Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Hakman Aa Finans Masası'nda

Son Güncelleme:

Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Hakman: (2) "Enerji kaynakların ticaretinin yapıldığı bir merkez olmak istiyorsak, liberalleşme adımlarını hızlı bir şekilde doğalgaz tarafında da atmamız lazım" "Projelere finansman sağlamak adına enerji borsasının değeri önümüzdeki dönemde daha iyi anlaşılacak" "Kurun artması borçlarımızı artırıyor.

Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı ve Enerjisa Yönetim Kurulu Başkanı Selahattin Hakman, "Enerji kaynakların ticaretinin yapıldığı bir merkez olmak istiyorsak liberalleşme adımlarını hızlı bir şekilde doğalgaz tarafında da atmamız lazım" dedi.

Anadolu Ajansı (AA) Finans Masası'nda enerji sektörüne ilişkin gelişmeleri değerlendiren Selahattin Hakman, Enerjisa'nın halka arzının 2016 yılı olarak belirlenmesinde, geçen yıl Ayedaş ve Toroslar'ın özelleştirme ihalelerini kazanarak devralmalarının belirleyici olduğunu söyledi.

"Halka açılma öncesi, biz bu şirketleri de Başkent elektrikte yapmış olduğumuz gibi verimlilik açısından, ekonomik güçlülüğü açısından ve müşterilerine sunduğu hizmet kalitesi açısından hedeflediğimiz noktaya getirmek istiyoruz" diyen Hakman, dağıtım işinin de kendi portföyleri içinde çok önemli bir yerde bulunduğunu ve bu değişimi sağladıktan sonra halka açılmayı planladıklarının altını çizdi.

Hakman, dağıtım bölgelerinin tarife döneminin 2015 sonunda sona ereceğini ve 1 Ocak 2016 yılından itibaren yeni bir tarife döneminin başlayacağını kaydederek, "Potansiyel yatırımcımıza şöyle bir tarife bekliyoruz demek yerine yatırımcımıza bu tarife çıktı, bunun bizim şirketimiz üzerindeki etkileri bu şekilde demeyi tercih ediyoruz. 2016 yılını hedeflememiz bundan dolayı. Bunun yanı sıra üçüncü kriterimiz de piyasa şartları olacak. Piyasadaki uygun şartları gördüğümüz zaman halka arzını gerçekleştireceğiz" diye konuştu.

Yeni enerji teknolojileriyle, sadece Türkiye içerisinde değil, en azından bölgesel pazarda da rekabetçi olunabilmesi gerektiğine işaret eden Hakman, Türkiye pazarından başlayarak, rekabetçi bir pazarda, en azından kendi bölgesinde rekabetçi olabilmenin gerekliliğine dikkati çekti.

Hakman, yenilenebilir enerji üretim teknolojilerinde, gerek enerjinin doğru yönetimindeki bilgi teknolojileri gelişmeleri, gerekse de enerji verimliliğinin artmasına yönelik teknolojilerin Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Dünyada binlerce firmanın yaptığı eski teknolojilerle rekabetçi olmanız ve rekabetçi olacak hacmi sağlamanız çok zor. Fakat bunlar yeni gelişen teknolojiler ve Türkiye için burada önemli fırsatlar var. Kamunun desteği, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu'nun (TÜBİTAK) çalışmaları ve üniversitelerin ve özel sektörün devreye girmesi gerçekten Türkiye'de geleceğe yönelik yeni bir sektörün yeni bir sanayi segmentinin gelişmesini sağlayabilir."

Doğalgaz alanında rekabetçi bir yapıyla, maliyetlerin doğru yansıtıldığı bir piyasa oluşturmanın gerekliliğine işaret eden Hakman, yanlış yansıtılan maliyetlerin verimsiz tüketime neden olduğunu vurguladı.

"Türkiye, arz güvenliğinde fizibilite ve yatırım açısından en ekonomik çözüm"

Türkiye'nin arz güvenliği konusunda rakiplerine göre avantajlı ve dezavantajlı yönlerini değerlendiren Hakman, Türkiye'nin birincil enerji kaynaklarının ülkenin kendi ihtiyacı için yeterli olmadığını söyledi.

Hakman, Türkiye'nin kendi kaynaklarını kullanmak adına yapılacak daha bir sürü işinin olduğuna dikkati çekerek, "Yerli linyitlerimizi daha büyük oranda kullanmak, yenilenebilir enerjiyi geliştirmek... Fakat biz bunları ne kadar geliştirirsek geliştirelim kapasitelere baktığımızda ve Türkiye'nin enerji talebinin nasıl arttığını biliyoruz" dedi.

