Yönetimi" Bütçeleri Artıyor

Son Güncelleme:

Deloitte tarafından dünya çapında gerçekleştirilen Global Risk Yönetimi Araştırması iş dünyasına yönelik önemli sonuçlar ortaya koyuyor.

Deloitte'un risk yönetimi araştırmasına göre; şirket üst yönetimine, şirket çapında kurulan sistemlere, risk ve teknolojiye verilen önem artıyor; operasyonel risk, üzerine eğilinmesi gereken bir alan olarak öne çıkıyor.


Deloitte tarafından dünya çapında gerçekleştirilen Global Risk Yönetimi Araştırması iş dünyasına yönelik önemli sonuçlar ortaya koyuyor.


Finansal kurumlar geçmiş yıllara göre artık risk yönetimine çok daha odaklanmış durumda. En önemlisi de bu alan için ayırdıkları bütçeyi artırıyor ve yönetim programlarını genişletiyor. Araştırmaya göre, finansal kurumların yaklaşık %65'i, 2010'da %55 civarında olan risk yönetimi ve uyumu bütçelerini artırıyor. Diğer taraftan araştırmaya katılan kurumların büyük çoğunluğu (%58), risk yönetimi bütçelerini önümüzdeki üç yıl içinde daha da arttırmayı planlıyor; katılımcıların %17'si ise yıllık %25 veya üzeri bir artış öngörüyor.


Araştırma ile ilgili değerlendirmede bulunan Deloitte Türkiye Kurumsal Risk Hizmetleri Lideri Cüneyt Kırlar, "Günümüzde ne büyüklükte olursa olsun tüm kurumlar risk yönetimi yaptıklarını elbette iddia ediyorlar. Peki, hepsi beklenen faydayı sağlıyor mu? Bu araştırma bize risk yönetiminin öneminin üst yönetim nezdinde her geçen gün arttığını göstermekle beraber, kurum stratejisini destekleyen ve kurum çapında entegre bir yaklaşımla risklerin yönetilmesini sağlayan ve kurum için katma değer yaratan risk yönetimi yaklaşımı konusunda halen pek çok firmanın kat etmesi gereken yol olduğunu gösteriyor" dedi.


Yönetim kurullarının gündeminde risk yönetimi var


Artan harcamaların yanı sıra risk yönetiminin de yönetim kurullarında en çok konuşulan konulardan biri haline geldiği belirtilen araştırma sonuçlarına göre, şirket yönetim kurullarının %94'ü risk yönetimi denetimine beş yıl öncesine göre çok daha fazla zaman ayırıyor. Hatta üst düzey risk yönetimi görevlilerinin %80'i doğrudan yönetim kuruluna veya CEO'ya rapor veriyor. Buna ek olarak, yönetim kurullarının ya da kurul düzeyindeki risk komitelerinin %98'i düzenli olarak risk yönetimi raporlarını inceliyor.


Operasyonel risk hâlâ bir sorun


Rapora göre, Basel II'nin en önemli unsurlarından biri olan operasyonel risk, kurumlar için önemli bir sorun olmayı sürdürüyor. Operasyonel riski ölçmenin imkânsızlığı ve birçok operasyonel sürecin karmaşıklığı bu durumun temel sebepleri. Kurumların yalnızca %45'i kendilerini bu alanda oldukça veya yeterince etkili olduğunu düşünüyor. Bu oran 2010'dakinden biraz daha düşük.


Araştırmada öne çıkan diğer önemli ayrıntılar ise şu şekilde:


Araştırmaya katılan her dört risk yöneticisinin üçü, şirketlerinin risk yönetim politikalarını yeterli buluyor. Bu oran, 2010'da %66'da kalıyordu.


Artan denetimin iş stratejileri üzerinde büyük etkisi oluyor. Şirketlerin %48'i ürün yelpazelerini ve/veya iş faaliyetlerini değiştirip yeni şartlara uydurmak durumunda kaldıklarını belirtiyor. 2010'da %24 olan bu oran, iki katına çıkmış durumda.


Kurum çapında şirket risk yönetimi programlarının (ERM) kullanımı artmaya devam ediyor. Bugün finansal kurumların %62'sinin bir ERM stratejisi bulunuyor. Bu oran 2010'da %52'ydi.


Riskin belirlenmesi ve kontrolü için kullanılan teknoloji de önemli bir yer tutuyor. Rapora göre, risk teknolojisinde önemli gelişmelere ihtiyaç duyuluyor. Kurumların %25'inden daha azı teknoloji sistemlerinin oldukça veya yeterince etkili olduğunu düşünürken, %40'ı ise risk verilerinin yönetilmesi konusundaki becerilerinden endişe duyuyor.

Kaynak: Bültenler