Sanayi Bakanı Ergün: Çok Köklü Bir Değişiklik, Çok Köklü Bir Tadilat Yapılmaktadır
"sivil Toplum Örgütleri İster Tüsiad Olsun, İster Müsiad Olsun, İster TOBB Olsun, Başka Sivil Toplum Örgütleri Olsun Anayasa Değişikliğinin İçeriği Konusunda Tartışmalara Katılmalılar"
"Sivil toplum örgütleri ister TÜSİAD olsun, ister MÜSİAD olsun, ister TOBB olsun, başka sivil toplum örgütleri olsun anayasa değişikliğinin içeriği konusunda tartışmalara katılmalılar"
"Kimse oyunun rengini açıklamak gibi bir durumla karşı karşıya kalmayabilir. Bazıları açıklar, bazıları açıklamaz. Ama tartışmaya katılmak, demokratik zeminin güçlenmesi açısından doğrudur"
"Hal Yasası 2011 Mart'ında yürürlüğe girecek. yürürlüğe girecek olan bir yasanın sebze ve meyve fiyatları üzerinde nasıl bir etki meydana getirebileceğini şahsen bilmiyorum"
?
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Hindistan-Türkiye-Bağımsız Devletler Topluluğu İş Forumu'nun ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
"TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI'NDA ÇOK KÖKLÜ BİR DEĞİŞİKLİK, ÇOK KÖKLÜ BİR TADİLAT YAPILMAKTADIR"
Bir basın mensubunun referandum sürecine ilişkin sivil toplum örgütlerinin sessiz kaldığı yönündeki eleştiriler hatırlatılınca Bakan Ergün, "Türkiye Anayasa değişikliği gibi çok önemli bir konuyu halk oylamasına sunmuş bulunuyor. Halk oylamaları siyasi parti oylamaları değildir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda çok köklü bir değişiklik, çok köklü bir tadilat yapılmaktadır. Bu değişlikler bazen parlamentoda bazen halk oylamasında yapılır. Parlamento üzerinde bir mütebakata partiler arasında varılamadığı için halk oylamasına sunulmuştur. Halkın Anayasa değişliği konusundaki fikirlerinin olgunlaşması için tartışılmasına ihtiyaç vardır. Eğer sivil toplum örgütleri bu tartışmaya katılırlarsa Anayasa değişikliğinin Türkiye'ye ne getirdiğine dair, ne götürdüğüne dair olumlu olumsuz her açıdan tartışmalarında fayda vardır. Bu tartışmalara sivil toplum örgütlerinin katılma isteğinde bulunmaması demokratik zeminin güçlenmesi açısında büyük bir eksiklik olur. Sivil toplum örgütleri ister, TÜSİAD, ister MÜSİAD olsun ister başka sivil toplum örgütleri olsun Anayasa değişikliğinin içeriği konusunda tartışmalara katılmalılar ve tartışmalardan doğacak olan netice halkın Anayasa değişkliği konusundaki fikrinin olgunlaşmasını sağlayacaktır" diye konuştu.
"HERKES, KENARDA DURMANIN DOĞRU OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYOR"
Bakan Ergün, "Sürece TÜSİAD, TOBB, İSO, ASO gibi sivil toplum örgütleri çok mu duyarsız kaldılar?" sorusuna, "Daha önce başka konularda gösterilen duyarlılığın, Anayasa değişikliği gibi çok köklü bir konuda daha fazla gösterilmesi gerekirdi. Zaman zaman çok küçük konularda bile çok önemli açıklamalar, tartışmalar içine girildiğini gördüğü zaman insanlar, herkes bu gibi önemli bir konuda kenarda durmanın doğru olmadığını düşünüyor. Ben de şahsen doğru olmadığını düşünüyorum. Önemli bir konu...
Türkiye'nin Anayasa Mahkemesi yapısında, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu yapısında, askerlerin yargılanmasıyla ilgili konuda, darbe yapanların yargılanamazlığı gibi bir hükmün Anayasa'dan çıkarılması gibi önemli konuda, iş dünyasını ilgilendiren çok önemli konularda, mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacağına dair hükümlerin getirilmesi, seyahat hürriyetinin kısıtlanmasının
ortadan kaldırılması gibi konularda iş dünyasının fikir beyan etmiyor olması çok kabul edilebilir birşey değil. Daha aktif olabilirler, vakit de var." dedi.
BAKAN ERGÜN TÜPRAŞ'IN TÜRKİYE'DEN İRAN'A BENZİN SATIŞI GERÇEKLEŞTİRDİĞİNİ SÖYLEDİ
TÜPRAŞ'tan İran'a benzin satışı olup olmadığı sorusu üzerine Bakan Ergün, satış olduğunu ancak, şu anda hangi noktada olduğunu
bilmediğini, İran'da rafinerilerin kalitesiyle ilgili sorun olduğu için TÜPRAŞ'ın Türkiye'den İran'a benzin satışı gerçekleştirdiğini söyledi.
Ergün sözlerine şöyle devam etti: "Şu anda ne kadar gerçekleştiriyor, bunu bilemiyorum. Ama ABD ile Türkiye'nin İran'a bakışları arasında zaman zaman tam bir paralellik olmadığını da biliyoruz. Biz farklı yöntemlerle sorunların çözülmesini düşünüyoruz. ABD daha farklı yöntemler üzerinde çalışıyor" şeklinde konuştu. Sorunun, Türkiye'nin komşularından, ABD'den ya da başka ülkelerden kaynaklanıyor olmasının önemli olmadığını, Türkiye'nin bu coğrafyada problem çıkmasını istemediğini vurgulayan Ergün, "Biz problemlerin en makul yollarla çözümünden yanayız. İş adamlarımız da İran'la ticari ilişkilerini devam ettirmektedirler. Ama uluslararası anlaşmalar, kararlar elbette önemli. Önemli olan uluslararası kararların da bölgede problemleri çözer nitelikte olmasıdır. Bunun dışında bölgede yeni problemler çıkartacak kararların da uygulamada sorunlar çıkartacağını düşünüyoruz" dedi.