Türkiye'nin hiçbir zaman enerji açısından kendine yeterli bir ülke olamayacağını değerlendiren Hakman, Türkiye'nin coğrafi olarak şanslı bir konumu olduğunu, dünyanın petrol ve doğalgazın 3'te 2'sinin Türkiye'nin komşularında bulunduğunu vurguladı.

Hakman, şunları kaydetti:

"Arz güvenliğini sağlayabilmesi için bunları ülkeye getirebilmesi, gerek maliyet olarak gerekse politik olarak kolay. Bu ülkeler Türkiye'nin iyi ilişkilerde olduğu ve iyi ilişkileri geliştirilebileceği ülkeler. Ama bu kaynakların Türkiye'ye gelmesi sadece arz yeterliliği için gerekli değil, bu üretici ülkelerin de pazar sıkıntısı var.  Avrupa ülkeleri kendi kaynaklarını çeşitlendirmek istiyor. İki taraftan da baktığınızda da Türkiye fizibilite ve yatırım olarak en ekonomik çözüm. Türkiye iki şey sağlıyor. Birincisi, kendisinin büyük bir pazarı var. Avrupa'ya transit olarak gidişe baktığımızda da onlar için olanaksız çözümler Türkiye üzerinden geçiyor. Ben eninde sonunda ekonomik olanın kazanacağına inanıyorum.

Bizim yalnızca bunun fiziksel alt yapısını hazırlamamız lazım. Buraya yatırımlar yapılması gerekiyor. Altyapı kaynaklı bir takım sıkıntılardan dolayı doğalgaz kesintileri yaşadık. Türkiye doğalgaz ve elektrik sektöründe yaşadığı sıkıntıların olmaması için ve bütün bu civardaki yapıların gelebilmesi için altyapı çok önemli. Türkiye bunu şimdiye kadar önemli projelerle sağladı. Bunun devam ediyor olması lazım. Türkiye kendi içerisindeki dağıtım altyapısını güçlendirmek zorunda. Biz enerji kaynakların ticaretinin yapıldığı bir merkez olmak istiyorsak, liberalleşme adımlarını hızlı bir şekilde doğalgaz tarafında da atmamız lazım."

"Enerji borsası, şeffaf ve yatırımcıya geleceğe yönelik güven verecek bir yapı olacak"

Selahattin Hakman, kurdaki artıştan dolayı elektrik fiyatlarına zam olup olmayacağı konusunda henüz bir tahmininin olmadığını belirterek, "Önemli olan maliyetlerin doğru yansıtılabiliyor olmasıdır. Maliyetlerin aşırı yansıtılmamasını sağlayacak olan da rekabetçi piyasadır" dedi.

Yapılan düzenlemelerle 2015 sonunda tüm tüketicilerin kendi tedarikçilerini serbestçe seçebilecekleri bir ortamın oluşmasının hedeflendiğine işaret eden Hakman, bunun da rekabetçi piyasanın gelişmesini sağlayacak en önemli unsurlardan bir tanesi olduğunu ifade etti.

Yağışların mevsim normallerinin altında olmasının hidroelektrik üretimine yansımasını değerlendiren Hakman, yağışların az  olmasının hidroelektrik üretimine olan etkisinin şu anda fazla olmadığını, ancak yağış azlığının devam etmesi durumunda üretimde olumsuz bir etkinin görülebileceğini öngördü.

Türkiye'nin son senelerde elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 25'inin hidroelektrik kaynaklarından sağlandığını dile getiren Hakman, Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak kurulu kapasitenin etkilenmeyeceğini ancak önemli yağış olmaması durumunda bu kurulu kapasitedeki üretimin düşebileceğini ve doğalgaz santrallerinde daha fazla üretimin gerekebileceğini vurguladı.

Hakman, Türkiye'deki elektrik üretiminin yüzde 25'inin hidroelektrik kaynaklı olduğunu yineleyerek, bu tüketimin yüzde 3'ünü rüzgar, yüzde 1'ini biokütle ve jeotermal enerjiden, yüzde 12-13'ünün de yerli kömürün oluşturduğunu yani 2013 yılında  elektrik üretiminin yüzde 42'sinin yerli kaynaklardan yüzde 58'inin de doğalgaz gibi ithal kaynaklardan üretildiğini kaydetti.

Enerji  borsasının son elektrik borsası kanunun bir hükmü olarak kurulacağının kesinleştiğini dile getiren Hakman, bu borsanın tüzük ve yapı çalışmaları konusunda yoğun bir görüş alışverişi olduğunu ve enerji borsasını bir anonim şirket tarafından işletileceğini ifade etti.

Bu anonim şirketin yüzde 60'ının kamu ve yüzde 40'ının özel sektörün ortaklığı şeklinde olacağını belirten Hakman, "Bu borsa şeffaf ve yatırımcıya geleceğe yönelik güven verecek bir yapı olacak. Kanun bunun için 6 aylık bir süre vermişti. Bu süreyi biraz aştık. Beklentimiz bunun biran önce hayata geçirilmesi. Döviz kurlarının artışı, dünyada gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere bir miktar sermaye akışının hızlanması yeni yatırımlar için finansman kaynağı bulmasını bir miktar zorlayacak. Projelere finansman sağlamak adına enerji borsasının değeri önümüzdeki dönemde daha iyi anlaşılacak" dedi.

"Elektrik dağıtım sektöründe zorlukla karşılaşan, sıkıntı yaşayan bir şirket yok"

Son dönemdeki kur artışlarının şirket bilançosuna etkisini değerlendiren Hakman, "Üretim projelerimizi gerçekleştirirken, döviz cinsinden uzun vadeli finansman kullanıyoruz. Bunlar borç olarak bilançomuzda duruyor. Kurun artması borçlarımızı artırıyor. Sonuç olarak önemli zararlar yazıyoruz. Bu zararlar kağıt üzerinde zararlar ama kredilerin geri ödemesi geldikçe kağıt üzerindeki zararlar gerçek paraya dönüşmeye başlıyor. Şu an için bu önemli bir sıkıntı. Beklentimiz, piyasanın bu maliyeti dikkate alacak şekilde oluşması, şirketimiz ve sektördeki diğer şirketler tarafından sıkıntı yaşanmamız" diye konuştu.

Ertelenen enerji santral ihalelerine şirketlerinin bakışını açıklayan Hakman, ortakları ile geliştirdikleri orta vadeli bir bakışları olduğunu ve 5 bin megavatın üzerinde büyüme hedeflerinin olduğunu ifade etti.

Kendilerinin dengeli bir portföy dağılımına önem verdiklerini anlatan Hakman, şunları kaydetti:

"Burada bizim için önemli olan hangi teknoloji, hangi yakıt, ne kadar kömür, ne kadar hidrolik,  ne kadar rüzgar? Bu portföyün hem dengeli hem de rekabetçi olması gerekiyor. Yeni yatırımlara bakarken temel kriterimiz bu. Son ertelenen özelleştirme ihalelerinde dosya almıştık. Girip girmeme konusunda karar vermemiştik. Tesislerin durumu, bizim portföyümüzle olan uyumu ya da uyumsuzluğu gibi konulara bakıyoruz. Özelleştirme bizim büyüme kaynaklarımızdan bir tanesidir, sadece özelleştirmelerle büyüme gibi bir hedefimiz yok. Özelleştirmeleri dışlama gibi bir hedefimiz yok. Özelleştirmeler de olabilir başka satın almalar da olabilir. Kendi lisanslarımızla kurduğumuz projeler de olabilir."

"Son dönemde döviz kurlarındaki artış nedeniyle elektrik dağıtım ihalelerinde ödeme konusunda şirketler sıkıntı yaşıyor mu?" şeklinde soru üzerine Hakman, "Benim bildiğim elektrik dağıtım sektöründe zorlukla karşılaşan, sıkıntı yaşayan bir şirket yok. Tabii herkesin kendi finansmanını hangi koşullar altında nasıl sağladığını bilmiyorum. Gördüğüm kadarıyla sıkıntıda olan yok" diye cevap verdi.

Yabancı ortaklarının da Türkiye'deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Hakman, enerji sektörünün uzun vadeli bir sektör olduğunu, Türkiye'ye bakıldığında yüzde 6'lık büyümenin, her yıl 8-10 milyar dolarlık yatırım ihtiyacının, büyüyen bir pazarın ve yatırım yapmak için temel dinamiklerin olduğu bir ülkeden bahsedildiğini söyledi.

Hakman, Türkiye'nin son 10 yılda rekabetçi bir piyasa oluşturmak adına geçmişinin çok parlak olduğuna dikkati çekerek, "Dolayısıyla enerji sektörüne bakacak birinin bu potansiyeli görmesi gerekir. Avrupa'daki şirketlerin kendi problemleri bu ara çok. Buna rağmen ortağımız Türkiye'nin potansiyelini anladı ve geldi. Bugün de yatırımlarımıza birlikte devam ediyoruz" dedi.

Anadolu Ajansı'nın enerji konusundaki yeni projelerinin heyecan verici olduğunu ifade eden Hakman, Anadolu Ajansı'nı yaptığı çalışmalardan dolayı tebrik ettiğini sözlerine ekledi.

- İstanbul

Kaynak: AA