"SEBZE MEYVE FİYATLARI"
Bir gazetecinin sebze meyve fiyatlarındaki artışın hal yasasından kaynaklandığı iddialarını hatırlatması üzerine Ergün, "Sözü edilen artışın konjonktürel artış , ramazan ayındaki tüketimin artması ve aşırı sıcakların üretimi meyveleri ve sebzeleri olumsuz etkilemesi nedeniyle olabilir. Çünkü Meyve ve sebze piyasasının dalgalanmalara ve mevsimsel etkilere çok açık bir piyasadır." dedi.
"Hal yasası 2011 yılının mart ayında yürürlüğe girecektir" diyen Bakan Ergün, sözlerine şöyle devam etti: "Yürürlüğe girecek olan bir yasanın sebze ve meyve fiyatları üzerinde nasıl bir etki meydana getirebileceğini şahsen bilmiyorum. Mevsimsel etkiler olabilir, aşırı sıcaklar meyve sebze üretimini çok etkilemiş olabilir. Her halde aşırı sıcaklar Ziraatçiler Derneği'ndeki arkadaşları da biraz fazlaca etkilemiş olmalı ki henüz yürürlüğe girmemiş olan bir dahaki sene yürürlüğe girecek olan yasanın fiyatları etkilediğini düşündüler diye tahmin ediyorum. Yoksa onun olumlu etkileri olacak yürürlüğe girdiğinde... Çünkü sebze ve meyve ticaretindeki yüzde 20'lik ilave vergi yükleri ortadan kalkmış olacak. Sadece bu vergi yüklerini düşünseniz, sebze ve meyve fiyatlarında yasa yürürlüğe girdiğinde yüzde 20-25'lik bir düşme gerçekleşmiş olacak teknik olarak. Yoksa fiyatları artıran bir etki olmaz."
"KÖTÜMSER OLMAYI GEREKTİRECEK BİRŞEY YOK"
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün, bir gazetecinin Başbakan Erdoğan'ın İstanbul Sanayi Odasına (İSO) yönelik eleştirilerini hatırlatması üzerine de İSO'nun kendi ilk 500 raporunda üretim, ihracat ve karlılıkla ilgili tabloların ortada olduğunu söyledi.
Türkiye ekonomisinin krizden hızlı bir şekilde çıkan ekonomi olduğunu üretim, istihdam ve ihracat rakamlarının gösterdiğini belirten Ergün, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Dolayısıyla iş dünyasının karamsarlık yerine, ihtiyatlı iyimserlik içinde olması gerekmektedir. İhtiyatlılığın nedeni de zaman zaman küresel dalgalanmaların ülke ekonomilerini de etkileyebilecek olmasıdır. Ama bugün Türkiye ekonomisinde kötümser olmayı gerektirecek herhangi bir şey yoktur. Dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek, dünyadaki gelişmelerin ülkemize olumlu ya da olumsuz etkilerini iyi hesap etmek, yatırımlarımızı, üretimimizi ona göre planlamak gerekir. İSO'ya da bütün iş dünyasına da aynı daveti yapıyoruz; kötümserliğin, karamsarlığın iş dünyasına kazandıracağı bir şey yoktur."
Nihat Ergün, mali kuralla ilgili S&P'den gelen değerlendirmeye ilişkin bir soru üzerine de Türkiye'nin, 2002 yılından bu yana ciddi bir mali disiplin uyguladığını, mali disiplin içinde kendi iktidarları döneminde 2 genel, 2 yerel seçim olmak üzere 4 seçimin yaşandığını hatırlattı.
"KİMSENİN MANİPULE ETMEYE ÇALIŞMAYA HAKKI YOK"
Bu seçimlerin hiçbir zaman hükümeti popülizme sevk etmediğini, mali disiplini elden bırakmaya neden olmadığını ifade eden Ergün,
"Bundan sonra da olmayacaktır. Mali kural, bizim yapacağımız çalışmalarda çifte güvence sistemi getirecek olan bir uygulamadır. Bunun ertelenmiş olması, hükümetin mali disiplinden vazgeçmesi şeklinde asla yorumlanamaz. Bu yorumu yapanlar, hükümetimizin 8 yıllık geçmişine, iradesine haksızlık yapmaktadırlar. Dolayısıyla Türkiye ekonomisini bu ertelemeyle manipule etmeye çalışmaya, Türkiye'de hükümetin 8 yıllık performansına haksızlık etmeye ve hükümet üyeleri arasında bir anlaşmazlık ortamı doğurmaya kimsenin hakkı yoktur. Bu tartışmalar, herkesin sözünü söylemiş olduğu tartışmalardır. Türkiye ekonomisi, mali disiplin içinde herhangi bir popülizme kaymadan yoluna devam edecektir. Türkiye'nin orta vadeli hedefler ve politikalardan asla sapmayacak. Bu konuda herkesin güvence içinde olması lazım. Bugüne kadar hükümet taahhütlerinden sapmadı, bundan sonra da sapmayacaktır. Referandumun sonucu da bunu etkilemez" dedi.